Hukuk Bölümü
2012/293 E. , 2012/302 K.İDARENIN DAVA KONUSU TAŞINMAZA KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMASINDAN DOĞAN ZARARIN TAZMININE YÖNELIKBULUNAN DAVAUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: Ü.Ö.Vekili
: Av. M.Ç.Davacı YanındaDavaya Katılan
: H.O.Vekili
: Av. T.Ç.Davalılar
: 1- Yenimahalle Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. D.G.A.İhbar Olunan
: 2- Ankara Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. M.İ.K.
O L A Y
: Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin, Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, Ergazi Mahallesi, 2439Parselde bulunan taşınmazın hisseleri oranında maliki olduğunu, taşınmazın tapu kayıtlarında yol alanında kaldığını, tapukütüğünün beyanlar hanesinde kamulaştırılacaktır ibaresinin olduğunu, ayrıca taşınmaza fiili olarak elatıldığını ve halenkamulaştırma kararı alınmadığını ileri sürerek, haksız ve kamulaştırmasız olarak el atıldığı ileri sürülen taşınmazın, fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin işleyecek faizi ile birlikte tazmini ve tapu kaydının iptali ile davalı adına tescilinekarar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekili, süresi içinde verdiği dilekçede taşınmazın imar planında açık yol alanı olarakayrıldığını ve imar planı doğrultusunda işlem tesis edildiğini, açılan davanın imar mevzuatı çerçevesinde idari yargı yerindegörülmesinin gerektiğini ileri sürülerek görev itirazında bulunulmuştur.ANKARA 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 17.5.2012 gün ve E:2011/474 sayı ile, davanın kamulaştırmasız el atma davası olduğuve fiili el atmanın da bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yargı yolu itirazının reddine karar vermiştir.Davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekilinin idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine dava dosyası örneği Danıştay Başsavcısına gönderilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Davanın, mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşıldığı, dava dilekçesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın, taşınmazınmaliki yönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku olmadığı, ancak; bu sonuç ya sonuçların genel ve düzenleyicinitelikte bir idari işlem olan imar planından kaynaklandığı, bu planda öngörülen kamulaştırma programlarının zamanındayapılmamasından ve imar uygulamalarından; başka bir anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarenin imar planı gereği yapılmasıgereken kamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerden kaynaklandığı, idari işlem veeylemlerden doğan zararların tazmini talepleri ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 12 ve 13. maddeleri uyarınca idariyargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri, anılan Yasa hükümlerinin gereği olduğu, bu bakımdan hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi idari yargının görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerinhukuk düzeninde yaratmış oldukları etki ve sonuçların, hukuki elatma olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgilitazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanak bulunmadığı, dolayısıyladavanın taşınmazın bedeline tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmının, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının bbendinde yer alan idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıhükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesi gerektiği, bu nedenle 2247 sayılı Yasanın 10.maddesi uyarınca davanın taşınmazınbedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Dava konusu uyuşmazlıkta, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında birişleminin bulunmaması karşısında, davanın anılan Kanun'un 14. maddesinde işaret edilen bedel artırma davası niteliğindeolduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, uyuşmazlık konusu işlemde, taşınmazın imar planında yol alanı olarak kullanıma tahsisedildiği, ancak dava tarihine kadar herhangi bir kamulaştırma işlemi ya da fiilen el atma bulunmadığı, davaya konu, idari eylem,3194 sayılı İmar Kanunu'nun arazi ve arsa düzenlenmesine ilişkin 18. maddesinin uygulamasından kaynaklanmakta olup, imar planıve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-bmaddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davalarıkapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR,Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 24.12.2012 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı idare vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesive 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimdedavanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı hakkında olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuyolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı MehmetBAYHAN ile Danıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın, imar planındaki düzenleme sonrası belediye yetkili organları tarafından alınmışbir karar ve eylem olmadan arsanın halkın kendiliğinden kullanımı nedeniyle imar amacına hizmet etmesi halinde fiili el atmadandeğil hukuki el atmadan bahsedilebileceği nedeniyle davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, Ergazi Mahallesi, 2439 Parselde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı nedeniylefazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla işleyecek yasal faiziyle 10.000,00 TL’nin davalı idareden tahsili ve tapu kaydının iptaliistemiyle açılmıştır.Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazın, 73900 nolu plan gereği kamulaştırılacaktır şerhiile kamulaştırma yapılamadan yola katıldığı, Mahkemelerinin keşif günü olan 15.6.2012 tarihinde mahkeme heyeti ve taraflarlabirlikte taşınmazın bulunduğu yere gidilerek gerekli incelemelerin yapıldığı; taşınmazın hali hazırda GERSAN Yapı Kooperatifine aitişyerinin önünden geçen 2307 Sokak olarak tariflenmiş olan imar yolu haline getirildiği, dolayısıyla mülkiyeti davacılara aittaşınmaza fiilen elatılmış olduğu ve maliklerinin taşınmazı tasarruf haklarının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerinde imar planlarınınhazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imar planlarındankaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel ve düzenleyici işlemler olduğubu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır.Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleriyapılmaksızın, dava konusu taşınmaza fiilen el atılarak yol olarak kullanılması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız elatma niteliğini taşıdığı açıktır.Öte yandan, İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeyegöre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasındakişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine aitolduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığıveya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindeçözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959 günlü E:1958/17,K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde, “İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareketetmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava MedeniKanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Vebu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.” görüşüne yer verilmiştir.Bu durumda, idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminine yönelik bulunan davanınhaksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü, adli yargı yerinin görevine girmektedir.Açıklanan nedenle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun reddi gerekmiştir. SONUÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,24.12.2012 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.