T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2018 / 253
KARAR NO : 2018 / 271
KARAR TR
: 20.04.2018ÖZET : Davalı Belediyenin sorumluluk sahasındakiyolda meydana gelen trafik kazasında uğranılanmaddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılandavanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: Ç.D.Vekili
: Av. M.K.E. Davalı
: Antalya Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. B.Ş, O L A Y : Davacı vekili 18/09/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; Polis memuru olan müvekkili davacının,20/05/2015 günü saat 03:00 sıralarında resmi araçla A.B.Otel önündeki dönel kavşaktan geçerken orta refüjünkontrolsüz sulanması sonucu yola akan suyun etkisiyle kayarak refüjde bulunan ağaca çarptığını, aracın hasara uğradığını,davacının ise vücudunda kırık olacak şekilde cismani zarar gördüğünü, kavşak civarında sulama var uyarısını içeren levhabulunmadığından, davalıların kusurlu olduklarından söz ederek Antalya Büyükşehir ve Muratpaşa Belediye Başkanlıklarıaleyhine davacı yararına maddi ve manevi tazminat istemiyle 18.09.2015 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 05/05/2017 gün, E:2015/346, K:2017/126 sayılı kararıylasonuç olarak "Davalı Muratpaşa Belediyesi aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Davalı AntalyaBüyükşehir belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne" karar vermiş, karar aleyhine davalı AntalyaBüyükşehir Belediyesi vekili istinaf yoluna başvurmuştur.ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ: 08.09.2017 tarih ve Dosya No:2017/882 Karar No: 2017/806 sayılı kararı ile "Davanın maddi dayanağı, davalı belediyenin karayoluna uyarıcı işaret velevha koymayarak ve kontrolsüz sulama yaparak kazaya, cismani zarara ve araç hasarına sebebiyet vermesidir.Belediyeler 2918 sayılı KTK'nın 10 ve izleyen maddeleri ile karayollarının emniyetle kullanılmasını sağlamakla görevli veyetkili kılınmıştır. KTK, bu konuda sadece belediyelere değil, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, SağlıkBakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve başka bazı kamu kurum ve kuruluşlarına da ödevler yüklemiştir. Belediyelereyüklenen bu ödevler, onların üstlendiği kamu hizmeti görmek ödevinin içindedir. Belediyeye yüklenen kamu hizmetinindayanağının 5393 sayılı Belediye Kanunu ya da başka bir kanun olmasının yahut ta 2918 sayılı Kanun olmasının yapılanişin kamu hizmeti olma niteliğiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Trafik işaretleri ve levhaları koyma ödevinin 2918 SayılıKTK ile verilmesi, bu hizmetin hiç işlememesinden, geç işlemesinden ya da kötü işlemesinden kaynaklanan davaların,2918 sayılı Kanundaki motorlu araçların verdiği zararlardan kaynaklanan davalarda olduğu gibi adli yargı yerlerindegörülmesini gerektirmez. 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunla değişik 110. maddesiyle de böyle bir sonucaulaşılamaz. Çünkü anılan düzenlemede, işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğine değinilmiştir.Yani 2918 sayılı Kanundan kaynaklanan sorumluluk davaları, devlete ve kamu kuruluşlarına ait olması ya daolmamasıyla bağlı kalınmaksızın motorlu araçların neden olduğu zararlara ilişkin davalardan ibarettir. Belediyenin trafikişareti ve levhası koymamasından kaynaklanan davalar, bu türden sorumluluk davalarından değildir. 2918 sayılıKanunda, trafik işareti ve levhası konulmaması ya da belediyelere yüklenen sair ödevlerin yerine getirilmemesi sebebiyleaçılacak davaların hangi yargı kolunda görüleceği de düzenlenmemiştir. Uyuşmazlık belediyenin kamu hizmetindenkaynaklandığına göre T.C. Anayasasının 125 ve İYUK'un 2.maddesine göre bu davaların idari yargı yerinde görülmesigerekir. Bu ilkeler Yargıtay tarafından da benimsenmektedir. {Yargıtay HGK 2014/17-731, 2015/2366 E.K.; 17.HD.2016/19938-12176 E.K.; Yargıtay 4.HD. 2011/2037, 2012/5078 E.K.) Yargı yolunun caiz olması davaşartlarındandır. (HMK 114/b) Mahkemece yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine kararverilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi hatalıdır ve HMK'nın 353/1-a,4 madde ve bendi uyarınca kararınkaldırılması ve yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle red kararının verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeyegönderilmesi gerekir" gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a/4 madde ve bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve "yargıyolunun caiz olmaması sebebiyle" red kararı verilmesi için dosyanın Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'negönderilmesine karar vermiştir.ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 13/12/2017 gün, E:2017/332, K:2017/336 sayılı "Dosyakapsamı dikkate alındığında davanın konusu trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olup;Antalya Bölge Adliye mahkemesi 4.Hukuk Dairesi'nin 28/09/2017 tarih 2017/882 Esas 2017/806 karar sayılı ilamıdikkate alındığında; davaya konu olan zararın belediyenin kamu hizmetinden kaynaklandığından, bu tür davaların idariyargının görev alanına girdiği" şeklindeki gerekçeli kararıyla davanın usulden reddine karar vermiş, istinaf edilmeyenkararın 05/02/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekili bu kez aynı talepli ve 14/02/2018 havale tarihli dilekçeyle idari yargı yerinde dava açmıştır.ANTALYA 4. İDARE MAHKEMESİ: 27/03/2018 gün, E:2018/129 sayılı kararında "2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri i diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş; 110. maddesinde ise, “İşleteni veya sahibidevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemezHemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kamın hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birimi açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” kuralınayer verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, Antalya Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha Şube Müdürlüğünde 255480 sicilnumarası ile görev yapan davacı polis memurunun, görevli olarak görevlendirildiği Finike Festivali dönüşündekullanmakta olduğu 07 EJD 79 sivil plakalı resmi araç ile (07 A 1242 Resmi plakası) 20.05.2015 günü saat 03.00sıralarında Metin Kasapoğlu Caddesi istikametinden İsmet Gökşen Caddesi istikametine doğru A.B.Otel önündekidöner kavşaktan geçeceği esnada kavşağın kontrolsüz sulanmasından bahisle orta refüjde bulunan ağaca çarptığı, kazayaparak maddi hasara uğradığından bahisle, maddi ve manevi tazminini gidermek amacıyla açılan davada araçtameydana gelen ve davacı tarafından karşılanan hasar bedelinin yasal faiziyle birlikte rücuan tahmini istemiyle önceAntalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı, anılan mahkemenin 05.05.2017 tarihli, E:20l5/34ı K:2017/126sayılı kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdiği, verilen bu kararın istinaf edilmesi üzerine AntalyaBölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 28/09/2017 tarih ve Dosya No: 2017/882 Karar No: 2017/806 sayılıkararı ile istinaf başvurusunun kabul edilerek yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle red kararı verilmesi için dosyanınAntalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, bu karar üzerine Antalya 6. Asliye HukukMahkemesi'nin 13.12.2017 tarih ve E.2017/332 K.2017/33( sayılı kararı ile idari yargının görev alanına girdiğigerekçesiyle davanın usulden reddedildiği: kararın 06.02.2018’de kesinleştiği; bunun üzerine Mahkememizde bakılandavanın açıldığı anlaşılmıştır.Öte yandan; belediye aleyhine idari yargıda açılan başka bir tazminat talepli tam yargı davasında, İdareMahkemesi 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin 1. fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğukanısına varmış, İdare Mahkemesinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi8.12.2011 tarihli E:2011/124, K:2011/160 sayı ve 8.11.2012 gün ve E:2012/118, K:2012/170 sayılı aynı içerikli ikikararında, “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesinin birinci fıkrasında bu Kanundan doğan sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olupdavaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir. Başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir. ”sonucuna varmıştır.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun’un 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin benzer bir konuda İdare Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundaki kararlarıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliği; ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevi olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır" görüşüyle 2247 Sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca görevli mahkemeninbelirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına" karar vererek her iki dava dosyasını 27.03.2018 tarih ve2018/129 E. Sayılı üst yazı ile Mahkememize göndermiş, başvuru 09.04.2018 tarihinde kaydedilmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Birgül KURT ve Turgay Tuncay VARLI’nınkatılımlarıyla yapılan 20.04.2018 günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının, ekindekiadli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı kazanedeniyle oluştuğu öne sürülen maddi ve manevi zararın kusurlu olduğundan bahisle davalı Belediyeden tazmin edilmesiistemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı
Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargıyerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, Antalya 4. İdareMahkemesinin 27/03/2018 gün, 2018/129 esas sayılı başvurusunun kabulü ile Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin13/12/2017 gün, E:2017/332, K:2017/336 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Antalya 4. İdareMahkemesinin 27/03/2018 gün, 2018/129 esas sayılı BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Antalya 6. Asliye HukukMahkemesi’nin 13/12/2017 gün, E:2017/332, K:2017/336 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 20.04.2018 gününde Üye Turgay Tuncay VARLI’nın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLUÜyeŞükrüBOZER
ÜyeMehmetAKSU ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeBirgülKURT ÜyeTurgay Tuncay Varlı
KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtilmiş olan düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 20.04.2018
ÜYE
Turgay Tuncay VARLI