T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 1085
KARAR NO
: 2014 / 1134
KARAR TR
: 29.12.2014 ÖZET: Davalı Şirkette çalışırken Kurumunözelleştirilmesi nedeniyle kamu kurumunanakledilen davacının, maaş nakil bildirimininilgili mevzuata uygun düzenlenmemesinedeniyle uğradığı parasal kaybın giderilmesiistemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: M. Z. B.Vekilleri
: Av. T. A. K., Av. L.K.Davalı
: Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel MüdürlüğüVekili
: Av.S. A. O L A Y
: Davalı Şirkette görev yapmakta iken, 406 sayılı Yasanın Ek-29. maddesi ile 4046sayılı Yasanın 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen davacı 4.10.2010 tarihinde,Ege Üniversitesi Rektörlüğü emrine atanmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin Maaş Nakil ilmühaberinin, 31.03.2006 tarihli ve 26125 Sayılı ResmiGazete 'de yayımlanan 5473 Sayılı Yasa ile değişen 375 Sayılı KHK'nin Ek-3. maddesine göre verilmesigereken ek ödemeler sözleşme net ücretine yansıtılmadan düzenlendiğinden, söz konusu maaş nakililmühaberinin düzeltilmesi; ayrıca 375 Sayılı KHK'nin Ek-3. maddesinin 2006 yılındaki değişikliğineistinaden, Yüksek Planlama Kurulu Kararları uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken, fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla 500.-TL'lik ek ödemelerin, karar tarihinden itibaren geriye dönük olarak faiziile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle 2.3.2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.İzmir 9.İş Mahkemesi, 22.12.2011 gün ve E:2011/183, K:2011/937 sayı ile, uyuşmazlığın esasınıinceleyerek davanın reddine karar vermiş, temyiz edilmesi üzerine bu karar Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin,17.3.2014 gün ve E:2012/3885, K:2014/8632 sayılı kararıyla, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyledavanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.İZMİR 9.İŞ MAHKEMESİ: 22.5.2014 gün ve E:2014/314, K:2014/375 sayı ile, aynen; “(…)Davalıvekili davacı ile ilgili iş yeri dosyasını ibraz etmiştir. İbraz olunan emsal Mahkeme kararları ve idareMahkemesi kararları ayrı ayrı incelenmiştir. Davacı vekilinin ibraz ettiği ıslah dilekçesi ve ibraz ettiği kayıtve belgeler incelenmiştir. Dosya bilirkişiye verilmiş bilirkişi Avukat ve İş Güvenliği uzmanı emekli müfettişHüseyin Olcay Altıntaş yaptığı inceleme sonunda raporunu ibraz etmiş davacının davası kabul edildiğitakdirde 6.133,93 TL denge tazminatı alacağının olduğunu bildirmiştir. 375 sayılı Kanun hükmündekikararnamenin ek 3 maddesi ile ilave ödemesi bulunmayan personel için ek ödeme öngörülmüş olupdiğer bir ifade ile söz konusu ek ödeme ile kamu idarelerinde görev yapmakta olan aynı hizmet sınıfındaya da aynı ya da benzer kadarı ve görevlerde bulunan kamu personeli arasında ücret dengesizliğiningiderilmesi ve böylece ücret adaletinin sağlanması hedeflenmiştir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi amacıile 375 sayılı Kanun hükmündeki kararnamenin ek 3 maddesi uyarınca çeşitli adlar hakkında ek ödemealmayan personele herhangi bir kadro ve görev unvanı ayrımı yapılmaksızın 2660 gösterge rakamınınmemur aylıklarına uygulanan katsayı çarpımı ile bulunacak tutarda ödeme yapılırken anılan maddede 5793sayılı i Yasa ile yapılan değişiklikle bunun yerine en yüksek devlet memuru aylığının ek gösterge dair%200 ünü geçmemek üzere unvanları itibari ile Bakanlar Kurulunca belirlenen oranlara her ay ek ödemeyapılması öngörülmüştür. Bu ödemeden kadrolulardan tek tek sayılan personelin hiç birisiyararlandırılmamıştır. Görüleceği üzere 375 sayılı kanun hükmündeki kararnamenin ek 3 maddesindeöngörülen ek ödeme ücret adaletsizliğine yönelik özel ve sınırlı tutulmuş olup genel nitelikte ve tüm kamuçalışanlarına uygulanacak madde şeklinde değerlendirilemeyeceği bu sebeple nakle tabi tutulanpersonelin söz konusu kararnamelerde belirtilen ek ödemelerden yararlanmasına imkan bulunmadığıanlaşılmaktadır. Maliye Bakanlığından davalı şirketçe alınan görüşün de aynı olduğu ve Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 8/5/2006.8021 ve 27/8/2006 tarihli 44876 sayılı yazıları ilebiraz önce belirtilen nedenlerle 4046 sayılı Yasa kapsamında olup diğer kamu kuruluşlarına nakledilenpersonelin 375 sayılı Kanun hükmünde öngörülen ek ödemelerden denge tazminatından yararlandırmaimkanı bulunmadığı görüşü açık şekilde belirtilmiştir. Bilirkişinin raporunda belirttiği hususlar ve özelliklerMahkememizce dosya ile birlikte incelendiğinde 375 sayılı Kanun hükmündeki kararnamenin ek 3maddesinde öngörülen ek ödeme (denge tazminatı) ücret adaletsizliğine yönelik özel ve sınırlı tutulmuş birdüzenleme olup davacının yararlanacaklar arasında yer almadığı genel nitelikte ve tüm kamu çalışanlarınauygulanacak madde şeklinde de değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı bu sebeple nakle tabi tutulandavacının söz konusu denge tazminatından yararlanamayacağı ve açılan davanın bu nedenle yerindeolmadığı ve haksız olduğu sonuç ve kanaatine mahkememizce varılmakla yerinde olmayan haksız davanınreddine karar vermek gerekmişse de Mahkememizin bu kararı Yargıtay tarafından bozulmuş olmaklabozmaya uyulmuştur.
Görev kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Gerçektenözelleştirmeden önce statü hukuku hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel özelleştirme sonrasıbelirli bir süreliğine davalı ile özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamındaçalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamına girmektedir. Davacının iş sözleşmesi ileçalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda “artış oranının, kamudaki memur maaş artışoranında’' olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirkete,hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraber personelinnakledileceği kamu kurumumda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakililmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Buişlemler idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdakistatülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idarehukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerle ilgiliuyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle DavanınH.M.K. nun 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile aynı Yasanın 115/2maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Davanın H.M.K. nun 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile aynıYasanın 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine(…)” demek suretiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karartemyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, denge tazminatlarının yürürlüğe girdiği tarihten müvekkilinin Ege Üniversitesiemrine memur olarak atandığı 04.10.2010 tarihine kadar, davalı kurumca kendisine ödenmeyen dengetazminatlarının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.İZMİR 5.İDARE MAHKEMESİ: 8.7.2014 gün ve E:2014/838 sayı ile, telekomünikasyon şebekeleriüzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihinekadar “tekel” olarak yürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunan Türk Telekom’un,tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ile kendine özgüstatüye sahip olan ve sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğinitaşıyan bir kuruluş olduğu; özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamıHâzineye ait bulunan hisselerden % 55’inin, Bakanlar Kurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı“Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Türk Telekom)’nin% 55 Oranındaki Hissesinin Blok OlarakSatışına İlişkin Nihai Devir İşlemlerine Dair Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar’ı uyarınca,14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle) Ojer TelekomünikasyonA.Ş.’ne satıldığı; olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde bu kuruluşta çalışmakta iken 406sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet PersonelBaşkanlığına bildirilen ve sonrasında Ege Üniversitesi emrine atanan davacı tarafından; 2006 yılından2010 yılına kadar ödenmeyen denge tazminatının ödenmesine karar verilmesi istemiyle İzmir 9.İşMahkemesinde açılan davanın anılan Mahkemenin 22.05.2014 günlü ve E:2014/314, K:2014/375 sayılıkararıyla görev yönünden reddi üzerine Mahkemeleri kaydına 01.07.2014 tarihinde giren dilekçe ilebakılmakta olan davanın açıldığı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdariYargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde: “a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, /İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, / (Değişik:18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmış olup; kuralolarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabileceği; bunagöre, iptali istenilen işlemin tesis edildiği tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan TürkTelekomünikasyon A.Ş.'nın olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari davabulunduğundan sözetmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle; Mahkemelerinin bu davayabakmakla görevli olmadığı, görevsizlik kararı veren İş Mahkemesinin görevli olduğu kanısına varıldığındanönceden adli yargı yerince verilmiş görevsizlik kararı olması nedeniyle, 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve işleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı merciininbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına, işin incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesince karar verilmesine değin ertelenmesine, İş Mahkemesine ilişkin dava dosyası getirildiktensonra bu ve dava dosyalarının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, AyhanAKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında; l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idariyargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiğive usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davalı şirkette görev yapmakta iken, 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılıYasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen, sonrasında Kamu Kurumuemrine atanan davacının; 2006 yılından, atandığı 2010 yılana kadar ödenmeyen denge tazminatı tutarınınyasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
1953 tarih ve 6145 sayılı Yasa ile, Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesikurulmuş; 1924 tarih ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 10.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Yasa’yladeğiştirilen 1. maddesi ile, posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler, Posta İşletmesi GenelMüdürlüğü’nce (P.İ), telekomünikasyon hizmetleri ise, “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Şirket)”tarafından yürütülecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır.27.1.2000 tarih ve 4502 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile, 406 sayılı Yasa’nın 1. maddesine eklenendokuzuncu fıkrada, “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Kamuİktisadi Teşebbüslerinin kuruluş, teşkilât ve faaliyetleri ile ilgili mevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz.Sadece, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncumaddesi hükümleri uygulanır” denilmiş; anılan fıkra hükmü, 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa’nın 1.maddesi ile değiştirilmiş ve “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir.Bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil, sermayesinin yarısındanfazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuat Türk Telekom’auygulanmaz. Sermayesinin yarısından fazlası kamuda kaldığı sürece, Türkiye Büyük Millet Meclisidenetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır. 16.7.1965tarihli ve 697 sayılı Kanun ile milli güvenlik ve kamu düzeniyle sıkıyönetim ve seferberlik hallerindetelekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin özel kanunların hükümleri saklıdır”; Ek 29.maddesinin 3.7.2005 gün ve 5398 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile değişik birinci fıkrasında, “TürkTelekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomdaek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî vesürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyetâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamugörevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır…” denilmiştir.Öte yandan; 406 sayılı Yasa’nın 4502 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin (c) bendinin birinci altbendinin birinci cümlesinde, “Türk Telekom; telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal veuluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini, 31.12.2003 tarihine kadar bu Kanun ve görevsözleşmesi çerçevesinde tekel olarak yürütür” denildikten sonra, anılan (c) bendinin birinci alt bendine12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü cümlede, “Ancak, Türk Telekom’daki kamu payı%50’nin altına düştüğünde, Türk Telekom’un tüm tekel hakları 31.12.2003 tarihinden önce de olsaortadan kalkmış olur” denilmiş; 4502 sayılı Yasa’nın Geçici 3. maddesi ile de Türk TelekomünikasyonA.Ş., 233 sayılı KHK’nin ekindeki “B-Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer alan kuruluşlarlistesinden çıkarılmıştır.Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulanulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar “tekel” olarakyürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunan Türk Telekom’un, tekel kapsamındakamu hizmeti yürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ile kendine özgü statüye sahip olanve sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğini taşıyan bir kuruluşolduğu tartışmasızdır.Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunanhisselerden % 55’i, Bakanlar Kurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı
“Türk TelekomünikasyonAnonim Şirketi (Türk Telekom)’nin % 55 Oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına İlişkin Nihai Devirİşlemlerine Dair Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar”ı uyarınca, 14.11.2005 tarihli Hisse SatışSözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle) Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılmıştır.Bu sürece paralel olarak Türk Telekom personelinin durumu incelendiğinde:
Türk Telekom A.Ş., 4502 sayılı Yasa’nın 29.1.2000 tarih ve 23948 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, 29.1.2000 tarihi itibariyle 233 sayılı KHK kapsamıdışında kalmış ve anılan KHK eki cetvellerden çıkarılmış olması nedeniyle, Uyuşmazlık Mahkemesi GenelKurulu’nun 22.1.1996 gün ve E:1995/1, K:1996/1 sayılı ve özelleştirme kapsamında bulunan kamuiktisadi teşebbüslerinde sözleşmeli veya kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olanilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu yolundaki İlke Kararı kapsamıdışında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anılan 4502 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile 406 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 22. maddenin (a)bendinde, “a) Personelin statüsü: Telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlertelekomünikasyon alanında sekiz yıl tecrübeye sahip ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş bir genelmüdür ile kadro, unvan, derece ve sayıları Yönetim Kurulunun önerisi ve Bakanlığın teklifi üzerine buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüzseksen gün içerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenenkadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bu personel hakkında bu Kanunda öngörülenhükümler saklı kalmak üzere 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır. Bunların dışındakalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt veşartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmüne yer verilmiş; bu bent hükmü, 4673 ve 5189 sayılıYasalarla yapılan değişiklikler sonucunda; “a) Personelin statüsü: (Ek ibare: 12.5.2001-4673/6. md.) TürkTelekomdaki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine
atanacaklarda Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yükseköğrenim görme şartları aranır. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16.6.2004-5189/12 md.) Bunların dışındakalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt veşartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmünü almış; aynı maddenin (b) bendinin ikinciparagrafında da iş mevzuatına tabi olan Türk Telekom çalışanlarının aylık ücretlerinin kendilerini atamayayetkili olan Yönetim Kurulu tarafından tespit olunacağı kurala bağlanmıştır.406 sayılı Yasa’nın anılan Ek 22. maddesi uyarınca, Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne ait aslive sürekli kadrolar belirlenerek 4.4.2000 tarih ve 24010 (Mükerrer) sayılı R.G. de yayımlanan 31.3.2000tarih ve 2000/331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan listede: merkez teşkilatı için 100 ve taşrateşkilatı için 100 (6 Bölge Müdürü, 12 Bölge Müdür Yardımcısı ve 82 İl Telekom Müdürü) kadro ihdasedilmiş; öte yandan, aynı Yasa maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “TürkTelekomünikasyon A.Ş. Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği” adı altındaki düzenleme, Yönetim Kurulunun31.8.2000 tarih ve 407 sayılı kararıyla kabul edilmek suretiyle yürürlüğe konulmuştur.Kanunla, Kurumda görev yapan personelden asli ve sürekli görev yapacak olanları kadro unvanıitibariyle belirlemek konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verildiği açıktır. Bu yetki 4502 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 29.1.2000 tarihi ile 5189 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2.7.2004 tarihleri arasındageçerli olmuştur.Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileriningenel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekligörevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” denilmiştir.406 sayılı Yasa’nın Ek 29. maddesinin 3.7.2005 tarih ve 5398 sayılı Kanun’la değişik birincifıkrasında, “Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda;Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarıncabelirlenen asli ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun HükmündeKararnameye tabi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışıpersonel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde TürkTelekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakli için Devlet Personel Başkanlığınabildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğermali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır…” denilerek, yasakoyucu tarafından TürkTelekom’da 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşmelipersonel statüsünde çalışanlar ile kapsam dışı personel, kamu personeli sayılmıştır.Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde davalı kuruluşta çalışmakta iken 406 sayılıYasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığınabildirilen ve sonrasında kamu kurumu emrine atanan davacının vekili tarafından; müvekkiline 2006yılından, atandığı 2010 yılına kadar ödenmeyen denge tazminatı tutarının yasal faizi ile birlikte tahsilinekarar verilmesi istemiyle istemiyle 2.3.2011 tarihinde dava açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,
c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlüidari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olaraksayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalarabakılabilir.Buna göre, iptali istenilen işlemin tesis edildiği ve dava açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamukuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisikapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özelhukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Belirtilen nedenlerle İzmir 5.İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile İzmir 9.İş Mahkemesiningörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın görüm ve çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İzmir5.İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, İzmir 9.İş Mahkemesi’nin 22.5.2014 gün veE:2014/314, K:2014/375 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 29.12.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdar ÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT