T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO
: 2017 / 121KARAR NO : 2017 / 146KARAR TR
: 20.2.2017ÖZET : Vazife Malullüğü Tespit Komisyonunca02/08/2011 tarihinde vazife malulü olduğuna kararverilen davacının bu karar uyarınca SGK BaşkanlığıEmeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü KamuGörevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na durumunun2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi vegörevinden ayrılmaksızın vazife malullüğü aylığıbağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddineilişkin işlemin iptal edilmesi istemiyle açtığı davanın,ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk.
K A R A R Davacı
: S.Ç.Vekili
: Av. A.M.Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekilli
: Av. D.T.A.K. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının halen İstanbul EmniyetMüdürlüğü emrinde görevli 153922 sicil sayılı polis memuru olarak görev yapmakta olduğunu,Erzurum Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli iken 21/11/1994 tarihinde görev başında geçirmişolduğu trafik kazası sonucu yaralandığından idari polislik talebinde bulunduğunu, davacının sağlıkdosyasının SGK Başkanlığınca incelenmesi neticesinde 03/08/2011 gün ve 68.181.138 sayılı yazı ileÜsküdar Devlet Hastanesince düzenlenen 25/03/2009 tarih ve 1420 sayılı raporundaki rahatsızlığının21/11/1994 tarihinde meydana gelen olaydan sonra oluşan rahatsızlığının devamı olduğuna, burapordaki rahatsızlıktan dolayı malul olduğuna, 1053 sayılı Nizamnameye göre derecesinin (6) altıolduğuna, maluliyetinin sürekli olduğuna, idari polislik görevinde çalışabileceğine ve anılan karardamüvekkilimin idari polis olma talebi 04/08/2003 gün ve 25189 sayılı Resmi Gazetede yayımlananEmniyet Teşkilatı Sağlık Yönetmeliğinde belirlenen şartlarına uygun bulunarak idari polis olarakgörevlendirilmesine karar verildiğini, davacının halen idari polis olarak görev yaptığını, SGKBaşkanlığı, SSK Genel Müdürlüğü, Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı, İçişleriBakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne hitaben yazılarak gönderilen 03/08/2011 tarih veB.13.2.SGK.0.10.02.04/68.181.137 sayılı yazıda davacının Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun02/08/2011 tarih ve 156 saydı karan ile 5434 sayılı Kanunun 45’inci maddesine göre kabul edildiğibelirtildiğini, davacının idari polislik görevinde çalışmaya başlamasından sonra 20/09/2013 tarihindeSGK Başkanlığı, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Kamu Görevlileri Daire Başkanlığına 6495sayılı Kanunun 98’inci maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesine göregörevinden ayrılmaksızın vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun davalıidarece “Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca 02/08/2011 tarihinde incelenerek 156 sayı ile 5434sayılı Kanunun 45’inci maddesine göre vazife malulü olduğunuza karar verildiğinden hakkınızda2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmamaktadır...” denilerek davacınıngörevden ayrılmaksızın vazife malullüğü aylığı bağlanması talebi reddedildiğini, bu işlemin hukukaaykırı olduğunu belirterek; Vazife Malullüğü Tespit Komisyonunca 02/08/2011 tarihinde vazifemalulü olduğuna karar verilen davacının anılan karar uyarınca SGK Başkanlığı Emeklilik HizmetleriGenel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na durumunun 2330 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 08/10/2013 tarih ve85.653.015/68.181.137 sayılı işlemin iptal edilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 3. İdare Mahkemesi: 07/01/2014 gün ve 2013/2174 Esas, 2014/7 Karar sayı ile ‘‘…2577 sayılı Kanunun 33/2. maddesinde; "Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekliedilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisininson görev yaptığı yer idare mahkemesidir." kuralına, 33/3 maddesinde ise "Kamu görevlileriningörevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezalan ile ilerleme, yükselme, sicil,intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu organların üyeleriningeçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevlibulunduğu yer idare mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının halen İstanbul Emniyet Müdürlüğünde polismemuru olarak görev yaptığı, görev başında geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu Vazife MalullüğüTespit Komisyonunca vazife malulü olduğuna karar verilmesi üzerine idari polis olarakgörevlendirildiği, daha sonra 20.09.2013 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na 2330sayılı Kanun kapsamında vazife malulü idari polis olarak görev yaptığından dolayı görevindenayrılmaksızın emekliye ayrılmak istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olandavanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde idari polis olarakİstanbul'da görev yapan davacının görevinden ayrılmaksızın emekliye ayrılmak istemiyle yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davada yetkili mahkeme davacının görev yaptığı yeridare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesidir…’’ şeklindeki gerekçesiyle 2577 sayılıKanunu'nun 14 ve 15/1-a maddesi uyarınca davanın yetki yönünden reddine, dava dosyanın yetkiliİstanbul İdare Mahkemesi 'ne gönderilmesine karar vermiştir.İSTANBUL 2. İDARE MAHKEMESİ: 07/02/2014 gün ve 2014/184 Esas, 2014/186 Kararsayı ile ‘‘…2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde;adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği düzenlemealtına alınmıştır.