Hukuk Bölümü
2011/93 E. , 2011/261 K.TRENDE SEYAHAT HALINDE IKEN, DIŞARIDAN ATILAN TAŞ SONUCU YARALANAN DAVACININ, MADDIMANEVI TAZMINAT ISTEMI ILE AÇILAN DAVANIN, ADLİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞI HK.TÜRK TİCARET KANUNU (6762) A - UMUMİ OLARAK:UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 27UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 13UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: S.A.
Vekili
: Av. D.Y.
Davalı
: TCDD Genel Müdürlüğü
Vekili
: Av. Ö.A.
O L A Y
: Davacı, Mardin İli, Kızıltepe İlçesi, Şenyurt Beldesinde ikamet etmekte iken, 15.4.2010 günü Şenyurtbeldesinden Nusaybin İlçesine gitmek üzere yolcu trenine binmiştir.Nusaybin İlçesinde bulunan Alman Köprüsü olarak bilinenköprüde trene taş atılmış ve trenin camı kırılmıştır.Cam kırıklarının davacının yüzüne gelmesi sonucu, davacının sağ gözü körolmuştur.Davacı vekili, her türlü fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla olay tarihi olan 15.4.2010 tarihinden itibaren işleyecekyasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 60.000,00 TL tazminat istemiyleadli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı idare vekilince birinci savunma dilekçesinde, davanın hizmet kusuruna dayandığı ilerisürülerek, görev itirazında bulunulmuştur.NUSAYBİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 7.12.2010 gün ve E:2010/294 sayı ile, yargı yolu itirazının reddine karar vermiştir.Davalı idare vekilince, trene taş atılması sonucu yaralanan davacının demir yolu işletmeciliği ile ilgili görevlerini yerine getirirkenkusurlu davrandıkları ve gerekli güvenlik önlemlerin almadıkları nedeniyle aleyhlerine açılan davanın hizmet kusuruna dayandığı vehizmet kusuruna ilişkin bütün davaların idari yargı yerinde görüldüğü ileri sürülerek olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yönündeki3.1.2011 günlü dilekçesi üzerine, dava dosyası Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uyuşmazlığın T.C.D.D. İşletmesi Genel Müdürlüğünün yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinin gereğigibi yapılmamasından dolayı uğranıldığı ileri sürülen zararın davalı idareden tazmini istemine ilişkin bulunduğu, T.C.D.D. GenelMüdürlüğünün, bir kamu kuruluşu olup, kamu hizmeti olduğu tartışmasız bulunan demiryolu taşımacılığı işini tekel halindeyürüttüğü kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınan kamu kuruluşunun, kamu hizmetini yürütürken kişilere verdiği zararıntazminine ilişkin davada, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, sonuçta, hizmet kusuru ve idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olupolmadığının tayin ve tespitinin idari yargı yerlerine ait olduğu, bu bakımdan, davanın görüm ve çözümünün, idari işlem veeylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davalarına bakmakla görevli olan idari yargı yerlerine aitbulunduğundan, Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinin, anılan Genel Müdürlüğün görev itirazının reddine ilişkin kararının kaldırılmasıgerektiği gerekçesiyle 2247 sayılı Yasa’nın 10’uncu maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir. Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın da yazılı düşüncesiistenilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: 28.10.1984 tarih ve 18559 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Türkiye Cumhuriyeti DevletDemiryolları işletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) Ana Statüsü'nün "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin “Bu Ana Statününamacı 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu iktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak sözkonusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları işletmesiGenel Müdürlüğü adı altında teşkil olunan Kamu iktisadi Kuruluşunun hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları veteşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ve ilgili diğer hususları düzenlemektir...”hükmünü taşıdığı; "Hukuki Bünye" başlıklı 3. maddesinde, bu Ana Statü ile teşkil olunan TCDD işletmesinin, sermayesinin tamamıDevlete ait, tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir "Kamu iktisadi Kuruluşu" olduğuna ve233 sayılı KHK. ile bu Ana Statü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğuna işaret edildiği, buna göre,TCDD işletmesinin, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumu olduğu tartışmasız ise de; 233sayılı KHK. ve Ana Statü ile, özerk bir tarzda ve ekonomik gereklere uygun olarak karlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusundayönetilmesi amacıyla, işletmenin, iktisadi faaliyetleri bakımından özel hukuk hükümlerine tabi kılınmış bulunduğu, bu durumda,uyuşmazlığın çözümü için: olayda, işletmenin yürüttüğü faaliyetin ve işletme ile zarar gören arasındaki hukuki ilişkinin niteliğininincelenmesi gerektiği, TCDD Ana Statüsü'nde, demiryollarını işletmek ve demiryolu taşımacılığını yapmanın, İşletmenin faaliyetkonuları arasında sayıldığı, 29.6.1956 tarih ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde, kara, deniz ve havada, nehirve göllerde yolcu ve eşya taşımak üzere kurulan müesseselerin ticarethane sayılacağına işaret edildiği; anılan Kanun'un "Taşımaİşleri ve Taşıma Senedi" başlıklı İkinci Kısmının "Yolcu Taşıma"ya ilişkin Üçüncü Ayırımında yer alan 798. maddesinde, yolcuların,taşıyıcılar tarafından iç hizmetleri tanzim için konmuş olan usul ve talimatı ihlal etmemekle mükellef oldukları, 806. maddesininbirinci ve ikinci fıkralarında ise, taşıyıcının, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükellef bulunduğu,yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararların taşıyıcı tarafından tazmin edileceği, yolcunun kaza neticesindeölmesi halinde onun yardımından mahrum kalan kimselerin dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat isteyebilecekleri,ancak taşıyıcının, kazanın kendisine ve yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde buiki haldeki tazminattan kurtulacağının hükme bağlandığı, anılan yasal düzenlemeden, yolcu taşıma işinin, ücret karşılığındayapılan ticari bir faaliyet niteliği 'taşıdığı ve bu işi yapanın da tacir olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla, dava konusu olayda zarargörenin "yolcu" olması, davalı İşletmenin ise "taşıyıcı" sıfatını taşıması karşısında, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taşımasözleşmesine dayanan bir özel hukuk ilişkisi olduğu; TCDD İşletmesinin, karlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda ticari alandayürüttüğü taşımacılık faaliyetinin de özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu belirtilen durum karşısında ve İşletmece yürütülenfaaliyetin ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği göz önüne alındığında, olayda idari bir eylem ya da işlemden doğmuş
