Hukuk Bölümü
2013/1613 E. , 2013/1826 K.DAVACININ, POLIS MEMURU OLARAK GÖREV YAPMAKTA IKEN GEÇIRDIĞI TRAFIK KAZASI SONUCU VEFAT EDEN EŞIHAKKINDA VAZIFE MALÛLLÜĞÜ HÜKÜMLERININ UYGULANMASI ISTEMIYLE YAPTIĞI BAŞVURUSUNUN REDDINEILIŞKIN, SGK BAŞKANLIĞI VAZIFE MALULLÜĞÜ TESPIT KURULU KARARININ IPTALI ISTEMIYLE AÇTIĞI DAVANIN,MÜTEVEFFANIN 5754 SAYILI KANUN'UN YÜRÜRLÜĞE GIRDIĞI TARIHTEN ÖNCE EMEKLI SANDIĞI IŞTIRAKÇISI OLMASINEDENIYLE, İDARİ YARGI YERİNDEUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 14"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: S.E.Kendi adına asaleten B.A.E. ve M.E. Adına velayetenVekili
: Av. B.Ö.Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. A.S.U. O L A Y : Davacılar vekili, müvekkili S.E.'in eşi M.E.’in, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığında görevyapmakta iken, 2009 yılı genel atama döneminde Kars Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atamasının yapıldığını; 16.06.2009 tarihindeilişiğini keserek mehil müddeti içerisinde 01.07.2009 tarihinde görev yerine başlamak üzere polis memuru arkadaşının kullandığıözel otomobil ile 30.06.2009 tarihinde Ankara'dan yola çıktığını ve görev yerine giderken Kars yolu üzerinde Sivas ili Zarailçesinde saat 23.00'da trafik kazası geçirerek vefat ettiğini; murisin, görev yerinde giderken bu kazayı yaptığını, bu sebeple5510 Sayılı Sosyal Sigorta ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47 maddesi kapsamında vazife malulü olarak kabul edilerek,bağlanan aylık ve diğer özlük haklarının düzeltilmesi için yapılan başvurunun davalı idare tarafından reddedildiğini; davalı idareninişleminin açıkça hukuka aykırı olduğunu; Yasanın 47. maddesinin; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındakikamu görevlileri için 13 üncü maddede yazılı iş kazası; vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden veya vazifeleri dışındakurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir işyaparken ya da görevleriyle ilgili olarak işe gelişi ve işten dönüşü sırasında doğmuş olursa vazife malûllüğü ve bunlarauğrayanlara da vazife malulü denir.” Şeklinde olduğunu; Yasada belirtildiği üzere, meydana gelen kazanın, müvekkilinin göreviyleilgili olarak tayin edilen yere giderken meydana geldiğini, hatta aynı kazada vefat eden diğer arkadaşının görev yeri aynı yerolduğundan birlikte yola çıktıklarını, müvekkilinin vefatı sebebiyle vazife malulü olarak kabul edilmesini talep ettiklerini; AYİM 'in92/723 Esas ve 93/149 Karar sayılı kararında; “KPDS sınavına girmek için Kıt'asından izinli olarak Ankara'ya giden ve sınavsonrası birliğine dönmek üzere bindiği sivil otobüsün yolda kaza yapması sonucu sakatlanan davacının, vazife malulüyetihükümlerinden yararlandırılması gerektiği, görev yerinden ayrılan ve daha sonra kaza geçiren davacının, vazife maluliyetihükümlerinden yararlandırılması gerektiği” yönünde karar verdiğini ifade ederek;
SGK Başkanlığı Sosyal Sigortalar GenelMüdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığının, 25.09.2009 tarihli 775 sayılı kararının iptali ile müvekkillerinmurisi M.E.'in vefatı sebebiyle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına ve müvekkili ve diğer mirasçılarının emeklilik ve diğerözlük haklarının bu şekilde yararlandırılmasına karar verilmesi istemiyle 26.11.2009 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 14.İDARE MAHKEMESİ: 4.12.2009 gün ve E:2009/1425, K: 2009/1411 sayı ile, 5754 sayılı Kanun'la bir çok hükmüdeğiştirilen ve değiştirilen hükümleri ile beraber 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun “Vazife Malûllüğü “ başlıklı 47.maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır.25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleriherhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir işyaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadandoğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir. Vazife malûllükleri;a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,c) Yasak fiilleri yapmaktan,d) İntihara teşebbüsten,e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacından,doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında vazife malûllüğü hükümleri uygulanmaz." hükmüne yer verilmiş olduğu; 101.maddesinde de bu Kanun'da aksine hüküm bulunmayan hâllerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğinin ifade edildiği; dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; davacının eşinin,Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı emrinde görev yapmakta iken 2009 yılı genel atama döneminde KarsEmniyet Müdürlüğü’ne atamasının yapıldığı, 30/06/2009 tarihinde görev yerine başlamak için özel oto ile Ankara İlinden Kars İlineseyir halinde iken meydana gelen trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği, bunun üzerine davacının, eşinin vazife malulüsayılması yolundaki başvurusunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı; bu durumda; işbu davaya konuuyuşmazlığın, 5510 sayılı Kanunun vazife malullüğü ile ilgili hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanması ve Kanun'un 101 'incimaddesinde de aksine bir hüküm olmaması hâlinde bu Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceğinin belirtilmiş bulunması karşısında; bakılan davanın görüm ve çözümünde (5510 sayılı Kanun hükmü ile özel olarakgörevlendirilmiş olan) iş mahkemelerinin görevli bulunduğu gerekçesiyle; 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanıngörev yönünden reddine karar vermiş; bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 7.İş Mahkemesi: 30.11.2011 gün, E:2010/89, K:2011/794 sayı ile davanın kabulüne karar vermiş olup, yapılan temyizbaşvurusu üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi; 9.5.2013 gün, E:2012/3038, K:2013/9363 sayı ile özetle, uyuşmazlığın, 5510sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacılar murisinin vazife malullüğühaklarından yararlandırılmamasın yönelik Kurum işleminden kaynaklandığı, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanınagirdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanınusulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasın girilerek yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu
gerekçesiyle; hükmün BOZULMASINA karar vermiştir.ANKARA 7.İŞ MAHKEMESİ: 12.9.2013 gün ve E:2013/1206, K: 2013/849 sayı ile, Mahkemelerinin 30.11.2011 Tarih 2010/89 Es. -2011/794 Kr. sayılı davanın kabulüne dair kararının Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 09.05.2013 Tarih 2012/3038 Es. - 2013/9363Kr. sayılı ilamı ile "...Somut olayda uyuşmazlığın, 5510 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce Emekli Sandığıiştirakçisi olan davacılar murisinin vazife malullüğü haklarından yararlandırılmamasına yönelik kurum işleminden kaynaklandığıanlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 Sayılı HMK'nun 114/1 -b maddesinegöre dava şartı olan yargı yolunur caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği..." sebebiylebozulmasına karar verildiği, mahkemelerince 12.09.2013 tarihli oturumda bozma ilamına uyulduğu, yeniden yapılan yargılamada; bozma ilamı doğrultusunda davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümününidari yargının görev alanına girdiği anlaşıldığından 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-b maddesine göre dava şartı olan yargı yolununcaiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş; bu karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013günlü toplantısında;l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleriarasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının 15.maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, ekinde idariyargı dosyasının onaylı bir örneği ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Davacının, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı emrinde polis memuru olarak görev yapmakta ikengeçirdiği trafik kazası sonucu vefat eden eşi hakkında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanması istemiyle yaptığı başvurusununreddine ilişkin, SGK Başkanlığı Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 25.09.2009 tarih ve 775 sayılı kararının; haksız ve hukuka aykırıolduğu, zira trafik kazasının görev yerine giderken meydana geldiği, bu suretle 5510 sayılı Kanunun 47.maddesi uyarınca murisinvazife malûlü sayılması gerektiği ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.Dava dosyasında bulunan davalı idarenin cevap dilekçesinde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası KanununGeçici 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası ile 5434 sayılı Kanuna göre iştirakçi olup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra buKanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan vazife malullüğü kapsamınagirenler hakkında, bu Kanunun 47 inci maddesinin birinci fıkrasına göre işlem yapılacağı; yine aynı Kanunun 47 inci maddesinin 1inci fıkrası ile; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındasigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malullüğü hükümlerinin uygulanacağı; 25 inci madde de belirtilen malullük;sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine aitbaşka işleri yaparken bu işlerden veya kuramlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlananbir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazdan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü vebunlara uğrayanlara da vazife malulü denileceğinin hüküm altına alındığı; buna göre, emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; EmniyetGenel Müdürlüğünün 15/07/2009 tarihli yazısı ile ilgilinin 01/07/2009 tarihinde tayin esnasında (trafik kazası sonucu) vefat ettiğive dul ve yetimlerine aylık bağlanması talebi üzerine 22/07/2009 tarihli ve 987315 sayılı işlemle 5434 sayılı Yasanın 66. maddesigereğince 15/07/2009 tarihi itibariyle adı geçenin dul ve yetimlerine aylık bağlandığı, bilahare ilgilinin eşi Sultan ESER’in bağlananaylıkların vazife malullüğü aylığına dönüştürülmesi talebi üzerine ilgilinin durumunun Vazife Malullüğü Tespit Kurulun yönündenincelenmek üzere Vazife Malullüğü Tespit Kuruluna havale edildiği, Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 25/09/2009 tarihli ve 775sayı ile; “...5510 sayılı Kanunun 47 inci maddesinin 1 nci fıkrasının vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkünolmadığına...” şeklinde karar verdiği ve anılan kararın 29/09/2009 tarihli yazı ile Emniyet Genel Müdürlüğüne ve ilgiliye bildirildiği; Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun malul olamadığı yönünde kararı dikkate alınarak ilgilinin dul yetimlerine hakkında vazifemalullüğü hükümlerinin uygulanmasının hususunda Kurumlarınca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığısavunulmuştur.31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları vediğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47.maddesi ''Vazife Malullüğü'' nü düzenlemekte olup,maddenin 1.fıkrasında; ''...25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışındaidarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatinikorumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerindemeydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir.'' hükmü yeralmaktadır.5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunuhükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan(başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılıKanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendikapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ilereddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İşMahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın
Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa I.tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklarve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural veesaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık SosyalSigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyalgüvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığıalmakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise SosyalGüvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkinihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgilisosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği;ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarındaAnayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esasalınacağı tartışmasızdır.Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, vefat eden polis memuru Mucip Eser’in 11.6.1999 tarihinde, aday polismemuru olarak kamu görevine başladığı anlaşılmıştır.Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamugörevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağımuamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılıKanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli sandığı iştirakçisi olan müteveffanın eşi olan davacı tarafından açılan davanın,görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 14. İdare Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 4.12.2009 gün veE:2009/1425, K: 2009/1411 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.