Hukuk Bölümü
2013/1290 E. , 2013/1772 K.T.S.K.DA ASTSUBAY ÇAVUŞ OLARAK GÖREV YAPMIŞ DAVACININ, GIRDIĞI SILAHLI ÇATIŞMADA YARALANMASIÜZERINE MEYDANA GELEN PSIKOLOJIK TRAVMADAN DOLAYI MALUL HALE GELDIĞINDEN BAHISLE; 2330 SAYILIKANUN KAPSAMINDA YAPILMASI GEREKEN TOPTAN ÖDEMENIN IDARECE REDDEDILMESINE ILIŞKIN IŞLEMIN IPTALI VEKANUNEN ÖDENMESI GEREKEN TAZMINAT TUTARININ HESAPLATTIRILARAK TAZMINEN ÖDENMESINE KARAR VERILMESIISTEMIYLE AÇILAN DAVA, ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: E.E.Vekili
: Av. K.B.Davalı
: Milli Savunma BakanlığıVekili
: Av. N.D.Y. O L A Y : 5.7. 2007 tarihinde yapılan askeri bir operasyon kapsamında, Diyarbakır İli, Dicle İlçesi Bazırgit Tepe mevkiinde geçiciüs bölgesi teşkil edilmiş, pusu/dinleme mevziini işgal etmek için intikal halinde olan askeri personel saat 20.45 sıralarında BazırgitTepe doğusunda bir grup teöristle tesadüfen karşılaşmış, açılan ilk ateş sonucunda teröristler de ateşe başlamış, bu esnadaZiyaret Tepe yamaçlarından Bixi makinalı tüfeği ile birkaç dakikalık taciz ateşi açılmış, yaşanan bu çatışma sonucunda davacıTnk.Kd.Çvş.E.E.sol kolundan iki-üç adet şarapnel parçası ile hafif şekilde yaralanmış; yapılan ilk müdahaleden sonra helikopterile 600 yataklı Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edilmiş, adıgeçen için nakdi tazminat dosyası tazmin edilerek görüşülmek üzereMillî Savunma Bakanlığı (MSB) Nakdi Tazminat Komisyonuna gönderilmiş; Komisyonun 25 Ekim 2007 tarihli ve 187 sayılı kararı ile10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığından bahisle, davacıya 4.593,25 TL nakdi tazminat ödenmesine kararverilmiştir.Kasımpaşa Asker Hastanesinin 02 Temmuz 2010 tarihli ve 2189 numaralı Sağlık Kurulu Raporu ile davacı hakkında “Kronik NitelikKazanmış Psikotik Bozukluk” tanısı ile “TSK’da Görev Yapamaz” (15.D-F.1) denilmesi üzerine, Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığınca adi malul olduğuna karar verilmiş; bu işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda Ankara 10’uncu İdareMahkemesi, 29.2.2012 tarihli, E:2011/1467, K:2012/407 sayı ile davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında vazife malulüsayılmasına karar vermiş; bu karar gereğince SGK tarafından davacının maluliyet derecesi 4 olarak belirlenmiştir.Davacı, 24 Temmuz 2012 tarihli “Tazminat Talebi” konulu dilekçesi ile; maluliyetinin, 05.07.2007 tarihinde, terörle mücadele
kapsamında girdiği silahlı çatışmada yaralanmasından kaynaklanan psikolojik travma sebebiyle meydana geldiğinden bahisle, 2330sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi için Davalı İdareye başvuruda bulunmuş; dosya görüşülmek üzere MSB NakdiTazminat Komisyonuna gönderilmiş ve anılan Komisyon 6.12.2012 tarihli ve 285 sayılı işlem ile davacının nakdi tazminat talebinireddetmiştir.Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı İdarenin ret yazısında "...Tnk. Kd.Çvş. E.E.’ın 17.02.2006 tarihinde Diyarbakır As.Hst.Psikiyatri Kliniğine “reaktif depresyon” tanısıyla yatırıldığından, personelin istirahatlı ve hastanede yattığı süreler hariç mesaidebulunduğu süreler içerisinde, tedavisi tamamlanıncaya kadar İç Güvenlik Harekâtından ziyade İç Güvenlik Harekâtına Yönelikİdari faaliyetlerde görevlendirilmesi yönünde talimat verildiği” ve "... MSB’lığının 25 Ekim 2007 tarih ve 2007/187 sayılı kararınaesas yaralanmanın meydana geldiği 2007 yılından önce de personelin psikolojik rahatsızlığının olduğu, bu sebeple yatarak tedavigördüğü, sağlık durumu göz önüne bulundurularak iç güvenlik harekatına yönelik idari görevlerde görevlendirildiği...” şeklindebeyanda bulunarak, müvekkilinin operasyon ile ilgili görevlerde görevlendirilmediğini ileri sürmüş ise de; müvekkilinin, tedavisisüresince İç Güvenlik ile ilgili çeşitli operasyon görevlerine çıkarıldığını, en son 05.07.2007 tarihinde görevlendirildiği iç güvenlikoperasyonunda çıkan silahlı çatışmada yaralandığını; müvekkili hakkında 3 Mart 2006 ila 15.3.2010 tarihleri arasında toplam 22sağlık raporu düzenlendiğini, görevde bulunduğu sürelerde ilaç tedavisini kesintisiz sürdürdüğünü, nihayet hakkında TSK.lerindegörev yapamaz raporu düzenlenen müvekkilinin, 05.07.2007 tarihinde çıkan silahlı çatışmada yaralandığının belge ile sabitolduğunu; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 21 nci maddesinin “j” fıkrasının ikinci paragrafına 04.07.2012 tarihinde getirilen;“ Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcımaddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veyaetkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalarsonucunda yaralanan, sakatlanan, hastalanan veya hayatını kaybedenler, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerindenyararlandırılır” kanun hükmü ve aynı Yasanın 1 nci fıkrasında yer alan “...kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışındagörevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarakyaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunhükümleri uygulanır." hükümleri göz önüne alındığında; 05.07.2007 tarihinde terörle mücadele kapsamında gerçekleştirilenoperasyon esnasında girdiği silahlı çatışmada maruz kaldığı yaralanmanın yarattığı zihinsel ve duygusal travma sebebiyle, zatenbozuk olan psikolojisinin iyice bozulması sonucu Askerliğe Elverişsiz hale gelen ve hakkında Gülhane Tıp Akademisi Komutanlığıncadüzenlenen Ek Rapor ile “fikren ve bedenen bir işle meşgul olma imkanından kati suretle mahrum kaldığı” belirlenen müvekkiline,2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesine İlişkin Kanunun 3 ncü maddesinde düzenlenen “en yüksek brüt devlet memuru maaşının100 katının % 75 oranında” toplu ödeme yapılması gerekirken, ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğunu ifade ederek;müvekkiline 2330 Sayılı Nakdi Yardım ve Aylık Bağlanması Kanunu Gereğince Yapılması gereken Toplu Ödemenin Yapılmamasıişleminin iptaline; 2330 Sayılı Kanunun 3 ncü maddesi gereğince müvekkiline Ödenmesi Gereken Tazminat Olan En Yüksek DevletMemuru Brüt Maaşının 100 katının % 75’inin hesaplattırılarak yasal faizi ile birlikte tazminen tahsiline karar verilmesi istemiyle,genel idari yargı yerinde dava açmıştır.Davalı İdare vekili, ikinci savunma dilekçesinde, davada askeri idari yargının görevli olduğunu ileri sürerek görev itirazındabulunmuştur.ANKARA 2.İDARE MAHKEMESİ: 18.4.2013 gün ve E:2013/261 sayı ile, Anayasa'nın 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdareMahkemesi'nin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem veeylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğündendoğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağının belirtildiği; 1602 sayılı Yasa'nın 20 nci maddesinde deaynı hükmün yer aldığı; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin "asker kişiyiilgilendirmesi" ve "askeri hizmete ilişkin bulunması" koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği; 1602 sayılı Yasa'nın Değişik 20
nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeriöğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurların asker kişi sayıldığı; idari işlemin, görevli yargıyerinin tesbiti yönünden "askeri hizmete ilişkin" olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılmasının gerektiği; eğeridari işlem askeri gereklere askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkinolduğu; daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemlerin; idarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin,tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin, askerlik hizmetinin amacı, askerigörev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilenişlemler olduğu; işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durumun değişmediği, menfaati ihlal edilenasker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesinin gerektiği; uyuşmazlık konusu olayda, Uzman Erbaşolarak görev yapmakta iken sağlık sebebiyle malulen emekliye ayrılan davacının terörle mücadele kapsamında girdiği çatışmadayaralanması nedeniyle rahatsızlığının meydana geldiğinden bahisle 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre nakdi tazminat istemininreddine ilişkin davalı idare işleminden kaynaklanan ve askeri hizmetin irdelenmesine ilişkin olmayan uyuşmazlığın görüm veçözümünün idari yargının görevine girdiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle; davalı idarenin görev itirazının reddine vemahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir.Davalı idare vekilince, süresinde verilen dilekçe ile, askeri idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine, dava dosyası Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderilmiştir.ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BAŞSAVCISI; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde;“Askeri Yüksek İdare Mahkemesince Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimi yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz." Denildiği; asker kişinin tanımının yapıldığı aynıhükmün 2 nci fıkrasının ise; "Bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veyahizmetten ayrılmış olan Subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er,erbaş ve erler ile sivil memurlardır" hükmünü taşıdığı; 1602 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ilk fıkrasında; “20 nci maddedebelirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu, maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlemve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdariMahkemesinde çözümlenir ve karar bağlanır” denildiği; Anayasanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başlıklı 157 nci maddesindeyer alan göreve ilişkin hükümlerini yukarıda açıklandığı gibi benzer bir biçimde tekrarlayan Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanununun 20 nci ve 21 inci maddelerine göre, uyuşmazlık konusunun Askeri İdari Yargı yerinde görülebilmesi için; davanınkonusunu teşkil eden işlem ve eylemin “asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin olma" şartlarının bir aradagerçekleşmesinin gerektiği; “Asker kişiyi ilgilendirme” şartından davacının, hizmette veya görevden ayrılmış ve 1602 sayılıKanunun 20 nci maddesinde sayılan asker kişilerden olması gerektiğinin açık bulunduğu; diğer şartın ise; davaya konu işlemin“askeri hizmete ilişkin” olmasına ilişkin olduğu; Uyuşmazlık Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere idari işlemin veyaeylemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin ve eyleminkonusuna ve gerçekleştirilme tarzına bakılmasının gerektiği; eğer idari işlem ve eylem askeri gereklere, askeri usul ve yöntemeve askeri hizmete göre tesis edilmiş ya da askeri hizmet görülürken veya askeri bir vazifenin ifası esnasında vuku bulmuş ise buişlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği; daha açık bir ifadeyle, işlemin ve eylemin “askerihizmete ilişkin” olup olmadığının anlaşılabilmesi için, somut olayda, idarece ya da kamu görevlilerince, bir asker kişinin askeriyeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlikhizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler, askeri vazifeler ve hizmetler göz önündetutularak hareket edilip edilmediğinin gözetileceği ve işlemin ya da eylemin “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının anlaşılmasınınbu esaslar dahilinde mümkün olabileceği; dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere göre; 05 Temmuz 2007 tarihinde Diyarbakırili, Dicle ilçesi, Bazırgit Tepe mevkiinde geçici üs bölgesi teşkil edildiği, pusu/dinleme mevziini işgal etmek için intikal halinde olanyakın emniyet unsurunun saat: 20.45 sıralarında Bazırgit Tepe doğusunda bir grup teröristle tesadüfen karşılaştığı, unsurlartarafından açılan ilk ateş sonucunda teröristlerin de ateşe başladığı, bu esnada Ziyaret Tepe yamaçlarından Bixi makineli tüfeğiile birkaç dakikalık taciz ateşi açıldığı, yaşanan bu çatışma sonucunda davacının sol kolundan iki-üç adet şarapnel parçası ileyaralandığı, sonrasında davacıya MSB.Nakdi Tazminat Komisyonunun 25.10.2007 tarih ve 187 sayılı kararı ile 10 gün iş vegücünden kalacak şekilde yaralanmış olması dolayısıyla 4.593,25 TL. nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği, davacının24.07.2012 tarihli dilekçesi ile idari müracaatta bulunarak malul hale geldiği ve buna göre 2330 sayılı Kanun kapsamında tazminatödenmesi yolundaki talebinin, davalı idarenin 06.12.2012 tarihli cevabi yazısıyla reddedildiği; davanın konusunu; teröristlerceyapılan ateş üzerine “davacının yaralanması ve tedavileri devam ederken malul hale gelmesi üzerine nakdi tazminat istemi”ninoluşturduğu; dolayısıyla, söz konusu davanın, “askeri hizmete ilişkin bir eylem”e dayandığı hususunda tereddüt bulunmadığı; ayrıca eylemin meydana geldiği tarihte takım komutanı olarak görev yapan Astsubay Çavuş rütbesindeki davacının, 1602 sayılıKanunun 20 nci maddesinde belirtilen manada “asker kişi” olduğu; açıklanan nedenlerle; dava konusu olayda Anayasanın 157nci ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde öngörülen idari eylemin “asker kişiyiilgilendirmesi" ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” şartları beraber gerçekleştiğinden, davanın görüm ve çözümünde AskeriYüksek İdare Mahkemesinin görevli bulunduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle; 2247 sayılı Yasanın 10, 12 ve 13 üncü maddelerigereği Ankara 2 nci İdare Mahkemesinin davada görevli olduğuna dair 18.4.2013 tarih ve 2013/261 Esas sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, ve ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, karar verilmesinin gerektiğibelirtilerek, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Anayasanın 157 nci maddesine göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargıdenetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20. maddesinde“Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren veaskeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini vediğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar. Ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz. Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivilmemurlardır.” hükmünün yer aldığı; anılan kurala göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için davakonusu idari işlemde “asker kişiyi ilgilendirme” ve “askeri hizmete ilişkin bulunma” koşullarının birlikte gerçekleşmesinin zorunluolduğu; olayda, yargı kararıyla vazife malülü olarak emekli olan davacının 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödenmesiistemiyle yaptığı başvuru üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmakta olduğu, bu işlemin tesis edilmesi aşamasındaaskeri hizmetle ilgili bir değerlendirme yapılmadığı gibi bu işlemin yargısal denetimi aşamasında da askeri kural ve gerekleryönünden bir değerlendirme yapılmasının gerekmediği; bu durumda, olayda, idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askerihizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmediği dikkate alındığında, davanın görüm ve çözümünün genel idari yargıyerinin görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle; 2247 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca yapılanbaşvurunun kabulüne hukuki olanak bulunmadığı yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013günlü toplantısında;l-İLK İNCELEME: Dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı idarevekilinin anılan Yasa’nın 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’nca, 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde askeri idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davadagenel idari yargı yerinin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Savcısı Hüsnü ERCAN’ın ise davada askeri idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü ve yazılı açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Türk Silahlı Kuvvetlerinde Astsubay Çavuş olarak görev yapmış davacının, 05.07.2007 tarihinde terörle mücadelekapsamında girdiği silahlı çatışmada yaralanması üzerine meydana gelen psikolojik travmadan dolayı malul hale geldiğindenbahisle; 2330 Sayılı Nakdi Yardım ve Aylık Bağlanması Kanunu Kapsamında Yapılması Gereken Toptan Ödemenin İdarecereddedilmesine ilişkin işlemin iptali ve kanunen ödenmesi gereken tazminat tutarının hesaplattırılarak tazminen ödenmesine kararverilmesi istemiyle açılmıştır.Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derecemahkemesi olduğu; ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağıbelirtilmiş; 20.7.1972 tarih ve 1602 sayılı Yasa’nın 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde de aynıhüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin “asker kişiyiilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Yasa’nın Değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan,subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişisayılmaktadır.
İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının saptanabilmesi için işleminkonusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmişise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler: idarenin birasker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hakve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularakdeğerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durumdeğişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde görülmesi gerekmektedir.Davacının 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusu işlemin asker kişiyiilgilendirdiği tartışmasızdır.
İşlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince:
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1/1. maddesinde terörün; baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veyatehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenideğiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeyedüşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç vedış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek hertürlü eylemler olarak tanımlandığı; 21. maddesinin birinci fıkrasında; kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifaederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engellihâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Hükümlerininuygulanacağı belirtilmiş; aynı maddenin (j) bendinin ilk iki paragrafında; “(Ek: 4/7/2012-6353/75 md.) Terör eyleminin ortayaçıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı olanlar bu faaliyetlerinden dolayıhayatını kaybettikleri, yaralandıkları veya engelli hâle geldikleri; ilgili valinin teklifi üzerine Nakdi Tazminat Komisyonu tarafındankarara bağlanan sivillerden Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğutespit olunanların kendileri, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindekihaklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendindedüzenlenen haklardan yararlandırılır. Yukarıda sayılanlardan aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamındamalul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığınamüstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindekihaklardan yararlandırılır.Ek fıkra: 4/7/2012-6353/75 md.) Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarınıönlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsunterör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidişdönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenler,birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılır.” denilmiştir.Bu yasal düzenlemelerden; kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederlerken terör eylemlerine muhatap olarak yaralanmaları, sakatkalmaları, ölmeleri veya öldürülmeleri halinde bunların 3713 sayılı Kanun kapsamında sayılmaları ve bu yasa ile tanınan haklardanyararlanmaları gerektiği anlaşılmaktadır.Öte yandan, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun birinci maddesinde; kanunun amacının; barıştagüven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk venakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve EmniyetTeşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerindegörevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya buyüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ilebirlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesiolduğu ifade edilmiş; Kanunun “ Nakdi tazminat” başlıklı 3.maddesinde; “ Bu kanun kapsamına girenlerden;
a) (Değişik: 1/4/1998 - 4356/1 Md.) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek
gösterge dahil) 100 katı tutarında,
b) (Değişik: 1/4/1998 - 4356/1 md.) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım vedesteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25'inden %75'ine kadar, yaralananlara ise % 20'sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre, (1)
Nakdi tazminat ödenir.
Bu nakdi tazminatın tespitine esas tutulacak aylık; tazminat verilmesine dair karar tarihindeki en yüksek Devletmemuru aylığının (Ek gösterge dahil) brüt tutarıdır.
c) (a) bendi esaslarına göre tespit edilen nakdi tazminatın kanuni mirasçılara intikalinde; ölenin eş ve füruu veyayalnızca füruu ile içtima eden ve ölüm tarihinde sağ olan ana ve babasının her birine ayrı ayrı olmak üzere % 15 tutarındaki kısmıverildikten sonra kalanı içtima eden diğer mirasçılara ödenir. Diğer hallerde miras hükümleri uygulanır. Ancak ana veya babayaverilen tazminat çocukların her birine ödenen tazminattan fazla olamaz.
d) (Ek: 7/6/1990 - 3658/2 md.) Kesin raporun alınmasının uzayacağının anlaşılması halinde tazminatın ödenmeusüllerine göre, olay tarihi itibariyle, (b) bendine göre hesaplanacak miktarın asgari oranı üzerinden avans ödenir.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hallerin devam ettiği süre içinde, bu maddede yer alan nakdi tazminat miktarlarının yarıyakadar indirilmesine veya nakdi tazminata ilişkin hükümlerin uygulanmamasına Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmüne yer verilmiş; 6.maddede ise, ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olduğunu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bukanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların göz önünde tutulacağı hüküm altına alınmıştır..
Anılan yasal düzenlemelerden, bu düzenlemelerin öngördüğü nakdi tazminata ödenmesine ilişkin olarak, idari işlemveya eylemin yöneldiği asker kişinin, sözü edilen yasalar kapsamında bir görev ifa edip etmediğinin; yaralanması, sakatlanmasıveya ölümünün bu görev sırasında meydana gelen olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, ilgili idarece kurulan Nakdi TazminatKomisyonunca incelenmesinin ve karara bağlanmasının gerektiği anlaşılmaktadır.Bu duruma göre, dava konusu edilen işlemle ilgili olarak; davacının yaralanması olayının; 3713 sayılı Kanun kapsamında, teröreylemlerine muhatap kalınması sebebiyle ve görevin ifası sırasında ya da bu görev nedeniyle meydana gelip gelmediğiincelenirken veya olayda olduğu gibi, başvurunun reddi halinde bu işlemin yargısal denetimi sırasında, asker kişinin askeri yeterlikve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlikhizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularak bir değerlendirme yapılacakolması karşısında, olayda idari işlemin askeri hizmete ilişkin bulunması koşulu da gerçekleştiğinden, uyuşmazlığa konu edilendavanın görüm ve çözümünde askeri idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’nca 2247 sayılı Yasa’nın 10.12. ve 13. maddelerine göreyapılan başvurunun kabulü ile Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ : Davanın çözümünde ASKERİ İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 18.4.2013 gün ve E:2013/261 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.