Hukuk Bölümü
2013/1760 E. , 2013/1971 K.DAVACININ, KALP RAHATSIZLIĞI NEDENIYLE KALP DAMARLARINA TAKTIRDIĞI KRONER STENT BEDELININ TARAFINAÖDENMESI ISTEMIYLE AÇILAN DAVANIN, İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 14"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: A.A.
Vekili
: Av. S.E.
Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili
: Av. Y.Ç. O L A Y :Davacı, 42.802.025.0 Emekli sicil numarası ile emekli memur iken, 4.3.2008 tarihinde Fırat Üniversitesi Tıp FakültesiHastanesi’nde kalp ameliyatı olduğunu ve kendisine ilaçlı stent takıldığından bahisle 6.585,00-TL ilaçlı koroner stent bedelininödenmesi istemiyle idareye başvurduğunu, bu başvurunun 15.10.2009 tarih ve 13363713 sayılı Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı Elazığ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü işlemi ile reddedildiğini ileri sürerek, sözkonusu işlemin iptali ile fark alacağının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesiistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.ELAZIĞ 1. İDARE MAHKEMESİ: 18.12.2009 gün, E: 2009/756, K:2009/1715 sayı ile, Kamu görevlisi olan davacının da 5510 sayılıYasa kapsamında sigortalı sayıldığı ve sağlık giderlerinin de bu Kanun hükümleri esas alınarak karşılanacağı gerekçesiyle davanıngörev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davacı bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Elazığ İş Mahkemesi: 22.2.2012 gün E: 2010/88, K: 2012/101 sayı ile, Üniversite Hastanesinden davacıya ilişkin tedavievraklarının istendiği ve dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacı hastaya uygulanan ilaçlıstent uygulamasının günümüz tedavi gereklerine uygun olduğu, kullanılan stent çap veya boy açısından SGK geri ödemekoşullarını karşıladığını bildirdiği, yayınlanan tebliğ ile belli koşulları taşıması halinde SGK tarafından ilaçlı stentlerin ödenmesinekarar verildiğini, davacıya uygulanan işlemin bu koşulları taşıdığı ve masrafların kurum tarafından karşılanması gerektiğianlaşıldığından, 2 adet ilaçlı stentin fatura tarihi itibariyle piyasa değeri KDV dahil 6.173,78 TL olduğu, dava dilekçesindebelirtilen ve kurum tarafından yapılan 436,26 TL’lik ödeme düşüldüğünde ise davacının bakiye 5.737,52 TL stent bedelialacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; 5.737,52 TL alacağın 14.10.2009 temerrüt tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiş, bukarar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 13.6.2013 gün ve E: 2012/8206, K: 2013/12415 sayı ile, Emekli Sandığı iştirakçileri açısındangörevli mahkemenin belirlenmesinde, tedavinin başladığı tarih esas alınarak; pasif sigortalılar için tedavisi 1.10.2008 tarihindenönce başlayan sigortalılar ile bunların hak sahipleri yönünden idari yargının, tedavisi anılan tarihten sonra başlayanlar yönündenadli yargının (iş mahkemelerinin) görevli olduğu; aktif olarak çalışmasına devam edenler yönünden ise, sağlık sigortası açısındanSosyal Güvenlik Kurumu’na devir tarihlerine göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan asker ve sivil personel ile bunlarınbakmakla yükümlü oldukları kişilerden tedavisi 15.10.2010 tarihinden, diğer kamu görevlileri ile bunların bakmakla yükümlüoldukları kişiler yönünden tedavisi 15.01.2010 tarihinden önce başlayan sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişileryönünden idari yargının, tedavisi anılan devir tarihlerinden sonra başlayanlar yönünden adli yargının (iş mahkemelerinin) görevliolduğu sonucuna varıldığı, somut olayda; emekli olan davacının, davaya konu tedavisinin, sağlık sigortası açısından SosyalGüvenlik Kurumu’na devredildiği 1.10.2008 tarihinden önce, 2.3.2008 tarihinde başladığı ve uyuşmazlığın idari yargının görevalanına girdiği gözetilerek; Mahkemece, davanın, yargı yolu nedeniyle görevden reddi yerine, işin esasına girilerek, yazılı şekildekarar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuştur.
ELAZIĞ İŞ MAHKEMESİ : 4.9.2013 gün ve E: 2013/482, K: 2013/542 sayı ile, bozma kararına uyarak, davanın idariyargının görevli olması nedeni ile görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili idari ve adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğu öne sürülen olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri Baydar, Ali Çolak, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT‘un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargı yerleriarasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının 15.maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece; idari yargıdosya aslı ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından,görev uyuşmazlığının esası esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ileDanıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının kalp rahatsızlığı nedeni ile gördüğü tedavi sırasında kullanılan ilaçlı stent bedelinin davalı kurumcakarşılanmaması nedeni ile ödemek zorunda kaldığı bedelin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden; davacının, 5434 sayılı yasa kapsamında görev yaparken emekli olduğu; Fırat Üniversitesi TıpFakültesinde kalp rahatsızlığı nedeni ile tedavi gördüğü; tedavisi sırasında ilaçlı stent kullanıldığı; davacının stent bedeli olaraködemek zorunda kaldığı bedelin işleyen yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.
31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları vediğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih veE:2006/111, K:2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğersigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci veGeçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İşMahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararınMahkememiz önündeki uyuşmazlığa I.tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklarve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural veesaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık SosyalSigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyalgüvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığıalmakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise SosyalGüvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkinihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgilisosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği;ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarındaAnayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esasalınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamugörevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağımuamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ve tam yargı davaları kapsamındabulunan, kamu personeli emeklisi olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceğisonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Elazığ 1.İdare Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ : Davanın görüm ve çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Elazığ 1.İdare Mahkemesinin 18.12.2009gün, E: 2009/756, K:2009/1715 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,30.12.2013 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.