Hukuk Bölümü
2013/1485 E. , 2013/1785 K.DAVACI ŞIRKET ILE DAVALI BELEDIYE ARASINDA DÜZENLENEN KIRA SÖZLEŞMESI SONRASINDA, KIRALANANTAŞINMAZIN BIR KISMININ KIYI KANUNU VE İMAR KANUNU HÜKÜMLERINE AYKIRI INŞAAT NEDENIYLE YIKTIRILMASINEDENIYLE UĞRANILDIĞI ÖNE SÜRÜLEN ZARARIN TAZMINI ISTEMLI DAVANIN İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESIGEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 14"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: P.Tur. Sey. Rest. Kafe Bar Gıda Teks. İnş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. ŞtiVekili
: Av. O.E.Y.Davalı
: Kadriye Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. İ.A.
O L A Y : Hazineye ait 1522 parsel “günübirlik alan” olarak kullanılmak üzere davalı Belediyeye tahsis edilmiştir.
05.04.2006 tarih ve 083 sayılı Encümen Kararı ile; 1522 parsel üzerinde kurulu olan günübirlik tesisinde bulunan bar,restaurant ve dükkanların 2886 sayılı Kanunun 36. Maddesince kapalı zarf usulü ile belirlenerek ihale şartnamesi dahilinde kirayaverilmesi uygun görülerek A.Z.tarafından kiralanmış, devir dilekçesine istinaden Kadriye Belediye Encümeninin 27.06.2007 tarihve 121 sayılı kararı ile 27.96.2007 tarihinde T.V.’e ,27.02.2008 tarih 024 sayılı kararı ile C. Turizm Otelcilik ve İnşaat Dış TicaretLimited Şirketine, 30.04.2008 tarih ve 046 sayılı kararı ile C. Turizm Tur. Hizm. San. Ve tic. Ltd. Ştd.ne, 17.12.2008 tarih ve 142sayılı kararı ile Tanju Ercivan’a, 28.01.2009 tarih 004 sayılı karar ile de en son davacı P.Tur. Seyh. Rest. Cafe-Bar Gıda Teks.İnş. İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Ştd.ne devredilerek kira sözleşmesi düzenlenmiştir.
Davacı şirket ile davalı Belediye arasında düzenlenen 28.01.2009 tarihli kira sözleşmesinde; kiraya verenin KadriyeBelediyesi, kiralayanın davacı şirket olduğu, kira müddetinin 26.04.2006- 26.04.2016 olduğu, devir tarihinin 28.01.2009 olduğu,kiralanan şeyin kira sözleşmesindeki durumu ve kullanım durumunun 2 nolu bar olduğu genel olarak açıklandıktan sonra sözleşmemetninde ayrıntılara yer verilmiştir. Kira sözleşmesinin 24. Maddesinde “Kiracı kiraladığı günübirlik alandaki barın sahil kısmındakibarı oturduğu müddetçe kullanma hakkına sahiptir.” şeklinde açıklama da yer almaktadır.
Serik Kaymakamlığı 08.08.2008 günlü Kadriye Belediye Başkanlığı’na yazdığı yazıda; J.D. olarak adlandırılan ve 2880m2lik alanı kapsayan yapının, 1522 parsel dışında kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanda kaldığını, bu nedenle 3621sayılı Kıyı Kanununun 6. Maddesinin 4. fıkrası ile Kıyı Kanununun uygulanmasına dair yönetmeliğin 13. Maddesine aykırılık teşkilettiğinden, adı geçen yönetmeliğin 19. ve 20. Maddeleri ile 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinin son fıkrası uyarınca işlemyapılması gerektiği bildirilmiştir.
Bunun üzerine yapılan inceleme sonucunda; 03.09.2008 tarih ve 113 sayılı Kadriye Belediyesi Encümen Kararında;“…Belediyemiz sınırları içerisinde mülkiyeti Hazineye ait Belediyemiz adına günübirlik alan olarak irtifak hakkı tahsis edilen 1522parselde bulunan Jade Disko olarak adlandırılan işletmenin, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanda 2880.00m² alanıişgal ederek 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 13. ve 14. maddesi ve Kıyı Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 19. ve 20.maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine uymadığı tespit edilmiştir. Serik Mal Müdürlüğü’nün 08.08.2008tarih ve 597 sayılı yazısı doğrultusunda işlem yapılması istenmektedir.
Encümen üyelerimizce yapılan müzakereler neticesinde; mülkiyeti Hazineye ait Belediyemiz adına irtifak hakkı tesisedilen 1522 parsel üzerinde bulunan Jade Disko adlı işletmeye 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 6., 13., ve 14. Maddeleri ile 3194 sayılıİmar Kanunu’nun 32. Ve 42. maddelerine muhalefetten 2000.00 YTL (ikibinyenitürklirası) para cezası uygulanmasına, paracezasının ilgiliye tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içerisinde Belediyemiz veznesine yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde yasalyollardan tahsiline, ilgili yapının yıkılmasına,…” karar verildiği açıklanmıştır.
Yıkım kararının ardından, Kadriye Belediye Başkanlığı 15.09.2008 gün 1623 sayılı yazı ile o tarihte kiracı olan C.Turizm Turistik Hiz. San. Ve Tic. Ltd Ştd.ne “J.D.” ya ilişkin yıkım kararının 25.09.2008 Perşembe günü saat 14:00 da Belediyeekiplerince uygulanacağı ve yıkım tarihine kadar yapıyı boşaltmalarını istenmiş ise de yazı tebliği dilemediğinden ilgili yazı19.09.2008 tarihinde C. Turizm Turistik Hiz. San. Ve tic. Ltd. Ştd. vekili Av. A.Ö.’a gönderilmiştir. C. Turizm vekili Av. Ali Önal’ınmahkemeye yaptığı başvuru sonucu, Serik Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.09.2008 tarih Değişik İş: 2008/104 sayılı kararı ile yıkımkararının 10 gün süre ile durdurulmasına, 06.10.2008 tarihli ek karar ile de 10 günlük durdurma kararının 30 gün süre ileuzatılmasına karar verilmiştir. Av. A.Ö.Antalya 6. Noterliğinin 29.09.2009 gün ve 19184 yevmiye nolu Vekaletnamesi ile davacışirkete vekil tayin edilmiştir.
Kadriye Belediye Başkanlığı 15.04.2010 gün 699 sayılı yazı ile davacı şirkete kıyıda bulunan barın yıkımına ilişkinkararın en geç 15 gün içinde uygulanmasını aksi takdirde Belediye ekiplerince yıkılacağını bildirmiştir.
Davacı şirket vekilinin, idare mahkemesine açılan davada karar verilinceye kadar yıkım kararının tedbirendurdurulmasına ilişkin istemi Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.05.2010 gün Değişik İş: 20120/50 sayılı kararı ilereddedilmiştir.
Davacı şirket vekili; davacının kiracı olarak faaliyet göstermekte olduğunu belirttiği Kadriye Beach parkta bulunan 2nolu barın eklentisi olan ve kıyı kenar çizgisi içinde kalan “J.D.” isimli kaçak yapının engeç 15 gün içerisinde yıkılması aksi takdirdeBelediye ekiplerince yıkılacağı yönünde tesis edilen 15.04.2010 tarih ve 699 sayılı idari işlemin hukuka uygun olmadığı, eski tarihlibir karara dayanması nedeniyle iptali istemiyle idari yargıda dava açmıştır.
Antalya 2. İdare Mahkemesi 24.02.2011 gün ve E:2010/608 K: 2011/108 sayılı kararında özetle; kıyı çizgisiyle kıyıkenar çizgisi arasında kalan yapının kaçak olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ve bu karar DanıştayOndördüncü Dairesi'nin 11/12/2012 gün ve E:2011/14141 K:2012/9453 sayılı kararıyla onanmıştır. UYAP sistemi üzerinde yapılanincelemede dosyanın karar düzeltme talebi ile Danıştay Başkanlığı’na gönderildiği ve halen incelemesinin devam ettiği tespitedilmiştir.
Davalı Belediye 03.09.2008 gün ve 113 sayılı yıkım kararını 29.01.2011 tarihinde uygulamıştır.
Davacı vekili yıkım kararının infaz edilmesinin ardından 09.05.2011 tarihinde adli yargıda dava açmıştır. Davacı vekili davadilekçesinde özetle; davalı Belediye tarafından kiralanan Kadriye Belediyesine ait 1522 parsel üzerinde bulunan 2 nolu barın yıkımınedeniyle şimdilik 50.000TL maddi zararın 23.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talepetmiştir.
SERİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 06.12.2011 gün ve E: 2011/305, K:2011/774 sayılı kararında “… davanındavalı belediyenin davacıya ait ilçemiz Kadriye Beldesi 1522 parsel üzerinde bulunan 2 nolu barın idari işleme dayanılarakyıkımından kaynaklanan tam yargı davasına konu tazminat davası olduğu, davaya bakma görevinin idare mahkemesinin görevalanına girdiği…” gerekçesiyle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine dair verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı istemle idari yargıda dava açmıştır.ANTALYA 2. İDARE MAHKEMESİ: 03.07.2013 gün E:2013/2, K:2013/809 sayılı kararında “…davalı idarece davacıya kiraya verilenve davacı tarafından 2 no'lu bar olarak işletilen işyerinin, kira sözleşmesi yapıldıktan sonra, 15/04/2010 tarihli ve 699 sayılı davalıidare işlemiyle yıktırılmasına karar verildiği ve yıkım işleminin gerçekleştirildiği, yıkım kararına karşı açılan davanın mahkememizin24/02/2011 tarihli ve e. 2010/608, k. 2011/108 sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu kararın Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin11/12/2012 tarihli ve 2011/14141 esas, 2012/9453 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, davacının tazminat isteminingerekçesini, mahkemece de hukuka uygun bulunan yıkım işleminin değil, hukuki ayıplı malın ayıbı bilindiği halde kiralanmasınınoluşturduğu görülmektedir.Bu durumda, sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşımayan, kamu hukuku kuralları çerçevesinde yapılmayan ve kamugücü kullanılmayan bir özel hukuk sözleşmesi neticesinde kiralanan malın ayıplı olduğu gerekçesiyle tazminat istemiyle açılandavada, adli yargının görevli olduğu açıktır….” gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan Akarsu ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: 2247 sayılı uyuşmazlık mahkemesi kuruluş ve işleyişi hakkında kanun’un 14. Maddesine göre; olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmekteolup, bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, hukuk uyuşmazlıklarında ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilmektedir. Aynıyasanın 27. Maddesinde ise, uyuşmazlık mahkemesinin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önceşekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yerverilmektedirDosya üzerinde 2247 sayılı yasanın 27. Maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan yasanın 14. Maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece adli yargı dosyası da temin edilmeksuretiyle mahkememize gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin ardından, kiralama aşamasında gündeme getirilmeyen, kiralanantaşınmazda bulunduğu iddia edilen bir kısım binaların Kıyı Kanunu ve İmar Kanunu hükümlerine aykırılık nedeniyle yıktırılmasınedeniyle, kira sözleşmesi yapılırken saklanan hukuki ayıp iddiası sebebiyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir.5393 sayılı Belediye Kanununun “Meclisin Görev ve Yetkileri” başlıklı 18. maddesinin (e) bendinde: “Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetindeihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlarüzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.”Aynı Kanunun “Encümenin Görev ve Yetkileri” başlıklı 34. maddesinin (g) bendinde:“Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasınakarar vermek.” Şeklindeki düzenlemeler ile Belediye taşınmazlarının kiraya verilmesi hususundaki yetkili organlar açıklanmıştır.2886 sayılı Devlet İhale Kanununun “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde:“Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa,mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.” denilerek Belediyelerin kiraya ilişkinişlemlerin 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağı,36. maddesinde de:“Bu kanunun 1 inci maddesinde yazılı işlere ilişkin ihalelerde, tekliflerin gizli olarak verilmesini sağlayan kapalı teklif usulü esastır.”şeklindeki düzenleme ile de 1. maddede belirtilen işlere ilişkin ihalelerin kapalı teklif usulü ile yapılacağı açıklanmıştır.Dava dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti Hazineye ait olan 1522 parselin günübirlik tesis olarak kullanılmak üzere davalıBelediyeye tahsis edilmiş ve taşınmaz ilk olarak 27.06.2007 tarihinde Aydın Zeybek’e kiralanmıştır. Taşınmaz ilk kirasözleşmesinden ardından birkaç defa el değiştirmiş son olarak Kadriye 1522 sayılı parsel üzerinde kurulu olan Günübirlik tesisindebulunan bar, restaurant ve dükkanların 2886 sayılı Kanunun 36. maddesince kapalı zarf usulü ile belirlenerek ihale şartnamesidahilinde kiraya verilmesinin 28.01.2009 tarih ve 004 sayılı Encümen Kararı ile uygun olduğu belirlenmesinin ardından davalıBelediye ile davacı şirket arasında 28.01.2009 tarihli kira sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı şirket ile yapılan kira sözleşmesi sonrasında işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verildiği, sonrasında davalı Belediyenin15.04.2010 tarih m.07.8.kad.0 13/699 sayılı kararı ile “…J.D. olarak adlandırılan 2 nolu barın , 15.11.2008 tarih ve 1020 sayılıyazı ile 04.11.2008 tarihinde yapılan tespitte, J.D.’nun yıkımının yapılmadığının tespit edildiği, yıkımın gerçekleştirilmemesi halinde
ilgililer hakkında yasal işlem yapılacağı…” bildirildiği, davalı Belediye tarafından 03.09.2008 tarih ve 113 sayılı kararına istinaden29.01.2011 tarihinde 2 nolu bar üzerinde yıkım kararının uygulanmıştır.3621 sayılı Kıyı Kanununun “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında:“Kıyı: kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan…” kıyının tanımı,“Yapı Yasağı ve Kıyıda Yapılacak Yapılar” başlıklı 6. maddesinde:“… Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü,hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.Kıyılara moloz, toprak, cüruf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.Kıyıda, uygulama imar planı kararı ile;a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla,dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler,b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünleriniüretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler,c) (Ek bend: 3/7/2005-5398 S.K./13.mad) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyergemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör,su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetleriningörüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme veulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahipolup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer veyat limanları,d) (Ek bent: 31/07/2008-5801 S.K./3.mad) Uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye'de spor faaliyetlerinin düzenleneceğine dairkararı gereğince Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu spordan sorumlu Bakanlığın izni doğrultusunda, 10/12/2003tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun (I) sayılı Cetvelinde düzenlenen genel bütçe kapsamındaki kamuidareleri, aynı Kanunun (II) sayılı Cetvelinde düzenlenen özel bütçeli idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlüspor aktiviteleri ve organizasyonların yapılmasına/yaptırılmasına yönelik spor tesisleri ve zorunluluk arz eden durumlarda bunlarıntamamlayıcı konaklama tesisleri, yapılabilir.(Ek fıkra: 3/7/2005-5398 S.K./13.mad) Özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecekolan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri,bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar plânıile belirlenir.Bu yapı ve tesisler yapım amaçları dışında kullanılamazlar.” denilerek kıyılarda hangi tür yapıların yapılabileceği,Kontrol, İmar Mevzuatına Aykırı ve Ceza Hükümleri Kontrolüne İlişkin 13 ve 14. maddelerinde:“ Madde 13 : Bu Kanun kapsamında kalan alanlardaki uygulamaların kontrolü; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye,dışında ise valilikçe yürütülür. İlgili bakanlıkların teftiş ve kontrol yetkileri saklıdır.Madde 14 : Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmarKanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükümleri yer almaktadır.3194 sayılı İmar Kanununun Ruhsatsız veya Ruhsat ve Eklerine Aykırı olarak Başlanan Yapılara ilişkin 32. maddesinde:“… Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat veeklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttaliolunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtarabırakılır.Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veyavalilikten mühürün kaldırılmasını ister.Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, incelemesonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararınımüteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükmü düzenlenmiştir.2008 tarihli Encümen Kararının verildiği tarihte yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanununun Ceza Hükümleri başlıklı 42.maddesinde:“ Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine,istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000TL-'dan 25 000 000 liraya kadar paracezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5'i uygulanır.Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28. 33. 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasındabelirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL dan 10 000000 liraya kadarpara cezası verilir.Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı artırılarak verilir.Yukarıdaki fıkralarda gösterilen cezalar, ilgisine göre doğrudan doğruya belediyeler veya en büyük mülkî amir tarafından verilir
Bu cezalara karşı cezanın tebliğinden itibaren yedi gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, zaruret görülmeyenhallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak sonuçlandırılır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.İlgili idarenin Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla sulh ceza mahkemesine başvurması üzerine, bu mahkemelerce ayrıca, yukarıdakifıkralara göre ceza verilenfennî mesuller ve müteahhitler hakkında bir yıldan beş yıla kadar meslekten men cezasına da hükmolunur.Bu husustaki muhkeme kararları ilgili idarelerce Bakanlığa ve meslek mensubunun bağlı olduğu meslek teşekkülüne bildirilir.Bu maddeye göre belediyelerce verilen cezalar dolayısıyla tahsil olunan paralar belediye bütçesine irad kaydolunur” şeklindekidüzenleme 09.12.2009 tarih 5940 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişmiştir.Somut olaya baktığımızda, dosya arasında bulunan ve mahallinde yapılan tespitler sonucu verilen raporlara göre; yıkım kararıalınan ve yıkılan yapının 1522 parsel üzerinde olmayıp kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirketinyıkım kararının hukuka aykırı olduğu iddiası ile idari yargıda açtığı davanın halen derdest olduğu da dosya kapsamındananlaşılmaktadır.Dava, davalı Belediyeden kapalı zarf usulü ihale ile kiralanan taşınmaza dahil olduğu iddia edilen barın sözleşme tarihi itibariyleKıyı Kanunu ve İmar Kanunun hükümlerine göre yıkım kararı bulunduğu halde, bu durum açıklanmadan sözleşme imzalanması veakabinde yıkım kararının uygulanması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemiyle açılmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarî işlemler hakkında yetki, şekil sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davalarıidarî dava türleri arasında sayılmış olup, idare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tektaraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlemlere karşı açılacak davalarda idarî yargı yeri görevlibulunmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun kamu hukukunu ilgilendiren yasalar olmasınedeniyle, sözleşme aşamasına kadar yasaya dayanılarak idarece alınan karar ve yapılan işlemlerin iptali istemiyle açılandavaların idarî yargı yerinde, sözleşme yapıldıktan sonra sözleşme hükümlerinin uygulanması nedeniyle ortaya çıkanuyuşmazlıkların ise sözleşme ve özel hukuk hükümlerine göre adlî yargı yerinde görülmesi gerekmekte ise de; sözleşmeyapıldıktan sonra tesis edilse bile sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanmayan, sözleşmeden doğan bir hak veya alacağıntakibi niteliğini taşımayan, idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek yanlı olarak tesis ettiği idarî işlemlerin iptali istemiyle açılanveya bu nitelikteki idarî işlemler nedeniyle doğan tazminat istemleri nedeniyle açılan ve tam yargı davası niteliğindeki davalarında idarî yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.Bu durumda; sözleşme yapılmasına karşın açılan davanın;sözleşme imzalanmadan önce
birtakım hukuka aykırılıklar bulunduğuiddiasına dayandırıldığı; ortada, iradi bir özel hukuk ilişkisinin verdiği haklar çerçevesinde imzalanan sözleşmeden doğan birihtilaf bulunmadığı ve tesis edilen bir idari işlemin uygulanması nedeniyle doğan maddi zararın tazmini istemli bir tam yargıdavasının söz konusu olduğu hususları gözetildiğinde; açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-amaddesi kapsamında görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Antalya 2. İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin 03.07.2013 gün E:2013/2,K:2013/809 sayılı GÖREVSİZLİK KARARIN KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.