T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2015 / 832
KARAR NO : 2015 / 868
KARAR TR : 28.12.2015ÖZET : Davacı ile eşinin, müşterek çocuklarınındoğumundan sonra 1.4.2008 tarihinde evlendikleri,davacının, çocuğunun babasından 14.7.2009tarihinde İsviçre'de Basel mahkemesindeboşandığı, boşanma ilamının Kocaeli 2. AileMahkemesi kararı ile tanındığı, davacının,çocuğunu Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna kayıtettirmek ve nüfus cüzdanı çıkarmak için nüfusmüdürlüğüne başvurması üzerine NüfusMüdürlüğü’nce çocuğun babasının gelmesi şartkoşularak, talebin reddedildiği olayda; davalı nüfusidaresince tenfizine (tanınmasına) karar verilenyabancı mahkeme kararının tam anlamıyla infazedilmediği, boşanma hükmünün nüfus kaydınaişlenmesine karşılık müşterek çocukla ilgili hükmünkayda geçirilmediği, dolayısiyle tenfizin noksankayda geçirildiği, dolayısiyle tesis edilen işleminhukuki nedeninin bu uygulamadan kaynaklandığıanlaşılmakla; anılan işlemin iptali istemiyle açılandavanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk. K A R A R Davacı
: S.Ö.Vekili
: Av. Ş.A.Davalı
: İstanbul Nüfus Müdürlüğü O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkilimin 24.12.2007 doğumlu D.N.isimli bir kızıbulunmaktadır. Müvekkilimin çocuğunun babası ile 01.04.2008 tarihînde evlilik yapmış olması nedeni ile çocukgayrimeşru doğmuştur. Müvekkilim eşi ve çocuk İsviçre'de yaşamaktadırlar ve müşterek çocuk İsviçre’de nüfusakaydedilmiştir. Ancak Türk Vatandaşlığı’da olan çocuğun Türkiye’de nüfus cüzdanı alınamamıştır.Müşterek çocuğun babası E.N.ile müvekkilim 14.07.2009 tarihinde İsviçre Basel Land Kantonu ArlesheimBölge Mahkemesinin 120 09 0327 arşiv nolu kararı ile boşanmışlardır. Müşterek çocuğun velayeti anne olanmüvekkilime verilmiştir. Anılan Boşanma kararı Kocaeli 2. Aile Mahkemesinin 2012/666 Esas ve 2013/186 Karar sayılıdosyası ile tanınmış, karar 25.07.2013 tarihinde kesinleşmiştir.Müvekkilim müşterek çocuğun kimliğini çıkartabilmek ve pasaport işlemlerini yapabilmek için Kartal NüfusMüdürlüğü’ne müracaat etmiş ancak işlem yapması mümkün olmamış ve babanın gelmesi istenmiştir. Ancak baba hiç birşekilde gelip resmi işlemlerin yapılmasına yardımcı olmadığı gibi müşterek çocuk ile hiç ilgilenmediğinden müvekkiliminçocuğunun Türk Nüfus sistemine kayıt ve nüfus cüzdanını almak için işbu davayı açmak zaruri hale gelmiştir.SONUÇ VE TALEP: Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, DAVAMIZIN KABULÜNE, müvekkilimçocuğu D.N.’in Türk nüfusuna işlenmesine ve baba aranmaksızın nüfus cüzdanının çıkarılmasına, yargılama giderleri ilevekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına kara verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.” demek suretiyle adliyargı yerinde dava açmıştır.İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi: 04.07.2014 gün ve E:2014/285, K:2014/272 sayılı kararı ileözetle; davacının Türkiye'de bir yerleşim yeri bulunmadığından, davanın Ankara, İzmir veya İstanbul Mahkemelerindegörülmesi gerektiğinden bahisle mahkemenin yetkisizliğine, kararın kesinleşmesini müteakip davacı tarafın talebi halindeiki hafta içinde dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine kararvermiş, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine karar kesinleşmiştir.Bu aşamadan sonra söz konusu dava dosyası İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/315 Esas sırasınakaydedilmiştir.İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi: 27.10.2014 gün ve E:2014/315, K:2014/356 sayılı kararı ile özetle;çocuğun nüfusa tescilinin idari bir işlem olduğunu, idari eylem ve işlemlere karşı 2577 sayılı yasanın 2.maddesine göreİdare Mahkemesinde dava açılması gerektiğini belirterek, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermiş,tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine karar kesinleşmiştir.Davacı vekili aynı istemle bu kez idari yargıda dava açmıştır.İstanbul 4. İdare Mahkemesi: 24.06.2015 gün ve E:2015/1251, K:2015/1528 sayılı kararı ile; “..5490 sayılıNüfus Hizmetleri Kanununun 36/1 -a maddesinde, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının, düzeltmeyi isteyenşahıslar ile ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu
yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı düzenlenmiştir.6100 sayılı Kanunun 383. maddesinde de, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin, aksine bir düzenlemebulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Söz konusu hükmün madde gerekçesinde de, “Buhükümle, kanunlarda özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, çekişmesiz yargı işlerinde sulh hukuk mahkemelerinin genelgörevli yargı yeri olduğu hususuna açıklık getirilmiştir.. denilmektedir.Bu çerçevede, HMK’nın 383. maddesinin genel düzenleme, 5490 sayılı Kanunun 36/1-a maddesinin ise özeldüzenleme niteliği taşıdığı anlaşılmakta olup, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme, tescil ve Türk Vatandaşlığımın tespitidavalarında, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle; davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.” demek suretiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş vekarar kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 28.12.2015 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli veidari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,davacı vekilinin istemi üzerine, idari yargı dosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargı dosyasınailişkin evraklar da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise Uyuşmazlığın TürkVatandaşlığı Kanunu uygulamasından doğduğu, bu nedenle görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dosya kapsamında yapılan incelemede; 24/12/2007 doğumlu D.N. isminde bir kız çocuğu olan davacı ile eşinin,müşterek çocuklarının doğumundan sonra 1.4.2008 tarihinde evlendikleri, davacının, çocuğunun babası E.N.'den14.7.2009 tarihinde İsviçre'de Basel mahkemesinde boşandığı, boşanma ilamının Kocaeli 2. Aile Mahkemesi kararı iletanındığı, davacının, çocuğunu Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna kayıt ettirmek ve nüfus cüzdanı çıkarmak için nüfusmüdürlüğüne başvurması üzerine Kartal Nüfus Müdürlüğü’nce çocuğun babasının gelmesi şart koşularak, taleplerinreddedildiği, bu red işlemi üzerine davacının, çocuğu D.N.’in Türk nüfusuna kaydedilmesi ve baba aranmaksızın nüfuscüzdanının çıkarılmasına karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Yine dosyada yer alan İsviçre Basel-Land Kantonu Arlesheim Bölge Mahkemesi’nin 14.7.2009 tarihli kararınınincelenmesinde; esasa ilişkin olarak şu hususların hükme bağlandığı görülmektedir:“1.Eşler tarafından 1 Nisan 2008 tarihinde Basel’de yapılan evlilik, ortak talep ile Medeni Kanununun 111.maddesi gereğince sona erecektir.2.Eşlerin oğlu 24 Aralık 2007 doğumlu D.’in velayeti, annesine verilecektir.3.Velayete sahip olmayan ebeveyn tarafının çocukla Şahsi münasebet hakkını düzenlemek üzere, MedeniKanunun 315 a maddesinin 1.bendi ile karşılaştırmalı 308.maddesinin 1. ve 2. fıkrası uyarınca bir eğitim kayyımlığıkurulacak ve Reinach Vesayet Dairesi bir kayyım tayin etmekle görevlendirilecektir.4.Boşanmanın sonuçları ile ilgili olarak eşlerin 7 Mayıs 2009 tarihinde yaptıkları ve 2 sayfalık kopyası bu kararaayrılmaz parça olarak eklenen Sözleşme, mahkemece kabul edilmiştir...” İsviçre Basel-Land Kantonu Arlesheim Bölge Mahkemesi’nin 14.7.2009 tarihli (aynı tarihte kesinleşmiş) buboşanma kararı Kocaeli 2.Aile Mahkemesi’nin 28.2.2013 tarih ve E:2012/666, K:2013/186 sayılı kararı ile “aynen”TENFİZ edilmiştir. Diğer bir deyişle, anılan yabancı mahkeme kararı (boşanma hükmü, müşterek çocuğun velayeti ileilgili düzenleme) bir bütün olarak tenfiz edilmiştir.27.11.2007 tarih ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un “Tenfiz Kararı”başlıklı 50 nci maddesinin 1.fıkrasında “Yabancı Mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devletkanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de İcra olunabilmesi için yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfizkararı verilmesine bağlıdır.” denilmekte; 51 nci maddesi “Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme AsliyeMahkemesidir.” hükmünü taşımakta ve aynı Kanunun 56 ncı maddesinde “Mahkemece ilamın kısmen veya tamamentenfizine veya istemin reddine karar verilebilir....” denilmekte ve nihayet 57 nci maddede “Tenfizine karar verilen yabancıilamlar Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur...” hükmü bulunmaktadır.Yukarıda işaret edildiği üzere, Kocaeli 2.Aile Mahkemesinin anılan tenfiz kararı kısmen değil, “tamamen tenfiz”edair olup; yabancı mahkeme boşanma kararındaki tespitlerin (müşterek çocuğun varlığı ve ona dair velayete dairdüzenlemeler) bir bütün olarak, boşanma kararıyla birlikte infaz edilmesi gerekir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun Üçüncü Bölümü Nüfus Kütüklerinin Tutulmasına İlişkin Esaslar başlıklıolup, Tescil mecburiyeti başlıklı 11.maddesinde; ‘’(1) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her kişi yurt içinde nüfusmüdürlüğüne, yurt dışında dış temsilciliğe müracaatla kendisini nüfus kütüklerine yazdırmaya ve nüfus cüzdanı almayamecburdur. Ergin olmayanların nüfus olaylarını yazdırıp nüfus cüzdanlarını almaya veli, vasi veya kayyımları, bunlarınbulunmaması halinde, çocukları yanlarında bulunduranlar ile 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve ÇocukEsirgeme Kurumu Kanununun yetkili kıldığı kuruluş yetkilileri görevlidirler.(2) Türk vatandaşlığını sonradan kazanmış olanlar da vatandaşlığı kazandıkları tarihten itibaren nüfus kütüğünegeçirilir.’’ hükmü,Tescilde dayanak belgesi zorunluluğu başlıklı 12.maddesinde; ‘’(1) Nüfus kütüklerine düşülen kişisel durumla
ilgili her kayıt ve açıklamanın bu Kanuna göre yetkili kılınmış görevlilerce, usûlüne ve örneğine uygun olarak düzenlenmişbelgelere dayandırılması zorunludur.(2) Nüfus olaylarını tescil eden memurlar tarafından her işlem sonunda dayanak belgeleri aile kütüklerineişlendikten sonra imzalanır ve bir nüshası arşivlenmek üzere Genel Müdürlüğe gönderilecek olan ilgili özel kütüğekonulur.’’ hükmü,Tescil başlıklı 13.maddesinde; ‘’(1) Yetkili kişi ve kuruluşlarca bildirilen nüfus olaylarına ilişkin belge vetutanaklar bu Kanun hükümlerine göre tescil edilir. Bakanlık her türlü nüfus işlemlerinde elektronik imza kullanılmasınakarar vermeye yetkilidir.’’hükmü,Kaydın kapatılması ve yeniden açılması başlıklı 14.maddesinde; ‘’(1) Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik,Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlât edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniylebir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.(2) Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni birsebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylarkişinin kaydına işlenir.’’ hükmü,Kayıt düzeltilmesi başlıklı 35.maddesinde; ‘’(1) Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerininhiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların ailekütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. (2) Aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak tescil edilir, değiştirilir, boşbırakılır veya silinir.’’ hükmü,Nüfus davaları başlıklı 36.maddesinde; (1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllereuyulur:a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzumüzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesindeaçılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır...‘’ hükmü yer almaktadır.Aynı Kanunun Nüfus ve Uluslararası Aile Cüzdanlarının Düzenlenmesi ve Dağıtılmasına ilişkin düzenlemelerin yeraldığı 41.maddesinde;‘’ …(4) Nüfus cüzdanı, yurt içinde ilçe nüfus müdürlüklerince ve yurt dışında dış temsilciliklerce kişilerin kendilerine,ergin olmayanların veli, vasi veya resmî vekillik belgesi ibraz edenler ile bu Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen,beyanla yükümlü kişilere Bakanlıkça tespit edilecek usûller çerçevesinde verilir.’’ hükmü yer almaktadır.Yukarıda işaret edilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının evlilik dışı ilişkiden 24.12.2007tarihinde yurt dışında (İsviçre’de) doğan oğlunun Türkiye’de davacı annenin nüfus kaydına bildirim yapılmadığı içinişlenmediği, ancak İsviçre nüfus kayıtlarına geçirildiği, davacı ile çocuğun babasının 1.8.2008 tarihinde yine yurt dışındaevlendikleri ve bu evliliğin İsviçre nüfus kayıtlarına tescil edildiği, İsviçre Mahkemesinin verdiği 14.7.2009 tarihliboşanma kararında müşterek çocuğun doğum tarihinin belirtilip velayetin davacı anneye verildiği, keza eşlerin müşterekendüzenledikleri boşanmanın hukuki sonuçlarının belirlendiği sözleşmenin (protokolün) bu kararın ayrılmaz bir parçasıolduğunun belirtildiği ve bu kararın aynı tarihte kesinleştiği, Kocaeli 2.Aile Mahkemesinin 28.2.2013 tarihli kararıylaanılan bu kararın 5718 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uyarınca “tamamen tenfizine” karar verildiği, 5718 sayılı Kanunun57 nci maddesinin âmir hükmü uyarınca bu tenfiz kararının, Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi “bir bütünhalinde” icra edilmesi gerekirken, sadece “boşanma” ile ilgili kısmın davacı annenin nüfus kaydına işlendiği ve gereklişerhin verildiği, oysa yabancı mahkemece verilen ve Türk Mahkemesince “aynen” tenfiz edilen kararda müşterekçocukla ilgili gerekli tüm bilgilerin yer aldığı ve tenfiz kararının bir bütün halinde icra edilmesi gerekirken ve bunun doğalsonucu müşterek çocukla ilgili bilgi ve kayıtlarında annenin nüfus kaydına aynen geçirilmesi zorunluluğu mevcutken bulazımeye uyulmadığı, dolayısıyla gerçekte “tenfiz kararının tam ve gereği gibi yerine getirilmemesi” nden ibaret bir hukukisorunun mevcut olduğu, tenfiz ve bunun icrası ile ilgili ihtilafların ise 5718 sayılı Kanunun 57 nci ve 59 ncu maddeleriuyarınca genel adli yargının görevi kapsamına girdiği, dolayısıyla davada adli yargı yerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunduğundan, İstanbul 25. AsliyeHukuk Mahkemesince verilen 27.10.2014 gün ve E:2014/315, K:2014/356 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.SONUÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 25. AsliyeHukuk Mahkemesince verilen 27.10.2014 gün ve E:2014/315, K:2014/356 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 28.12.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN