T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2016 / 336
KARAR NO : 2016 / 372
KARAR TR
: 6.6.2016 ÖZET: Davacının, kendi sevk ve idaresindeki araç ileseyir halinde iken, yolun ileriye devamı varmış gibigörünmesi nedeni ile fark etmeden stabilize zeminedüşmesi ve devamında asfalt yol uzantısındaki taş yığınınaçarpması sonucu meydana gelen trafik kazası nedeni ileuğradığı zararın, olayda hizmet kusuru bulunan davalıidareden tazmini istemi ile açılan davanın, 2918 sayılıKanun’un 110. Maddesi gereğince, ADLİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
:C. K.
Vekili
:Av.F.P.
Davalı
:Karayolları Genel MüdürlüğüVekili
:Av.M.İ.Y.
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait HH….. plaka numaralı aracı ile18.07.2011 tarihinde Oduncular Sitesi istikametinden çevre yoluna giriş yapıp doğu turnikeleri istikametinde seyirhalinde iken Havaalanı Kilis yol ayrımının karşı istikametine düz geçtiği esnada stabilize zemine düşüp asfalt yoluzantısındaki taş yığınına çarparak durduğunu, kazanın meydana geldiği yolun ileriye devamı varmış gibi göründüğünü veancak devamının olmadığı gibi bu konuda trafik işaretlerinin de bulunmadığını, meydana gelen kazada davalı kurumuntrafik güvenliğinin seyrini sağlayacak gerekli uyarı ve işaretleri yapmaması nedeni ile tamamen kusurlu olduğunubelirterek; 8.500,00 TL masraf bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; 15.500 Euro pert olanaraç bedelinin aynen yada fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığının kaza tarihinden itibarenbankaların mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte ve son olarak davacının olay nedeni ile yaşadığıkorku, panik ve şok nedeni ile uğradığı 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi istemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.09.2013 gün ve 2012/693 Esas, 2013/569 Karar sayılı kararı ile;“…Mevcut dosya kapsamı, toplanan deliller, kusur ve zarar konusunda alman bilirkişi raporları birliktedeğerlendirildiğinde, davacının meydana gelen kazada 2/8 oranında kusurlu olduğu, davalının 6/8 oranında kusurluolduğu belirtilmiştir. Meydana gelen kazada davacının maddi kaybı 12.259,35 EURO olarak tespit edilmiş olup, davacıtarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Manevi tazminat tutarı belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayların meydana gelmesindekikusur durumları, meydana gelen zararların niteliği ve ağırlığı dikkate alınmalıdır. Belirlenecek tutarın davacının duyduğuelem ve ızdırabı bir nebze de olsa dindirecek meblağa ulaşması gereklidir, tek başına kusur oranı manevi tazminatıbelirlemekte ölçü olarak alınmamakta ise de meblağın belirlenmesinde ağırlıklı hususlarından birini oluşturmuştur. Takdiredilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak içingerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşmearacı da olmamalıdır.Dava konusu olayın gelişimi ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetildiğinde manevi tazminat talebininkısmen kabülüne” şeklindeki gerekçesi ile davacı yanın maddi tazminata ilişkin talebinin ekspertiz ücreti de ilave edilerektoplam 12.259,35 Euro olarak kısmen kabulüne, bu miktarın davacı yararına davalıdan tahsiline, davacı yanın manevitazminat talebinin de kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin davacı yararına davalıdan tahsiline karar vermiş, verilen karardavalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 17.Hukuk Dairesi: 02.07.2015 gün ve 2014/4205 Esas, 2015/9384 Karar sayılı kararı ile özetle; yargıyolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahislehükmün bozulmasına karar vermiştir. Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi: Yargıtay bozma ilamına uymak suretiyle verdiği 23.11.2015 gün ve2015/783 Esas, 2015/906 Karar sayılı kararında; “...Dosyada mevcut belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacıdavalı Karayolları Genel Müdürlüğünün hizmet kusuru nedeni ile dava etmiş kamu hizmeti görmekle yükümlü davalınınkamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu Tüzel Kişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibari ile hizmetkusurundan kaynaklanan zararlar olup bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak idari yargılamausulü hakkındaki kanunun 2. Maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesigerekmektedir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan
adli yargının yargı yeri bakımından görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılarak” şeklindeki gerekçesi ile davanın göreveilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar vermiş, verilen karar tarafvekillerine 14.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine 30.12.2015 tarihindekesinleşmiş ve karara bu şekilde şerh edilmiştir.Davacı vekili bu kez aynı gerekçelerle; fazlaya dair hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile, Almanya’dadüzenlenen ekspertiz raporu ile aracın tamir masraflarının aracın değerinden fazla olduğu bu nedenle aracın hurda olmasınedeni ile davacıya ait aracın değeri 9.720,00 Euro ile Almanya’da yaptırılan ekspertiz raporunun ücreti 2.539,35 Eurotoplamı olan 12.259,35 Euro maddi zararının aynen yada fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kurukarşılığının kaza tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline;ayrıca davacının kaza nedeni ile yaşamış olduğu büyük üzüntü, ölüm korkusu, panik ve şok ve bunun neticesinde panikatak tedavisine de başlamış olması nedeni ile uğradığı zarar bedeli olarak 25.000,00 TL manevi tazminatın kazatarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile idari yargı yerinde davaaçmıştır.Gaziantep 2.İdare Mahkemesi: 25.03.2016 gün ve 2016/37 Esas sayılı kararı ile özetle; 2918 sayılı Yasa’nın110.maddesi uyarınca davanın adli yargının görev alanına girdiğini belirterek, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesi hükümleri uyarınca görevli yargı merciinin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilinceye kadar davanın ertelenmesinekarar vererek dosya Mahkememize gönderilmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 6.6.2016 günlü toplantısında:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan sorumluluk davasında adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Kanunun 19.maddesinde öngörülenbiçimde görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargı dosyasıda temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin adli yargı, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; davacının, 18.07.2011 günü, kendi sevk ve idaresindeki HH…… plakalı araç ile; Oduncular Sitesiistikametinden çevre yoluna giriş yapıp doğu turnikeleri istikametinde seyir halinde iken, Havaalanı Kilis yol ayrımınınkarşı istikametine düz geçtiği esnada yolun ileriye devamı varmış gibi görünmesi nedeni ile fark etmeden stabilize zeminedüşmesi ve devamında asfalt yol uzantısındaki taş yığınına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası nedeni ileuğradığı zararın, olayda hizmet kusuru bulunan davalı idareden tazmini istemi ile açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden; davanın, davacı tarafından, kendi sevk ve idaresindeki HH…… plakalı aracın; yolunileriye devamı varmış gibi görünen ancak devamı olmayan ve asfalt zeminin bitimi ile sona eren yolun trafik işaretlerininolmaması nedeni ile stabilize zemine düşüp devamında asfalt yol uzantısındaki taş yığınına çarparak durması sureti ilemeydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeni ile uğradığı zararın, olayda hizmet kusuru bulunandavalıdan tazmini istemi ile Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açıldığı, Gaziantep 3.Asliye HukukMahkemesi’nce işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin temyiz talebi üzerinekararın Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin 02.07.2015 gün ve 2014/4205 Esas, 2015/9384 Karar sayılı kararı ile görevnedeni ile bozulduğu, bunun üzerine Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.11.2015 gün ve 2015/783 Esas,2015/906 Karar sayılı kararı ile davada idari yargın görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdiği ve taraflarcatemyiz edilmeyen iş bu kararın kesinleştiği; davacı tarafından aynı istemlerle bu kez Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’ndedava açıldığı, Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin 25.03.2016 gün ve 2016/37 Esas sayılı kararı ile davada adli yargınıngörevli olduğu belirtilerek; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu’nun 19.maddesi gereğince görevli yargı yerinin
belirlenmesi amacı ile dosyanın Mahkememize gönderilmesine karar verdiği anlaşılmıştır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı bukapsama işleteni veya sahibi Devlet ya da diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği kazaların da dahiledildiği ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Gaziantep 2.İdareMahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile, Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.11.2015 gün ve2015/783 Esas, 2015/906 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Gaziantep 2.İdareMahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile, Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.11.2015 gün ve2015/783 Esas, 2015/906 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 6.6.2016 gününde, ÜyeSüleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDIN
ÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN
KARŞI OY
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/580, K:2015/592 sayılı kararında belirtmişolduğum düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 6.6.2016
ÜYE
Süleyman Hilmi AYDIN