T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 1153
KARAR NO : 2014 / 1192
KARAR TR : 29.12.2014
ÖZET: Davacı şirket ile davalı BüyükşehirBelediyesi arasında su aboneliği konusundabir abonman sözleşmesinin varlığıkarşısında; özel hukuk ilişkisi çerçevesindeve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasınagöre davalı idarece belirlenen tarife uyarıncatahakkuk ettirilen atıksu bedeli konusundadoğan uyuşmazlığın, ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: T.Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş.
Vekili
: Av. C. M. Y.
Davalı
: Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Md.
Vekilleri
: Av. İ.T.& Av. Ş. L.Ş. & Av. F.E.
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sakarya İli, Arifiye İlçesi,Karaaptiler Mahallesi (eski “Nehirkent” Beldesi) sınırları içinde yer alan, 1994 yılından itibaren otomobilüretimi yapan bir şirket olduğunu, davacı şirketin “SU TÜKETİMİ” nedeniyle aylık olarak faturalardüzenlediğini, ancak davalının düzenlemekte olduğu faturalarda “ATIK SU” bedeli adı altında herhangi birtüketim bedeli bulunmazken ilk olarak Kasım 2011 tarihli su faturasında atık su bedeli tahakkuk edilmeyebaşlandığını, davalı idarenin müvekkil şirket tesislerinin olduğu bölgede kanalizasyon sistemininbulunmaması ve bu nedenle herhangi bir hizmetten yararlanılmamasına rağmen davalı idarenin30.02.2013 tarih ve 91235865714 sayılı “fatura bildirimi” ile toplam 153.666,78 TL tutarındaki Mart 2012dönemine ait su tüketim bedelini müvekkil şirkete tebliğ ettiğini, işbu bedelin içerisinde yer alan 8.855,70TL ise “ATIK SU BEDELİ” olarak davacı şirketten talep ettiklerini ve davacının da bu bedeli 17.04.2012tarihinde ödediğini, davalıya ödenen atık su bedelinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, sözkonusu atık su bedelinin iade edilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.Sakarya Vergi Mahkemesi: 29.05.2012 gün ve E:2012/421, K:2012/479 sayılı kararı ile özetle;“...vergi, resmi harç ve benzeri mali yükümlülük niteliği bulunmayan ve abonelik sözleşmesi olmaksızın tektaraflı olarak kamu gücüne dayalı olarak talep edildiği anlaşılan atık su bedelinin iadesi istemindenkaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümü idari yargıda genel görevli mahkeme olan idaremahkemelerinin görev ve yetkisine girmektedir. Bu nedenlerle, davanın 2577 sayılı Kanunun 15/1-amaddesi uyarınca görev yönünden reddine, dosyanın Sakarya İdare Mahkemesine gönderilmesine”şeklinde karar vermiştir.Sakarya 2.İdare Mahkemesi: 17.05.2013 gün ve E:2012/765, K:2013/477 sayılı kararı ile özetle;“Mevzuatta atık su abonmanlık sözleşmesinin kurulmasının geçerlilik şartına tabi tutulmadığı bu nedenlesözleşme hukuku kuralları uyarınca atık suya dair hukuki ilişkide, atık su toplama tesisinin kurulmasının biricap, bu tesisten faydalanmanın ise bir kabul olduğu (Yönetmeliğin abone statüsüne kazanmayıabonmanlık sözleşmesinin metin olarak imzasına değil, hizmetten faydalanmaya bağlanmasının buhususu teşvik ettiği); atık su abonmanlık sözleşmesinin kurulmuş (hukuk âleminde mevcut) olması içinmutlak surette ıslak imzalı olarak metnin imzalanmasının zorunlu olmadığı, olayda işlem ve dava tarihiitibari ile kurulmuş bir sözleşmenin bulunduğu anlaşılmıştır.Bu durumda; gerek işlem, gerekse dava tarihinde atık su toplama/bertaraf hizmeti abonesi olandavacı ile davalı idare belirlenen tarife uyarınca davacıdan atıksu hizmetine katılım ücreti alım konusundaçıkan uyuşmazlığın, tarifenin düzenlenmesine veya değiştirilmesine dair bir uyuşmazlık olmadığı; bu
uyuşmazlığın abonmanlık ücreti alınmasına dair tarifenin uygulanmasına ilişkin bir uyuşmazlık olduğu veuyuşmazlığı görüm ve çözüm yerinin, özel hukuk sözleşmelerinin uygulanmasından kaynaklı uyuşmazlıklarıgörmekle görevli olan adli yargı bünyesindeki hukuk mahkemeleri olduğu sonucuna varılmıştır.” demeksuretiyle 2577 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin 3/a bendi ve 15 inci maddesinin 1/a bendi uyarıncadavanın görev yönünden reddine karar vermiştir.İşbu karara karşı yapılan itiraz üzerine Sakarya Bölge İdare Mahkemesi 13.12.2013 gün veE:2013/1410, K:2013/1735 sayılı ilamı ile özetle; “...davacı ile davalı idare arasında su aboneliğisözleşmesinin mevcut olması ve atıksu ücretinin de bu abonelik ilişkisine dayanılarak tahakkuk ettirilmesinedeniyle taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden doğan işbu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adliyargı mercilerine ait olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Bu durumda itiraza konu kararın gerekçesinin uyuşmazlık konusu olayın maddi gerekçelerineuygun olmadığı ve belirtilen bağlamda gerekçesinde hukuki isabet görülmekte ise de sonucu itibariylehukuka uygun bulunduğundan itiraz isteminin reddi gerekmektedir.Belirtilen nedenlerle itiraz isteminin reddine, dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle, gerekçesiyukarıda açıklanan Sakarya 2. İdare Mahkemesi hakimliğince verilen 17.5.2013 gün ve E: 2012/765 K:2013/477 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına” şeklinde karar vermiş ve kararkesinleşmiştir.Davacı vekili aynı istemle bu kez adli yargı yerinde dava açmıştır.Sakarya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi: 21.05.2014 gün ve E:2014/115, K:2014/298 sayı ile özetle; “...taraflar arasında usulüne uygun düzenlenen bir abone sözleşmesi bulunmadığından atık su bedeliistenmesine ilişkin somut olayda adli yargı mahkemeleri görevli olmayıp idare mahkemeleri görevliolduğundan bahisle davanın yargı yoluna bakımından reddine karar vermek gerekmiştir.” demek suretiyledavanın görev yönünden reddine karar vermiş ve taraflarca temyiz talebinde bulunulmaması üzerine kararkesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane Topuz, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,davacı vekilinin istemi üzerine, adli yargı dosyasının, son görevsizlik kararı veren mahkemece idari yargıdosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşılmakla, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim İsmail SARI’nın, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı şirketten 8.855,70 TL atıksu bedeli ücreti alınması maksadıyla düzenlenen 30.03.2012günlü, 91235865714 sayılı davalı idare işlemini; atık su bedeli ödenebilmesi için davalı idarenin herhangibir hizmetten faydalanmadığı iddiaları ile söz konusu işlemin iptali ve tahsil edilen meblağın iadesiistemiyle açılmıştır.03/07/2005 gün ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ‘’Belediyenin Yetkileri ve İmtiyazları’’ başlıklı15. maddesinin (d) bendinde,özel kanunları gereğince belediyeye ait vergi, resim, harç, katkı ve katılmapaylarının tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak; vergi, resim ve harç dışındaki özel hukuk hükümlerine göretahsili gereken doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacakların tahsilini yapmak veya yaptırmakbelediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmıştır.2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ‘’Ücrete Tabi İşler’’ başlıklı 97.maddesinde; ‘’Belediyelerbu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hertürlü hizmet (...) için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir.Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.’’ hükmü yer almakta olup, kanuna15.7.1993 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 3914 sayılı Kanunla eklenen ve "Çevre Temizlik Vergisi"başlığını taşıyan mükerrer 44.maddesinde de;belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan vebelediyelerin katı atık toplama ile kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekillerde
kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu, çevre temizlik vergisinin katı atıklar içinmaddedeki tarifeye göre hesaplanacağı, belediyelerin, atık su ile ilgili olarak da, katı atıklarla ilgili tarifedeyer alan bina gruplarını topluca veya ayrı ayrı dikkate almak suretiyle su tüketim bedelini aşmamak üzeremeclislerince belirlenecek miktarda çevre temizlik vergisi alacakları, atık su ile ilgili çevre temizlikvergisinin su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk etmiş sayılacağı ve bu bedel ile birlikte tahsiledileceği, su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan belediyelerde ise atık subedellerinin tahsiline ilişkin uygulamanın kendi kanunlarındaki hükme bağlı olduğu hükmüne yer verilmiştir.Belediye, belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan vekarar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisiniifade etmektedir.
Böyle olmakla birlikte, bu kuruluşun kişilere sağladığı hizmete ilişkin işlem ve eylemlerinin yargısaldenetimini yapacak yargı düzenini belirleyebilmek için, işlem ya da eylemin özel hukuk ilişkilerinden veyakamusal yetkilerin kullanılmasından doğup doğmadığına bakmak gerekir.Dosyanın incelenmesinden, davalı Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresiGenel Müdürlüğünce 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11.maddesinde yer alan, ‘’… Büyükşehir belediyelerive belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekleyükümlüdürler. Bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacaklar, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım,işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlüdür. Bu hizmetten yararlananlardan,belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkrauyarınca tahsil edilen ücretler, katı atıkla ilgili hizmetler dışında kullanılamaz.’’ hüküm gereği 17.10.2011gün, 2011/17 karar sayılı genel kurul kararına istinaden davacı T. Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. adlı iş yeriile ilgi olarak davacı adına 8.855,70 TL tutarında atıksu bedeli ücreti belirlendiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için iptali istenilen atık su bedeli ücretinin vergi, resim,harç ve benzeri mali yükümlülük olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Su abonesi olmayan kişi hakkında İSKİ Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre tahakkuk ettirilenatık su bedeline ilişkin faturanın iptali istemiyle açılan bir davada; İSTANBUL 3. VERGİMAHKEMESİ’nce, dava konusu bedelin vergi, resim, harç benzeri mali yüküm olduğu kabul edilmeksuretiyle işin esası hakkında verilen kararı temyizen incelemekte olan DANIŞTAY DOKUZUNCUDAİRESİ tarafından, iş yerinde yer altı suyunun kullanılması nedeniyle İSKİ tarafından istenen atık subedelinin vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük olmayıp, akdi nitelik taşıdığı kanaatine varıldığındanbahisle temyiz incelemesi ertelenerek, 2247 sayılı Yasa’nın 20. maddesine göre görevli yargı yerininbelirlenmesi için başvuruda bulunulması üzerine, UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ;14.10.1991 gün ve E:1991/29, K:1991/29 sayı ile, gerek 2560 sayılı Yasa’nın 23. maddesi gerekse bunadayanılarak çıkarılan İSKİ Tarifeler Yönetmeliği’nin 5,16 ve 17. maddelerinde, İSKİ’ye ait kanalizasyonukullananlardan atık su bedelinin tarifeye göre alınacağının açıkça belirtildiği ve bunun taraflar arasında birsözleşmeye dayandırılacağının hükme bağlandığı, buyurucu nitelikteki bu hükmün sözleşme yapılmaksızınatık su üretenleri de sözleşme yapmakla yükümlü kıldığı, bu hükme uymayanların sözleşme yapmadurumunda olmaları nedeniyle atık su bedeli ödemekten kaçınmalarına olanak bulunmadığı, sözleşmedenkaçınmanın söz konusu bedelin ödenmesinden kurtulma sonucunu doğurmayacağı ve bunların dasözleşmeli sayılmalarının gerektiği, öte yandan Yasa ve Yönetmelik ile öngörülen usul ve esaslara göreİSKİ tarafından düzenlenen tarifelerle tespit edilen atık su bedelinin Anayasa’nın 73. maddesindeöngörüldüğü biçimde kanunla konulan vergi, resim, harç ve benzeri bir mali yükümlülük olduğundan sözedilemeyeceği, bu itibarla, atık su bedeli, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük olmayıp, özelhukuk alanındaki alacak- borç ilişkisini içeren abonman sözleşmesine dayalı ve idarece düzenlenen birtarife uyarınca alınan bir bedel olduğundan, bu konuyla ilgili anlaşmazlığın çözümünün adli yargınıngörevine girdiği gerekçesiyle ve Anayasa Mahkemesi’nin 14.2.1991 gün ve E:1990/18, K:1991/4 sayılıkararında yazılı gerekçede de bu görüşün kabul edildiğinden bahisle, Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nceyapılan başvurunun KABULÜ ile uyuşmazlık konusu davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiğine karar vermiştir. (Bu karar 26.11.1991 tarih ve 21063 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.)Anılan Uyuşmazlık Mahkemesi kararında atıfta bulunulan ANAYASA MAHKEMESİ’nin 8.5.1991tarih ve 20865 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.2.1991 gün ve E:1990/18, K:1991/4 sayılıkararında, atık sular karşılığı alınacak bedelin niteliği sorunu ayrı bir başlık altında ele alınmış ve aynen “Vergi benzeri mali yükümlülüklerin en belirgin özellikleri (...) genellikle, bir kamu hizmeti karşılığındakamu gücüne dayanılarak tek taraflı yükletilmeleri, harç ve resme göre, daha çok ücret görünümünde
olmalarıdır.Atık su bedeli, kullanılmış suların uzaklaştırılması karşılığında yapılacak bir tarifeye ve abonmansözleşmesine göre alınmaktadır. Başka bir deyişle, idareyle kişi arasında sözleşmeyle alacak- borçilişkisi doğmakta, ödenecek miktar İSKİ ile kişi arasında abonman sözleşmesiyle özel hukuk ilişkisikurulmasından sonra yapılan hizmet karşılığında maliyet- kâr esasına göre belirlenmektedir. Ödemeninhukuksal dayanağı, kamu gücüne değil, tarifeye ve iki taraf arasında yapılan abonman sözleşmesinedayanmaktadır. Nitekim, ödemelerin yapılmaması durumunda İSKİ alacağını, Amme Alacaklarının TahsiliHakkındaki Yasa’ya göre değil, özel hukuk ilişkisi içinde ilgili Yasa’ya göre alacaktır. Abone ile İstanbulSu ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) arasında yapılan abonman sözleşmesi, daha çok “tip” sözleşmegörünümündedir. Hizmetten yararlanan kişinin, sözleşmeyi idareyle birlikte düzenlemesi yerine katılımı(iltihakı) söz konusudur. Ancak bu durum, idareyle kişi arasında kurulan özel hukuk ilişkisini, kamu hukukuilişkisine dönüştürmez. Çünkü, birçok durumda hizmetin tekel niteliği ve çok kişiye götürülme zorunluluğu,işin, çoğunlukla, tip sözleşmelerle ve kişilerin katılımıyla gerçekleşebilmesini olanaklı kılmaktadır. (...)”
“Açıklanan nedenlerle, atık suların uzaklaştırılması karşılığında alınan ücretlerin vergi, resim, harçbenzeri mali yükümlülük olarak kabul edilmemesi gerekir” denilmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesinin Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi ile Konya Vergi Mahkemesiarasında çıkmış olan bir hüküm uyuşmazlığı ile ilgili olarak 16.6.2003 gün, E:2002/57,K: 2003/34 sayılıkararı ve İzmir 3.Vergi Mahkemesi ile İzmir 11.Asliye Hukuk Mahkemesi arasında çıkmış olan bir hükümuyuşmazlığı ile ilgili olarak 02.04.2007 gün, E:2004/127,K:2007/31 sayılı kararı ile vermiş olduğukararında, su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyükşehir belediyeleribakımından, atık su bedelinin tahsiline ilişkin davaların görüm ve çözümünde adli yargı yerinin, TarifelerYönetmeliği ile buna dayanan tarife kararlarının yargısal denetiminde idare mahkemelerinin görevlibulunduğuna karar vermiştir.
Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi ile Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarındaki “atık subedelinin, vergi benzeri mali yükümlülük olmayıp, idareyle kişi arasında abonman sözleşmesiyle kurulanözel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre idarece belirlenentarifeye dayanılarak alınan bir ücret olduğu” yolundaki kabulün sonuçları itibarıyla: idarenin faaliyet alanıylailgili olarak yürürlüğe koyduğu yönetmelik ile buna dayanan tarife kararlarının yargısal denetiminin idariyargı yerinde -idare mahkemeleri; abonman sözleşmesine dayanan bir alacak- borç ilişkisikapsamındaki atık su bedelinin tahsiline ilişkin davaların ise adli yargı yerinde görülüp çözümlenmesigerekmekte olup, uygulama bu doğrultuda istikrar kazanmıştır.
Hal böyle iken, 15.7.1993 tarih ve 3914 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun’un 1. maddesiyle 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’na eklenen Mükerrer 44.maddeile, katı atık ve atık su ile ilgili “çevre temizlik vergisi” ihdas edilmesi ve yasal süreç tamamlandıktan sonrada 1.1.1994 tarihinden itibaren uygulamaya geçilmesi üzerine katı atık ve atık su ile ilgili uyuşmazlıkların,belediye ayrımı gözetilmeksizin vergi kapsamına alındığı gerekçesiyle vergi mahkemelerinde bakılaraksonuçlandırılması ve diğer taraftan tahsilata ilişkin uyuşmazlıkların da ücret kapsamında adli yargı yerindeçözümlenmesine devam edilmesi nedeniyle, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için anılan Yasanın mükerrer44. maddesinin incelenmesi gerekmiştir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 3914 sayılı Kanun’la eklenen Mükerrer 44. maddesininbirinci fıkrasında, “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin katı atık toplama ilekanalizasyon hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar, çevre temizlikvergisine tabidir.” hükmü yer almış; aynı maddenin on ikinci fıkrasında, “Belediyeler, atık su ile ilgili olarakda; katı atıklarla ilgili tarifede yer alan bina gruplarını topluca veya ayrı ayrı dikkate almak suretiyle ve sutüketim bedelini aşmamak üzere meclislerince belirlenecek miktarda çevre temizlik vergisi alırlar. Atık suile ilgili çevre temizlik vergisi, su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk etmiş sayılır ve bu bedel ilebirlikte tahsil edilir. Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan belediyelerde ise,atık su bedellerinin tahsiline ilişkin uygulama kendi kanunlarındaki hükümlere tabidir.” denilmiş ve sonfıkrasında da, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, İçişleri ve Çevre Bakanlıklarınıngörüşleri alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından belirleneceğine işaret edilmiştir.
Anılan Yasa maddesine ilişkin “Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması HakkındaKanun Tasarısı” Genel Gerekçesinde (Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü; 10.6.1993-Sayı: B.02.0.KKG/101-530/04937), çevre temizlik vergisinin, belediyelerin içinde bulunduğu malisıkıntılara acil ve kısa vadeli bir çözüm olmak üzere getirildiği belirtilmiş; madde gerekçelerinde ise on
ikinci fıkra hakkında, “Belediyeler, belediye meclislerince yapılacak tarifeler üzerinden su tüketim bedeliniaşmamak üzere, kanalizasyon hizmetlerinden yararlananlardan belirlenecek miktarlarda ayrıca çevretemizlik vergisi alacaklar, su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk ettirilecek bu vergi su bedeli ilebirlikte tahsil olunacaktır. Ancak su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunanbelediyelerde, atık su bedellerinin tahsiline ilişkin uygulama kendi kanunlarındaki hükümlere tabiolacaktır.” denilmiştir.
Buna göre, yasa koyucu tarafından, mali sıkıntı içinde bulunan belediyelere, katı atıklarıntoplanması ve atık suların uzaklaştırılması hizmetleri karşılığında gelir sağlamak amacıyla, acil ve pratik birçözüm olarak çevre temizlik vergisi ihdas edilmiştir.Buraya kadar yapılan açıklamalar ışığında; su ve kanalizasyon hizmetleri 2560 sayılı İSKİ Kanunuile düzenlenen büyükşehir belediyelerinin, atık su bedeli uygulaması bakımından 2464 sayılı BelediyeGelirleri Kanunu’nun 3914 sayılı Kanun’la eklenen Mükerrer 44. maddesi ile getirilen çevre temizlikvergisi düzenlemesinin dışında kaldığı, buna karşın su ve kanalizasyon hizmetleri özel bir kanun iledüzenlenmeyen belediyelerin ise atık su bedeli uygulaması bakımından 2464 sayılı Belediye GelirleriKanunu’nun 3914 sayılı Kanun’la eklenen Mükerrer 44. maddesi ile getirilen çevre temizlik vergisidüzenlemesi kapsamında kaldığı, bu hususun yukarıda bahsedilen gerek Anayasa Mahkemesi, gereksede Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da açıkça vurgulandığı, bununla birlikte taraflar arasında şayetabonelik ilişkisi var ise, katı atık ve/veya atık su bedelinin vergi benzeri mali yükümlülük olmayıp, idareylekişi arasında abonman sözleşmesiyle kurulan özel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığındamaliyet-kâr esasına göre idarece belirlenen tarifeye dayanılarak alınan bir ücret olduğu hususuna davurgu yapıldığı anlaşılmakla, bu bağlamda su ve kanalizasyon hizmetleri özel bir kanun ile düzenlenmeyenbelediyeler bakımından katı atık ve/veya atık su bedelinin vergi benzeri mali bir yükümlülük mü, yoksa özelhukuk ilişkisine dayalı bir ücret mi olduğu hususunun belirlenmesinde ABONELİK İLİŞKİSİNİN belirleyiciolduğu anlaşılmıştır.27.10.2010 gün, 27742 sayılı Atıksu Altyapı Ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri TarifelerininBelirlenmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin ''Tanımlar'' başlıklı 4.maddesinin 1-afıkrasında ''Abone'' tanımı yapılmış olup, buna göre, Abone: Su ve atık su ve katı atık hizmetlerindenfaydalanan ve/veya faydalanacak gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmekte, ''Abonelik'' başlıklı10.maddesinde ise, ''Atık su altyapı yönetimlerinin hizmet vermekle yükümlü olduğu tüm gerçek ve tüzelkişilerin abone olması zorunludur'' hükmü yer almaktadır.Belirtilen yasal düzenlemeler ve ilgili mahkeme kararları da dikkate alındığında, davalı SakaryaBüyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 17.10.2011 gün, 2011/17karar sayılı genel kurul kararına istinaden davacı T.Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. adlı iş yeri ile ilgi olarakdavacı adına 8.855,70 TL tutarında atıksu bedeli ücreti belirlenen atık su ücretinin ödenmesine ilişkinişlemin, gerek su ve kanalizasyon hizmetleri özel bir kanun ile düzenlenmiş olan Sakarya BüyükşehirBelediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından tesis edilmiş olması ve UyuşmazlıkMahkemesinin yukarıda işaret edilen 16.6.2003 ve 2.4.2007 tarihli hüküm uyuşmazlığın giderilmesineilişkin kararlarında açıklandığı üzere bu işlemin vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük mahiyetinitaşımaması, gerekse de taraflar arasında davalı vekilinin dava dilekçesindeki adı geçen iş yerinin suaboneliğine tabi olduğu yönündeki beyanı ile, bu beyanın aksine dosya kapsamında her hangi bir belgebulunmayışı karşısında taraflar arasında bir abonelik ilişkisi bulunduğunun kabulü gerektiği hususlarıbirlikte değerlendirildiğinde, söz konusu ücretin idareyle kişi arasında abonman sözleşmesiyle kurulanözel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre idarece belirlenentarifeye dayanılarak alınan bir ücret olduğu anlaşılmıştır.Belirtilen durumlar karşısında, davalı Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresiGenel Müdürlüğü tarafından 17.10.2011 gün, 2011/17 karar sayılı genel kurul kararına istinaden davacıT.Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. adlı iş yeri ile ilgi olarak davacı adına 8.855,70 TL tutarında atıksu bedeliücreti belirlenen atık su ücretinin ödenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın adli yargıyerinde görülmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Sakarya2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Sakarya2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21.05.2014 gün ve E:2014/115, K:2014/298 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 29.12.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT