T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2015 / 281
KARAR NO : 2015 / 298
KARAR TR
: 4.5.2015 ÖZET : İmar planında yeşil alanda kalan dava konusutaşınmaza, zeminde de yeşil alan olarak düzenlenmeksureti ile fiilen el atıldığı konusunda taraflar arasındaihtilaf bulunmadığı ve dosya içine davalı vekilitarafından ibraz edilen delillerle de söz konusudurumun sübuta erdiği anlaşılmakla; açılan davanın,haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göreADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: M.Ç.
Vekili
: Av.B.A.
Davalı
: Aksaray B.B.Vekili
: Av.C.A.
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Aksaray ili, Merkez İlçesi, Küçük BölcekMahallesi, Ada No: 972, Parsel No:1 olan taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazların imar planında yeşil alan olarakayrıldığını, taşınmazların imarlı alan olduğunu, uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmesinedeniyle kamulaştırma cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyletaşınmaza müdahale edildiğini, bu haliyle davalı idarenin eyleminin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadankaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el atma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğunu belirterek; kamulaştırmasız el atma ve taşınmazın imar planında kamu hizmet alanı olarak işlevlendirilmesi nedeniyle mülkiyetinbedele çevrilerek değer karşılığı olan 600.000,00 TL’nin davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tüm yasal talebi dava veıslah hakları saklı kalmasına karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Aksaray 1.Asliye Hukuk Mahkemesi: 01.10.2012 gün ve 2012/343 Esas, 2012/434 Karar sayılı kararı ileaynen; “3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazilerimalikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veyabelediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil,hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeleryetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi vearsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.
(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlan, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşilsaha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.
Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılmasıgereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı,kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.
Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, buhüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmez..hükmü yer almıştır.
Anılan madde uyarınca, yapılan imar düzenlemesi sonucunda “...resen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeleryetkilidir...” denildiğine göre, idarenin “resen tescil işlemlerini yaptırmak” şeklindeki bu yetkilerini idari nitelik taşıyanuygulama işlemlerinin doğrudan sonucu olarak kullandığı; bir başka ifadeyle, tapuya yapılan tescilin idari işlemlerin icrasıniteliğinde olduğu açıktır.
Olayda, davacı vekili tarafından Hashas Mahallesi, 3331 ada, 4 sayılı parselde bulunan taşınmazdaki hissesinekamulaştırmasız elatıldığından bahisle taşınmazın bedelinin tespiti ile yasal faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiği, imaruygulaması sonucu sözkonusu parselin imar planında yeşil alanına ayrılmış olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu uyuşmazlıkta, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında bir işleminin bulunmamasıkarşısında davanın anılan Kanun'un 14. maddesinde işaret edilen bedel artırma davası niteliğinde olduğunun kabulüneolanak bulunmadığı; davacının davayı idarenin uygulamasından doğan zararlarının giderilmesi istemiyle açtığıgörülmektedir. Bu durumda 3194 sayılı İmar Kanunu arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin 18. Maddesinin
uygulanmasından kaynaklanan ve imar planıyla buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan uyuşmazlığın 2575 sayılı Kanunun 2/1 -b maddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhaklan doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerektiği, Anayasa Mahkemesinin kararı ile 6100 sayılı HMK'nun 3. Maddesinde iptal edildiği, davaya konuuyuşmazlığın idare mahkemesinin görev alınma girdiği, görev hususun dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasındamahkemece göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine, davacının idaremahkemesine dava açmasına muhtariyetine” şeklindeki gerekçesi ile Mahkemelerinin görevsizliğine, bu hususta görevlimahkemenin Aksaray İdare Mahkemesi olduğuna karar vermiş, verilen karar taraflara 14.11.2012 tarihinde tebliğedilmiş olup, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine karara şerh edildiği üzere 29.11.2012 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı istemle; davalı idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atması nedeni ileuğradığı zararın tazmini istemi ile idari yargı yerinde dava açmıştır.Davalı vekili Aksaray İdare Mahkemesi’ne süresi içinde verdiği dilekçesi ile özetle; görev itirazında bulunmuştur.
Aksaray İdare Mahkemesi: 26.06.2013 gün ve 2013/302 Esas sayılı kararı ile; “2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2 nci maddesinin (1) numaralı bendinde, idari dava türleri; a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenlertarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları, e) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış, aynı maddenin (2) numaralı bendinde ise, idari yargının idari eylem veişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevli olduğu kural altına alınmıştır.
İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının; idari dava türlerinden biri olduğu idarehukukunun bilinen ilkelerindendir.
İdare, idare hukuku alanında kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis etmişolduğu işlemlere, hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıyla idari işlem kimliği kazandırmakta ve kural olarak buişlemler özel yasal düzenlemeler dışında, idari yargı denetimine tabi bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, dava konusu Aksaray İli, Merkez İlçesi, Küçük BölcekMahallesi, 972 ada, 1 nolu parselin bulunduğu alanın imar planında kamu hizmet alanı olarak işlevlendirilmesine rağmenbu alanın uzun süre kamulaştırtmaması nedeniyle taşınmazın mülkiyetinin bedele çevrilerek değer karşılığı olan600.000,00 TL'nin ödenmesi istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında herhangi bir işlemininolmadığı ve davanın anılan Kanun'un 14. maddesinde işaret edilen bedel artırma davası niteliğinde de olmadığı, davanınidarenin uygulamasından doğan zararların giderilmesine ilişkin olduğu görülmektedir.
Bu durumda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun uygulamasından kaynaklanan ve imar planı ile buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan uyuşmazlıkların, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesindeyer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davalarıkapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 09.04.2012 tarih ve E:2012/41 K:2012/77 sayılı kararı da budoğrultudadır.” şeklindeki gerekçesi ile davalı idare vekilinin görev itirazının reddi ile bakılan davada Mahkemeleriningörevli olduğuna karar vermiş, verilen karar davalı vekiline 31.07.2013 tarihinde, davacı vekiline 01.08.2013 tarihindetebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından süresinde 2247 sayılı Kanun’un 10.maddesi gereğince olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması isteminde bulunulmamıştır.Aksaray İdare Mahkemesi’nin görevlilik kararı sonrasında davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 21.04.2014tarihli dilekçeye ekli fotoğraflarla, dava konusu taşınmazın zeminde park alanı olarak kullanıldığını belirttiği görülmüştür.
Bunun üzerine Aksaray İdare Mahkemesi: 23.12.2014 gün ve 2013/302 Esas, 2014/1394 Karar sayılı kararıile: “2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, idare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve GörevleriHakkında Kanun’unun 3410 sayılı Kanunla değişik 5. maddesinin 1. fıkrasında; idare mahkemelerinin, vergimahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki, iptal davalarını, tanıyargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkindavaları, diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği düzenlenmiş, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin 1. fıkrasında; idari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı açılan davalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimini yapmakla görevli olduğu kurala bağlanmış, aynı Yasanın 14. maddesinde ilk incelemeye ilişkin hususlar ayrıayrı sayılmış, anılan yasanın 3622 sayılı yasayla değişik 15. maddesinin (l/a) bendinde ise, "14. maddesinin (3/a) bendinegöre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1 'inci maddesinde; bu Kanunun; kamu yararının gerektirdiği hallerdegerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerincekamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idareadına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklıhak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenlediği belirtilmiş, devam edenmaddelerinde kamulaştırma usul ve esaslarına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
İdari usul ve esaslar dışında idarece bir ayni hakka müdahalede bulunulması, özel mülkiyete konu taşınmaza
kamulaştırmasız el atılması halinde meydana gelen zararın tazmini davalarının, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksızfiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmişbulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının maliki olduğu uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde davalı idarece parkyapılmak suretiyle fiilen el atıldığı, davanın açıldığı tarihe kadar da kamulaştırılması yönünde herhangi bir işleminyapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; idarenin kamulaştırma işlemi gerçekleştirmeden uyuşmazlığa konu taşınmaza fiilen el atmasınınİdare Hukukunun konusuna giren "idari eylem" veya "idari işlem" olarak kabulü mümkün olmadığından; idarenin, açık veağır biçimde hukukilikten yoksun olan ve bu haliyle "haksız fiil" olarak kabul edilebilecek uygulaması nedeniyle açılandavanın görüm ve çözümü, Adli Yargı'nın görev alanına girmektedir.” şeklindeki gerekçesi ile 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 15 inci maddesinin (1/a) bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilen karardavacı vekiline 27.01.2015 tarihinde, davalı vekiline 26.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, yasal süresi içinde kanunyollarına başvurulmadığından kesinleşmiştir.Davacı vekili adli ve idari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 4.5.2015 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Adlive idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildiII-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının taşınmazına imar planında yeşil alanda bırakılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığı ve buşekilde davacının zararına yol açıldığı belirtilerek; fazlaya ilişkin tüm yasal talebi dava ve ıslah hakları saklı kalmakkaydıyla mülkiyetin bedele çevrilerek değer karşılığı olan 600.000,00 TL nin davacıya ödenmesi istemiyle açılmıştır.Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde davalı Belediye Başkanı tarafındanAksaray 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/343 Esas sayılı dosyasına verilen 27.07.2012 gün ve 3950 sayılı yazıdadava konusu taşınmaz üzerinde imar planına göre herhangi bir işlem yapılmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili tarafındanAksaray İdare Mahkemesi’nin 2013/302 Esas sayılı dosyasına sunulan 21.04.2014 tarihli dilekçe ve ekindekifotoğraflarla, dava konusu taşınmazın park olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Bunun dışında gerek Aksaray 1.Asliye HukukMahkemesi dosyasında gerekse Aksaray İdare Mahkemesi dosyasında, dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapıldığıve el atma durumunu ortaya koyar şekilde rapor alındığına dair bilgi ve belgeye rastlanmamıştır.Bu bilgi ve belgeler ışığında yapılan değerlendirme neticesinde, dava dosyasına sunulan fotoğraflar ve davacı iledavalı vekilinin dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığına ilişkin birbirini teyit eden beyanları bir bütün olarak elealındığında, dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığı sonucuna varılmıştır.Ayrıca; dava taraflarının birbirini teyit eden ve fotoğraflarla desteklenen açıklamaları karşısında 27.07.2012 günve 3950 sayılı davalı Belediye Başkanlığının yazı cevabına itibar edilmesi olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerindeimar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imarplanlarından kaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel vedüzenleyici işlemler olduğu bu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerindeçözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul veyöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleri yapılmaksızın, dava konusu taşınmazlardan bir tanesine fiilen elatılması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız el atma niteliğini taşıdığı açıktır.Öte yandan, İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargıyerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959günlü, E:1958/17, K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde, “İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlakKanunu’na uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuşdurumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiilneticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.” görüşüneyer verilmiştir.İdarenin dava konusu 972 Ada 1 Parsel numaralı taşınmaza kamulaştırmasız el atması karşısında, bu taşınmaz
bakımından el atmadan doğan zararın tazminine yönelik olan davanın, haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göregörüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girmektedir.Açıklanan nedenlerle, Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Aksaray 1.Asliye HukukMahkemesi’nin 01.10.2012 gün ve 2012/343 Esas, 2012/434 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 4.5.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT