Hukuk Bölümü
2013/1538 E. , 2013/1795 K.İDARENIN DAVA KONUSU TAŞINMAZA KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMASINDAN DOĞAN ZARARIN TAZMININE YÖNELIKBULUNAN DAVANIN, HAKSIZ FIILLERE ILIŞKIN ÖZEL HUKUK HÜKÜMLERINE GÖRE ADLİ YARGI YERİNDEÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacılar : 1- A.Ç., 2- S.Ç., 3- M.Ç. (K.), 4- E.Ç. (K.), 5- S.A. Vekilleri : Av. A.E. & Av. F.Ç.Davalı
: İSKİ Genel MüdürlüğüVekili
: Av. O.Ö. O L A Y : Davacılar vekili özetle; davacıların İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, Haraççı Köyü, Taşlıburun Mevkiinde kain, 3 pafta,1832 parsel sayılı taşınmazın hisseli maliki olduklarını, dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından boru hattı döşemek vebaraj yolu açmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL’ninfaizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunmuştur.Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi; 02.07.2013 gün ve E:2011/830 sayı ile, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekilinin görevitirazının reddine karar vermiştir.Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekilinin, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiğidilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmiştir.Danıştay Başsavcısı; İdarelerin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri,genel ve düzenleyici imar planları ile 2981 sayılı Yasa'nın 13'üncü maddesinin (c) bendi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları iletesis ettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsatgibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gereklizamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de, idari eylem niteliği taşıdığını ifade ederek davanın 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesiningerektiği belirtilerek, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27.maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekilinin anılan Yasanın 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve dahi 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca, davalıİSKİ Genel Müdürlüğü bakımından, 10. maddede öngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ındavada adli yargının, Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacıların hisseli maliki oldukları taşınmaza, davalı idare tarafından boru hattı döşemek ve baraj yolu açmak suretiylekamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazın tapu kaydının davalı adına tescili ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıile şimdilik 10.000 TL’nin faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.Dosya kapsamında yer alan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün Havza Konumukonulu yazısında; dava konusu taşınmazın İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği esaslarına göre,Sazlıdere Havzası uzun mesafelikoruma alanında kaldığı, 21.04.2010 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile onaylanan Arnavutköy Merkez veÇevresi 1/5000 Ölçekli Revizyon Nazım İmar Planı ve 14.06.2010 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Kararı ile onaylananArnavutköy Merkez ve Çevresi 1/1000 Ölçekli Uygulama Nazım İmar Planı içinde kaldığı, ayrıca Bolluca Deresi yapı yaklaşmamesafesi içinde bulunduğu anlaşılmıştır.Dosyada bulunan 01.11.2013 tarihli Bilirkişi Raporunda; İstanbul Arnavutköy İlçesi Haraççı Mahallesinde birçok taşınmaz ilebirlikte 1240 parsel nolu taşınmazın 79 m²sinin; İSKİ Yönetim Kurulunun 28.04.1998 tarih ve 98/409 sayılı kararıyla Terkos-İkitelliİsale Hattı kapsamında kalması nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiği, yapılan İfraz sonucunda; 1240 nolu parselin 1831 ve1832 nolu parsellere ayrıldığı, 1831 nolu parselin79 m²olarak kamulaştırılmaya konu olan bölüm olduğu, 1832 nolu parselin840m²olarak arta kalan parsel olduğu, yapılan ölçüm-inceleme ve değerlendirme sonucunda kamulaştırılan İSKİ Kanal Yolu (Barajyolu) zeminde açılırken 85,50 m²lik bölümüne müdahalede bulunulduğu ve kanal yolu olarak kullanıldığı tespitinde bulunulduğu,ayrıca dava konusu 1832 parsel nolu taşınmazın 14.06.2010 tasdik tarihli 1/1000 Ölçekli Arnavutköy Merkez ve ÇevresiUygulama İmar Planında İSKİ Dere Mutlak Koruma Alanında kaldığı belirtilmiştir.Hal böyle iken, davaya konu taşınmazın bir kısmına ve böylece taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığı anlaşılmıştır.Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerinde imar planlarınınhazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imar planlarındankaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel ve düzenleyici işlemler olduğu
bu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır.Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleriyapılmaksızın, dava konusu taşınmazın bir kısmına fiilen el atılması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız el atmaniteliğini taşıdığı açıktır.İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydanagetirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararlarıntazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlartarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir aynihakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzünönlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarlakabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959 günlü, E:1958/17,K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde, “İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareketetmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava MedeniKanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Vebu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.” görüşüne yer verilmiştir.Bu durumda, idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminine yönelik bulunan davanın,haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü, adli yargı yerinin görevine girmektedir.Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE,30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.