T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2015 / 538
KARAR NO : 2015 / 570
KARAR TR
: 28.09.2015
ÖZET : Davacı şirkete kasko sigortası ile sigortalıbulunan araçta, ışıklı kavşaktan geçerken trafik ışıklarınınfaal olmaması nedeniyle karşı istikametten gelen aracaçarpması sonucu meydana geldiği iddia edilen zararın,olayda kusuru bulunan davalıdan rücuen tazmini istemi ileaçılan davanın; 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. Maddesi gereğince ADLİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A RDavacı
: R.Sigorta A.Ş.Vekili
: Av.Y.E.D.Davalı
: Ankara B.B.B. Vekilleri
: Av.N.K.
(İdari Yargıda)
Av.D.B.G. (Adli Yargıda)
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından sigortalanan Ankara İl SağlıkMüdürlüğü’ne ait 06 AZ 1354 plakalı ambulans aracın, 25.07.2011 tarihinde Ankara ili, Yunus Emre Cad. KaraelmasSokağında bulunan ışıklı kavşaktan geçerken trafik ışıklarının faal olmaması nedeniyle karşı istikametten gelen aracaçarpması suretiyle meydana gelen kaza neticesi oluşan hasar bedeli olarak müvekkil şirketçe sigortalısına 2.012,75TL’nin ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 2.012,75 TL’sı tazminatın, 1.191,00 TL’likkısmının 18.11.2011 ödeme tarihinden, 821,75 TL’lik (56,81 TL + 764,94 TL) kısmının ise 19.12.2011 ödemetarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte rücuen tazminine karar verilmesi istemi ile idari yargı yerinde davaaçmıştır.Ankara 15.İdare Mahkemesi: 25.04.2013 gün ve 2012/680 Esas, 2013/571 Karar sayılı kararı ileaynen;“Olaya ilişkin trafik kazası tespit tutanağının incelenmesinden, 25.07.2011 tarihinde sürücü Hüseyin Kcpenek'insevk ve idaresindeki 06 BY 8573. plakalı ambulans aracının, Ankara İli, Yunus Emre Cad. Karaelmas Sokağındabulunan ışıklı kavşaktan geçerken trafik ışıklarının faal olmaması nedeniyle karşı istikametten gelen araca çarpmasısonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, olayda her iki araç sürücüsünün de kusursuz bulunduğu, kusurunyolun bakım ve onarımından sorumlu olan idareye ait olduğu anlaşılmakta olup, 5216 sayılı Büyükşehir BelediyesiKanunu'nun 7. maddesinin (g) bendinde "Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve anayolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımım sağlamak..." büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumluluklarıarasında sayılması nedeniyle, büyükşehir belediyesinin yetki alanı içinde bulunan kavşak üzerindeki trafik ışıklarınınçalışmamasından davalı idarenin sorumlu olduğu ve üzerine düşen bakım ve onarım yükümlülüğünü yerine getirmemesisuretiyle kamu hizmetinin işleyişinde kusurlu davrandığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan; davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazmin edeceği zarar miktarı belirlenirken; zarar görenaracın sigortalanması amacıyla sigorta poliçesi kapsamında davacı şirkete belli bir miktar prim ödemesi yapıldığından,sigorta şirketince ödenen hasar bedelinin tamamından araç için tahsil edilen sigorta primlerinin düşülmesi suretiylebelirlenecek tutar üzerinden zarar miktarının tespit edilmesi gerekmektedir.Buna göre; kaza geçiren ambulans aracının 20.01.2011 ile 20.01.2012 tarihleri arasında sigortalanması amacıylasigortalı ile davacı sigortâ şirketi arasında imzalanan sigorta poliçesi karşılığında davacı sigorta şirketine 4.427,00-TLprim ödemesi yapılırken, araçta oluşan hasar nedeniyle sigortalıya ödenen miktarının ise 2.012,75 TL olduğu göz önünealındığında, davacı şirketçe karşılanan zarar miktarının poliçe kapsamında ödenen sigorta primlerinin altında kaldığıgörüldüğünden, davacı şirketçe karşılanmak zorunda kalınan bir zarar bulunmaması nedeniyle, davacı şirketçe tazminiistenilen miktarın kabulüne olanak bulunmamaktadır.Nitekim; konuya ilişkin Danıştay 8.Dairesinin 20.04.2012 tarih ve E:2008/7982, E:2012/1855 sayılı kararı dabu yöndedir.” şeklindeki gerekçesi ile davanın esas yönünden reddine karar vermiştir. Karara davacı vekili tarafındanitiraz edilmiştir.Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.Kurul: 30.04.2014 gün ve 2013/31200 Esas, 2014/8376 Karar sayılı kararıile aynen: “Dava konusu uyuşmazlıkta doğduğu iddia edilen zararın, 2918 sayılı Kanunun 10/b-1. maddesinin davalıbelediyeye yüklediği sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklandığı dolayısıyla bu davanın 2918 sayılıKanundan kaynaklanan bir sorumluluk davası olması nedeniyle aynı Kanunun 110. maddesi birinci fıkrası kapsamınagiren dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girmektedir.Buna göre İdare Mahkemesince, davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerinin görevinde olduğu kabuledilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasının incelenerek kabulüne kararverilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; itiraz isteminin KABULÜ ile Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin 25/04/2013 gün ve E:
2012/680, K: 2013/571 sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı Yasanın 45/4. maddesi uyarınca yapılaninceleme sonunda davanın GÖREV yönünden reddine” karar vermiş, verilen karar davalı vekiline 09.06.2014 tarihinde,davacı vekiline 12.06.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, yasal süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmaksızınkesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı gerekçelerle; adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 26.Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.02.2015 gün ve 2014/286 Esas, 2015/58 Karar sayılı kararındaaynen; “Yargıtay 17. H.D.'nin emsal 2014/19839 E. 2014/16451 K. 10/04/2014 tarihli bozma ilamında belirtildiğişekilde ; "Bir kamu hizmeti görmekle yükümlü davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na, 2918 sayılı KTK'nun10/b maddesinde, yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolların trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmak, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemekgörevleri verilmiş bulunmaktadır. Bu görevin 2918 Sayılı Yasada verilmiş olması, bunun ihlali nedeniyle oluşacakzarardan dolayı idarenin özel hukuk hükümlerine tabi olacağı sonucu çıkarılamaz. Hizmet kusurundan kaynaklananzararlar yönünden, idare aleyhine tam yargı davasının idari yargı yerinde açılması gereklidir. Esasen, 2918 Sayılı Yasanınhukuki sorumluluğa ilişkin 85. Vd maddelerinde, araç işleteninin sorumluluğu düzenlenmiş olup, idarenin hizmetkusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu yasa kapsamı dışında tutulmuştur. Bu durumda mahkemece, görev, kamudüzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiğinden, sonuç itibariyle davanın reddinekarar verilmesi yerinde ise de; gerekçe ve dayanılan sebep yerinde olmadığından davalı Belediye Başkanlığı yönündenidari yargının görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın husumetnedeniyle reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir." denmiştir.Bu nedenle davaya bakmak görevi idari yargıya ait olduğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş”şeklindeki gerekçesi ile 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-b ve 115/2 maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmasına ilişkindava şartı noksanlığı nedeniyle talebin usulden reddine, idari yargının görevli olduğunun tespitine karar vermiş, verilenkarar davacı vekiline 08.04.2015 tarihinde, davalı vekiline 01.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, taraflarca süresindetemyiz yoluna başvurulmadığından karara şerh edildiği üzere 27.04.2015 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı vekili adli ve idari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 28.09.2015 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; 2918 sayılı Yasa’dankaynaklanan sorumluluk davasında adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülenbiçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, davacı vekilinin istemi üzerine, adli yargı dosyasının son görevsizlik kararınıveren mahkemece, idari yargı dosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN’un adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacı şirkete kasko sigortası ile sigortalı bulunan Ankara il Sağlık Müdürlüğü’ne ait 06 AZ 1354 plakalıaraçta, Ankara ili, Yunus Emre Cad. Karaelmas Sokağında bulunan ışıklı kavşaktan geçerken trafik ışıklarının faalolmaması nedeniyle karşı istikametten gelen araca çarpması sonucu meydana geldiği iddia edilen zararın olayda kusurubulunan davalıdan rücuen tazmini istemi ile açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden; davanın, 25.07.2011 günü meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucu davacışirkete sigortalı olan araçta meydana gelen zararın, olayda kusuru bulunan davalıdan rücuen tazmini istemi ile; Ankara15.İdare Mahkemesi’nde dava açıldığı, davanın esas yönünden reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilininitiraz talebi üzerine; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.Kurul’u tarafından bozulduğu ve 2577 sayılı Kanun’un 45/4.
