Hukuk Bölümü
2013/1635 E. , 2013/1848 K.EMEKLI SANDIĞI IŞTIRAKÇISI IKEN VEFAT EDEN EŞINDEN DOLAYI DUL AYLIĞI, VEFAT EDEN EŞININ 25.11.1981 ILE26.03.1984 BELEDIYE BAŞKANI MAKAM VE GÖREV TAZMINATINDAN YARARLANDIRILMASI ISTEMI YAPTIĞIBAŞVURUNUN KABULU, DAVALI IDARENIN 21.10.2011 GÜN VE 278562 SAYILI KARARI ILE IPTAL EDILMESINEYÖNELIK IŞLEMIN IPTALINE VE BU IŞLEM NEDENI ILE MAAŞINDAN KESILEN ÖDEMELERIN YASAL FAIZI ILE BIRLIKTEÖDENMESINE KARAR VERILMESI ISTEMI İDARİ YARGIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 14"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: Y.Ö.
Vekili
: Av. H.G.
Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili
: Av. Z.V.A.
O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi M.Ö.’ün davalı idareden emekli aylığı almakta iken13.08.2011 günü vefat ettiğini, bunun üzerine davacıya dul aylığı bağlandığını, davacının eşi müteveffa M.Ö.’ün 25.11.1981 ile26.03.1984 yılları arasında Denizli Valiliği’nin 16.11.1981 tarih ve 1086 sayılı kararı ile Yatağan Belediye Başkanlığı göreviniyürüttüğünü, davacının aylığına müteveffa eşinin Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş olması nedeni ile 5434 sayılı Yasa’nın68. Maddesi gereğince ek tazminatların eklenmesi talebinde bulunulduğunu ve davalı idarenin talebi kabul ederek talepdoğrultusunda davacıya ek tazminat ödemeye başladığını; ancak, bu tazminatın davalı kurumun 21.10.2011 gün ve 278562sayılı kararı ile iptal edildiğini; iptal gerekçesi olarak da, davacının müteveffa eşinin seçilmiş Belediye Başkanlığı değil atanmışBelediye Başkanlığı olması nedeni ile ek tazminat alamayacağının belirtildiğini; yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek;işlemin iptaline ve maaşından yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi istemi ile idari yargıyerinde dava açmıştır.Ankara 11.İdare Mahkemesi; 08.12.2011 gün ve 2011/2521 Esas, 2011/1980 Karar sayılı kararı ile; 5434 sayılı Yasa’nın ilgilihükümlerinin 01.10.2008 tarihinden itibaren yürüklükten kaldırıldığını; dolayısıyla işlemin tesis edildiği tarihte 5510 sayılı Yasa’nınyürürlükte olduğunu; bu nedenle davaya adli yargı yerinde bakılması gerektiğini belirterek; davanın görev yönünden reddinekarar verdiği, kararın davacı vekilinin temyizi üzerine Danıştay 11.Dairesi’nin 13.06.2012 gün ve 2012/533 Esas 2012/4330 Kararsayılı kararı ile onandığı ve bu şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 13. İş Mahkemesi; 28.03.2013 gün ve 2012/562 Esas, 2013/172 Karar sayılı kararı ile, davacının dava dilekçesindebelirttiği hususlar dikkate alındığında, davaya idari yargıda bakılması gerektiği sonucuna varıldığını belirterek; yargı yoluuyuşmazlığı nedeni ile görev yönünden davanın reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Adli ve idari yargı yerleriarasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargıdosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemeceUyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Emekli Sandığı iştirakçisi iken vefat eden eşinden dolayı dul aylığı alan davacının, talebi üzerine evvelce BelediyeBaşkanlığı yapmış olan eşinden dolayı aylığına eklenen ek tazminatların davalının 21.10.2011 gün ve 278562 sayılı kararı ileiptaline karar verilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi ve bu işlem nedeni ile maaşından kesilen ödemelerin yasal faizi ilebirlikte kendisine ödenmesi istemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden; davacının eşi Mehmet Öztürk’ün 31.10.1950 ile 31.10.1981 tarihleri arasında sırasıyla Yumrutaş KöyOkulu’nda, başöğretmen ve Yatağan Cumhuriyet Okulu’nda, müdür vekili olarak görev yaptığı, halen görevde iken DenizliValiliği’nin 16.11.1981 tarih ve 1086 sayılı kararı ile Yatağan Belediye Başkanlığı görevine atandığı, 26.03.1984 tarihine kadar bugörevi devam ettirdiği, bu tarihten sonra da emekli olarak görevinden ayrıldığı anlaşılmaktadır.Davacının, müteveffa eşi Mehmet Öztürk’den dolayı 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 631 sayılı KHK ile Değişik 68.Maddesi gereğince ödenmesi gereken makam ve görev tazminatının dul aylığına eklenmesini talep ettiği; talebinin, davalıkurumun 07.10.2011 günlü kararı ile kabul edildiği; ancak, davalı idarenin 21.10.2011 tarihli ikinci işlemi ile, müteveffa MehmetÖztürk’ün atanmış Belediye Başkanı olmasını gerekçe göstererek, ek tazminatların düşülmesi sureti ile dul aylığının yenidendüzenlenmesine karar verdiği; davacının bu işlemin hukuka aykırı olduğu iddiası ile idari yargıda dava açtığı, davasının Ankara11.İdare Mahkemesi’nin 08.12.2011 gün ve 2011/2521 Esas, 2011/1980 Karar sayılı kararı ile görev yönünden reddedildiği,davacının bu kez aynı istem ile adli yargıya dava açtığı, Ankara 13. İş Mahkemesi’nin 28.03.2013 gün ve 2012/562 Esas, 2013/172 Karar sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verdiği, davacının her iki yargı yerinde verilen karşılıklıgörevsizlik kararları nedeni ile, görevli yargı yerinin belirlenmesi için Mahkememize müracaat ettiği anlaşılmıştır.5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun (5510 sayılı kanunun 106. maddesi ile mülga edilen) Ek 68.maddesinde; “(Değişikmadde: 24/11/1994 - 4049/7 md.)
(Değişik fıkra: 23/02/1995 - KHK - 547/13 md.) Makam tazminatı ile Yüksek Hakimlik ve temsil veya görev tazminatıödenmesini gerektiren görevlerde bulunanlardan, 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 36 ncı maddesine göre istihdamedilenlere, Başbakanlıkta da makam tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde en az 6 ay çalışmış olmaları kaydıyla butazminatlardan yüksek olanı esas alınarak ödeme yapılır. (Ek cümle: 04/07/2001 - 631 S.KHK/1. md.) Makam veya yüksekhakimlik tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde toplam en az iki yıl bulunmadan veya bu görevlerde hiç bulunmadanemekliye ayrılanlara ise, en az altı ay süreyle bulundukları en üst görevleri için belirlenen görev tazminatı veya hizmet yıllarıitibarıyla belirlenen görev tazminatından yüksek olanı ödenir. Bu halde de iki yıllık süreyi doldurma şartı aranır. (Ek cümle:12/02/2000 - 4505/3 md.) Ancak bu tazminatların ölenlerin dul ve yetimlerine ödenmesinde iki yıl görev şartı aranmaz.
(...)
(Ek fıkra:07/12/2004 - 5272 S.K./86.mad) Sandıkça emekli aylığı bağlanan büyükşehir belediye başkanlarına 7000, ilbelediye başkanlarına 6000, ilçe belediye başkanlarına 3000, diğer belediye başkanlarına 1500 gösterge rakamı üzerinden, buMaddede belirtilen usul ve esaslar dahilinde makam tazminatı, buna bağlı olarak temsil veya görev tazminatı ödenir. Butazminatlar ilgililere ödendikçe iki ay içinde faturası karşılığında Hazineden tahsil olunur. Birinci fıkrada öngörülen iki yıllık süreninhesabında iştirâkçi olup olmadıklarına bakılmaksızın belediye başkanı olarak geçen sürelerin tamamı dikkate alınır.
(Ek fıkra: (12/02/2000 - 4505/3 md.) Temsil ve görev tazminatları; yönetim ve denetim kurulu üyelikleri dahil olmaküzere kamu kesiminde her ne suretle olursa olsun aylık veya ücret alıp almadıklarına bakılmaksızın görev alanlara bu durumlarıdevam ettiği sürece ödenmez. Tazminattan yararlanırken, yararlanma şartlarını kaybedenler en geç bir ay içinde durumu TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne bildirirler. Bu durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden ay başından itibarentazminat ödenmesine son verilir. Zamanında bildirimde bulunmayanlara ödenen tazminat kanuni faizi ile birlikte geri alınır.(...)
Bu tazminatlar, ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilen aylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 incimaddesindeki oranlar üzerinden ödenir.
Bu ödemeler, T.C. Emekli Sandığınca ödenmesini müteakip iki ay içinde Genel Bütçeye giren kurumlardan ayrılanlariçin Hazineden, diğerleri için son kurumlarından faturası karşılığında tahsil edilir.(...)” denilmiş; 1.1.2007 tarihinde; maddenin “Butazminatlar, ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilen aylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 inci maddesindekioranlar üzerinden hesaplanır.” şeklindeki beşinci fıkra metni ile “Bu ödemeler, T.C. Emekli Sandığınca ödenmesini müteakip iki ayiçinde Genel Bütçeye giren kurumlardan ayrılanlar için Hazineden, diğerleri için son kurumlarından faturası karşılığında tahsiledilir.” şeklindeki son fıkra metni yürürlükten kaldırılmıştır.Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri”başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunagöre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 incimaddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileriiçin belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmetsüresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir.” hükmüne, aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; “ Bu maddekapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı,ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleride dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/06/2010-5797 S.K/10. md.) Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerinyetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.” hükmüne yer verilmiştir.31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları vediğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih veE: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğersigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci veGeçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İşMahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararınMahkememiz önündeki uyuşmazlığa I.tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklarve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural veesaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık SosyalSigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyalgüvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığıalmakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise SosyalGüvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkinihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgilisosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır…” Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte
değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar,daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisiolarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği açıktır.Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarındaAnayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esasalınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamugörevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağımuamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılıYasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce, Emekli Sandığı iştirakçisi olup, 25.11.1981-26.03.1984 tarihleri arasında Denizli Valiliği’nin16.11.1981 gün ve 1086 sayılı kararına istinaden Belediye Başkanı olarak görev yapan ve 13.08.2011 tarihinde vefat edeneşinden dolayı dul aylığı alan davacının, makam ve görev tazminatından yararlandırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddineilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan tazminat tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın;5434 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak çözüme kavuşturulacağı gözetildiğinde; idari yargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 11.İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 08.12.2011 günve 2011/2521 Esas, 2011/1980 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.