herhangi bir zarar söz konusu olmayıp, yolcunun uğradığı zarardan dolayı taşıyıcının tazmin yükümlülüğünün saptanmasına ilişkinbulunan davanın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli bulunduğu, bu nedenle DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılı Yasa'nın 10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği yolundayazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 19.12.2011 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı idarenin anılan Yasa'nın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca, 10. maddede öngörülen biçimdeolumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın adliyargının, Danıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, T.C.D.D. Genel Müdürlüğüne ait trende yolcu olarak bulunan davacının, trene taş atılması ve kırılan tren camının gözünegelmesi sonucu sağ gözünü kaybetmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyleaçılmıştır.28.10.1984 tarih ve 18559 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü(TCDD ) Ana Statüsü’nün “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesi, “Bu Ana Statünün amacı; 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamuİktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameçerçevesinde faaliyette bulunmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü adı altında teşkilolunan Kamu İktisadi Kuruluşunun hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklıkve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ve ilgili diğer hususları düzenlemektir...” hükmünü taşımakta; “Hukuki Bünye” başlıklı 3.maddesinde, bu Ana Statü ile teşkil olunan TCDD İşletmesinin, sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzel kişiliğe sahip,faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir “Kamu İktisadi Kuruluşu” olduğuna ve 233 sayılı KHK ile bu Ana Statühükümleri saklı kalmak üzere özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğuna işaret edilmektedir.Buna göre, TCDD İşletmesinin, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumu olduğu tartışmasızise de; 233 sayılı KHK ve Ana Statü ile, özerk bir tarzda ve ekonomik gereklere uygun olarak kârlılık ve verimlilik ilkeleridoğrultusunda yönetilmesi amacıyla, İşletme, iktisadi faaliyetleri bakımından özel hukuk hükümlerine tabi kılınmış bulunmaktadır.Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için: olayda, İşletmenin yürüttüğü faaliyetin ve İşletme ile zarar gören arasındaki hukukiilişkinin niteliğinin incelenmesi gerekmektedir.TCDD Ana Statüsü’nde, demiryollarını işletmek ve demiryolu taşımacılığını yapmak, İşletmenin faaliyet konuları arasındasayılmıştır.29.6.1956 tarih ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde, kara, deniz ve havada, nehir ve göllerde yolcu ve eşyataşımak üzere kurulan müesseselerin ticarethane sayılacağına işaret edilmiş; anılan Kanunun “Taşıma İşleri ve Taşıma Senedi”başlıklı İkinci Kısmının “Yolcu Taşıma”ya ilişkin Üçüncü Ayırımında yer alan 798. maddesinde, yolcuların, taşıyıcılar tarafından içhizmetleri tanzim için konmuş olan usul ve talimatı ihlâl etmemekle mükellef oldukları, 806. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaise, taşıyıcının, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükellef bulunduğu, yolcuların kazaya uğramalarıhalinde bundan doğacak zararların taşıyıcı tarafından tazmin edileceği, yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onunyardımından mahrum kalan kimselerin dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat isteyebilecekleri, ancak taşıyıcının,kazanın kendisine ve yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde bu iki haldekitazminattan kurtulacağı hükme bağlanmıştır.Anılan yasal düzenlemeden, yolcu taşıma işinin, ücret karşılığında yapılan ticari bir faaliyet niteliği taşıdığı ve bu işi yapanın datacir olduğu anlaşılmaktadır.Olayda, davacının yolcu olduğu, davalı İşletmenin de S.A.’ü taşıyıcı sıfatı ile taşıdığı bu taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taşımasözleşmesine dayanan bir özel hukuk ilişkisi olduğu; TCDD İşletmesinin, kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda ticari alandayürüttüğü taşımacılık faaliyetinin de özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu; dışarıdan taş atarak davacıya zarar veren kişiler ileTCDD İşletmesi arasında hukuki bir bağın bulunmadığı kuşkusuzdur.Öte yandan 9.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 11.1.2011 tarihli 6099 sayılı Yasanın 14.Maddesiyle değişik 110. Maddesinde de “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması,bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da Kanun hükümleriuygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesiniyapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”hükmüne yer verilmiştir.İdareyle davacı arasındaki ilişkinin idarenin davacıya verdiği hizmetten kaynaklandığı anlaşılmakta ise de, dışarıdan taş atankişilerin fiilleriyle idarenin hizmet ilişkisine yönelik bir bağlantının bulunduğundan söz etmek olanaksızdır.Bu durum gözetildiğinde dava konusu ihtilafın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı’nca 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesine göre yapılan başvurunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın 2247 sayılı Yasa’nın10. maddesine göre BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 19.12.2011 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.