T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 1065
KARAR NO : 2014 / 1116
KARAR TR : 29.12.2014ÖZET : 2918 sayılı Yasadan kaynaklanansorumluluk davasının ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı
: E.Sigorta A.Ş.Vekili
: Av. H.C. A.Davalı
: Karayolları Genel MüdürlüğüVekili
: Av. Z.Ö.
(Adli Yargıda) O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından sigortası yapılan vesürücü M. E.’nin sevk ve idaresinde bulunan 06 AZ 3168 plakalı aracın 11.06.2011 tarihinde, Diyarbakırİlinden Batman ili istikametine seyir halinde iken yolun sol şeridinde bulunan mucura kapılması iledireksiyon hakimiyetini kaybederek yolun ortasında bulunan su kanalına girmesiyle yaralanmalı ve maddihasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonrasında sigorta eksperi tarafındanaracın ağır hasarlı olması nedeniyle pert total sayıldığını, aracın güncel bedeli olan 22.000,00 TL’ninsigortalıya 21.07.2011 tarihinde ödendiğini, aracın hurdasının 8.220,00 TL’ye satıldığını belirterek,13.780,00 TL’sinin ödeme tarihi olan 21.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesi: 14.11.2012 gün, E:2012/60, 2012/507 sayılı kararı ile özetle;“....bilirkişi raporunda belirtilen kusur durumu ile ödenen bedel birlikte değerlendirildiğinde; 10.335,00TL’nin davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından davacı sigorta şirketine ödenmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır.” demek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.İşbu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 13.05.2013 gün veE:2013/1059, K:2013/6905 sayılı ilamı ile özetle; “...işbu davanın mahkemece resen incelenmesi ve davadilekçesinin yargı yolu bakımından reddi gerekirken, davanın esasına girilerek kısmen kabulüne kararverilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarınınkabulü ile hükmün bozulmasına” şeklinde karar vermiştir.
Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesi: Yargıtay’ın bozma ilamına uyduktan sonra 30.10.2013 günve E:2013/389, K:2013/554 sayı ile özetle; uyulan bozma ilamı gereğince dava dilekçesinin yargı yolucaiz olmadığından davanın görev yönünden usulden reddine karar vermiş ve taraflarca yasal süreiçerisinde temyiz talebinde bulunulmaması üzerine karar kesinleşmiştir.Davacı vekili aynı istemle bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 11. İdare Mahkemesi: 02.06.2014 gün ve E:2014/46, K:2014/756 sayı ile özetle; “...olayınmeydana geldiği yerin Diyarbakır ili sınırları içerisinde yer aldığı açık olduğundan, davanın çözümündeDiyarbakır ilinin yargı yetkisi bakımından bağlı bulunduğu Diyarbakır İdare Mahkemesinin yetkili olduğusonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14/3-a ve 15/1-amaddeleri uyarınca yetki yönünden reddine, dosyanın davayı çözümlemekte yetkili Diyarbakır İdareMahkemesine gönderilmesine” şeklinde karar vermiştir.Diyarbakır 2.İdare Mahkemesi: 31.10.2014 gün ve E:2014/772 sayılı kararı ile özetle; davanın adliyargı yerinde görülmesi gerektiğini belirterek, 2247 sayılı Kanunun 19.maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane Topuz, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davasında adli ve idari yargı yerleri arasında 2247sayılı Kanunun 19.maddesinde öngörülen biçimde görev uyuşmazlığı doğduğu,idari yargı dosyasınınmahkemece, adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim İsmail SARI’nın, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacı şirket tarafından sigortası yapılan ve sürücü M. E.’nin sevk ve idaresinde bulunan 06AZ 3168 plakalı aracın 11.06.2011 tarihinde yolun sol şeridinde bulunan mucura kapılması ile direksiyonhakimiyetini kaybederek yolun ortasında bulunan su kanalına girmesiyle meydana gelen kaza sonrasında,aracın ağır hasarlı olması nedeniyle sigortalıya ödenen 22.000,00 TL’den, aracın hurdasının 8.220,00TL’ye satılarak geriye kalan 13.780,00 TL’sinin ödeme tarihi olan 21.07.2011 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can vemal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki vesorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10.maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yerişaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye HukukMahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyenAnayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayrımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genelolarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural,trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasınaveya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adliyargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi
üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itirazkonusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. AnayasaMahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş birkarardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organlarıbakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can vemal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışmausullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargıyerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, Diyarbakır2.İdare Mahkemesince yapılan başvurunun kabulü ile, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilengörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır2.İdare Mahkemesinin BAŞVURUNUN KABULÜ ile, Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen30.10.2013 gün ve E:2013/389, K:2013/554 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,29.12.2014 gününde Üye Eyüp Sabri BAYDAR’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi. BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT