T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 1168
KARAR NO : 2014 / 1205
KARAR TR : 29.12.2014ÖZET : Emekli Sandığına tabi iken vefat edenbabasından dolayı yetim aylığı alandavacının, boşandığı ikinci eşiyle birlikteyaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesineve borç çıkartılmasına ilişkin davalı idareişleminin iptali istemiyle açılan davanın, İDARİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: N. B.Vekili
: Av. F. S.Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. K. E. G. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkil eşi H. K. ile Erzurum 1.Asliye HukukMahkemesinin E:1997/199, K:1997/389 sayılı dosyası ile boşanmış ve uzun yıllar ayrı yaşamışlardır.Boşanma neticesinde müvekkil, babası N. B.’tan yetim maaşı almaya başlamıştır.Bundan yaklaşık 2 yıl önce boşanmanın muvazaalı olduğu iddia edilerek maaş kesilmiş vemüvekkil hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.Yapılan tahkikat neticesinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013/3011 sor. sayılıkararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.Müvekkil uzun yıllar eşinden ayrı yaşamıştır. Boşanma işleminde herhangi bir muvazaa olmadığıgibi eşlerin ayrı yasadıklarına dair deliller de vardır.Fakat müvekkil ve önceki eşi kanser hastalığına yakalanmışlardır.Buna ilişkin hastane kayıtları veraporlar dilekçe ekinde sunulmuştur.Hastalık neticesinde gerek kendisi, gerek boşandığı eşi 3. kişilerin yardımına muhtaç olmuşlardır.Müşterek kızları anne ve babasına kendi evinde bakmaya, ilaçlarını ve bakımlarını yapmaya başlamıştır.Müvekkil 1947 doğumlu olup şu anda 66 yaşındadır. Çocuklarının babası 71 yaşındadır.Her ikisi dekanser hastası olup bu husus hastane kayıtları ile sabittir. Devamlı kemoterapi görmektedirler.İlaç tedavisiuygulanmakta olup ilaçlarını düzenli almak zorundadırlar.Ayrıca yaşları ve hastalıkları itibarı ile 3. kişilerinyardımına muhtaç oldukları açıktır.Bu amaçla kızlarının yanında kalmaktadırlar.Boşanmanın muvazaalı olduğu gerekçesi soyut karineye dayalı olup gerçek değildir.Eşler aynıevde kalmakta fakat bu bir zarurete dayalı olmaktadır.Bu nedenle kurumun keyfi işlemi ile müvekkilim babasından kalan yetim maaşının kesilmesininhukuken korunur bir yönü yoktur.Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve resen nazara alınacak sebeplerden dolayı müvekkilin babasındanbağlanan yetim maaşının kesilmesine yönelik işlemin iptali ile kesilme tarihinden dava tarihine kadarbirikmiş maaşlarının ödenmesine, şimdilik 100,00.TL nin yasal faizi ile davalı idareden alınarak müvekkileödenmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.” demek suretiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.Erzurum İş Mahkemesi: 08.04.2014 gün ve E:2014/14, K:2014/303 sayı ile özetle; davanın idariyargı yerinde görülmesi gerektiğini belirterek, davanın görev yönünden reddine karar vermiş, taraflarcatemyiz talebinde bulunulmaması üzerine karar kesinleşmiştir.Davacı vekili aynı istemle bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır.Erzurum 2.İdare Mahkemesi: 03.11.2014 gün ve E:2014/931 sayı ile özetle; uyuşmazlığın görümve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğunu belirterek, 2247 sayılı Kanunun 19.maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane Topuz, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı yasa’nın 19.maddesinde öngörülen biçimde görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının, son görevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargı dosyasıda temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadaidari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Dava,eşinden boşanan ve boşanma sonrasında emekli sandığı iştirakçisi iken 05.10.1987tarihinde ölen babasından dolayı yetim aylığı almaya başlayan davacının, davalı kurum tarafındanboşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespiti üzerine, yetim aylığı ödenmesinin iptaline ilişkin olarak tesisedilmiş olan işlemin, hukuka aykırı olduğundan bahisle iptaline ve birikmiş maaşların ödenmesine kararverilmesi istemiyle açılmıştır. 31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479,2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (SosyalSigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamugörevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanunun iptaliamacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamugörevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline kararvermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanundadüzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılıKanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan davaAnayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgiliortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itirazbaşvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG.25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememizönündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleriuygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılıKanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesisettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından sözetmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli,dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler
idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargıgörevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasınadayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önündebulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyleKanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklardaidari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birliktedeğerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisiolarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibibunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, buKanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıylaihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığıalmakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-amaddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarıkapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce, emekli sandığı iştirakçisi olanmüteveffa babasından dolayı kendisine yetim aylığı bağlanan davacı tarafından, boşandığı eşiyle beraberyaşadığının tespiti neticesinde bağlanan yetim aylığının kesilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali ilebirikmiş olan maaşının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, görüm ve çözümünün; gerek5510 sayılı Yasanın 56.maddesinin, yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Yasanın 75.maddesinin genişletilmişhali olması, Yasanın dava konusu olaya ilişkin 56.maddesinin son fıkrasının 01.10.2008 tarihindeyürürlüğe girmesi; buna karşılık davacıya, 5434 sayılı Yasa hükümlerine göre, müteveffa babasındandolayı yetim aylığı bağlanması işleminin 5434 sayılı Yasa uyarınca tesis edilmesi hususları dagözetildiğinde, idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Erzurum 2.İdare Mahkemesi’nce yapılan başvurunun reddine karar verilmesigerekmiştir.S O N U Ç
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Erzurum 2.İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUN REDDİNE, 29.12.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT