T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 800
KARAR NO : 2018 / 820
KARAR TR : 24.12.2018ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasısonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazminiistemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesikapsamında ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
lar
:1-D.K. 2-M.A.K. 3-Z.İ.K. 4-F.Z.K. 5-K.K.Vekilleri
: Av. Mehmet Bilici & Av. Emre DizdarDavalı
: Karayolları Genel MüdürlüğüVekilleri
: Av. İ.Ö.D. O L A Y
: Davacılar vekili; 11.02.2015 tarihinde, saat 04:30’da Niğde ili Ulukışla ilçesinde meydana gelentrafik kazası sonucu, müvekkillerinin murisi İ.K.’ın vefat ettiğini; müvekkillerinden D.K.’ın müteveffanın eşi, diğerlerininise çocukları olduğunu; kaza sonrasında, Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında alınan Adli TıpKurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunda kazaya, yolda meydana gelen gizli buzlanmanın neden olduğununbelirtildiğini; 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca, karayollarınıyapmanın, yaptırmanın, emniyetle kullanılmalarını sağlayacak şekilde sürekli bakım altında bulundurmanın, bakımınıyaptırmanın, onarmanın, onarımını yaptırtmanın, işletmenin, işlettirmenin davalı idarenin görev alanında olduğunu; gizlibuzlanmanın meydana gelmesinin önlenmemesinin, davalı idarenin sayılan görevlerine riayet etmemesindenkaynaklandığını, bu açıdan, idarenin ihmalinden ötürü meydana gelen zararlarının tazmininin gerektiğini; maddi ve manevizararlarının giderilmesi istemiyle yaptıkları idari başvurunun reddedildiğini ifade ederek; uğranıldığı belirtilen 356.000 TLmaddi ve 450.000 TL manevi olmak üzere toplam 806.000 TL zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.AKSARAY İDARE MAHKEMESİ:13.4.2017 gün ve E:2016/1636, K:2017/737 sayı ile, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 1., 2., 110. ve geçici 21. maddesi hükmüne; ayrıca 2918 sayılı Kanunun 110.maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin iptal istemini reddettiği26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararına yer verdikten sonra; “2918 sayılı Kanun'un 19.01.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanunmaddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tümkonularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan iş bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 20.02.2017 günlü E:2016/710, K:2017/62 veE:2017/93, K:2017/135 sayılı kararları da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1/a) bendi uyarıncadavanın görev yönünden reddine…” karar vermiş; istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge İdare Mahkemesi4.İdari Dava Dairesince, 10.11.2017 gün ve E:2017/3585, K:2017/4205 sayı ile istinaf başvurusu kesin olarakreddedilen karar kesinleşmiştir.Davacılar vekili bu kez, şimdilik toplam 14.000,00 TL maddi ve 450.000,00 TL manevi olmak üzere toplam464.000,00 TL. tazminat istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 13.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:22.6.2018 gün ve E:2017/724, K:2018/243 sayı ile,“(…)Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerinin, yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılmasısırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup bu zararların tazmini amacıylahizmet kusuruna dayalı olarak 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargıyerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/11/2015 tarih 2015/17-86 Esas 2015/2364 Karar sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30/01/2018 tarih 2015/4723 Esas 2018/460Karar sayılı kararı) Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen dikkate alınması zorunludur.Davacılar tarafından, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat talep edildiği, HMK'nun 114/1-b
maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmadığı anlaşıldığından, Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanınHMK'nun 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu yönünden, HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartıyokluğundan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın HMK'nun 114/1-b maddesi gereğince yargı yoluyönünden, HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine…” karar vermiş, bu karar istinaf yolunabaşvurulmaksızın kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre; adlive idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, adli yargı dosyasının; davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece 15. maddedebelirtilen hükmün aksine, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası temin edilmeden gönderildiği görülmekte ise de;davaya ilişkin bilgi ve belgelerin dosyada yer aldığı; idari yargı kararının kesinleşme durumuna ilişkin bilgininMahkemesinden temin edildiği ve sonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, karayolunda meydana ölümlü trafik kazası sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları GenelMüdürlüğünün görev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “ Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev veyetkileri şunlardır:a) Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,b) Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek,c) (Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)d) Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemekve onaylamak,e) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle,yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız sınırları belirlemek ve işaretlemek,f) Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,g) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleri tetkikve uygun olanları tasdik etmek,h) Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısıile işaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önünde bulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,i) (Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)j) (Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağıdüzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için en yakın trafik kuruluşuna teslim etmek,k) Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.(Son fıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüne yer verilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar tarafından, 11/02/2015 tarihinde Niğde Ulukışla'da meydana gelenve murisleri İ.K.'ın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasında, yoldaki gizli buzlanmadan dolayı davalı idarenin kusur ve
sorumluluğu bulunduğundan bahisle uğranıldığı belirtilen maddi ve manevi zararların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyledava açıldığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 22.6.2018 gün ve E:2017/724, K:2018/243sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 13.Asliye HukukMahkemesinin, 22.6.2018 gün ve E:2017/724, K:2018/243 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 24.12.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