T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO
: 2014 / 1108
KARAR NO
: 2014 / 1155
KARAR TR
: 29.12.2014
ÖZET : İdari yargı yerinde açılan davanınöncesinde adli yargı yerince verilmiş kesinveya kesinleşmiş bir görevsizlik kararıbulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesinde belirtilen koşulla-rınoluşmaması nedeniyle, aynı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yöntemine uygunbulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerek-tiği hk.
K A R A R
Davacı
: M.Ş.
Vekili
: Av. T.Ö.
Davalı
: Emniyet Genel Müdürlüğü O L A Y
: İstanbul Valiliği Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce yapılan denetim sırasında,alkollü olarak araç kullandığından bahisle, davacı adına 25.12.2010 gün ve FV-729794 seri-sıra sayılıTrafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı düzenlenerek, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5.maddesi uyarınca 687,00TL. idari para cezası verilmiş, aynı birim tarafından sürücü belgesi geri almatutanağı düzenlenmiştir.Davacı vekili, idari para cezası ile sürücü belgesi geri alma tutanağının iptali istemiyle adli yargıyerine başvuruda bulunmuştur.ÜSKÜDAR 2. SULH CEZA MAHKEMESİ; 14.1.2011 gün ve D.İş:2011/10, K:2011/10 sayı ile;itiraz edenin dilekçesinde göstermiş olduğu gerekçelerin yerinde görülmediği, Trafik Ceza Tutanağındaherhangi bir usulsüzlük bulunmadığı ve Mahkemece itirazcının itirazının kabulünü gerektirir bir delil debulunamadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleştiktensonra, davacı vekilinin talebi üzerine, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 17.4.2011 gün ve….2011/4377/19895 sayılı yazısı ile, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27/8. maddesinde yer alan “İdariyaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına girenkararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işleminiptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür” hükmü karşısında, idare mahkemesine görevsizlikkararı vermek gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğigerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Üsküdar 2. Sulh CezaMahkemesinin 14.1.2011 tarihli ve 2011/10-10 değişik iş sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozmaisteminde bulunması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.5.2011 gün ve KYB.2011-175503sayılı ihbarnamesi ile dava dosyası Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmiştir.Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nce, 30.1.2012 gün ve E:2011/6324, K:2012/714 sayılı karar ile,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğininyerinde görüldüğü gerekçesiyle, Üsküdar 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.1.2011 gün ve 2011/10Değişik iş sayılı kararının Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-a maddesi uyarınca bozulmasına,müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına karar verilmiş, dava dosyası Mahkemesinegönderilmiştir.Bunun üzerine, Üsküdar 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 29.6.2012 gün ve Değişik iş No:2011/10 sayılıyazısı ile, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 30.1.2012 gün ve E:2011/6324, K:2012/714 sayılı kararı ile, “idariyaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına girenkararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işleminiptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür” şeklinde hüküm verildiğini belirterek, dava dosyasını Üsküdar Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne göndermiştir.İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin, davacı tarafından Mahkemelerine hitaben yazılmış, davacı, davalıidare, dava konusu, sebepleri, delilleri gösterilerek hazırlanmış bir dilekçe ile dava açılmadığıgerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca yeniden dava açılmak üzere davanınreddine karar vermesi üzerine, davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.İSTANBUL 3. İDARE MAHKEMESİ: 31.10.2014 gün ve E:2014/1976 sayı ile; 2918 sayılıKanun’un 112. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle ve Uyuşmazlık Mahkemesinin konu ile ilgilikararları emsal alınarak davanın çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına ve işin incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesi’nin karar vermesine değin ertelenmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp
Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında; Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, 2247 sayılı Yasa’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundakiraporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıUğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiğine ilişkin sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlkeKararında, “2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyleincelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasındayer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idariorganlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılandavalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği…” açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusugörev uyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Uyuşmazlık Mahkemesi’nin görev ve yetkileri, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 158.maddesi ile 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1. maddesindeaçıkça gösterilmiş, Mahkeme adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınmıştır.2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynıolan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmişolması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgilimakamlarca ileri sürülebilir”, 19.maddesinde, “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekteolan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.
(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkindava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları UyuşmazlıkMahkemesine gönderilir” denilmiştir. Aynı Yasanın 27. maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesinin,uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısındaninceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yerverilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, davacı vekilinin, davacı adına verilen idari para cezası ile sürücübelgesi geri alma tutanağının iptali istemiyle adli yargı yerine yaptığı itiraz sonucunda, Mahkemece itirazınesası incelenerek, itirazın reddine karar verilmiş, kararın kesinleş-mesinden sonra davacı vekilinin talebiüzerine, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nce kararın bozulması istemi Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına bildirilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kararın bozulması isteminin ilgili cezadairesine gönderilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nce, Üsküdar 2. Sulh Ceza Mahkemesinceverilen kararın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-a maddesi uyarınca bozulmasına, müteakipişlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına karar verilerek dava dosyasının Mahkemesinegönderilmesinden sonra, Mahkemece dosya ele alınarak yeniden karar verilmeden bir üst yazı ile idaremahkemesine gönderilmiş, İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin, davacı tarafından Mahkemelerine hitabenyazılmış bir dilekçe ile dava açılmadığı gerekçesiyle yeniden dava açılmak üzere davanın reddine kararverilmesinden sonra davacı vekilinin aynı istemle idari yargı yerinde dava açması üzerine, bu kez İstanbul3. İdare Mahkemesi’nce davanın çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına ve işin incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesi’nin karar vermesine değin ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Başvurunun incelenmesi” başlıklı 28. maddesinde, “…….. (8)Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının;a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun reddine",b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırım kararının kaldırılmasına",Karar verir.(9) (Ek: 6/12/2006-5560/35 md.) İdarî para cezasının alt ve üst sınırının kanunda gösterildiğikabahatler dolayısıyla verilmiş idarî para cezasına karşı başvuruda bulunulması halinde, mahkeme idarîpara cezasının miktarında değişiklik yaparak da başvurunun kabulüne karar verebilir.(10) Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.”;“İtiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “ (1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, CezaMuhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi güniçinde yapılır.(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.(3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.(4) Mahkemenin verdiği karar taraflara tebliğ edilir. Vekil olarak avukatla temsil edilme halindeayrıca taraflara tebligat yapılmaz.
(5) (Değişik: 31/3/2011-6217/27 md.) İdarî yaptırım kararının ağır ceza mahkemesi tarafındanverilmesi halinde bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir.” denilmiş;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kanun Yararına Bozma” başlığı altında düzenlenen309. maddesinde, “(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesindengeçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, okarar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına yazılı olarak bildirir.(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulmasıistemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararınabozar.(4) Bozma nedenleri:a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı verenhâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırmaveya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemeceyeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümlebelirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmazve yeniden yargılamayı gerektirmez.d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanınverilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.” hükmü yer almıştır.Somut olayda, davacının, adına verilen idari para cezası ile sürücü belgesi geri alma tutanağınıniptali istemiyle adli yargı yerine açtığı davada, Üsküdar 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.1.2011 gün veD.İş:2011/10, K:2011/10 sayılı kararı ile davanın esası hakkında verilen kararın, kanun yararına bozmaistemi sonucunda Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nce, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-a maddesiuyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına karar verildiği, CezaMuhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendinde açıkça mahkemenin yenidenkarar vereceği düzenlendiği halde, Mahkemesince dosya yeniden ele alınarak bozma gereğinceverilmesi gereken görevsizlik kararı verilmeden dava dosyasının idari yargı yerine gönderildiği, davacınınaynı istemle idari yargı yerinde açtığı davada, İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nce davanın çözümünün adliyargı yerine ait olduğu gerekçesiyle 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'nebaşvurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nce 2247 sayılı Kanun’un 19.maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulabilmesi için, Üsküdar 2. Sulh CezaMahkemesi’nce verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunması, bunun üzerine kendisineaçılan davada Üsküdar 2. Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğu kanısına varması ve görevli merciinbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurması gerekmektedir. Oysa olayda, Üsküdar 2. SulhCeza Mahkemesi’nce verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı gibi esastan verilen karar dabozulmuştur. Bu durumda, ortada 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen biçimde, idari yargıyerinde açılan davanın öncesinde, adli yargı yerince verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararıbulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nce davanın çözümünün adli yargı yerine aitolduğu gerekçesiyle 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirtilmesi için yaptığı başvurunun, idari yargı yerinde açılandavanın öncesinde adli yargı yerince verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığıanlaşıldığından, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilmesigerekmiştir. S O N U Ç
: 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURU-NUN REDDİNE,29.12.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdar ÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT