Hukuk Bölümü Hüküm Uyuşmazlığı Olmadığına Dair
2011/69 E. , 2012/34 K.2247 sayılı Yasa?nın 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, REDDİ gerektiği hk.DEVLET İHALE KANUNU (2886) Madde 77DERNEK VE VAKIFLARIN KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLERİNE DAİR KANUN (5072)AMAÇ VE KAPSAMUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 24İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (İYUK) (2577) Madde 15DEVLET İHALE KANUNU (2886) Madde 71UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 16DERNEK VE VAKIFLARIN KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLERİNE DAİR KANUN (5072)Madde 2"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
: Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü
Vekili
: Av. G.R.Ş.
Karşı Taraf
: Enerji ve Maden Arama Çalışanları Biriktirme ve Dayanışma Derneği
Vekili
: Av. A.A.A.
O L A Y
: 1973 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Mensupları Biriktirme veYardımlaşma Derneği ismi ile kurulan Derneğe, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 71. maddesi hükümleri uyarınca MTA GenelMüdürlüğüne arsa tahsis edilmiştir.
13.6.2001 tarihinde MTA Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol ile Dernek tarafından bu arsa üzerinde kafeteryakurulmasına ve işletilmesine karar verilmiştir.
29.1.2004 gün ve 25361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların KamuKurumu ve Kuruluşları İle İlişkilerine Dair Kanunun 2.maddesinin a bendi “Dernek ile Vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının isminialamaz, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez ve bu kuruluşlara ait araç ve gerecikullanamaz” hükmü gereği 25.6.2004 tarihinde Dernek ismini Enerji ve Maden Arama Çalışanları Derneği olarak değiştirmiş ve aynıKanun hükmü gereği 2.4.2004 tarihinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü binası/ tesisleri içerisinde bulunan derneği 100.Yıl İşçi Blokları 435 sk. N:8/17 Balgat adresine, sonrasında da Kızılay’a taşımıştır.
Ancak Derneğin ticari işletmesi olan MTA Genel Müdürlüğü kampüsünde bulunan Dersan Kafeteryanın da aynı Kanunhükmü ve İçişleri Bakanlığınca yayımlanan Genelgeler ile, Kamu Kurumu ve Kuruluşlarının hizmet binası ve müştemilatı içinde buKanun kapsamındaki derneklere yönetim yeri, müessese ve tesis, lokal, oda, banko veya herhangi bir yer tahsis edilmeyeceği vederneklerin belirtilen yerlerde herhangi bir faaliyette bulunamayacağının belirtilmiş olması karşısında, davacı derneğinkafeteryasının Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteremeyeceği değerlendirme altına alınmıştır.Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 12.7.2006 gün ve 7640 sayılı işlemi ile Derneğebağlı olarak faaliyet gösteren Dersan Kafeterya yerinin, 11.8.2006 tarihi mesai bitimine kadar tahliye edilmesi istenmiş, sözkonusu yeri belirtilen tarihinden sonra tahliye etmemesi durumunda, hiçbir şekilde faaliyetine müsaade edilmemesi ve gerekliönlemlerin alınması gerektiği belirtilmiştir.Derneğin süresi içerisinde taşınmazı tahliye etmemesi üzerine Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından, taşınmazaDerneğin ticari işletmesinin açtırılmamasına ilişkin olarak özel güvenlik görevlileriyle müdahale edilmiştir.Enerji ve Maden Arama Çalışanları Biriktirme ve Dayanışma Derneği vekili Müdahalenin Men’i istemiyle Maden Tetkik ve AramaGenel Müdürlüğüne karşı 14.8.2006 tarihinde adli yargı yerinde dava açmış, dava dilekçesinde özetle, MTA Genel Müdürlüğükampüsünde davalı kurumun çalışanları olan dernek üyesi işçiler ile MTA çalışanlarına hizmet maksadıyla faaliyet gösterendavacının Dersan Kafeterya adlı ticari işletmesi bulunduğunu, davalı idarenin 5072 sayılı Kanunu yanlış yorumlayarak davacıya aitişletmenin faaliyetlerini kendi güvenliğini koruyan özel güvenlik şirketi elemanları ile kafeterya girişini tutarak engelleyip işletmeyiaçtırmamak suretiyle müdahalede bulunduğunu, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğunu, kira bedellerinin süresinde yatırılıpdavalı tarafından itirazsız tahsil edildiğini, sözleşmenin devam ettiğini, davalı kurumun ticari işletmeye engel olamayacağını,kafeterya için 100.00,00-TL'Iik yatırım yapıldığını, 5072 sayılı Kanun gereğince işletmenin isim ve adres bilgilerinin değiştirildiğinibelirterek davalının müdahalesinin menine ve davalı kurumun özel güvenlik elemanlarıyla işletmeye yaptığı müdahalenin davasonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle, Dersan Kafeterya'nın, davalı kurum çalışanlarınınkurduğu derneğin işletmekte olduğu ticari işletme sıfatına haiz bulunduğunu, kafeteryanın durumu hakkında sorulan görüşlerekarşılık tahliyesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, ancak İçişleri Bakanlığı'nın yazısı gereğince tahliye işlemlerinebaşlanıldığını, davacı dernek ile her yıl yenilenen kira sözleşmelerinin sonuncusunun 21.3.2006 tarihinde sona erdiğini, hazırlananyeni sözleşmenin kira artış oranının yayınlanmaması nedeniyle yürürlüğe konulamadığını, böylece 2005 tarihli sözleşmenin bir yıldaha yasal olarak yürürlükte kalmaya devam ettiğini, tedbir kararı gereğince tahliye işlemlerinin durdurulduğunu, 100.000,00-TLyatırım harcandığı belirtilmekte ise de bu miktarın abartılı olduğunu, kafeteryanın yazılı ve sözlü uyarılara rağmen nişan düğün vs.sebeplerle amacı dışında kullanıldığını ve tekerrür halinde tek taraflı fesih hakkı kullanılacağının bildirildiğini belirterek davanınreddine karar verilmesini talep etmiştir.1- ANKARA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 12.10.2006 gün ve E:2006/342, K:2006/332 sayı ile, “…dava, davacı derneğin davalıgenel müdürlük binası içerisinde 5072 sayılı kanun çıkmazdan önce 13.06.2001 tarihinde 15 yıllık bir süre ile yaptığı sözleşmegereğince çalıştırdığı Dersan Kafeterya adlı işletmesinin 5072 sayılı Kanun gereğince idarenin binasından çıkarılıpçıkarılmayacağına dair olup, davalının 5072 sayılı Kanun gereğince davacının işletmesini davalının binasından çıkartmakistemesinden doğan muarazanın halli ve müdahalenin men'ine ilişkindir.
5072 sayılı Kanun gereğince vakıfların ve derneklerin idare içerisinde bulunan işletme ve merkezlerinin idare binasının dışınaçıkarılması amaçlanmış olup bilahare içişleri Bakanlığı Dernek Masası'nın yazılan ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tamimlerindenKanunun çıkış tarihinden önce yapılmış bulunan 13.6.2001 tarihli sözleşme ile davacının işletmesinin davalı işyerinde faaliyetgöstermesinin kira akdine bağlandığında 5072 sayılı Kanun gereğince davacının genel merkezinin idare dışına çıkarıldığıanlaşıldığından 5072 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki kira akitlerini ortadan kaldırmadığından, davanın kabulüne, taraflararasındaki muarazanın da davalının müdahalesinin men'ine şeklinde halline karar vermenin doğru olacağı sonuç ve kanısınavarılmış bulunulmakla, gerekçede açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin açtığı davanın kabulü ile davacının Dersan Kafeterya isimliişletmesine davalının vaki müdahalesinin men'ine, taraflar arasında çıkan muarazanın bu şekilde halline,…” karar vermiştir.Bu karar MTA Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2.5.2007 gün ve E:2007/1526,K:2007/6041 sayılı kararı ile onararak kesinleşmiştir.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 12.7.2006 gün ve 1409 sayılı işlemi ile“Derneğinize bağlı olarak faaliyet gösteren Dersan Kafeterya yerinin, İçişleri Bakanlığının 3.5.2006 gün ve 1675 sayılı yazılarıgereği, 11.8.2006 tarihi mesai bitimine kadar tahliye edilmesi gerekli olup bilgi ve gereğini rica ederiz” denilmiş, bu işleminin iptaliistemiyle Enerji ve Maden Arama Çalışanları Biriktirme ve Dayanışma Derneği vekili tarafından Maden Tetkik ve Arama GenelMüdürlüğü ve İçişleri Bakanlığına karşı 18.8.2006 gününde idari yargı yerinde dava açılmıştır.2- ANKARA 8. İDARE MAHKEMESİ: 5.7.2007 gün ve E:2006/1943, K:2007/1801 sayı ile, “…dava, MTA Genel MüdürlüğüKampüsü'nde bulunan ve davacı Dernekçe işletilen Dersan Kafeterya adlı isletmenin 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurumve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun gereğince tahliye edilmesine ilişkin 12.7.2006 gün ve 7649 sayılı işlemin iptaline kararverilmesi istemiyle açılmıştır.29.1.2004 tarih ve 25361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Dernek Ve Vakıfların Kamu Kurum Ve Kuruluşları ileİlişkilerine Dair Kanun'un 1. maddesinde Yasa'nın amaç ve kapsamı; ‘kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veyapersonelini desteklemek üzere kurulan dernekler ve Türk Medeni Kanununa göre kurulan vakıflar ile bunların kamu kurum vekuruluşları ile ilişkilerini düzenler ve kapsar’ şeklinde ifade edilmiş, aynı Kanunun 2. maddesinin (a) bendinde. ‘Dernek ve vakıflar,kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez vebu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanamaz.’ hükmüne yer verilmiştir.Öte yandan, anılan Yasa'nın uygulanmasını göstermek amacıyla İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı tarafından yürürlüğekonulan 19.2.2004 gün ve 2004/2 sayılı Genelgenin 3. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binaları ve müştemilatıiçinde 5072 sayılı Yasa kapsamındaki derneklere yönetim yeri, müessese ve tesis, lokal, oda, banko veya herhangi bir yer tahsisedilmeyeceği ve bu derneklerin belirtilen yerlerde herhangi bir faaliyette bulunamayacakları ifade edilmiş, 11. maddesinde ise,5072 sayılı Kanun kapsamındaki dernekler ile sermayesinin yarısından fazlasına bu derneklerin sahip olduğu şirketlerin bu kurumve kuruluşların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre yapacakları ihalelere katılamayacakları belirtilmiş, sondan bir öncekiparagrafında da, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binaları ve müştemilatı içinde yönetim yeri veya çeşitli eklentileri (iktisadiişletme, lokal vb.) bulunan derneklerin hizmetlerine son vererek ayrılmak zorunda oldukları ifade edilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, 1973 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Mensupları Birimi Mensupları Biriktirmeve Yardımlaşma ismi ile kurulan ve 5072 sayılı Yasa'nın 2 (a) maddesi hükümleri gereğince Enerji ve Maden Arama ÇalışanlarıBiriktirme ve Dayanışma Derneği ismini alan davacı Derneğin, 13.6.2001 tarihinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ileyapmış olduğu protokol