Hukuk Bölümü
2013/1576 E. , 2013/1805 K.İDARENIN DAVA KONUSU TAŞINMAZA KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMASINDAN DOĞAN ZARARIN TAZMINI ISTEMIYLEAÇILAN DAVADA, DAVANIN HAKSIZ FIILLERE ILIŞKIN ÖZEL HUKUK HÜKÜMLERINE GÖRE ADLİ YARGI YERİNDE,ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: F.S.K.Vekili
: Av. H.T.Davalı
: Bağcılar Belediye Başkanlığı Vekili
: Av. H.S.T.
O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bağcılar İlçesi, Mahmutbey Köyü 2076 Ada 1 Parselde kayıtlıtaşınmazın hisseli maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın imar planında 1992 tarihinde “Sağlık Alanı” olarak, 2008 tarihinde ise“Yeşil Alan” olarak ayrıldığını, davacının kullanım hakkının imar düzenlemesi nedeni ile kısıtlandığını ve bu nedenle zarar gördüğünübelirterek; fazlaya ilişkin hakları ve talep sonucunu artırma hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL ve artırılacak miktara davatarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı Bağcılar Belediye Başkanlığı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunmuştur.Bakırköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesi; 30.04.2013 gün ve 2012/235 Esas sayılı kararı ile, davalı Bağcılar Belediye Başkanlığıvekilinin görev itirazının reddine karar vermiştir.Davalı Bağcılar Belediye Başkanlığı vekilinin, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiğidilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmiştir.Danıştay Başsavcısı; İdarelerin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri,genel ve düzenleyici imar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemler,"idari işlem, bu imar planı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri yani, bu konudaki hareketsizliklerin de, idari eylem niteliği taşıdığını belirterek, davanın 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesinin gerektiğibelirtilerek, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı Bağcılar Belediye Başkanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve dahi 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca, davalıBağcılar Belediye Başkanlığı açısından 10.maddede öngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın ve DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının taşınmazının imar planında 1992 tarihinde “Sağlık Alanı” olarak, 2008 tarihinde ise “Yeşil Alan”da kaldığıbelirtilmek suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazın imar planında 1992 tarihinde “Sağlık Alanı” olarak, 2008tarihinde ise “Yeşil Alan”da kalan kısmı bakımından fazlaya ilişkin hakları ve talep sonucunu artırma hakları saklı kalmak kaydı ile20.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemi ile açılmıştır.Dosya kapsamında yapılan incelemede, Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce 22.05.2013 günü mahallinde keşif icra edildiğive keşif sonrası aldırılan Harita ve Kadastro Mühendisi Ahmet Top’a ait 04.11.2013 tarihli Bilirkişi raporunda, dava konusutaşınmazın200.18 m2lik ve 77,37 m2lik iki ayrı kısmının yol olarak;73,25 m2lik ve12,08 m2lik iki kısmının ise kaldırım olarak tecavüzlü olduğunu belirttiği, yine keşif sonrası aldırılan İnşaat Mühendisi Şerafettin Uçar, Emlakçi Bilirkişi Kemal Tecimen veHarita ve Kad. Mühendisi Ahmet Top’un 04.11.2013 tarihli ortak raporunda da aynı belirlemelerin yapıldığı anlaşıldığında davakonusu taşınmaza yol ve kaldırım yapılmak sureti ile fiilen el atıldığı anlaşılmıştır.Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerinde imar planlarınınhazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imar planlarındankaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel ve düzenleyici işlemler olduğubu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır.Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleriyapılmaksızın, dava konusu taşınmazlardan bir tanesine fiilen el atılması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız el atmaniteliğini taşıdığı açıktır.Öte yandan, İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göremeydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiğizararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtelolanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangibir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş
görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzünönlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarlakabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959 günlü, E:1958/17,K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde, “İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareketetmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava MedeniKanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Vebu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.” görüşüne yer verilmiştir.İdarenin dava konusu Bağcılar İlçesi, Mahmutbey Köyü 2076 Ada 1 Parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız el atması karşısında,bu taşınmaz bakımından el atmadan doğan zararın tazminine yönelik olan davanın, haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girmektedir.Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE,30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.