Hukuk Bölümü
2012/231 E. , 2012/284 K.İDARENIN DAVA KONUSU TAŞINMAZA KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMASINDAN DOĞAN ZARARIN TAZMININE YÖNELIKBULUNAN DAVAUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 14İMAR KANUNU (3194) Madde 18"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacılar
: 1- A.İ.Ş., 2- N.Ş.Vekili
: Av. A.D.Davalı
: Çankaya Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. A.D. O L A Y : Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin, Ankara İli, Çankaya İlçesi, Kırkkonaklar Mahallesi, 26359 Ada, 1Parselde bulunan arsa vasıflı taşınmazın hisseleri oranında malikleri olduğunu, taşınmazın tapu kayıtlarında pazar alanındakaldığını, kamu eline geçmeden inşaat uygulaması yapılamayacağı yolunda ibarelerin yer aldığını, ayrıca taşınmazda uzun yıllardırfiili olarak semt pazarı kurulduğunu ve halen kamulaştırma kararı alınmadığını ileri sürerek, haksız ve kamulaştırmasız olarak elatıldığı ileri sürülen taşınmazın, güncel reel değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin davatarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tazmini ve tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesi istemiyle adliyargı yerinde dava açmıştır.Davalı idare vekili, süresi içinde verdiği dilekçede taşınmazın imar planında açık pazar alanı olarak ayrıldığını ve imar planıdoğrultusunda işlem tesis edildiğini, açılan davanın imar mevzuatı çerçevesinde idari yargı yerinde görülmesinin gerektiğini ilerisürülerek görev itirazında bulunulmuştur.ANKARA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 3.5.2012 gün ve E:2012/40 sayı ile, davanın kamulaştırmasız el atma davası olduğu vefiili el atmanın da bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yargı yolu itirazının reddine karar vermiştir.Davalı idare vekilinin idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine davadosyası örneği Danıştay Başsavcısına gönderilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Davacı tarafından, dava dilekçesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında, fiili el atma olmadanda hukuki el atmanın kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirildiği ileri sürülmek suretiyle, imar planında okul alanı olarak ayrılantaşınmazının bedelinin ödenmesine hükmedilmesinin istenildiği; davalı idarenin yazı ve savunma dilekçelerinden de, anılantaşınmaz üzerine henüz yapılmış bir okul bulunmadığının anlaşıldığı, bu bilgiler karşısında; davanın, davacının taşınmazının, imarplanında okul alanına ayrılması hadisesi sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyle açıldığısonucuna ulaşıldığı, dava dilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku olmadığı ancak; bu sonuç ya dasonuçların, genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmazın pazar yeri olarak gösterilmesinden; buplanda öngörülen kamulaştırma programlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından; başka anlatımla da, idariişlemlerden ve davalı idarenin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığı, idari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konuedilmelerinin, anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu, bu bakımdan; hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nın görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerindeaçılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanak bulunmadığı, dolayısıyla; davanın taşınmazın bedelinin tahsilinehükmedilmesi istemine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendindeyer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesi gerektiği bu nedenle, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca davanın taşınmazınbedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine, karar vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Dava konusu uyuşmazlıkta, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında birişleminin bulunmaması karşısında, davanın anılan Kanun'un 14. maddesinde işaret edilen bedel artırma davası niteliğindeolduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, uyuşmazlık konusu işlemde, taşınmazın imar planında pazar alanı olarak kullanıma tahsisedildiği, ancak dava tarihine kadar herhangi bir kamulaştırma işlemi ya da fiilen el atma bulunmadığı, davaya konu, idari eylem,3194 sayılı İmar Kanunu'nun arazi ve arsa düzenlenmesine ilişkin 18. maddesinin uygulamasından kaynaklanmakta olup, imar planıve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-bmaddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davalarıkapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR,Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 24.12.2012 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı idare vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesive 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimdedavanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı hakkında olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ileDanıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın, imar planındaki düzenleme sonrası belediye yetkili organları tarafından alınmış bir karar veeylem olmadan arsanın halkın kendiliğinden kullanımı nedeniyle imar amacına hizmet etmesi halinde fiili el atmadan değil hukuki elatmadan bahsedilebileceği nedeniyle, davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Ankara İli, Çankaya İlçesi, Kırkkonaklar Mahallesi, 26359 Ada, 1 Parselde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığınedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 10.000,00 TL’nin davalıidareden tahsili ve tapu kaydının iptali istemiyle açılmıştır.Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazın Çankaya Belediyesi İmar ve ŞehircilikMüdürlüğünün 8.2.2012 gün ve 3937 sayılı yazısıyla “Açık Pazar Yeri” olarak belirlendiği, sözkonusu alanın KOP kesintilerindenoluştuğu; davacı vekilinin dava dilekçesinde ve Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın 3.5.2012 tarihliduruşmasında anılan taşınmaz üzerinde davalı idare tarafından, istimlak işlemlerine geçilmeksizin belediye hizmetlerindekullanıldığının ileri sürüldüğü; davalı idarece savunma dilekçesinde ve duruşmada bu iddiaya karşı çıkılmadığı anlaşılmıştır.Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerinde imar planlarınınhazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imar planlarındankaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel ve düzenleyici işlemler olduğubu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır.Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleriyapılmaksızın, dava konusu taşınmaza fiilen el atılarak pazar alanı olarak kullanılması karşısında, idarenin bu eylemininkamulaştırmasız el atma niteliğini taşıdığı açıktır.Öte yandan, İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göremeydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiğizararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtelolanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangibir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzünönlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarlakabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959 günlü E:1958/17,K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde, “İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareketetmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava MedeniKanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Vebu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.” görüşüne yer verilmiştir.Bu durumda, idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminine yönelik bulunan davanınhaksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü, adli yargı yerinin görevine girmektedir.Açıklanan nedenle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun reddi gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,24.12.2012 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.