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Sağlık Sigortası Kanunu'nun 2. maddesinde Kanun'unkapsamı, "Bu Kanun, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişileri, işverenleri,sağlık hizmeti sunucularını, bu Kanununun uygulanması bakımından gerçek kişiler ile her türlü kamuve özel hukuk tüzel kişilerini ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşları kapsar" şeklindebelirtildikten sonra; aynı Kanun'un "Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri" başlıklı 101. maddesinde, "BuKanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği" hükme bağlanmıştır.Dava dosyasının incelenmesinden; 5510 sayılı Kanun'un Geçici 14. maddesininuygulanmasına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu sonucunaulaşılmıştır…’’ gerekçesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 15/1-a maddesi hükmüuyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, karar taraflarca temyiz edilmeyerekkesinleşmiştir.Davacı vekili, davacının davalıya başvuru tarihi olan 02/08/2011 tarihi itibari ile malullükaylığına hak kazandığının tespiti ile aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi, yargılama giderlerininkarşı tarafa yükletilmesi istemiyle bu kez adli yargı yerinde dava açmıştır.Bakırköy 19. İş Mahkemesi: 20/04/2015 gün ve 2014/63 Esas, 2015/225 Karar sayı ileözetle, ‘‘…İddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;davacının halen İstanbul Emniyeti'nde görevli polis memuru olduğu, davacının EmniyetMüdürlüğü’nde çalışırken 21/11/1994 tarihinde görev başında geçirmiş olduğu trafik kazası sonucuyaralandığı ve idari polislik talebinde bulunduğu, SGK tarafından malul olduğuna ve derecesinin 6olduğuna, maluliyetinin sürekli olduğuna idari polislik görevinde çalışabileceğine karar verildiği vebunun üzerine Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde idari polis olarak görev yapmayabaşladığı, SGK'ya yapılan malullük aylığı talebinin kurum tarafından görevden ayrılmaksızın vazifemalullüğü aylığı bağlanması talebinin olmadığı gerekçesiyle, talebin reddedildiği anlaşılmış ise dedavacının vazife malulü olduğu konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamakta olup ve 2330sayılı Yasanın 2. maddesinde 5434 sayılı Yasanın 45. maddesine göre vazife malulü olanların buyasadan yararlanamayacağına dair bir hüküm bulunmadığından ve dava dışı olup davacı ile aynıkonumda bulunan polis memuru Mikail Tüzün'ün talebinin kabul edilmesi, bu polis memuruyladavacı arasında bir fark olduğu hususunun davalı tarafından öne sürülmediği, 2330 sayılı Yasadadavacının bu yasadan yararlanmasını engelleyen bir husus bulunmadığından ve davacının 2330 sayılıyasadan yararlanması halinde ise 5510 sayılı Yasanın geçici 14. maddesinde yer alan istisnalar içindeolması nedeniyle, bu yasa hükmünden de yararlanmasının mümkün olduğu anlaşıldığından, bilirkişiraporu doğrultusunda…’’ davanın kabulüne karar vermiştir.İşbu karara karşı davalı vekilince yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 10. HukukDairesi: 21/04/2016 gün ve 2015/15273 Esas, 2016/6176 Karar sayılı ilamı ile özetle; ‘‘…5510sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce 5434 sayılı Yasa kapsamında çalışmasıbulunan davacının, 21.11.1994 tarihinde görev başında geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vazifemalulü olup olmadığı hususunda, 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamakta olup, bunagöre 5510 sayılı Kanunun 101. madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesigörevli değildir. Bu yönde görevin idari yargıya ait olduğunun belirgin olması karşısında, “yargı yoluyanlışlığı nedeniyle dinlenmesi mümkün bulunmayan dava dilekçesinin reddine” karar verilmesigerekirken, işin esasına girilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup,bozma nedenidir.’’şeklindeki gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.BAKIRKÖY 19. İŞ MAHKEMESİ: 11/07/2016 gün 2016/230 Esas, 2016/387 Karar sayı ilebozma ilamına uyarak yargı yolunun caiz olmaması ve idari yargının görevli olması nedeniyle
davanın görev yönünden reddine karar vermiş, tarafların kararı süresinde temyiz etmemesi üzerinekarar 08/08/2016 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı vekili, 11/11/2016 havale tarihli dilekçesiyle adli ve idari yargı yerleri arasındaoluştuğunu ileri sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, MehmetAKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 20.2.2017 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: İdari ve adli yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının, davacı vekilinin istemiüzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, idari yargı dosyası da temin edilmek suretiylemahkememize gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, idarive adli yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Sinem USTA’nın, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Vazife Malullüğü Tespit Komisyonunca 02/08/2011 tarihinde vazife malulü olduğunakarar verilen davacının bu karar uyarınca SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel MüdürlüğüKamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilmesi ve görevinden ayrılmaksızın vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin işlemin iptal edilmesi istemiyle açılmıştır.Dosya kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vazife Malullüğü TespitKurulunun 08/10/2013 gün ve 85.653.015/68.181.137 sayılı kararına ilişkin yazıda; 21/11/1994tarihinde saat 16:30 sıralarında şubedeki mevcut kuvvetlerle birlikte şehir merkezindeki Dadaşönübekleme noktasındaki görev yerine gitme üzere seyir halinde bulunduğu sırada şube hizmetlerindekullanılan servis otosunun yolun sağ şeridinde terk edilmiş kamyona sol arka taraftan çarpmasıneticesinde yaralanan davacının, Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca 02/08/2011 tarihindeincelenerek 156 sayı ile 5434 sayılı Kanunun 45’inci maddesine göre vazife malulü olduğuna kararverildiğinden hakkında 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığınınbelirtildiği anlaşılmıştır.31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479,2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (SosyalSigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar(Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları vediğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında,sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilikrejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altındatoplamıştır.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47. maddesi ''VazifeMalullüğü'' nü düzenlemekte olup, maddenin 1.fıkrasında; ''...25 inci maddede belirtilen malûllük;sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleriherhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatinikorumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşüsırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlarauğrayanlara da vazife malûlü denir.'' hükmü yer almaktadır.5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanununyürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görevyapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ilediğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101. maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıylailgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan
itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılıkararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararınMahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar,evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımındanda aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde deadli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılıkesasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacakbir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise SosyalGüvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumayadevam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yanisistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ileilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindekiuyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birliktedeğerlendirilmesinden; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devamedileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural veesasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158. maddesindeki “…diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır” hükmüuyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul veyetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğitarihten önce emekli sandığı iştirakçisi olan davacı tarafından açılan davanın görüm ve çözümündeidari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nce verilen 07/02/2014 gün ve 2014/184Esas, 2014/186 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle , İstanbul2. İdare Mahkemesinin verilen 07/02/2014 gün ve 2014/184 Esas, 2014/186 Karar sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 20.2.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN
T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO
: 2017/121KARARNO
: 2017/146KARAR TR
: 14.4.2017TAVZİH KARARI İstanbul 2.İdare Mahkemesi ile Bakırköy 19.İş Mahkemesi arasında doğan görev uyuşmazlığı ile ilgili olarakMahkememizin 20.2.2017 tarih ve E:2017/121, K:2017/146 sayılı kararı ile İstanbul 2.İdare Mahkemesinin 7.2.2014gün ve E:2014/184, K:2014/186 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına dair kararma ilişkin olarak, Bakırköy 19.İşMahkemesinin 12.4.2017 tarih ve E:2016/236 sayılı kararda çelişki bulunduğuna ve bu çelişkinin giderilmesine ilişkinyazısı üzerine yapılan incelemede;Vazife Malullüğü Tespit Komisyonunca 02/08/2011 tarihinde vazife malulü olduğuna karar verilen davacının bukarar uyarınca SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’nadurumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve görevinden ayrılmaksızın vazife malullüğü aylığıbağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptal edilmesi istemiyle açılan davaya ilişkin olarak,İstanbul 2.İdare Mahkemesi ile Bakırköy 19.İş Mahkemesi arasında doğan görev uyuşmazlığı ile ilgili olarakMahkememiz tarafından verilen 20.2.2017 tarih ve E:2017/121, K:2017/146 sayılı kararın içeriği incelendiğinde;davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılarak, sonuç kısmında da buna uygun olarakİstanbul 2.îdare Mahkemesinin 7.2.2014 gün ve E:2014/184, K:2014/186 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasınakarar verildiği, ancak maddi hata yapılarak kararın özet ve sonuç bölümünde İDARİ YARGININ görevli olduğunayazılması gerekirken sehven ADLİ YARGININ görevli olduğu yazılmak suretiyle maddi hatanın yapıldığı anlaşılmaklamaddi hatanın aşağıdaki şekilde düzeltilmesine karar verilmesi gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda belirtilen gerekçelerle, Mahkememizin 20.2.2017 tarih ve E:2017/121, K:2017/146 sayılı kararınınözet ve sonuç bölümündeki ADLİ kelimesinin kaldırılıp yerine İDARİ kelimesi eklenmek suretiyle maddi hatanındüzeltilmesine 14.4.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeBirgülKURTÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN