Hukuk Bölümü
2013/1601 E. , 2013/1818 K.5193 SAYILI OPTISYENLIK HAKKINDA KANUN UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN,5326 SAYILI KABAHATLER KANUNU’NUN 3.MADDESI VE AYNI KANUN’UN 27. MADDESININ SEKIZINCI FIKRASI HÜKMÜBIR ARADA DEĞERLENDIRILDIĞINDE İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 19"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: M.C.Vekili
: Av. A.Ö.Ç. Davalı
: Çankaya Kaymakamlığı O L A Y : Çankaya Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığının 26.7.2012 tarih ve 6038 sayılı oluru ile, reçetesiz, numaralı gözlüksatışı yaptığı tespit edilen davacının,5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un 6. maddesinde yer alan yasaklar hilafına hareketettiğinden bahisle, aynı Kanun’un 15. maddesi uyarınca 6.000,00 TL idari para cezası ve üç ay süreyle meslekten menedilmesine karar verilmiş; bu karar, 2.8.2012 günlü yazı ile davacıya tebliğ edilmiştir.Davacı vekili, para cezasının iptali istemiyle adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.ANKARA 12. SULH CEZA MAHKEMESİ: 8.1.2013 gün ve D.İş No: 2012/772 sayı ile, davacı vekilinin, men kararına karşı idaremahkemesine dava açtığını belirterek buna ilişkin yürütmenin durdurulması kararı ibraz ettiğinden bahsederek, 5326 sayılıKabahatler Kanununun 27. maddesinin 8. bendine göre, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararın da verilmiş olması nedeniyle, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiasının buişlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıklanarak, itirazın görev yönünden reddine karar vermiş,yapılan itiraz Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kesin olarak reddedilmiştir.Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 12. İDARE MAHKEMESİ: 28.8.2013 gün ve E:2013/1160, K:2013/1490 sayı ile, davacının aynı işlemin iptali için Ankara1. İdare Mahkemesi’ne dava açtığı,Mahkemece verilen görevsizlik kararının davacı tarafından temyiz edildiği ve dosyanınDanıştay’da olduğu açıklanarak, bu davanın ise sadece para cezasına karşı açıldığı,meslekten men edilmesine yönelik olarak açılmış bir davanın bulunmadığı, bu nedenle davanın görülmesi ve çözümlenmesi görevinin adli yargı yerine ait olduğugerekçesiyle görevsizlik kararı ile görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar vermiş,verilen karar kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği….”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığınınHukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; adli yargı yerince idari yargı yerinin görevli olduğugerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen idariyargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.1- 2247 sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idariveya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve buyolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarca ilerisürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararıverilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.2- 2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı verenmerciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur veelindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler ” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davayabakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudanUyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargı merciince işten elçekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine,işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.
Olayda, idari yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmekle birlikte bununla yetinilmemiş ayrıca, adli ve idariyargı yerleri arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve görevli merciin belirtilmesi için re’sen UyuşmazlıkMahkemesine başvu-rulmasına da karar verilmiştir.Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasada öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığıgözetilerek, İdare Mahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekUyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğuyolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı MehmetBAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 5193 sayılı Kanun’un 6. maddesi hükümlerine aykırılık nedeniyle, aynı Kanun’un 15. maddesi uyarınca verilen idari paracezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.22.6.2004 tarih ve 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1.maddesinde, “Bu Kanunun amacı; fertlerin vetoplumun sağlığını korumak üzere, optisyen unvanının kullanılması, optisyenlik mesleğinin icra edilmesi ve optisyenlikmüessesesinin açılması ve işletilmesiyle ilgili usul ve esasları düzenlemektir” denilmiş; 6. maddesinin 2. fıkrasında, “Optisyenlerinreçetesiz olarak numaralı gözlük camı satmaları, vermeleri veya tavsiye etmeleri, otorefroktometre ve keratometre gibibilgisayarlı aletler ile olanlar da dahil olmak üzere her nevi göz ve görme muayene ve testleri yapmaları veya müesseselerinde buişlere yarayan her türlü aletleri ve cihazları bulundurmaları yasaktır ”; 15. maddesinde ise; “(Değişik madde: 23/01/2008-5728S.K./552.mad)11 inci maddede belirtilen yasaklara uymayanlara yirmibin Türk Lirası idarî para cezası verilir.6 ncı maddede zikredilen yasaklar hilafına hareket eden optisyenlere altıbin Türk Lirası idarî para cezası verilir ve üç ay süre ileoptisyenlik mesleğini icra etmekten men edilirler.Bu Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı şarta üst üste iki denetimde de uymadığıbelirlenen optisyenler ile 9 uncu maddenin ikinci fıkrası ile 8, 10, 12 ve 13 üncü madde hükümlerine uymayanlara altıbin TürkLirası idarî para cezası verilir.6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 13 üncü maddelerdeki yasakların tekrarı hâlinde idarî para cezası iki kat olarak uygulanır.Bu Kanunda yazılı olan idarî yaptırım kararları mahallî mülkî amir tarafından verilir.” kuralı yer almış; bu maddenin eski halinde bucezalara karşı, yetkili idare mahkemesinde dava açılabileceği öngörülmüş iken; bu madde, 23.1.2008 gün ve 5728 sayılıKanun’un 552. maddesiyle değiştirilmiş; 5728 sayılı Kanun hükümleri 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Olayda, para cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmış olup; 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle idaripara cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
1.6.2005 tarihinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nce, sözüedilen Kanun’un diğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımlar ile bunlara karşı yapılacak itirazlara ilişkin görev hükümleriüzerindeki etkisinin incelenmesi sonucunda: diğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımın, dayanağı olan yasanın amacı dikkatealınarak; Kabahatler Kanunu’nun 1., 2., 16. ve 19. maddelerinde belirtilen koşulları taşıması, 27. maddenin (1) numaralıbendinde belirtilen idari yaptırımlardan olması halinde, idari para cezaları ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin olanlarına karşı1.6.2005 tarihinden sonra yapılacak itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin genel görevli kılındığına ve bu nedenle doğan görevuyuşmazlıklarında adli yargı yerinin görevli bulunduğuna karar verilmiştir.Daha sonra, 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesinde "(1) Bu Kanunun;
a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında,
uygulanır." denilmiştir.
Aynı Kanunun 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idari yaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddeningerekçesinde de bu hükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesininamaçlandığı ifade edilmiştir.19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idariyargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, buişlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme odava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davayabakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerindenbiri olduğu, 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği,ancak; idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak üç ay süreyle meslek-ten men kararı da verildiği veidari yargı yerinde dava konusu edildiği anlaşıldığından; idari para cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargıyerinde görüleceği kuşkusuzdur. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la Değişik3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’laeklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un 6. maddesi hükümlerineaykırılık nedeniyle verilen idari para cezasına karşı açılacak davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 12. İdare Mahkemesinin 19. madde kapsamında görülen başvurusunun reddi ile, aynı Mahkemeceverilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 12. İdare Mahkemesinin 19. maddekapsamında görülen BAŞVURUSUNUN REDDİ ile, aynı Mahkemenin 28.8.2013 gün ve E:2013/1160, K:2013/1490 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde Üye Nurdane TOPUZ’un KARŞIOYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi. KARŞI OY Dava, Çankaya Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığı'nın 26.7.2012 tarih ve 6038 sayılı oluru ile, reçetesiz, numaralı gözlük satışıyaptığı tespit edilen davacının, 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un 6'ncı maddesinde yer alan yasaklar hilafına hareketettiğinden bahisle, aynı Kanunun 15'inci maddesi uyarınca 6.000.- TL idari para cezasına ve üç ay süreyle meslekten menedilmesine karar verilmiş; bu kararın, 2.8.2012 günlü yazı ile davacıya tebliğ edilmesi üzerine idari para cezasının kaldırılmasıistemiyle açılmıştır.22.6.2004 tarih ve 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un 15’inci maddesinde(Değişik: 23/1/2008 - 5728/552 md.), “11 incimaddede belirtilen yasaklara uymayanlara yirmibin Türk Lirası İdarî para cezası verilir.6 ncı maddede zikredilen yasaklar hilafına hareket eden optisyenlere altıbin Türk Lirası İdarî para cezası verilir ve üç ay süre ileoptisyenlik mesleğini icra etmekten men edilirler.Bu Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı şarta üst üste iki denetimde de uymadığıbelirlenen optisyenler ile 9 uncu maddenin ikinci fıkrası ile 8, 10, 12 ve 13 üncü madde hükümlerine uymayanlara altıbin TürkLirası İdarî para cezası verilir.6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 13 üncü maddelerdeki yasakların tekrarı hâlinde İdarî para cezası iki kat olarak uygulanır.Bu Kanunda yazılı olan İdarî yaptırım kararları mahallî mülkî amir tarafından verilir” hükmü yer almıştır.5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3'üncü maddesinde, "(1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, İdarî para cezası veya mülkiyetinkamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır" hükmü yer almış; 18'inci maddesinin üçüncü fıkrasında,mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından eşyayaelkonulabileceği gibi; eşyanın, kişilerin muhafazasına da bırakılabileceği açıklandıktan sonra 27'nci maddesinin birinci fıkrasında,İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihindenitibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olmasıhalinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği; sekizinci fıkrasında ise, İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişiile ilgili olarak İdarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; İdarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılıkiddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte İdarî yargı merciinde görüleceği belirtilmiştir.Olayda, idari para cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmış olup; 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’da idari para cezasıverilecek hususlar düzenlenmiş; ancak, idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.Bu durumda, Kabahatler Kanunu'nun 3'üncü ve 27'nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca görev uyuşmazlığına konu İdarî paracezasına itirazı karara bağlama konusunda sulh ceza mahkemesi görevli bulunmaktadır.Her ne kadar, idari para cezasının yanısıra verilen üç ay süreyle meslekten men kararına itirazda sulh ceza mahkemesinin görevliolması ve idari yargı yerince de söz konusu idari yaptırıma karşı açılan davada görevsizlik kararı verilmiş olması karşısında;Kabahatler Kanunu'nun 27'nci maddesinin sekizinci fıkrasındaki "İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgiliolarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması" koşulunun olayda gerçekleştiğinden söz etmek mümkündeğildir.Bu itibarla, idari para cezasına ilişkin uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum. ÜyeNurdane TOPUZ