T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 1149
KARAR NO : 2014 / 1189
KARAR TR
: 29.12.2014ÖZET : Asker kişi olan davacının, CumhuriyetSavcısının talimatıyla hırsızlık olayını incelemeküzere intikal ederken yolda terör örgütümensupları tarafından patlatılan bombanedeniyle yaralanması nedeniyle uğranılanzararın tazmini istemiyle açılan davanın; teröreyleminin, hırsızlık olayının incelenmesiesnasında olmadığı; hırsızlık olayındanayrılabilecek ve askeri görev kapsamınagiren bir fiil sonucunda zararın ortaya çıktığı vedolayısıyla; davacının görevinin, jandarma-nın “askeri” görevi kapsamında değerlen-dirilerek; ASKERİ İDARİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar
: 1.A.M.K. 2.F.K.Vekilleri
: Av. A. Ş.- Av. M. Y. Ş.Davalı
: Jandarma Genel Komutanlığı
O L A Y
: Davacılar vekili dilekçesinde, Sözleşmeli J.Uzm.Çvş. olan müvekkili A.M.K.’ın, Siirtİl J.K.lığı Asyş. Ş. Md.lüğü emrinde mayın/bomba arama köpek sorumlusu olarak görev yapmakta iken,19 Temmuz 2012 tarihinde, Siirt İl merkezinde bulunan Turkcell Gsm şirketine ait olan baz istasyonundahırsızlık olduğuna dair ihbar alınması üzerine, 20 Temmuz 2012 günü Cumhuriyet Savcısının; İlMrk.J.K.J.Yzb.Y.B. komutasında OYİ Timi Patlayıcı Madde Unsuru, GKK Timi, İG Timi ve Mayın/Bombaarama Köpek Timinden oluşan grubu olay yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirdiğini; buunsurların baz istasyonunun olduğu bölgeye doğru intikali esnasında, Çağırsu Köyü Ufaca Mah.mevkiinde stabilize yol kenarında bir kazıntı görmesi üzerine, İl Mrk.J.K.J.Yzb.Y.B.’un şüphelenerekbölgeyi dedektör ve mayın arama köpeği vasıtasıyla detaylı bir şekilde kontrol ettirdiğini, ancakdedektörün ve köpeğin her hangi bir tepki vermemesi üzerine unsurun geri çekildiği esnada, uzaktankumandalı EYP’nin terör örgütü mensuplarınca patlatılması sonucunda, müvekkilinin yaralanarakaskerliğe elverişsiz ve ömür boyu bir başkasının bakım ve yardımı ile hayatını devam ettirebilecek şekilde(iki gözünü kaybederek) sakat kaldığını; olayın, askerlik görevinin sebep ve tesiriyle meydanageldiğini,müvekkilinin herhangi bir kastı veya kusurunun bulunmadığını; davalı Komutanlığın ise terörlemücadele bölgesindeki askeri unsurların geçiş güzergahlarında gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı içinkusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu; görev sebebi ile yaralanıp çok erken yaşta ömürboyu bir başkasının bakımına ve yardımına muhtaç şekilde sakat kalan müvekkilinin, çalışma gücükaybından ve bakıcı giderinden dolayı fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla maddi kaybınınşimdilik 10.000,00 TL olduğunu, gerçek zararı tespit edildiğinde davalarını ıslah edeceklerini; öte yandan;uzun süre hastane de yatması, büyük sıkıntı çekmesi ve sakat kalması sebebiyle, bu üzüntülerini kısmende olsa hafifletebilmek için 50.000,00 TL manevi tazminat verilmesinin uygun olacağını; ayrıca,müvekkilinin eşi Fatoş Kibar’ın, eşinin yaralanıp sakat kalması sebebiyle büyük sıkıntı ve acılaryaşadığını, eşinin bakım sorumluluğuna sahip olduğu için de bir ömür boyunca bu acıyı yaşamaya devamedeceğini, kendisinin bu üzüntülerini kısmen de olsa hafifletebilmek için 20.000,00 TL manevi tazminatverilmesinin uygun olacağını; zararın tazmini istemiyle yaptıkları başvurunun idarece zımnenreddedildiğini ifade ederek; maddi tazminata ilişkin fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmakşartıyla davacı J.Uzm.Çvş. A.M.K.’a 10.000,00 TL maddi(bakıcı gideri ve gelir kaybı toplamı); 50.000,00TL manevi, eşi Fatoş KİBAR’a 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizleriyle birlikte ödenmesi istemiyle 27.11.2013 tarihinde Askeri İdari Yargı yerinde dava açmıştır.ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRESİ; 4.12.2013 gün ve E:2013/1763K:2013/1453 sayı ile, “(…) Anayasanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevleri, üyelerinin seçimive özlük hakları, kuruluşu, işleyişi ile yargılama usullerine ilişkin 157’nci maddesinde “Askeri Yüksek İdareMahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimi yapan ilk ve son derecemahkemesidir. Ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartıaranmaz” hükmü bulunmaktadır.Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevlerini belirleyen, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanununun 2508 sayılı Kanunla değişik 20’nci maddesinde, “Askeri Yüksek İdareMahkemesi Türk Milleti adına askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri
ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derecemahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda, ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz. Bu kanununuygulanmasında asker kişiden maksat, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmışolan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erlerile sivil memurlardır” hükmü, aynı kanunun idari davalar ve yargı yetkisinin sınırı başlığı taşıyan 21’incimaddesinde de, 20’nci madde de belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem veeylemden dolayı açılacak iptal ve tam yargı davalarının doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde çözümlenip karar bağlanacağı hükmü yer almaktadır.Anayasanın ve 1602 sayılı Kanunun bu hükümleri karşısında bir davaya Askeri Yüksek İdareMahkemesinde bakılabilmesi için;İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiyeyönelmiş olması, yahut uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş olması,Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birliktegerçekleşmiş olması gerekir.Davacının, olayın geçtiği dönemde jandarma uzman çavuş olarak asker kişi olduğunda bir kuşkubulunmamakladır. Bu bakımdan olayın geçtiği sırada ifa ettiği görevin askeri hizmete ilişkin olup olmadığıönem arz etmektedir. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun “Jandarmanın Genelolarak Görevleri” başlıklı 7’nci maddesinde Jandarmanın görevleri; Mülki görevler, Adli görevler, Askerigörevler ve diğer görevleri olarak belirlenmiştir. Buna göre, Jandarmanın mülki görevleri; Emniyet veasayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek suçişlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dışkorunmalarını yapmak, Adli görevleri; işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmakve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek, Askeri görevleri; Askeri kanun ve nizamların gereğigörevlerle Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak, diğer görevleri ise; yukarıda belirtilengörevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarlaJandarmaya verilen görevleri yapmaktan ibarettir.Öte yandan Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 81’inci maddesinde“Jandarmanın Adli Görevlerinin Esasları” düzenlenmiştir. Buna göre “Adli görevler; işlenmiş suçlarla ilgiliolarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmayı ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmeyi kapsar. Buesas çerçevesinde Jandarma; a. Suçları aramak, herhangi bir ihbar ya da şikayet beklemeksizin, bütünistihbarat tekniklerinden yararlanarak, suçları ve suçluları ortaya çıkarmak, b. Olayın aydınlanması, adlimakamlarca konunun yeterince anlaşılması için gerekli Acele Önlemleri almak ve bu anlamda olmaküzere; suç ve suçun sanığı olabilecekleri, bunlarla ilgili delilleri aramak, saptamak; toplayıp korumak, olayyerini aynen ya da resim, kroki vb. yöntemlerle koruyucu önlemler almak, c. Düzenlenen belgeleri,toplanan delilleri, suçun sanık ve ilgililerini; ilgisine göre Cumhuriyet Savcılığına ya da diğer yetkilimakamlar, kanun ve nizamlarda öngörülen esaslara uygun olarak göndermek, d. Cumhuriyet Savcısınınya da diğer yetkili adli makamların, kanun ve nizamlar çerçevesindeki isteklerine uygun olarak; gereklisoruşturma işlemlerini yerine getirmek, bilgi vermek ve yetkilendirilmişse Hazırlık Soruşturmasını bir bütünolarak, baştan sona yürütmek, e.Gereğinde zor kullanma yetkisi veren müzekkereler olarak; ihzar,tutuklama, yakalama ve hapsen tazyik müzekkerelerini yerine getirmek, f.Polis teşkilatı olmayan yerlerdeduruşmaların güvenlik ve disiplininin sağlanması ya da diğer adli işlemlerin yürütülüşü sırasında önlemalınması için Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla iletilen kanun ve nizama uygun istekleri yerine getirmek, g.Zor kullanılması gereken durumlarda, görevi yerine getirirken engellenme ya da saldırıya uğramatehlikesinin bulunduğu durumlarda; icra memurları tarafından, yazıyla istenen yardım görevinin gereğiniyapmak, yükümlülüğündedir.” hükmü amirdir.Davanın görev yerinin çözümünde davacının olay sırasındaki görevi önem kazanmaktadır. Zira,2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun 7’nci maddesinde belirtildiği üzereJandarmanın mülki, adli, askeri ve diğer görevleri olarak sıralanmış birbirlerinden farklı nitelik vefonksiyonda görevleri bulunmaktadır.Açıklamalar doğrultusunda dava dilekçesi ve eklerindeki belgelerden; davacı J.Uzm.Çvş.A.M.K.’ın, Siirt İl Merkezi’nde bulunan Turkcell Gsm şirketine ait olan baz istasyonunda meydana gelenhırsızlık olayına ilişkin olay yerinde inceleme yapmak üzere Cumhuriyet Savcısı tarafından görevlendirilenolay yeri inceleme ekibinin içinde yer aldığı ve söz konusu görev yerine giderken uzaktan kumandalıEYP’nin terör örgütü mensuplarınca patlatılması sonucunda yaralandığı, böylece davacının yaralanması ilesonuçlanan eylemin, jandarmanın “adli görevi” olarak tanımlanan “işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlardabelirtilen işlemleri yapma ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirme (Cumhuriyet Savcısının kanun venizamlar çerçevesindeki isteklerine uygun olarak; gerekli soruşturma işlemlerini yerine getirmek)” görevisırasında meydana geldiği, bir başka ifadeyle davacının yaralanması ile neticelenen olayın, Jandarmanın“askeri görevleri”; olarak tanımlanan, Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle GenelkurmayBaşkanlığınca verilen görevlerin yerine getirilmesi sebebiyle değil, işlenmiş suçlarla ilgili olarakkanunlarda belirtilen işlemlerin yapılması ve bunlara ilişkin adli hizmetlerin yerine getirilmesi esnasında,yani adli görevin ifası esnasında meydana geldiği, anlaşılmıştır.Bu itibarla, zararın bir askeri hizmetin ifası sırasında meydana gelmediği, dolayısıyla da davakonusu eylemin askeri hizmete ilişkin bulunma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, iş bu davanınçözümünün Mahkememizin görevi dışında kaldığı ve davanın görüm ve çözüm yerinin Adli Yargı yeriolduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle;
DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,(…)” demek suretiyle görevsizlik kararı vermiş; karardüzeltme istemi aynı Dairenin 26.3.2014 gün ve E:2014/541, K:2014/428 sayılı kararıyla reddedilmiş veanılan karar kesinleşmiştir.Davacılar vekili bu kez aynı istemle genel idari yargı yerinde dava açmıştır.BATMAN İDARE MAHKEMESİ: 20.8.2014 gün ve E:2014/1152, K:2014/2077 sayı ile, (…)Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi'nde; mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişive yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği öngörülmüş, 157. maddesinde ise, Askeri Yüksek İdareMahkemesi'nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derecemahkemesi olduğu belirtilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır. Aynı Kanun'un 14.maddesinin 3/a bendinde dilekçelerin “görev ve yetki” yönünden inceleneceği, 15. maddesinin l/abendinde ise askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davanın reddine karar verileceğiöngörülmüştür.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 14. maddesinde;olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri vebu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerektiği, bu uyuşmazlığın giderilmesiisteminin, ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarca ileri sürülebileceği,15. maddesinde; olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyasının a) Ceza davalarında son görevsizlikkararını veren mahkemece, bu kararın kesinleşmesinden sonra doğrudan doğruya, b) Diğer davalardason görevsizlik kararını veren mahkemece bu kararın kesinleşmesinden sonra, taraflarından birinin istemiüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine gönderileceği ve görevli mahkemenin belirlenmesinin isteneceğihükmüne yer verilmiştir.1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun "Askeri Yüksek İdare MahkemesininGörevleri" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında; "Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına;askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkinidari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini vediğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda;ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz." kuralına, aynı Kanun'un "İdari Davalar ve Yargı Yetkisinin Sınırı"başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında ise; "20'nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idariişlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesinolarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır." kuralına yer verilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, Siirt İI Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü emrindemayın/bomba arama köpek sorumlusu olarak görev yapmakta iken, 19/07/2012 tarihinde Siirt İIMerkezinde bulunan bir GSM şirketine ait baz istasyonunda hırsızlık olduğuna dair ihbar alınması üzerineolay yerinde inceleme yapmak üzere intikal ederken yolda terör örgütü mensupları tarafından patlatılanbomba nedeniyle yaralanan davacının ve eşinin tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; genel idari yargı tarafından askeri yargının görevliolduğu konularda açılan davanın reddine karar verileceği, yine askeri hizmete ilişkin olan idari işlem yada eylemden doğan uyuşmazlığı konu edinen idari davanın askeri yargının görevine girdiği sonucunaulaşılmaktadırİdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden, "askeri hizmete ilişkin" olup olmadığınınsaptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Yargı kararlarında, eğer idari işlemaskeri gerçeklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askerihizmete ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Diğer bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler; idareninbir asker kişinin askerlik yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişiolmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri,askeri kural ve gerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir.Jandarmanın askeri, adli gibi görevleri bulunmakla birlikte, terörle mücadele kapsamında yaptığıgörevler askeri görev olarak kabul edilmekte ve terörle mücadele esnasında oluşan zararlardan doğantazminat davalarında görevli yargı yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olduğu açıktır.Uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi, jandarmanın mülki veya adli görevleri ile askeri görevi olanterörle mücadele bazen iç içe geçebilmekte, ancak askeri hizmet sonuçları, önemi ve kamuoyuna/ülkeyeolan etkileri itibarıyla öncelikli hale gelebilmektedir. Askeri görev olan terörle mücadele ile görevlendirilenjandarma tarafından, görevi esnasında diğer görev alanlarına ilişkin olan bir ihlalin tespit edilmesi halindebile, terörle mücadele niteliği itibarıyla öncelikli hale geldiğinden, buna müdahale edilmesibeklenemeyeceği gibi, mülki veya adli görevle görevlendirilen jandarma tarafından da, bu görevleriesnasında terör olayıyla karşılaşılması halinde, başka bir görev ile görevlendirildiği gerekçesiyle teröre
müdahale edilmemesi de düşünülemez. Buna bağlı olarak, mülki veya adli görev ile görevlendirilenjandarmanın, bu görevler esnasında terör saldırısına uğranılması ve buna bağlı olarak zararın meydanagelmesi halinde, artık diğer görevlerin askıya alınmış olmasının ve askeri görevin başladığının kabulügerekmektedir. Bu durum, verilen bir emrin ifasında meydana gelebileceği gibi, tamamen rastlantısalolarak fiili bir durum şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Netice olarak, görevli mahkemenin tespitindegöz önünde tutulması gereken tek husus oluşan zararın fiili olarak hangi görevin ifası sırasında meydanageldiğidir. Yani zararı meydana getiren fiili duruma bakılması gerekmektedir.Dava konusu olayda, davacı başlangıçta her ne kadar adli bir görev olan hırsızlık olayını araştırmakamacıyla olay yeri inceleme ekibinde görevlendirilmiş ise de, zarar doğurucu yaralama olayı fiili olarakadli görev başlamadan önce meydan geldiği, adli görev esnasında meydana gelmediği ve bu görevleilgisinin bulunmadığı, adli göreve giderken terör örgütü mensuplarınca döşenen uzaktan kumandalımayınının patlatılması sonucu oluştuğu, söz konusu zararı meydana getiren fiili durum göz önünealındığında ve uyuşmazlığın askeri gerekler, askeri bilgi, usul ve yöntemler göz önüne alınarakçözümlenmesi gerektiğinden, davaya bakmakla görevli yargı yeri genel idari yargı yeri değil, AskeriYüksek İdare Mahkemesi olduğu, davanın Askeri Yüksek idare Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğiaçıktır.Bu durumda; hırsızlık olayının yaşandığına dair ihbar alınması üzerine olay yerinde incelemeyapmak üzere intikal ederken yolda terör örgütü mensupları tarafından patlatılan bomba nedeniylemeydan gelen dolayısıyla askeri hizmete ilişkin açılan davanın görüm ve çözümünün 1602 sayılı Kanun'un20. maddesi uyarınca Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin görevinde bulunduğundan görev yönündenreddi gerekmektedir.Diğer yandan, 2247 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükümleri uyarınca, bakılmakta olan davanınkesinleşmesinden sonra, taraflardan birinin istemi halinde görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyladosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderileceği açıktır.Açıklanan nedenlerle; davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 15/1 -a. maddesi hükmüuyarınca görev yönünden reddine,(…)” karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, AyhanAKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında;l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, askeri ve genel idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimdeolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, genel idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygunolarak davacılar vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, ekinde askeri idariyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde askeri idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada askeri idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Savcısı Müjdat TUNA’nın ise 2247 sayılı Yasanın 14. ve 27.maddeleri uyarınca başvurunun reddi gerektiği yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Siirt İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü emrinde Sözleşmeli J.Uzm.Çvş.rütbesiyle, mayın/bomba arama köpek sorumlusu olarak görev yapmakta iken, İl Merkezinde bulunan birGSM şirketine ait baz istasyonunda hırsızlık olduğuna dair ihbar alınması üzerine, Cumhuriyet Savcısınıntalimatıyla olay yerinde inceleme yapmak üzere intikal ederken yolda terör örgütü mensupları tarafındanpatlatılan bomba nedeniyle yaralanan davacı A.M.K. için, yasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL maddi,50.000,00 TL manevi, eşi Fatoş Kibar için de 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunması istemiyleaçılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, her türlü idari eylem ve işlemler ileidarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesineyahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1. maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağıhükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptali amacıylaaçılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012 tarih ve E:2011/35, K:2012/23 sayılı kararıyla: davakonusu kuralla, sadece kişinin vücut bütünlüğüne verilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararların veölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusunun kapsama alındığı ve bu tazminatdavalarına bakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre, aynı idari eylem ve işlemlerile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsama alınmadığı; sorumluluksebebi aynı olsa da bu zararların tazmini davalarının idari yargıda görülmeye devam edeceği; budurumda, idarenin aynı yapı içinde aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıdagörülmesinin yargılamanın bütünlüğünü bozacağı ayrıca iki ayrı yargı kolunda görülen davalarda, idareninsorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, idarenin tazmin yükümlülüğü konularında farklı sonuçlaraulaşabileceği; esasen idare hukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramlarının, kişilerin gördüğü zararların tazmininde kullanılan ve kişilerin idare karşısında korunma kapsamınıgenişleten kavramlar olduğu; idare hukukunda, idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, teröreylemleri, fedakarlığın denkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerinuğradığı zararların tazmin edilmesinin mümkün olduğu, özel hukuk alanındaki kusursuz sorumluluk
hallerinin ise, belirli konular için düzenlendiği ve sınırlı olduğu; idarenin idare hukuku esaslarına dayanaraktesis ettiği tartışmasız bulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerinde görülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıdabelirtildiği gibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklanan zararların tazminineilişkin davaların farklı yargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklı neden olduğununsöylenemeyeceği gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerdendoğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak, askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20.maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayanmakamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem veeylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğerkanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilininasker kişi olması şartı aranmaz” denilmiştir.Buna göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idariişlem veya eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir.1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veyahizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarmaçavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.Davacının 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenledava konusu eylemin asker kişiyi ilgilendirdiği tartışmasızdır.Olayda, eylemden dolayı zarar görenin asker kişi olduğunda tartışma yok ise de, zarar görendavacının yerine getirmeye çalıştığı görev ile zarar doğurucu eylemin ve oluşan zararın idarenin hizmetkusurundan kaynaklandığı iddiası nedeniyle; jandarma tarafından yürütülen hizmetin niteliğininincelenmesi faydalı olacaktır.2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun, 3. maddesinde, jandarma “emniyetve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerinegetiren silahlı, askeri bir güvenlik ve kolluk kuvveti” olarak tanımlanmış; Kanunun, “Jandarmanın genelolarak görevleri” başlıklı 7.maddesinde, “ Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevlerişunlardır.
a)Mülki görevleri;
Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip vetahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları vetutukevlerinin dış korunmalarını yapmak.
b) Adli görevleri;
İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adlihizmetleri yerine getirmek.
c) Askeri görevleri;
Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleriyapmak.
d) Diğer görevleri;
Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlaradayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak.” hükmüne yer verilmiştir.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması HakkındaKanun, 1481 sayılı Asayiş ve Müessir Bazı Fiiller Hakkında Kanun, 5442 sayılı İller İdaresi HakkındaKanun vb. pek çok kanunda jandarma teşkilatına verilmiş birçok askeri görevin de bulunduğu; bumeyanda terörle mücadele kapsamında jandarmaya verilen görevin de bir “askeri görev” mahiyetindeolduğu açıktır. Öte yandan, Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin, “Tanımlar” başlıklı3.maddesinde; “(…)b. Hizmetlerin Yürütülmesine İlişkin Tanımlar: (1) Emir: Hizmete ait bir talep ya da yasağın sözle, yazı ile vesair suretle ifadesidir. (2) İstek: Kanun, tüzük, yönetmelik, talimat vb. mevzuata yer alan mülki hizmete ilişkin konularınmülki makamlarca söz ya da yazıyla ifadesidir. (3) Hizmet: Kanunlarla, nizamlarda yapılması ya da yapılmaması yazılmış olan hususlarla; amirtarafından yazı ya da sözle emredilen ya da yasak edilen işlerdir.(…)” denilmiş; Yönetmeliğin81.maddesinde adli görevin ne olduğu, adli görevin hangi durumları kapsadığı hususlarına;82.maddesinde adli görevlerin yürütülüş esaslarına yer verilmiş; mülki görevlerine ilişkin olarakYönetmeliğin 83.maddesinde; Jandarmanın, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin sağlanıp korunması vekollanması, suç işlenmesini önlemek için gerekli önlemlerin alınması şeklinde yürütülen, mülki görevlerini,yerine getirirken; doğrudan kamu adına kovuşturulan suçlardan birinin işlendiğini gördüğünde, hiç birbaşvuru ve emir beklemeksizin suça elkoyacağı, Kanuni gereğini yapacağı belirtilmiştir.Dava dosyasında bulunan Jandarma İdari Tahkikat Raporunun ve diğer bilgi ve belgelerinincelenmesinden; 19 Temmuz 2012 günü, saat 21,30 sularında 1013 Rk. T. (6290) bölgesinde konuşlubulunan GSM baz istasyonunda, hırsızlık olayı meydana geldiği yönünde ihbar alınmasına rağmen, olaymahalline C.Savcısının talimatı ile 20 Temmuz 2012 günü saat: 10.46'da İl Mrk. J.K.nı emir komutasında
(1) OYIT, (1) Pat.Mad. İmha Unsuru, (2) Mayın/Bomba Arama Timi, (1) JİG [ (1) Sb, (4) Astsb., (2) J.Er ]Timi ve (12 ) GKK görevlendirildiği; bölgenin özellikleri dikkate alınarak, imkanlar ölçüsünde, olasısaldırıları bertaraf etmek amacıyla kullanılacak önleyici techizat, koruyucu kıyafetler temin edildiği; İlMrk.J.K. J.Yzb.Y.B.nin imkan ölçüsünde azami teçhizatı alarak görev öncesi, görev esnasında emirlerdoğrultusunda hareket ettiği, olay bölgesine yaklaşırken bizzat şüphelenmesi üzerine patlamanınmeydana geldiği yeri detektör ve mayın/bomba köpeği vasıtasıyla detaylı kontrol ettirdiği, intikal edenbirliğin hareket tarzını verdiği emirlerle şekillendirdiği, ancak detektörün sinyal ve köpeğin de tepkivermemesi üzerine unsurun geriye çekildiği esnada, terör örgütü mensuplarınca uzaktan kumanda ile patlamanın gerçekleşmesi sonucunda Mayın/Bomba Arama Timi sorumlusu davacı J.Uzm.Çvş.Alparslan Murat KİBAR’ın baş bölgesinden yaralandığı; alınan önlemler nedeniyle başka herhangi birzayiat meydana gelmediği; olay sonrasında helikopter talep edildiği, davacının sağlık kuruluşlarınasevkinin sağlandığı; olay nedeniyle davacının iki gözünü kaybettiği; uğranılan maddi ve manevi zararıntazmini istemiyle asker kişi ve eşi tarafından açılan davada; davacılar vekilinin, olayda davalıKomutanlığın da terörle mücadele bölgesindeki askeri unsurların geçiş güzergahlarında gerekli güvenliktedbirlerini almadığı için kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır.Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde; 2803 sayılı JandarmaTeşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve ilgili Yönetmeliğe göre, Jandarmanın mülki, adli ve askerigörevlerinin bulunduğu, farklı alanlardaki görevlerini ifa ederken, talimat alınan makamların dafarklılaşabildiği, kanunlarla, nizamlarda yapılması ya da yapılmaması yazılmış olan hususlarla; amirlertarafından yazılı ya da sözlü emirler verilebildiği, bu şekilde hizmetin yürütülmesinin sağlandığı; görevalanlardaki çeşitliliğin, doğal olarak görev sınırının nerede başlayıp nerede bittiği sorununu da ortayaçıkarabildiği; olayda, asker kişi olduğunda tartışma bulunmayan davacının, yine tartışmasız biçimde, adligörev kapsamında Cumhuriyet Savcısının talimatıyla, Jandarma Komutanının da bulunduğu bir ekiple olayyerine intikal ederken; adli görevden ayrılabilen, özel düzenlemeler öngören ve yukarıda işaret edilenmevzuat hükümleriyle askeri görev içinde telakki edilmesi gereken terörle mücadele kapsamında,Komutanının sözlü emirleri üzerine müdahale ettiği, mayın dedektörüyle ve mayın/bomba aramaköpeğiyle kazılı arazi üzerinde yapılan araştırma-inceleme faaliyetinin adli görevle ilgisinin bulunmadığı vebunun askeri bir görevin icrası mahiyetinde bulunduğu, davacının gözlerini kaybetmesiyle sonuçlananterör eyleminin, hırsızlık olayının incelenmesi esnasında olmadığı; hırsızlık olayından ayrılabilecek ve askerigörev kapsamına giren bir fiil sonucunda zararın ortaya çıktığı; dolayısıyla bu aşamadan sonra davacınıngörevinin, jandarmanın askeri kanun ve nizamların gereği olan görevleri kapsamında Kanun’un7.maddesinin b bendinde belirtilen ‘’ askeri ‘’ görevi olarak değerlendirilmesi ve söz konusu eyleminaskeri hizmete ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.Davada, davacının bir askeri hizmetin ifası sırasında yaralandığı, bu yaralanma neticesindemeydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmakla,olayda eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması” ve “asker kişiyi ilgilendirmesi” koşullarının birliktegerçekleştiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 3.3.2014 tarih ve E:2014/278, K:2014/311;14.7.2014 tarih ve E:2014/761, K:2014/813 sayılı kararları da bu doğrultudadır.Öte yandan, zarar doğurucu olayın, asker kişinin bedeninde meydana geldiği gözetildiğinde; askerkişi davacının eşinin de davacı olmasının, görev açısından farklı bir değerlendirmeye yol açmayacağıaçıktır.Belirtilen durumlara göre ve olayda Anayasa’nın 157. ve 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddelerindeöngörülen, idari eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşulları birliktegerçekleştiğinden, davanın görüm ve çözümü Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin görevine girmektedir.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü askeri idari yargı yerinin görevine girdiğindenAskeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ASKERİ İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenleAskeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesinin 4.12.2013 gün ve E:2013/1763 K:2013/1453 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 29.12.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT