Hukuk Bölümü
2012/265 E. , 2012/285 K.ASKER KIŞININ SAĞLIK IŞLEMLERINDEN DOLAYI UĞRADIĞI ZARARIN TAZMINI ISTEMIYLE AÇILAN DAVAUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 101982 ANAYASASI (2709) Madde 1251982 ANAYASASI (2709) Madde 157"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacılar : 1-N.P., 2-E.P., 3-S.S.P., 4-M.K.P.Vekili
: Av. Ç.E.Davalı
: T.C. Milli Savunma BakanlığıVekili
: Av. Y.E. O L A Y : Davacılar vekili özetle; Davacı N.P.’un, vatani görevini yaparken 07.08.1995 tarihinde operasyon esnasında bölücüterör örgütü tarafından döşenen mayına basma sonucu yaralandığını ve sakat kaldığını, GATA tarafından 25.12.1995 tarih, 3045sayılı karar ile ‘’ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR’’ raporunun tanzim edildiğini, bu rapora binaen Emekli Sandığı tarafından15.02.1996 tarihinde 6.dereceden ‘’Terör Mağduru Vazife Malulü’’ olarak emekli edildiğini, sonrasında rahatsızlığının ilerlediğini ve02.06.2011 tarihinde sağ bacağının diz altından kesildiğini, bunun üzerine GATA tarafından 30.06.2011 tarih, 4258 sayı ile TSKda görev yapamayacağına dair rapor tanzim edildiğini belirterek, davacı N.P.’un vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğanzararların tazmini amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davacı N.P. için 1.000 TL maddi, 20.000 TL manevi, E.P.için 10.000 TL manevi, S.S.P. için 5.000 TL manevi, M.K.P. için 5.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tazmini için davalıaleyhine adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı vekilince, süresi içerisinde verilen savunma dilekçesinde özetle, görev itirazındabulunulmuştur.ANKARA 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 20.03.2012 gün ve E: 2011/498 sayı ile davalı idarenin görev itirazının reddine kararvermiştir.Davalı idare vekilince süresinde verilen dilekçe ile, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine,başvuru dilekçesiyle birlikte dava dosyası, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığına gönderilmiştir.ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BAŞSAVCISI; Davanın, davacılardan N.P.’un P.Uzm.Onb rütbesi ile TSK bünyesinde görevyaparken 07.08.1995 tarihinde icra edilen bir iç güvenlik operasyonu sırasında mayına basarak yaralanmasına bağlı olarak ortayaçıkan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açıldığını,Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlaledilenler tarafından açılacak tam yargı davalarının görüm ve çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiğini, Anayasa’nın 157.maddesinde, Askeri Yüksek idare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren veaskeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesiolduğunu, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmayacağının belirtildiğini; 20.7.1972günlü ve 1602 Sayılı Yasanın 25.12.1981 günlü ve 2568 Sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde de aynı hükmün yer aldığını,Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askerihizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini,1602 Sayılı Yasa’nın 20. maddesinde, Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş,uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurların asker kişi sayıldıklarını, bu bağlamda, olay sırasında uzman erbaş olarakgörev yapan davacılardan N.P. ‘un asker kişi sıfatını taşıdığı noktasında duraksama bulunmadığını,İdari eylemin “askeri hizmeteilişkin bulunması” eylemin kanun ve nizamlarının Türk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığı yetki ve görevlerin yerine getirilmesi amacınayönelik olması anlamını taşıdığını, Askeri nitelikte idari eylemi de, askeri kural ve gerekler çerçevesinde yürütülen askeri hizmetsırasındaki bir hareket, tutum veya meydana gelen ya da getirilen bir olay olarak tanımlamanın olanaklı olduğunu,İdari eylemin“asker kişiyi ilgilendirmesi” için, eylemin bir asker kişiye yönelmesi, zarar verici etkilerini bir asker kişinin beden bütünlüğü veyamalvarlığı sahasında meydana getirmiş olmasının gerektiğini, davada, davalı idare tarafından iç güvenliği temine yönelik olarakicra edilen bir faaliyet sırasında meydana gelen yaralanma dolayısıyla uğranılan zararların idare tarafından tazmin edilmesininistenildiğini, zararın askeri bir görevin yürütülmesi sırasında doğması ve asker kişinin bedeninde oluşması karşısında davada idarieylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması” ve “asker kişiyi ilgilendirmesi” koşullarının birlikte gerçekleştiği ve dolayısıyla AYİM’ingörevli olduğunun değerlendirildiğini belirterek, 2247 sayılı Kanunun 10, 12 ve 13. maddeleri gereğince olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılarak, uyuşmazlığın çözümü için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesiningörevli olduğuna karar verilmesini istemiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre, Yargıtay Başsavcısından yazılı düşüncesi istenilmiştir.
YARGITAY BAŞSAVCISI; Davacı N.P.'un P. Uzm. Onb. rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yaparken07/08/1995 günü icra edilen bir iç güvenlik operasyonu sırasında terör örgütü mensupları tarafından tuzaklanmış bir mayınabasarak yaralanması sonucu davalı idare aleyhine hizmetin yerine getirilmesindeki kusur sonucu yaralandığı iddiası ile adli yargıyerinde maddi ve manevi tazminat davası açtığının anlaşıldığını, Anayasa’nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylemve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiğini; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b.maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı haklan ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davalarının, idari dava türleriarasında sayıldığını,davacının askeri bir operasyon sırasında operasyona konu terörist karşı koyma sonucu yaralanmasında, kamuhizmetlerinin yürütülmesi sırasında davacının uğradığı bir zararın söz konusu olduğunu,oluşan zararın, idari faaliyet ile zarararasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla idarece tazmin edilmesinin, idare hukukunun genel ilkelerinden olduğunu,1602sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askerimemur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurların asker kişisayıldıklarını, buna göre uzman erbaş olan davacının olay sırasında asker kişi olduğunda kuşku bulunmadığını,Askeri Yüksek İdareMahkemesi’nin görevlerini belirleyen Anayasa’nın 157. maddesine göre, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, askerkişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve sonderece mahkemesi olduğunun, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının
aranmayacağının belirtildiğini, 20.7.1972 tarih ve 1602 sayılı Yasa’nın 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20.maddesinde de aynı hükmün yer aldığını, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemya da eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi koşullarınınarandığını,davaya konu olayda, davacının tazminat istemine konu olay sırasında asker kişi sıfatında bulunduğu açık olduğu gibi,zararın doğmasına neden olan ve terör örgütüne yönelik mücadeleyi amaçlayan operasyonun da askeri hizmete ilişkinbulunduğunu, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin istikrar bulmuş uygulamasına göre de, “asker kişiyi ilgilendirme” koşulunun, tam yargıdavaları bakımından “ eylemin bir asker kişiye yönelmesi” şeklinde anlaşılması gerektiğini, dolayısıyla görevli yargı yerinin AskeriYüksek İdare Mahkemesi olduğunu belirterek, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığının 2247 sayılı Yasa'nın 10. maddesigereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü ile Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/498 esas sayılı görevlilik kararınınkaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR,Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 24.12.2012 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı idarevekilinin anılan Yasa’nın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1 maddedebelirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’nca, 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıMehmet BAYHAN ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Savcısı Süalp Tanyel’in davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevliolduğu yolundaki sözlü ve yazılı açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacılardan N.P.’un P.Uzm.Onb rütbesi ile TSK bünyesinde görev yaparken 07.08.1995 tarihinde icra edilenbir iç güvenlik operasyonu sırasında mayına basarak yaralanmasına bağlı olarak ortaya çıkan maddi ve manevi zararların tazminiistemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsabile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilkve son derece mahkemesi olduğu; ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartınınaranmayacağı belirtilmiş, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun25.12.1981tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik20. maddesinin birinci fıkrasında “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsabile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derecemahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda, ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz” denilmiştir.
Buna göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin“asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olansubay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişisayılmaktadır.
Olay esnasında Uzman erbaş olan davacının 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu vebu nedenle dava konusunun asker kişiyi ilgilendirdiği tartışmasızdır.
Dava konusu eylemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince; İdari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması”eylemin kanun ve nizamlarının Türk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığı yetki ve görevlerin yerine getirilmesi amacına yönelik olmasıanlamını taşımakta olup, Askeri nitelikte idari eylemi de, askeri kural ve gerekler çerçevesinde yürütülen askeri hizmet sırasındakibir hareket, tutum veya meydana gelen ya da getirilen bir olay olarak tanımlamanın olanaklı olduğu, İdari eylemin “asker kişiyiilgilendirmesi” için, eylemin bir asker kişiye yönelmesi, zarar verici etkilerini bir asker kişinin beden bütünlüğü veya malvarlığısahasında meydana getirmiş olmasının gerektiği anlaşılmakla, davada, davalı idare tarafından iç güvenliği temine yönelik olarakicra edilen bir faaliyet sırasında meydana gelen yaralanma dolayısıyla uğranılan zararların idare tarafından tazmin edilmesininistenildiği, zararın askeri bir görevin yürütülmesi sırasında doğması ve asker kişinin bedeninde oluşması karşısında davada idarieylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması” ve “asker kişiyi ilgilendirmesi” koşullarının birlikte gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu eylemin, askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edildiğininve bu nedenle de askeri hizmete ilişkin bulunduğunun kabulü gerekir.
Belirtilen durumlara göre ve olayda Anayasa’nın 157. ve 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddelerinde öngörülen, idarieylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşulları birlikte gerçekleştiğinden, davanın görüm ve çözümüAskeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin görevine girmektedir.Açıklanan nedenlerle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile Ankara 23. Asliye HukukMahkemesince verilen görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ :Davanın çözümünde ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNİN görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.03.2012 gün ve E:2011/498 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.12.2012 günündeOY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.