maddesi gereğince davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından Ankara 26.AsliyeHukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı, Ankara 26.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın görevden reddedildiği vetarafların temyiz etmemesi üzerine kararın kesinleştiği, davacının, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu’nun14.maddesi uyarınca görevli yargının belirlenmesi istemi ile Mahkememize müracaat ettiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayrımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Ankara 26.Asliye HukukMahkemesi’nce verilen 12.02.2015 gün ve 2014/286 Esas, 2015/58 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 26.AsliyeHukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2015 gün ve 2014/286 Esas, 2015/58 Karar sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 28.09.2015 gününde Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN
KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolunun yapım, bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zararaneden olan kazanın meydana geldiği iddia edilmektedir.Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğubelirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarieylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumlulukilkeleri gereği tazmin edilmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/g. maddesi, büyükşehir belediyesinin yetki alanındakimahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımınısağlamak görevini büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında saymıştır.Bu bağlamda, bir kamu tüzel kişisi olan davalı belediyenin karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetini idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürüteceği ve anılan işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasanın 125., 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerine göre idari yargı yerinde çözümlenmesigerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.Sayın çoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındaki ihmalden doğan zararda adli yargıyı görevli kabuleden görüşüne hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK 110/1 md. hükümlerini esas almıştır.11.01.2011 gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918 Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. "hükmü getirilmiştir.Yapılan bu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Yasa'dan doğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların neden olduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adli yargıda görüleceği,zarar görenin kamu görevlisi olmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasının önlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydanagelen tren-trafik kazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.Sayın çoğunluk görüşünün aksine eldeki uyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamında kalmamaktadır.Zira, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzere yasa motorlu araçların işletilmesinden doğanzararlar nedeniyle işletenin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir.Yasa hükmünde geçen bu kanundan doğan ve adli yargıda görülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araç işleteninhukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır.Yasa değişikliğinden önce kamu araçlarının işletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm ve çözümü konusunda yasada bir düzenleme bulunmadığından İdari ve AdliYargı organları arasında çıkan görev uyuşmazlıklarını sonlandırmak üzere sözü geçen yasa hükmü getirilmek suretiylekamu araçlarının verdiği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 Sayılı Yasa'nın amacına uygun olarak AdliYargıda görüm ve çözüm esası benimsenmiştir.Nitekim, yasa değişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi de getirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğiniteyit etmektedir.Diğer taraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın 110. maddesi hükmünün iptali istemi ile AnayasaMahkemesine açılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını, karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibaredilmesi mümkün değildir.Zira; "T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebinin reddi dışında yorumlu red kararıverebileceğine dair bir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi "Anayasa Mahkemesi bir kanun veyakanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu hareketle yeni bir uygulamayayol açacak biçimde hüküm tesis edemez." hükmü böyle bir anlayışın benimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabuledilebilir. Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasa koyucunun amacının Anayasa Mahkemesininkanun koyucu gibi hareket etmesini önlemek olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının ise diğermahkemeleri, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlaması itibariyle bir çeşit pozitif kanun koyuculuk anlamınageldiğine şüphe yoktur. (Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Ozbudun. Sh. 440 vd.)Hakkında yorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlükte kalmaya devam eder. Dolayısıyla somutolaylara uygulanır. Somut olaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasıl yorumlanacağına, bundan sonra daAnayasa Mahkemesi değil onu uygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu red kararıverirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleri bağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesinin nasıl yorumlanacağınaonu uygulayacak olan Adli-İdari ve Askeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli, İdari ve Askeri Yargıkollarının üst mahkemesi olmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelere kendi yorumunu empoze etmesi mümkündeğildir. O halde Anayasa Mahkemesinin verdiği yorumlu red kararlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu ifaedebilmeleri, diğer mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin bu yorumlarını benimsemelerine bağlıdır. Oysa hukukumuzda,Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlar diğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesi kararlarınınbağlayıcılığı bu kararların hüküm fıkralarına münhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Kemal Gözler, sh. 444)
Keza, Sayın çoğunluğun kararını dayandırdığı T.C. Anayasasının 158. madde hükümlerinin de uyuşmazlıktauygulama yeri bulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158.maddesi açık hükmünden de anlaşıldığı üzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kolları arasında olumlu veya olumsuzgörev uyuşmazlığının doğması halinde Anayasa Mahkemesi görüşünün üstün tutulacağına ilişkin düzenlemenin,uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararının bulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyle uygulanması mümkün değildir.Açıklanan gerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup, benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıyla İçtihad edildiği gibi Danıştay kararlarında da uyuşmazlıktaİdari Yargının görevli olduğu benimsenmiştir. (Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2013/105, K:2014/177 sayı,E:2013/1757, K:2014/180 sayı, Danıştay İdari Dava Daire Daireleri Kurulunun E:2015/65, K:2015/540 sayı, vs.)Sonuç olarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden,yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülenhizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlıkta adli yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN