Hukuk Bölümü
2013/1829 E. , 2013/2032 K.İMAR PLANINDAN KAYNAKLANAN TAZMINAT DAVASININ, İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: P.S.Vekili
: Av. Y.Ç.S. Davalı
: Sağlık BakanlığıVekili
: Av. N.H.T.Dahili Davalı
: Yenimahalle Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. Ö.A. O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu Ankara İli, Yenimahalle İlçesi Yuva Köyü, ÇakırlarMevkii’nde 43006 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu, dava konusu taşınmazın imar planında “Sağlık Alanı” olarakayrıldığını, davalı Sağlık Bakanlığı tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığını belirterek; başkaca her türlü hakları vefazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’nin taşınmaz değerinin baz alındığı tarihten itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte davalı Sağlık Bakanlığı’ndan tahsili ile davacıya verilmesine ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının davalı SağlıkBakanlığı adına tescil ettirilmesine karar verilmesi istemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı Sağlık Bakanlığı vekili 07.12.2012 tarihli cevap dilekçesi ile, diğer davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekili müdahaledilekçesinin tebliğinden sonra 27.03.2013 tarihli cevap dilekçesi ile; görev itirazında bulunmuşlardır.Ankara 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin: 17.11.2012 tarihli tensip tutanağı ile, dava dosyasını mahkemenin 2012/571 esasınakaydettiği ve dava taraflarına 26.12.2012 gününü duruşma günü olarak tebliğ ettiği; 26.12.2012 tarihinde yapılan ilk duruşmayadava taraflarının katıldıkları, mahkemece davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin yargı yolu itirazının reddine, davalı Sağlık Bakanlığı’nadava konusu taşınmaza ihtiyaç olup olmadığı konusunda yazı yazılmasına ve bir sonraki duruşmanın 26.02.2013 günü yapılmasınakarar verildiği; 26.02.2013 tarihli 2. oturuma taraf vekillerinin katıldıkları, davacı vekiline, davalı vekili tarafından sunulanbelgeleri inceleyip beyanda bulunması için iki haftalık süre verildiği ve bir sonraki duruşma tarihi olarak 03.04.2013 günününbelirlendiği; celse arasında davacı vekili tarafından, davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı’nın davaya dahil edilmesi yönündendilekçe verildiği, yine celse arasında Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekilinin 27.03.2013 tarihli cevap dilekçesi ile görevitirazında bulunduğu; 03.04.2013 tarihli 3. oturuma
dahili davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekili ile diğer taraf vekillerininkatıldıkları, davacı vekiline, davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı’nın cevap dilekçesine karşı beyanda bulunmak üzere iki haftalıksüre verildiği ve bir sonraki celsenin 30.04.2013 günü yapılmasına karar verildiği, 30.04.2013 tarihli 4. Oturuma taraf vekillerininkatıldıkları, mahkemece
dahili davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekilinin yargı yolu itirazının reddine, davalı YenimahalleBelediye Başkanlığı vekiline görev uyuşmazlığı çıkartılması yönünden süre verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı Sağlık Bakanlığı vekili ile dahili davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekilinin, idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdikleri dilekçeleri üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmiştir.Danıştay Başsavcısı; İdarelerin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri,genel ve düzenleyici imar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemler,"idari işlem, bu imar planı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri yani, bu konudaki hareketsizliklerin de, idari eylem niteliği taşıdığını belirterek, davanın 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesinin gerektiğibelirtilerek, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı Sağlık Bakanlığı vekili ile dahili davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptıkları görev itirazının reddedilmesi ve dahi 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunmaları üzerine Danıştay Başsavcısı'nca, davalı Sağlık Bakanlığı ile dahili davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı açısından10.maddede öngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının hisseli şekilde maliki olduğu taşınmazın imar planında “Sağlık Alanı” nda kaldığı belirtilmek suretiylekamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazın imar planında “Sağlık Alanı” nda kalan kısmı bakımından; her türlü hakları vefazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’nin taşınmaz değerinin baz alındığı tarihten itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte davalı Sağlık Bakanlığı’ndan tahsili ile davacıya verilmesi ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının davalı idareyetescil ettirilmesine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinde; “Planların hazırlanmasında veyürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.
a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır.
b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgilibelediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internetsayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığıncabelediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.
Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçeuygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onay tarihindenitibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Biraylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerekkesin karara bağlar.
Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.
Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamınıveya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir.
c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinleralınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir.Olayda, imar planının uygulaması sonucu, uyuşmazlığa konu parselin imar planında “Özel Sağlık Alanı” içerisinde kaldığı,taşınmaza idarece fiilen el atılmadığı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddiaedildiği; davanın konusunun, davalı idarelerce 3194 sayılı Kanunu uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanlarında yer alan davacının hissedar olduğu taşınmazın bedelinin tazminine ve taşınmazın davalılar adına tesciline ilişkinbulunduğu anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararıntazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir.Öte yandan, taşınmazın imar planında “dere mutlak koruma alanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisininkısıtlanması nedenine dayalı olarak davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezlinde açtığı tazminat davasında, bu Mahkemece4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptali istemiyle AnayasaMahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılı kararında ”…Davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur. Öteyandan kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamuhizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğu gibi imar kısıtlamaları’ndataşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında “ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanması sebebiyledoğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıylabakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın 158. maddesiile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınanUyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da bu yöndedir…” gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imar planında “spor alanı” olarakayrılan davacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlu görev uyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce olumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararının kaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasal haklarının ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce 18.9.2013 tarihindeverilen kararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esasitibariyle yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usul şartlarına vehukuka uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarını sunma fırsatınıbulmuş ve bunlar Uyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…” gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir. (ResmiGazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altına alınmıştır.Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile davalı Sağlık Bakanlığı ile dahili davalı Yenimahalle BelediyeBaşkanlığı vekilinin görev itirazının Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddine ilişkin kararın tazminata ilişkin kısım yönündenkaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜile davalı Sağlık Bakanlığı ile dahili davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNE ilişkin Ankara4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.12.2012 gün ile 30.04.2013 gün ve 2012/571 Esas sayılı KARARLARIN TAZMİNATA İLİŞKİNKISIM YÖNÜNDEN KALDIRILMASINA, 30.12.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.