Hukuk Bölümü
2012/586 E. , 2013/107 K.İMAR PLANINDAN KAYNAKLANAN TAZMINAT DAVASININ, İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: A.H.Vekili
: Av. E.K.Davalılar : 1-Çankaya Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. P.G.
2-Ankara Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. S.K.
O L A Y : Davacı vekili, müvekkilinin hissedar olduğu, Ankara ili, Çankaya ilçesi Karakusunlar Mah. 27549 Ada 7 Parsel sayılıtaşınmazın da içinde bulunduğu alana ilişkin olarak yapılan imar düzenlemesi neticesinde, taşınmazın sosyal ve kültürel alanolarak ayrıldığını; imar düzenlemesinin yapıldığı tarihten şu ana kadar söz konusu taşınmazda herhangi bir kamulaştırma işlemiyapılmadığı gibi fiili olarak da el atma durumunun mevcut olmadığını; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/5-662 - 2010/651sayılı ve 15.12.2010 tarihli kararı ile 2011/5-148 Esas, 2011/303 Karar ve 11.05.2011 tarihli kararında da dile getirildiği üzereimar planıyla kamuya tahsis edilmiş ancak uzun yıllar kamulaştırma programlarına alınmamış taşınmazların maliklerinin,taşınmazlarından diledikleri gibi yararlanmalarının önünde fiili bir engel yaratıldığını; bahsi geçen kararlarda da belirtildiği üzeremülkiyet hakkının, 1982 Anayasası ve başta Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi olmak üzere ülkemizin taraf olduğu uluslararasımetinlerde güvence altına alındığını; İmar planında sosyal ve kültürel alan olarak tahsis edilen taşınmazın hangi tarihtekamulaştırma işlemine konu olacağı bilinemediğinden, müvekkilinin ileriye yönelik olarak taşınmaz üzerine inşaat yapma, rayiçbedel üzerinden satma gibi mülkiyet hakkının kendisine verdiği yetkileri kullanamadığını; fiili ve hukuki durumun, idarenin fiilen elatmasıyla gerçekleşen sonuçlarla bir farklılık yaratmadığını, haksız olarak mülkiyet hakkının özüne dokunulduğunu ifade ederek;fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla Ankara İli Çankaya İlçesi Karakusunlar Mahallesi 27549 Ada 7 Parseldekimüvekkiline ait hisse yer bedeline ilişkin olarak şimdilik 10.000 TL’nin; yapılacak tahkikat neticesinde alacağın tamamıbelirlendiğinde hisse yer bedelinin tamamının; dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilensorumlu davalı kurumlardan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı vekilleri, süresi içerisinde verdikleri dilekçeler ile; davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevitirazında bulunmuştur.ANKARA 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:31.5.2012 gün ve E:2012/83 sayı ile, kamulaştırmasız el atma davalarında Adli yargınıngörevli olduğu gerekçesiyle davalıların yargı yolu itirazlarının reddine karar vermiştir.Davalılardan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanaraktek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idari eylem" olarak tanımlandığı; bu tanıma göre;idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8’inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciimar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; buimar planı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bukonudaki hareketsizliklerinin de, idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinde,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü kararında, fiili el atma olmadan da hukuki el atmanın kamulaştırmasız el atmaolarak nitelendirildiği ileri sürülmek suretiyle, imar planında sosyal ve kültürel tesisler alanı olarak ayrılan taşınmazının bedelininödenmesine hükmedilmesinin istenildiğinin anlaşıldığı; bu bilgiler karşısında; davanın, davacının taşınmazının, imar planında sosyalve kültürel tesisler alanına ayrılması sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyle açıldığısonucuna ulaşıldığı; dava dilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak; bu sonuç ya dasonuçlar, yukarıda da söylenildiği üzere, genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmazın sosyal vekültürel tesisler alanı olarak gösterilmesinden; bu planda öngörülen kamulaştırma programlarının zamanında yapılmamasından veimar uygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarenin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idari işlem ve eylemlerdendoğan zararların tazmini taleplerinin ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, idariyargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin, anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bu bakımdan, hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nın görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerinhukuk düzeninde yaratmış oldukları etki ve sonuçların, "kamulaştırmasız el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuzsonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanakbulunmadığı; dolayısıyla, davanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesi gerektiğindenbahisle; 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı düşüncesi istenilmemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR,Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 14.1.2013 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalılardan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin, anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygunolarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı'nca, 10. maddede öngörülen biçimde, anılan davalı idare ve davanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesiistemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Tuncay DÜNDAR’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Davacının hissedar olduğu taşınmaza, imar planında sosyal ve kültürel alan olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, taşınmazın bedelinden, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL’nin davatarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.
a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır.
b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgilibelediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internetsayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığıncabelediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.
Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçeuygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onay tarihindenitibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Biraylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerekkesin karara bağlar.
Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.
Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.
İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imarplanının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlereverir.
c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinleralınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz.” hükmü;Aynı Kanun'un 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer haksahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerlebirleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarınagöre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye vemücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadarsaha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bumaddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan MilliEğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri vekarakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerinalanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan artakalan saha üzerinden ayrılır.Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parseldeimar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının hissedarı bulunduğu Ankara ili, Çankaya ilçesi Karakusunlar Mah.27549 Ada 7 Parsel sayılı taşınmazın, Çankaya Belediye Meclisince onaylanarak kesinleşen Karakusunlar 3. etap imar planıonama sınırları içinde kaldığı, anılan imar planına istinaden 3194 sayılı kanunun 18. maddesi ve ilgili yönetmelikler uyarıncahazırlanan 81129 nolu parselasyon planı ile düzenlemeye giren kadastral parsellerden %34,99 Düzenleme ortaklık payı kesildiği;anılan parselin kamu alanı olması sebebiyle düzenlemeye giren kadastral parsellerden pay verilmek suretiyle oluşturulduğu; imarplanı ile E=0,30 . H.Max=5.00 olmak üzere Sosyal Kültürel Tesis Alanı olarak belirlendiği; 81129 nolu parselasyon planının, Belediye Encümeninin 22/06/1995 tarih ve 3123 sayılı kararıyla onaylandığı, askı ve ilan işlemleri sonunda kesinleşerek tapuyatescilinin sağlandığı; taşınmaz üzerinde plan doğrultusunda yapılmış bir tesis bulunmadığı anlaşılmıştır.Olayda, davacının hissedar olduğu taşınmazın imar/parselasyon planıyla Sosyal Kültürel Tesis Alanı kullanımında kaldığı, aradanuzun yıllar geçmesine rağmen kamulaştırılmadığı, taşınmaz üzerinde düzenleme yapılmadığı, kamulaştırmasız el atma nedeniyletaşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarında yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğuanlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik
bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile davalılardan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığıvekilinin görev itirazının, Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararın kaldırılması gerekmiştir.SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜile, davalılardan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Ankara 11.Asliye HukukMahkemesi’nin 31.5.2012 gün ve E:2012/83 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 14.1.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.