uyarınca; ‘MTA Genel Müdürlüğü'ne ait arsanın 2886 sayılı Kanunu'nun 71. maddesi hükümleri uyarıncaDerneğe tahsisi ile Dernekçe bu arsa üzerinde kafeterya kurulması ve işletilmesi Dernek tarafından iş bu kafeteryanınişletilmesine’ karar verildiği, tahsis edilecek taşınmazda faaliyet gösterecek kafeteryanın 15 yıl süreyle bu taşınmazı kullanması,karşılığında ise dernek tarafından inşa edilecek kapalı kafeterya alanı, taş fırın ve oturma gruplarının bila bedel teslim edilmesininöngörüldüğü ve 5072 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi üzerine davacı derneğe ait kafeteryanın tahliye edilmesi yolundaki davakonusu işlemin tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 5072 sayılı Yasa'nın amacının ortaya konulması gerekmektedir. 5072 sayılı Yasa ile kamukurum ve kuruluşları ile bunların üyeleri tarafından kurulan dernek ve vakıfların ilişkilerinin herhangi bir demek veya vakıfla kamukurum ve kuruluşların ilişkisine dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Yasa'nın bu amacının gerçekleştirilebilmesi için anılan derneklerekamu kurum ve kuruluşları tarafından sağlanan imkanların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Aksi şekilde hareket edilerek bukonuda istisnaların getirilmeye başlanması halinde Yasa'nın amacının gerçekleştirilmesine imkan kalmayacaktır.Bakılan davada MTA Genel Müdürlüğü tarafından MTA Genel Müdürlüğü Kampüsü'nde bulunan taşınmaz 2886 sayılı Yasa'nın 71.maddesi uyarınca davacı Derneğe tahsis edilmiş bulunmaktadır. Anılan Yasa maddesi incelendiğinde, idarelere ait taşınmazlarınMaliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak bu Kanun kapsamına giren idarelerin her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için Yasamaddesinde sayılan; bu idarelere bağlı sabit veya döner sermayeli müesseseler ve özel bütçeli idarelerin kurdukları birliklere,Kamu iktisadi teşebbüsleri ile sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte Devlete, kamu iktisadi teşebbüslerine veyamahalli idarelere ait kuruluşlara, Türk Silahlı Kuvvetlerini güçlendirmek amacıyla kurulmuş olan vakıflar ile sermayesinin yarısındanfazlası bu vakıflara ait olan kuruluş, şirket ve müesseselere, özel kanun ile kurulan tüzelkişiliğe sahip ve ortaklarının veyakanunların öngördüğü durumlarda ortak olmayanların ürünlerini alan, işleyen, değerlendiren iyileştiren, satan, üretim ihtiyaçlarınayarayan araç ve gereçleri sağlayan ortaklıklar ve bunlara ait birliklere, özel kanunlarla kurulmuş ve kendilerine kamu göreviverilmiş tüzelkişiliğe sahip kuruluşlara kıymet takdiri suretiyle ihale edilmesini düzenlediği görülmektedir. Yani bu madde uyarıncayapılacak olan ihaleler kıymet takdiri suretiyle sadece maddede sayılan kişiler için yapılabilmekte ve 3. kişilerin bu ihalelerekatılması mümkün olmamakta, dolayısıyla sayılan bu kişiler lehine avantaj sağlanmaktadır. Esasen davacı Derneğin maddedesayılan kişilerden olmamasına rağmen lehine bu tahsisin yapıldığı sonucuna varılmıştır.5072 sayılı Yasa, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile bunların üyeleri tarafından kurulan dernek ve vakıflar arasındaki bu tür ilişkilereson verilmesi ve bu dernek ve vakıflar için Kamu Kurum Kuruluşları tarafından sağlanan avantajların ortadan kaldırılması içinyürürlüğe konulmuş bulunmaktadır. Yasa'nın uygulamasını göstermek amacıyla çıkarılan Genelge hükümlerinde de bu husus açıkbir biçimde ifade edilmiştir.Bu durumda, MTA Genel Müdürlüğü çalışanları tarafından kurulan davacı derneğe ait kafeteryanın tahliye edilmesi hakkındakiişlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Davacı Dernek tarafından anılan yerde yürütülen faaliyetin davalı MTA Genel Müdürlüğü ile yapılan kira sözleşmesine dayandığıileri sürülmekte ise de; dava konusu taşınmazın kullanımı MTA Genel Müdürlüğü ile davacı dernek arasında yapılmış bir kirasözleşmesine dayanmamaktadır. Burada yapılan, yukarıda belirtildiği üzere taşınmazın 2886 sayılı Yasa'nın 71. maddesi uyarıncakıymet takdiri suretiyle davacı derneğe tahsis edilmesidir. 2886 sayılı Yasa uyarınca yapılan kira sözleşmeleri anılan Yasa'nın 64.maddesi uyarınca en fazla 10 yıl süreli olabilmekte iken dava konusu olayda, söz konusu taşınmaz, yapılan protokol uyarınca 15yıl süreliğine davacı derneğe tahsis edilmiş bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine,…” karar vermiştir.
Bu karar davacı Enerji ve Maden Arama Çalışanları Biriktirme ve Dayanışma Derneği vekili tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay 10. Dairesi 24.3.2010 gün ve E:2007/8784, K:2010/2115 sayı ile, “…2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75.maddesinde; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerceişgali üzerine, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliyeettirilerek, idareye teslim edileceği hükmüne yer verilmiştir. İşlem tarihinde yürürlükte bulunan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış,Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliği'nin 77. maddesinde de; kiraya verilenveya mülkiyetin gayri ayni hak tesis edilen taşınmaz mallardan süresi dolduğu halde tahliye edilmeyen, sözleşmesi veyataahhütnamesi fesh edilen veya herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın fuzulen işgal edilen Hazinenin özel mülkiyetinde veyaDevletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların tahliyesinin Defterdarlık veya malmüdürlüğünün talebi üzerine,bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde sağlanarak, taşınmaz malın idarece görevlendirilecek memurlara boş olarakteslim edileceği kurala bağlanmıştır. Anılan mevzuat hükmü uyarınca, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altındabulunan taşınmaz malların tahliyesinin ancak gayrimenkullerin bulunduğu yer mülkiye amirince sağlanacağı açık olup; MadenTetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nce bu taşınmazların tahliye edilmesine yönelik olarak tesis edilen işlemin, idari davaya konuolacak kesin ve yürütülmesi gereken işlem niteliğinde olmadığı açıktır. Bu durumda, iptal davasına konu olabilecek, kesin sonuçdoğuran ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımadığı anlaşılan, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü kampüsünde bulunanve davacı dernekçe işletilen ‘Dersan Kafeterya’ adlı işyerinin tahliye edilmesi gerektiğinin bildirilmesine ilişkin Maden Tetkik veArama Genel Müdürlüğü'nün 12.7.2006 tarih ve 1409 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasa'nın 15.maddesinin 1/b bendi uyarınca reddi gerekirken; uyuşmazlığın esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesikararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmaktadır…” gerekçesiyle karar onanmış, bu karar kesinleşmiştir.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü vekili, davalı olarak Enerji ve Maden AramaÇalışanları Biriktirme ve Dayanışma Derneğini göstermek suretiyle, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.2006 gün veE:2006/342, K:2006/332 sayılı kesinleşmiş kararı ile, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 5.7.2007 gün ve E:2006/1943, K:2007/1801sayılı kesinleşmiş kararı arasında hüküm uyuşmazlığının meydana geldiğini, her iki karar ilamının da birbirlerinin uygulanmasınıimkansız hale getirmiş olduğundan, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 24.maddesiuyarınca hüküm uyuşmazlığının giderilmesini talep etmiştir.Başkanlık 2247 sayılı Yasanın 24 ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıdan yazılı düşünce istenmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI: “…2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Yasa'nın 24'üncü maddesinin birincifıkrasında, Yasa'nın 1'inci maddesinde gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere;hüküm uyuşmazlığından söz edilebilmesi için, ortada, aynı konuya ve sebebe ilişkin verilmiş birden fazla kararın bulunması ve bukararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmiş olması gereklidir. Olayda ise, davacıDerneğin adli yargı yerinde açtığı müdahalenin men'i davası, zilyetliğin korunması istemini konu edinmiş olmasına karşın; idariyargı yerinde açtığı dava, davalı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünce tahliye yönünde tesis edilen idari işlemin hukukauygun olup olmadığının denetlenmesini gerektiren bir iptal davasıdır. Adli ve idari yargı yerlerinde açılan bu davalar sonucuverilen kararlar, aynı konuya ve sebebe ilişkin olmadığı gibi; adli yargı yerinde verilen karar, uyuşmazlığın esasına; idari yargıyerinde verilen karar ise, temyiz aşamasında oluşan gerekçe itibariyle, usule ilişkin bulunmaktadır. Bu bakımdan; varlığı yargıkararı ile saptanan ve korunan bir hakkın kullanılmasının veya yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi de söz konusu değildir.Dolayısıyla; gerek davalı idarenin müdahalesinin men'ine ilişkin olarak Ankara Yedinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.2006 günve E:2006/342 K:2006/332 sayılı, gerek davacı Derneğin tahliyesi yönünde tesis edilen işleme karşı açılan davada verilen vetemyizdeki gerekçe nedeniyle tahliye sonucunu doğurmayan Ankara Sekizinci İdare Mahkemesinin 5.7.2007 gün veE:2006/1943, K:2007/1801 sayılı kararları, yukarıda belirtildiği üzere, aynı konuya ve sebebe ilişkin olmadığı gibi idarenin bu yargıkararları sonunda elde etmiş olduğu bir hakkın yerine getirilmesini engelleyecek nitelik de taşımadığından; bu kararlar arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasanın24'üncü maddesinde öngörülen hüküm uyuşmazlığı doğmadığından, istemin reddi gerektiği…” yolunda yazılı düşünce vermiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: “…2247 sayılı Yasa'nın 24. maddesine göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için, adli, idariveya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuyave sebebe ilişkin, taraflardan en az biri ayrı olan iki ayrı kararın bulunması ve bu kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesinin olanaksız olması gerekmektedir.Hüküm uyuşmazlığına konu olan kararlardan adli yargı yerinde açılan davada, davacı derneğin davalı MTA Genel Müdürlüğükampüsü içinde kira sözleşmesine dayalı olarak işlettiği Dersan Kafeteryanın, MTA genel Müdürlüğü'nün 5072 sayılı yasayıgerekçe göstererek tahliye edilmesine dair 12/07/2006 gün, 1409 sayılı talimatı ile tahliyesinin istendiği ve bu amaçla özelgüvenlik görevlilerince kafeteryanın bulunduğu alana girişin engellemesi ile kafeteryanın kullanımının fiilen engellenmesine karşımen'i müdahale davası açıldığı ve bu dava sonucunda, adli yargının kesinleşen kararı ile müdahalenin menine karar verildiğianlaşılmaktadır. İdari yargı merciinde açılan davada ise MTA Genel Müdürlüğünün tahliye istemli 12/07/2006 gün ve 1409 sayılıişleminin iptali dava konusu olmuştur. Bu durumda her iki yargı merciinde görülen davaların sebep ve konularının aynı olduğusöylenebilecektir, zira her iki davanın sonucunda verilen kararlar ile davacı derneğin işlettiği kafeteryanın MTA Genel Müdürlüğüsahasında ki faaliyetinin devam edip etmemesi sorunu çözümlenmektedir. Hüküm uyuşmazlığına konu edilen adli ve idari yargıkararları arasındaki çelişki nedeniyle bir hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale gelip gelmediği sorunu ele alındığında ise; Adliyargı kararı ile davalının müdahalesinin menine karar verilerek kafeteryanın demek tarafından kira sözleşmesine dayalı olarakişletilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. İdari yargı karan ise devam eden temyiz yargılaması aşamasında farklı gerekçe ileonanmıştır, Danıştay onuncu Dairesinin yukarıda özetlenen gerekçesinde, davalı idarenin tahliyeye yönelik iptali istenen davayakonu işleminin yürürlükteki mevzuata uygun olmadığı, dolayısı ile idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemniteliğinde olmadığı hüküm altına alınarak davanın usulden reddi gerektiği vurgulanmış, ancak bu husus sonuca etkiligörülmemekle işlemin iptaline ilişkin davanın reddine dair idari yargı kararı onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda, idari yargı yerindeverilen karar, temyiz aşamasında oluşan gerekçe itibariyle, idarenin tahliye istemli işleminin yasal olmadığını veuygulanamayacağım belirlemiş olmaktadır. Bu durumda adli yargının müdahalesinin men'ine dair kararının uygulanabilir olduğu, heriki yargı yeri kararları nedeniyle kafeteryanın kullanımına izin verilip verilmeyeceği konusunda hakkın kullanımı bakımından birsorun bulunmadığı açıktır.Açıklanan nedenle, gerek davalı idarenin müdahalesinin men'ine ilişkin olarak Ankara Yedinci Asliye Hukuk Mahkemesinin12.10.2006 gün ve E:2006/342 K:2006/332 sayılı, gerek davacı Derneğin tahliyesi yönünde tesis edilen işleme karşı açılandavada verilen ve temyizdeki gerekçe nedeniyle tahliye sonucunu doğurmayan Ankara Sekizinci İdare Mahkemesinin 5.7.2007gün ve E:2006/1943, K:2007/1801 sayılı kararları arasında çelişki bulunmadığı, bir hakkın uygulanmasını olanaksız kılmadığıanlaşılmakla; bu kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Yasanın 24'üncü maddesinde öngörülen hüküm uyuşmazlığı doğmadığından, istemin reddi gerektiği…”yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL,Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 5.3.2012günlü toplantısında; Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın 2247 sayılı Yasa’da öngörülen koşulları taşımayan başvurununreddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın başvurunun reddi gerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları dadinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 24. maddesinde(Değişik birinci fıkra: 21.1.1982-2592/7 md.), “1 inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmişveya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.Ceza kararlarında; sanığın, fiilin ve maddi olayların aynı olması halinde hüküm uyuşmazlığı var sayılır.İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini isteyebilir. Bu halde olumsuz görevuyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kuralları uygulanır” denilmiştir.Buna göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli ve idari yargı kararlarının incelenmesinden: ortada adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu; davaların taraflarının da aynı olduğu anlaşılmaktadır.Kararlarda işin esasının hükme bağlanmasının incelenmesi:Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü kampüsünde bulunan ve davacı dernekçe işletilen Kafeteryanın 5072 sayılı Dernek veVakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları İle İlişkilerine Dair Kanun gereğince tahliye edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılandavada, Ankara 8. İdare Mahkemesinin E:2006/1943 sayılı kararı ile,2886 Sayılı Yasa uyarınca, taşınmazın davacı derneğe tahsisedildiği ve bu tahsis kararının 5072 sayılı Yasa hükümlerine aykırı olduğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği; kararıtemyizen inceleyen Danıştay 10. Dairesinin E:2007/8784 sayılı kararıyla ise, “…Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm vetasarrufu altında bulunan taşınmaz malların tahliyesinin ancak gayrimenkullerin bulunduğu yer mülkiye amirince sağlanacağı açıkolup; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nce bu taşınmazların tahliye edilmesine yönelik olarak tesis edilen işlemin, idaridavaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlem niteliğinde olmadığı açıktır. Bu durumda, iptal davasına konu olabilecek, kesin sonuç doğuran ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımadığı anlaşılan,Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü kampüsünde bulunan ve davacı dernekçe işletilen ‘Dersan Kafeterya’ adlı işyerinintahliye edilmesi gerektiğinin bildirilmesine ilişkin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün 12.7.2006 tarih ve 1409 sayılıişleminin iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasa'nın 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca reddi gerekirken; uyuşmazlığınesası incelenerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmaktadır…”denildiği; İdare Mahkemesince verilen karar Danıştay İlgili Dairesince onanarak kesinleşmiş ise de, onama kararının işin esasına yönelik birkarar niteliğinde olmadığı, 2577 sayılı Yasanın 14/3-d maddesinde belirtilen idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesigereken bir işlem olmadığı yönünde, dilekçeler üzerine, ilk inceleme aşamasında, verilen kararlardan olduğu kuşkusuzdur.Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığının incelenmesi:Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava, Derneğin davalı Genel Müdürlük binası içinde 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurumuve Kuruluşları İle İlişkilerine Dair Kanun yürürlüğe girmeden önce 13.6.2001 tarihinde 15 yıllık bir süre ile yaptığı sözleşmegereğince çalıştırdığı Dersan Kafeterya adlı işletmesinin, bu Kanun gereğince İdarenin binasından çıkarılıp çıkarılamayacağına dairolup, davalının Kanun hükümleri gereğince davacının işletmesini, davalının binasından çıkartmak istemesinden doğan muarazanınhalli ve müdahalenin men’ine ilişkin olup Mahkemece davanın kabulüne davalının müdahalesinin men’ine, muarazanın bu şekildehalline karar verilmiştir.İdare mahkemesindeki davada, davacı Derneğe bağlı olarak faaliyet gösteren kafeteryanın yerinin tahliye edilmesi gerektiğineilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 12.7.2006 gün ve 1409 sayılı işlemininiptali istemiyle açılmış, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar temyiz aşamasında değişik gerekçe ile onanmıştır.Bu duruma göre her iki yargı kolunda açılmış olan davanın konu ve sebebinin de aynı olduğu anlaşılmıştır.Hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi:2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerdehüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği ve Uyuşmazlık Mahkemesi’nce bu çelişkinin giderilmesi yoluyla bir çözümeulaşılması amaçlanmaktadır.Hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması durumu; davacı yönünden sübjektif bir nitelik taşımakta ve yargı kararı ilekendisine tanınmış bir hakkın yerine getirilmemesi söz konusu iken davalı idare yönünden, ilamı yerine getirmekle yükümlü olmasıbakımından objektif bir nitelik taşımakta ve davacıya yargı kararı ile tanınmış olan bir hakkın idarece yerine getirilmesininolanaksızlığını ifade etmektedir.Olayda İdari Yargı yerinde görülerek sonuçlanan kararın temyiz incelemesinde Danıştay 10. Dairenin verdiği kararda “…Devletinözel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların tahliyesinin ancak gayrimenkullerin bulunduğu yer
mülkiye amirince sağlanacağı açık olup; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nce bu taşınmazların tahliye edilmesine yönelikolarak tesis edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlem niteliğinde olmadığı açıktır. Bu durumda, iptal davasına konu olabilecek, kesin sonuç doğuran ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımadığı anlaşılan,Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü kampüsünde bulunan ve davacı dernekçe işletilen ‘Dersan Kafeterya’ adlı işyerinintahliye edilmesi gerektiğinin bildirilmesine ilişkin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün 12.7.2006 tarih ve 1409 sayılıişleminin iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasa'nın 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca reddi gerekirken; uyuşmazlığınesası incelenerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmaktadır…” denildiğianlaşılmıştır.Bu durumda her ne kadar ilgili Daire Mahkeme kararını onamış ise de, kararın gerekçesi gözetildiğinde tahliyeye ilişkin işleminyetkili mercii olan mülki idare amirliğince verilmediği, işlemin kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliği taşımadığı; kesinleşen adli yargıkararının infazında engel bir durumun olmadığı, İdare Mahkemesi kararının onama gerekçesine göre yetkili merciie müracaatlaişlem tesis ettirilmesi halinde infaz kabiliyetinin bulunduğu nedenleriyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızlığından sözedilemeyeceği açıktır.Belirtilen duruma göre ve olayda hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşulunun gerçekleşmemiş olması ve 2247 sayılıYasanın 24. maddesinde öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmemesi karşısında başvurunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç
: 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 5.3.2012 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.