Hukuk Bölümü
2013/1523 E. , 2013/1701 K.5754 SAYILI KANUNUN YÜRÜRLÜĞE GIRDIĞI TARIHTEN ÖNCE, ANTALYA İLI MERKEZ İLÇESI DAĞBELI BELEDIYEBAŞKANLIĞINA ATANIP, 1981-1984 YILLARI ARASINDA ATAMA YOLUYLA ASALETEN BELEDIYE BAŞKANLIĞI GÖREVINIYERINE GETIREN DAVACININ, BU GÖREVI SEBEBIYLE MAKAM VE GÖREV TAZMINATI ÖDENMESI ISTEMIYLE DAVALIKURUMA YAPTIĞI BAŞVURUNUN REDDI, IDARİ YARGI YERİNDEUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 19"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: A.K.
Vekili
: Av. A.F.
Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü - Ankara
Vekili
: Av. G.Z.
(İdari Yargıda)
O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının emekli bucak müdürüyken, 12.09.1980 Askeri Yönetimidöneminde Antalya Valiliğince, Antalya İli Merkez İlçesi Dağbeli Belediye Başkanlığına atandığını, 1981-1984 yılları arasındaatama yoluyla asaleten belediye başkanlığı görevini yerine getirdiğini, bu görevi sebebiyle makam ve görev tazminatı ödenmesiistemiyle davalı kuruma yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek, makam, görev, temsil tazminatı ödenmesi taleplerinin kurumailk müracaat tarihi esas alınarak kabulüne, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL tazminatın davalıkurumdan tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Antalya 4. İş Mahkemesi; 24.09.2010 gün, E:2010/574, K:2010/390 sayı ile özetle, ‘’…5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunun 101.maddesinde bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde bu kanun hükümlerinin uygulanması ileilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceği hükmü getirilmiştir.Uyuşmazlık davacının konumu ve ait olduğu dönem gözetildiğinde 5510 Sayılı Yasanın uygulanmasından değil Belediye Kanunu veEmekli Sandığı Kanunu Hükümlerinin uygulanmasından doğmaktadır.Öte yandan aksine hüküm getiren 5510 Sayılı Yasanın geçici 4.maddesi hükmü de gözetildiğinde uyuşmazlığın mahkememizdegörülmesinde bu yönü ile de imkan bulunmamaktadır.Bu nedenlerle yargı yönü bakımından dava dilekçesinin reddine ilişkin aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.’’ demek suretiyledavanın görev yönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.Antalya 8. İdare Mahkemesi; 22.03.2011 gün, E:2011/556, K:2011/278 sayı ile özetle, ‘’…2577 sayılı yasa hükümleri uyarınca,görevsiz yargı merciinde açılan davalarda verilen görevsizlik kararının kesinleşmesini takip eden (30) gün içinde idari yargımercilerinde dava açılması gerekmekte olup, Mahkememizin 23.12.2010 tarih ve Esas No:2010/2927, Karar No:2010/2369 sayılıDilekçe Ret kararı üzerine yenilenen dava dilekçesi ekinde yer alan Antalya 4. İş Mahkemesinin kesinleşme şerhli ilamından,anılan kararın temyiz edilmeksizin 20.10.2010 tarihinde kesinleştiği, bakılan davanın ise, bu tarihten itibaren (30) günlük davaaçma süresi geçirildikten sonra 24.11.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, süreaşımı nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmeolanağı bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca, davanın süre aşımı yönündenreddine…’’ karar vermiş olup, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 11. Dairesi 25.09.2012 gün, E:2011/6831, K:2012/5634sayı ile özetle, ‘’… Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, belediye başkanlarına ödenen makam ve görev tazminatındanyararlandırılma istemiyle yapılan 2.7.2007, 12.10.2008 ve son olarak 5.7.2010 tarihli başvuruların reddedilmesi nedeniyle Antalya4. İş Mahkemesinde açılan davanın görev yönünden reddi üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, davacının başvurusundan önce, 1.10.2008 tarihi itibarıyla 5434 sayılı Kanunun hükümlerinin yürürlükten kalktığı veanılan tarihten itibaren 5510 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği ve anılan Kanun'un 101. maddesinde bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğinin kurala bağlandığı göz önünealındığında; 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğuanlaşılmaktadır.’’ demek suretiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.Ankara 8. İdare Mahkemesi; 09.05.2013 gün, E:2013/170 sayı ile, ‘’…5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu'nun 101. maddesinde; "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgiliortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.", kuralına, aynı Kanunun Geçici maddesinin 11. fıkrasında da ; "BuKanunun yürürlük tarihinden önce, seçimler neticesinde belediye başkanı olarak görev yapmış olup, bu Kanunun yürürlüktarihinden önce 5434 sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ek 68 inci maddesine göre makam tazminatı ve buna bağlıolarak temsil veya görev tazminatı ödenenler hariç olmak üzere, sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik veya yaşlılık aylığıalmakta olanlardan; 5434 sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 39 uncu maddesine göre aylık bağlanması şartlarınıhaiz olanlara, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren; bu kişilerden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla 5434 sayılı Kanunun buKanunla yürürlükten kaldırılan 39 uncu maddesine göre aylık bağlanması şartlarını haiz olmayanlara ise, bu şartları haiz olduklarıtarihten itibaren, 5434 sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ek 68 inci maddesinde belirtilen şartlar da dikkatealınarak, emsali belediye başkanının almakta olduğu makam tazminatı ve buna bağlı olarak temsil veya görev tazminatı tutarı,almakta oldukları emeklilik veya yaşlılık aylıklarına ilâve edilmek suretiyle ödenir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce seçimlerneticesinde belediye başkanı olarak görev yapmış olup, bu Kanuna göre sigortalı iken yaşlılık aylığı bağlananlardan; 5434 sayılıKanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 39 uncu maddesine göre aylık bağlanması şartlarını haiz olanlara, bu Kanunun geçici 2nci ve geçici 4 üncü maddeleri hükümleri de dikkate alınarak, bu fıkrada belirtilen şartlar dahilinde söz konusu tazminatlaraylıklarına ilâve edilmek suretiyle ödenir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce seçimler neticesinde belediye başkanı olarak görevyapmış olanlardan ölenlerin, bu Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen şartlara sahip olmaları halinde, 5434 sayılı Kanunun buKanunla yürürlükten kaldırılan ek 68 inci maddesinde belirtilen şartlar da dikkate alınarak, hak sahiplerine, bu Kanunun 34 üncü,geçici 1 inci, geçici 2 nci ve geçici 4 üncü maddeleri hükümlerine göre söz konusu tazminatlar, bu Kanunun yürürlük tarihindenönce ölenler için bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren; bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölenler için ise ölüm tarihindenitibaren ölüm aylıklarına eklenmek suretiyle ödenir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce seçimler neticesinde belediye
başkanı olarak görev yapmış olanlardan; malûllük aylığı almakta olanlar ile malûllük aylığına hak kazanacaklar, 5434 sayılıKanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 39 uncu maddesinde belirtilen aylık bağlamaya ilişkin şartlar dikkate alınmaksızın,yukarıda belirtilen tazminat haklarından yararlandırılır. Bu fıkR.a göre tazminat tutarları ödendikçe Hâzineden tahsil edilir."kuralına yer verilmiştir.Yukarıda anılan düzenlemeler uyarınca 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklı uyuşmazlıkların görüm ve çözümündegenel yetkili Mahkeme İş Mahkemeleri olarak belirlenmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, Antalya ili Merkez ilçesi, Dağbeli Belediye Başkanı olarak görev yapmış olan davacının, makam,görev ve temsil tazminatlarının hakediş tarihi itibariyle ödenmesi talebinin reddine ilişkin 19.07.2010 günlü, 24.868.010 sayılıişlemin iptali istemiyle ilk olarak 21.09.2010 tarihinde Antalya 4. İş Mahkemesinde açılan davanın, anılan Mahkemenin 24.09.2010günlü, Esas No:2010/574, Karar No:2010/390 sayılı kararıyla “Görev” yönünden reddi üzerine, 24.11.2010 tarihinde bakılandavanın açıldığı anlaşılmaktadır.Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacının başvurusundan önce, 1.10.2008 tarihi itibarıyla 5434 sayılı Kanunhükümlerinin yürürlükten kalktığı ve anılan tarihten itibaren 5510 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği, anılanKanun'un 101. maddesinde de bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceğinin kurala bağlandığı göz önüne alındığında; 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın görüm veçözümünde adli yargı yerlerinin (iş mahkemelerinin) görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle adli yargının görev alanına giren davanın 2577 sayılı Yasanın 14/3-a ve 15/1-a maddeleri uyarınca görevyönünden reddi gerektiğinden, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine’’ karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 11.11.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargı yerleriarasında 2247 sayılı yasa’nın 19.maddesinde öngörülen biçimde görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının son görevsizlikkararını veren mahkemece, adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ileDanıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, emekli bucak müdürüyken, 12.09.1980 Askeri Yönetimi döneminde Antalya Valiliğince, Antalya İli Merkez İlçesi DağbeliBelediye Başkanlığına atanıp, 1981-1984 yılları arasında atama yoluyla asaleten belediye başkanlığı görevini yerine getirendavacının, bu görevi sebebiyle makam ve görev tazminatı ödenmesi istemiyle davalı kuruma yaptığı başvurunun reddi üzerine,makam, görev, temsil tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıkurumdan tahsili istemiyle açılmıştır.5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun (5510 sayılı kanunun 106. maddesi ile mülga edilen) Ek 68.maddesinde; “(Değişikmadde: 24/11/1994 - 4049/7 md.)(Değişik fıkra: 23/02/1995 - KHK - 547/13 md.) Makam tazminatı ile Yüksek Hakimlik ve temsil veya görev tazminatı ödenmesinigerektiren görevlerde bulunanlardan, 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 36 ncı maddesine göre istihdam edilenlere,Başbakanlıkta da makam tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde en az 6 ay çalışmış olmaları kaydıyla bu tazminatlardanyüksek olanı esas alınarak ödeme yapılır. (Ek cümle: 04/07/2001 - 631 S.KHK/1. md.) Makam veya yüksek hakimlik tazminatıödenmesini gerektiren görevlerde toplam en az iki yıl bulunmadan veya bu görevlerde hiç bulunmadan emekliye ayrılanlara ise,en az altı ay süreyle bulundukları en üst görevleri için belirlenen görev tazminatı veya hizmet yılları itibarıyla belirlenen görevtazminatından yüksek olanı ödenir. Bu halde de iki yıllık süreyi doldurma şartı aranır. (Ek cümle: 12/02/2000 - 4505/3 md.)Ancak bu tazminatların ölenlerin dul ve yetimlerine ödenmesinde iki yıl görev şartı aranmaz.(...)(Ek fıkra:07/12/2004 - 5272 S.K./86.mad) Sandıkça emekli aylığı bağlanan büyükşehir belediye başkanlarına 7000, il belediyebaşkanlarına 6000, ilçe belediye başkanlarına 3000, diğer belediye başkanlarına 1500 gösterge rakamı üzerinden, bu Maddedebelirtilen usul ve esaslar dahilinde makam tazminatı, buna bağlı olarak temsil veya görev tazminatı ödenir. Bu tazminatlarilgililere ödendikçe iki ay içinde faturası karşılığında Hazineden tahsil olunur. Birinci fıkrada öngörülen iki yıllık sürenin hesabındaiştirâkçi olup olmadıklarına bakılmaksızın belediye başkanı olarak geçen sürelerin tamamı dikkate alınır.(Ek fıkra: (12/02/2000 - 4505/3 md.) Temsil ve görev tazminatları; yönetim ve denetim kurulu üyelikleri dahil olmak üzere kamukesiminde her ne suretle olursa olsun aylık veya ücret alıp almadıklarına bakılmaksızın görev alanlara bu durumları devam ettiğisürece ödenmez. Tazminattan yararlanırken, yararlanma şartlarını kaybedenler en geç bir ay içinde durumu Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Genel Müdürlüğüne bildirirler. Bu durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden ay başından itibaren tazminatödenmesine son verilir. Zamanında bildirimde bulunmayanlara ödenen tazminat kanuni faizi ile birlikte geri alınır.(...) Butazminatlar, ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilen aylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 inci maddesindekioranlar üzerinden ödenir.Bu ödemeler, T.C. Emekli Sandığınca ödenmesini müteakip iki ay içinde Genel Bütçeye giren kurumlardan ayrılanlar içinHazineden, diğerleri için son kurumlarından faturası karşılığında tahsil edilir.(...) denilmiş; 1.1.2007 tarihinde; maddenin “Butazminatlar, ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilen aylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 inci maddesindekioranlar üzerinden hesaplanır.” şeklindeki beşinci fıkra metni ile “Bu ödemeler, T.C. Emekli Sandığınca ödenmesini müteakip iki ayiçinde Genel Bütçeye giren kurumlardan ayrılanlar için Hazineden, diğerleri için son kurumlarından faturası karşılığında tahsiledilir.” şeklindeki son fıkra metni yürürlükten kaldırılmıştır.Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri”başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunagöre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 incimaddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri
için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmetsüresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir.” hükmüne, aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; “ Bu maddekapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı,ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleride dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/06/2010-5797 S.K/10. md.) Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerinyetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.” hükmüne yer verilmiştir.31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları vediğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır.5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih veE: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğersigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci veGeçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İşMahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı retle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararınMahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerinetabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/cmaddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüylebirlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlemsayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’agöre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir, Bubakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olmasınedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesindeAnayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylemniteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden,5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği;ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarındaAnayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esasalınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamugörevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağımuamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılıKanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli sandığı emeklisi statüsünde olan ve ihtilaf tarihinde kamu görevlisi statüsündebulunan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 8. İdare Mahkemesince yapılan başvurunun reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 8. İdare Mahkemesince yapılanBAŞVURUNUN REDDİNE, 11.11.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.