T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 1159
KARAR NO : 2014 / 1197
KARAR TR : 29.12.2014ÖZET: Talebine istinaden kendisine yetimaylığı bağlanan davalı şahsın, daha sonramuhtaçlık durumunun ortadan kalkmasıüzerine, davalı kurum tarafından, ödenenyetim aylığının iadesi istemiyle açılandavanın, davalı konumunda özel hukuk kişisibulunduğu gerekçesi ile ADLİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. S. K.
Davalı
: H.Ö.Vekilleri
: Av. İ. G. & Av. H. K. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde; “Kurumumuzdan 57.821.230.2 Emekli Sandığı(Devredilen) sicil numarasıyla maaş alan A.Ö.’ın annesi H. Ö.’a talebi üzerine yetim aylığı bağlanmıştır.H.Ö.hakkında Elazığ Valiliği İl İdare Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve 2007/1062 sayılı kararı ile; 23.01.1999- 23.08.2002 tarihleri arasında aldığı dul aylığının net miktarının, asgari ücretin altında kalması nedeniylebu tarihler arasında muhtaç olduğuna, 01.07.1998 - 01.04.2007 tarihleri arasında aldığı dul aylığının iseasgari ücretin üzerinde kalması nedeniyle 01.07.1998 - 01.04.2007 tarihleri arasında muhtaç olmadığınakarar verilmiştir.Davalıya oğlundan dolayı bağlanan yetim aylığı, davalının aynı zamanda dul aylığı da aldığının vemuhtaç olmadığının tespit edilmesi (muhtaçlığının kalması) üzerine kesilmiştir.Muhtaçlığının olmaması nedeniyle yersiz ödeme yapılan davalıya, 01.07.1998-31.01.2007 tarihleriarasındaki istihkakları tutarı 24.553,81 TL ile 01.01.2006 - 31.01.2007 tarihleri arasındaki ek ödeme252.52 TL olmak üzere toplam 24.806,33 TL borç tahakkuk ettirilmiştir. Davalıya 25.7.2007 tarihindeborç talep yazısı gönderilmiş ancak borçlu tarafından ödeme yapılmamıştır.24.814,37 TL asıl alacak ve 19.495,15 TL işleyen faiz olmak üzere toplam 44.309,52 TL kurumalacağı için 16.10.2007 tarihinde davalıya karşı Ankara 15.İcra Müdürlüğü 2007/6824 sayılı icradosyasıyla icra takibi başlatılmıştır. Davalı ise 01.11.2007 tarihinde verdiği dilekçeyle asıl alacak ve faizeitiraz ettiğinden, icra takibi durmuştur.Yukarıda arz olunan nedenlerle Ankara 15.İcra Müdürlüğünün 2007/6824 sayılı dosyasına yapılanitirazın iptali ile takibin devamına, %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinekarar verilmesi talep olunur. ” demek suretiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Ankara 11.İş Mahkemesi: 12.11.2009 gün ve E:2009/489, K:2009/719 sayı ile özetle; “…2577Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. ve 33. maddelerini 5510 sayılı Kanunun 106.maddesikaldırmamış, değiştirmemiş veya iptal etmemiştir. Keza 1602 sayılı AYİM Kanununun 22.maddesini demülga kılmamıştır. Diğer taraftan 5510 Sayılı Kanunun 101.maddesinde “aksine bir hüküm bulunmadıkça,bu Kanundan doğan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde çözülür, bakılır, görevlidir.” denilmiştir.Ama, yine 5510 Sayılı Kanunun Geçici 4 ve Geçici 12.maddelerinde; “5510 Sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce çalışmaya başlamış olan memur ve 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununiştirakçilerinin bu Kanunla ilgili uyuşmazlıkların da yürürlükten kaldırılmış olan önceki Kanunlarınuygulanmasına devam edilerek çözümlenir.” demektedir.Öyleyse 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 9,108 ve 111.maddeleri yürürlükten kaldırıldığıhalde uygulamaya devam edecek ve Kurum tarafından idari yargı mercilerinde dava açılabilecektir.”
demek suretiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.İş bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 10.Hukuk Dairesi 04.11.2010 gün veE:2010/2769, K:2010/15051 sayılı ilamı ile özetle “yargı yolu nedeniyle dinlenmesi mümkün bulunmayandava dilekçesinin reddine” ibaresinin yazılarak hükmün bu şekliyle düzeltilerek onanmasına karar vermişve karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili aynı istemle bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 7.İdare Mahkemesi: 05.05.2011 gün ve E:2011/887, K:2011/911 sayı ile özetle; ” 2576sayılı yasanın 6.ncı maddesinde "Vergi Mahkemeleri;Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait, vergi, resim ve harçlar ile benzeri maliyükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,(a)bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanununuygulamasına ilişkin davaları,e) Diğer kanunla verilen işleri,çözümler" hükmü yer almaktadır.Aynı yasanın 5.inci maddesinin 1.inci fıkrasında da İdare Mahkemelerinin, Vergi Mahkemeleriningörevine giren davalar ile Danıştay da çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davaları ile tam yargıdavalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamuhizmetlerinin birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar ve kanunlarla verilen diğer işleri çözümleyeceği hükme bağlanmıştır.Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden,davanın konusunun idare mahkemesinin görevinegiren iptal veya tam yargı davasına konu bir işlem ile ilk derecede Danıştay’ca çözümlenecek bir işlemdeolmadığı, özel hukuk ilişkisinden doğan kurum alacağının tahsili amacıyla başlatılan süreçte açılan biritirazın iptali davası olduğu ve uyuşmazlığın adli yargının (Asliye Hukuk Mahkemesinin) konusuna girdiğianlaşılmaktadır.” demek suretiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.İş bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onbirinci Daire 28.06.2013 gün veE:2011/6028, K:2013/7111 sayılı ilamı ile özetle; hükmün onanmasına karar vermiş ve kararkesinleşmiştir.Bu aşamadan sonra davacı vekili aynı istemle yeniden adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesi: 10.09.2013 gün ve E:2013/378, K:2013/375 sayılı kararı ileözetle; “...uyuşmazlık hakkında adli yargı mercii ile idari yargı mercii arasında olumsuz görevuyuşmazlığının doğmuş olduğu tartışmasıdır.2247 sayılı Yasanın 15.maddesi gereğince; olumsuz görev uyuşmazlığının çıkması halinde davadosyası son görevsizlik kararının veren yargı mercii tarafından Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından yargı mercii belirlenir. Belirlenen yargı merciinde davaya bakılır.Bu nedenle olumsuz görev uyuşmazlığı giderilmeden mahkememizde bu davanın görülmesimümkün değildir.” demek suretiyle davanın usulden reddine ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderilmesine karar vermiş, taraflarca temyiz talebinde bulunulmaması üzerine karar kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane Topuz, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre, olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davada; ilk önce adli yargıyerince idari yargının görevli olduğundan bahisle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı, sonrasında idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlikkararı bulunmakta olup,bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.1- 2247 sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları konusu ve sebebi aynıolan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmişolması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi,ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgilimakamlarca ileri sürülebilir.” hükmüne göre, asliye hukuk mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine idari yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuz
görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.2- 2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesinveya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veyaincelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısınavarırsa,gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur veelindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.” hükmüne göre ise,idari yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren adli yargı yerine ait olduğunubelirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şukadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işinincelenmesinin ertelenmesi hususunu da içermesi gerekir. Yasa koyucu, 14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma istemini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yöntemeoranla daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararıveren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.Olayda, adli yargı yerince, idari yargı görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş ve kararkesinleşmiş, idari yargı yerince de, davada adli yargının görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararıverilmiş ve kesinleşmiştir. Bu aşamadan sonra ise aynı istemle yeniden açılan davada Adli yargımerciince “...uyuşmazlık hakkında adli yargı mercii ile idari yargı mercii arasında olumsuz görevuyuşmazlığının doğduğu, 2247 sayılı Yasanın 15.maddesi gereğince; olumsuz görev uyuşmazlığınınçıkması halinde dava dosyası son görevsizlik kararının veren yargı mercii tarafından UyuşmazlıkMahkemesine gönderilir” demek suretiyle yargı yolu uyuşmazlığının giderilmesi için kararınkesinleşmesinden sonra dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine şeklinde karar vermiş olup,bunun üzerine Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesi idari ve adli yargı dava dosyalarını UyuşmazlıkMahkemesine göndermiştir.Bu haliyle, her ne kadar Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce re’sen Mahkememize yapılanbaşvuru, 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesine uygun olmasa da neticeten adli ve idari yargı yerleri arasındaolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, ve dosyanın meydana gelen olumsuz görev uyuşmazlığının çözümüiçin mahkememize gönderildiği anlaşılmakla, usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadaadli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Olayda, davacı kurum mensubu A. Ö.’ın annesi H.Ö.’ın talebi üzerine yetim aylığı bağlandığı, dahasonradan muhtaçlık durumunun ortadan kalktığı, bu nedenle 01.07.1998 - 01.04.2007 tarihleri arasındaödenen yetim aylığının iadesi istemiyle Ankara 15.İcra Müdürlüğü’nün 2007/6824 esas sayılı dosyasındaicra takibi yapıldığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmış olup, Ankara 15.İcraMüdürlüğü’nün 2007/6824 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve %40’tan aşağı olmamak üzereicra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan incelemede; davalı konumunda bulunan H. Ö.’ın özel hukuk kişisiolduğu anlaşılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari YargıYetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik: 8.6.2000-4577/5md) idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,
c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü
idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.”
İdari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzelkişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.
Buna göre, idare aleyhine dava açılmayıp davalı mevkiinde özel hukuk kişisinin bulunmasıkarşısında, ortada idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmekolanaksızdır.Belirtilen tüm bu hususlara göre, talebine istinaden kendisine yetim aylığı bağlanan davalı şahsın,daha sonra muhtaçlık durumunun ortadan kalkması üzerine, davalı kurum tarafından, ödenen yetimaylığının iadesi istemiyle başlatılan icra takibine karşı yaptığı itiraz üzerine duran icra takibinin devamıistemiyle, davacı idare tarafından davalı özel hukuk kişisi aleyhine açılan, itirazın iptali ve %40’tan aşağıolmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olan davanın, özel hukuk hükümlerine göregörüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, Ankara6.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan başvurunun kabulü ile, Ankara 11.İş Mahkemesince verilengörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Ankara 11.İş Mahkemesince verilen12.11.2009 gün ve E:2009/489, K:2009/719 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,29.12.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT