Hukuk Bölümü
2013/1395 E. , 2013/1776 K.DAVANIN AÇILDIĞI TARIHTE DAVALI MEVKIINDE KAMU KURULUŞU NITELIĞI TAŞIMAYAN TÜRK TELEKOMÜNIKASYONA.Ş.'NIN OLMASI KARŞISINDA; IDARI YARGI YETKISI KAPSAMINDA AÇILMIŞ BIR IDARI DAVA BULUNDUĞUNDAN SÖZETMEK OLANAKSIZ OLDUĞUNDAN; UYUŞMAZLIĞIN, ÖZEL HUKUK HÜKÜMLERINE GÖRE ADLİ YARGI YERİNDEÇÖZÜMLENMESIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 14"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: F.T.Vekilleri : Av. E.Y., Av. K.E., Av.E.T.T., Av. S.A., Av. B.S.Davalı
: Türk Telekomünikasyon A.Ş.Vekili
: Av. M.A.P. O L A Y : Davalı Şirkette görev yapmakta iken, 406 sayılı Yasanın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasanın 22. maddesine göreadı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen davacı 27.12.2010 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğüemrine atanmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin, nakil bildirimine esas ücretine dair düzenlenen nakil bildirim Cetvelinde, ücretinin eksik bildirildiğinin venakil bildirim tarihi itibariyle nakil bildirimine esas ücret tutarının ve belirlenecek bu tutar üzerinden davalı şirketçe nakil bildirimCetvelinin yeniden düzenlenmesi gerektiğinin tespitine, yeni nakil belgesi düzenleninceye kadar geçen süre içerisinde tahakkukeden zam ve tazminatlar ile maaş nakil ilmühaberinin düzenlendiği tarihten itibaren ödenmesi gerekirken davalının yaptığı eksikbildirim nedeni ile ödenmeyen ücretleri nedeniyle uğradığı maddi zararlar ve fazlaya dair talep ve dava hakları şimdilik saklıkalarak 300.-TL. ve 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere Yüksek Planlama Kurulu ve Bakanlar Kurulu kararı ile verilen eködemenin (denge tazminatı) müvekkil ücretine ilave edilmeyerek ilişiğinin kesildiği tarihe kadar yoksun bırakıldığı zararına karşılık,fazlaya dair talep hakları saklı kalarak şimdilik 200.-TL. olmak üzere toplam 500.-TL.nin davalıdan tazmin edilerek davacıya yasalfaizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi 29.3.2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 6.İŞ MAHKEMESİ: 27.2.2013 gün ve E:2011/355, K:2013/114 sayı ile, davanın TİP 2 Sözleşme ile davalı kurumdaçalıştıktan sonra başka kamu kurumuna nakledilen davacının nakil ilmühaberindeki ücretin eksik düzenlendiği nedeni ile açılantespit ve alacak davası olduğu; davanın devamı sırasında benzeri konuda Yargıtay 9.H.D'nin 01/10/2012 tarih 2012/2 7071-32336 E-K nolu ilamının ibraz edildiği; yapısı itibari ile mahkemelerindeki dava ile aynı özellikleri taşıyan davada, Yargıtay9.H.D’nin "özelleştirmeden önce statü hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personelin özelleştirme sonrası belirli bir süreliğinedavalı idare özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamında çalıştırılıp nakledildiği; tekrar statü hukuku kapsamınagirdiğini davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı dönemde davalı şirkete davacının ücreti konusunda artış oranının kamudaki memurmaaş artış oranında olacağı konusunda yükümlülük getirildiği 406 S.Y hükümleri uyarınca davalı şirketin hak sahibi personelinDevlet Personel Başkanlığına bildirmesi bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklaraesas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığını bu işlemlerinidare hukuku anlamında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini özlük ve parasalhaklarını belirlediği söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idari hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğindeolduğunu ve idari işlemler ile ilgili uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözülmesi gerektiğini" tespit ettiği gerekçesiyle; HMK 114/1-Bmaddesi gereğin-ce yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 115/2 Maddesi gereğince davanın usulen REDDİNE karar vermiş,bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, müvekkilinin nakil bildirimine esas ücret hesabında, uygulanması gereken 406 sayılı Yasanın Ek.29 ve diğermaddeleri hükümlerine göre işlem yapılmayarak eksik ücret bildirimi yapılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksunkalınan parasal hakların faiziyle birlikte ödenmesine, eski ve yeni kuramlarındaki parasal hakların arasındaki farkın ödenmesisırasında dikkate alınan eski görevinin parasal haklarının yer aldığı maaş nakil belgesinin 5478 sayılı Yasa uyarınca 08.02.2006tarihli 2006/T-17 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile getirilen ek ödemeye yer verilmeksizin düzenlenmesine ilişkin işleminiptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerindedava açmıştır.ANKARA 16. İDARE MAHKEMESİ: 10.4.2013 gün ve E:2013/431, K:2013/649 sayı ile, Türk Telekomun, 406 sayılı Kanun ve Özelhukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu, hisse devir işlemleri tamamlanarak özelleşmiş bulunduğu, dolayısıyla kamukurum ve kuruluşlarına uygulanan mevzuatın Türk Telekom'a uygulanmasına son verildiği; buna göre; Türk Telekomdaki kamupayının %50'nin altına düşmesi nedeniyle söz konusu şirketin kamu kurumu olma niteliğini tamamen kaybettiği sonucunavarılmakta olup, bu nedenle kamu kurumu olma niteliğini kaybeden davalı şirketin idare hukuku alanında kamu gücünü kullanarakişlem tesis edemeyeceği, dolayısıyla dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle kuruluşun özel hukuk hükümlerine tabi birkuruluş olması karşısında, bakılan davanın görüm ve çözümünün Adli yargının görevine girdiği sonuç ve kanaatine varılmışolduğu; nitekim, benzer bir olayda Uyuşmazlık Mahkemesi'nce verilen 24/12/2012 tarihli, E:2012/494, K2012/416 sayılı kararda,idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabileceği, idare aleyhine dava açılmayıp, işlemintesis edildiği tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş’nin bulunması durumunda,ortada idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir dava bulunduğundan söz etmenin olanaksız olduğu, dolayısıyla davanın adli yargıyerinde çözümlenmesi gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle; davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a maddesihükmü uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş; bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili, adli ve idari yargı yerleri arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013günlü toplantısında;l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleriarasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının;davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece 15. maddede belirtilen hükmün aksine, önceki görevsizlikkararına ilişkin dava dosyası temin edilmeden gönderildiği görülmekte ise de; Başkanlıkça adli yargı dosyasının da ilgili
Mahkemesinden getirtildiği ve sonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın davada adli yargı, Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalı şirkette görev yapmakta iken, 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adıDevlet Personel Başkanlığına bildirilen, sonrasında Kamu Kurumu emrine atanan davacı tarafından; maaş nakil bildiriminin ilgilimevzuata uygun düzenlenmemesi nedeniyle iptali ile maaş farkının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
1953 tarih ve 6145 sayılı Yasa ile, Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi kurulmuş; 1924 tarih ve406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 10.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Yasa’yla değiştirilen 1. maddesi ile, posta ve telgraftesis ve işletmesine ilişkin hizmetler, Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü’nce (P.İ), telekomünikasyon hizmetleri ise, “TürkTelekomünikasyon Anonim Şirketi (Şirket)” tarafından yürütülecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır.27.1.2000 tarih ve 4502 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile, 406 sayılı Yasa’nın 1. maddesine eklenen dokuzuncu fıkrada, “TürkTelekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Kamu İktisadi Teşebbüslerinin kuruluş, teşkilât vefaaliyetleri ile ilgili mevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz. Sadece, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987 tarihlive 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır” denilmiş; anılan fıkra hükmü, 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa’nın1. maddesi ile değiştirilmiş ve “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Bu Kanun hükümlerisaklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil, sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş veortaklıklarına uygulanan mevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz. Sermayesinin yarısından fazlası kamuda kaldığı sürece, TürkiyeBüyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır. 16.7.1965tarihli ve 697 sayılı Kanun ile milli güvenlik ve kamu düzeniyle sıkıyönetim ve seferberlik hallerinde telekomünikasyon hizmetlerininyürütülmesine ilişkin özel kanunların hükümleri saklıdır”; Ek 29. maddesinin 3.7.2005 gün ve 5398 sayılı Kanun’un 14. maddesi iledeğişik birinci fıkrasında, “Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; TürkTelekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî ve sürekligörevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadrolu veyasözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır…”denilmiştir.Öte yandan; 406 sayılı Yasa’nın 4502 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin (c) bendinin birinci alt bendinin birinci cümlesinde,“Türk Telekom; telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefonhizmetlerini, 31.12.2003 tarihine kadar bu Kanun ve görev sözleşmesi çerçevesinde tekel olarak yürütür” denildikten sonra,anılan (c) bendinin birinci alt bendine 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü cümlede, “Ancak, TürkTelekom’daki kamu payı %50’nin altına düştüğünde, Türk Telekom’un tüm tekel hakları 31.12.2003 tarihinden önce de olsaortadan kalkmış olur” denilmiş; 4502 sayılı Yasa’nın Geçici 3. maddesi ile de Türk Telekomünikasyon A.Ş., 233 sayılı KHK’ninekindeki “B-Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer alan kuruluşlar listesinden çıkarılmıştır.Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletiminiihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar “tekel” olarak yürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuyaait bulunan Türk Telekom’un, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ile kendineözgü statüye sahip olan ve sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğini taşıyan birkuruluş olduğu tartışmasızdır.Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunan hisselerden % 55’i, BakanlarKurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı
“Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Türk Telekom)’nin % 55 OranındakiHissesinin Blok Olarak Satışına İlişkin Nihai Devir İşlemlerine Dair Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar”ı uyarınca,14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle) Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılmıştır.Bu sürece paralel olarak Türk Telekom personelinin durumu incelendiğinde:
Türk Telekom A.Ş., 4502 sayılı Yasa’nın 29.1.2000 tarih ve 23948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğegirdiği dikkate alındığında, 29.1.2000 tarihi itibariyle 233 sayılı KHK kapsamı dışında kalmış ve anılan KHK eki Cetvellerdençıkarılmış olması nedeniyle, Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 22.1.1996 gün ve E:1995/1, K:1996/1 sayılı ve özelleştirmekapsamında bulunan kamu iktisadi teşebbüslerinde sözleşmeli veya kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olanilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu yolundaki İlke Kararı kapsamı dışında değerlendirilmesigerekmektedir.
Anılan 4502 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile 406 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 22. maddenin (a) bendinde, “a) Personelin statüsü:Telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler telekomünikasyon alanında sekiz yıl tecrübeye sahip ve en azdört yıllık yüksek öğrenim görmüş bir genel müdür ile kadro, unvan, derece ve sayıları Yönetim Kurulunun önerisi ve Bakanlığınteklifi üzerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüzseksen gün içerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenenkadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bu personel hakkında bu Kanunda öngörülen hükümler saklı kalmak üzere 399sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır. Bunların dışında kalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İşmevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt ve şartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmüne yer verilmiş; bubent hükmü, 4673 ve 5189 sayılı Yasalarla yapılan değişiklikler sonucunda; “a) Personelin statüsü: (Ek ibare: 12.5.2001-4673/6.md.) Türk Telekomdaki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine atanacaklardaDevlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görme şartları aranır. (Mülgaikinci ve üçüncü cümle: 16.6.2004-5189/12 md.) Bunların dışında kalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İşmevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt ve şartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmünü almış; aynımaddenin (b) bendinin ikinci paragrafında da iş mevzuatına tabi olan Türk Telekom çalışanlarının aylık ücretlerinin kendileriniatamaya yetkili olan Yönetim Kurulu tarafından tespit olunacağı kurala bağlanmıştır.406 sayılı Yasa’nın anılan Ek 22. maddesi uyarınca, Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne ait asli ve sürekli kadrolar belirlenerek4.4.2000 tarih ve 24010 (Mükerrer) sayılı R.G. de yayımlanan 31.3.2000 tarih ve 2000/331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekindeyer alan listede: merkez teşkilatı için 100 ve taşra teşkilatı için 100 (6 Bölge Müdürü, 12 Bölge Müdür Yardımcısı ve 82 İlTelekom Müdürü) kadro ihdas edilmiş; öte yandan, aynı Yasa maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “TürkTelekomünikasyon A.Ş. Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği” adı altındaki düzenleme, Yönetim Kurulunun 31.8.2000 tarih ve 407sayılı kararıyla kabul edilmek suretiyle yürürlüğe konulmuştur.Kanunla, Kurumda görev yapan personelden asli ve sürekli görev yapacak olanları kadro unvanı itibariyle belirlemek konusunda
Bakanlar Kurulu'na yetki verildiği açıktır. Bu yetki 4502 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 29.1.2000 tarihi ile 5189 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 2.7.2004 tarihleri arasında geçerli olmuştur.Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliylegörülür” denilmiştir.406 sayılı Yasa’nın Ek 29. maddesinin 3.7.2005 tarih ve 5398 sayılı Kanun’la Değişikbirinci fıkrasında, “Türk Telekom hisselerinindevri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunlayürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asli ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılıKanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamugörevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder vehisse devir tarihinden nakli için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri,cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır…” denilerek, yasakoyucutarafından Türk Telekom’da 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşmeli personelstatüsünde çalışanlar ile kapsam dışı personel, kamu personeli sayılmıştır.Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde davalı kuruluşta çalışmakta iken 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen ve sonrasında kamu kurumu emrine atanan davacıtarafından; maaş nakil ilmühaberinin düzeltilmesi ve parasal haklarının tazmini istemiyle 29.3.2011 tarihinde dava açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinindeğişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasındaçıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzelkişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.Buna göre, iptali istenilen işlemin tesis edildiği ve dava açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan TürkTelekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan sözetmekolanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Belirtilen nedenlerle Ankara 6.İş Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 6.İş Mahkemesi’nin 27.2.2013 gün veE:2011/355, K:2013/114 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.