T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
CEZA BÖLÜMÜ
ESAS
NO : 2016/19
KARAR NO : 2016/19
KARAR TR
: 26.12.2016
ÖZET : Sağlık Kurulunca askerliğe elverişliolmadığına karar verilen sanık hakkında, “kamumalına zarar verme” suçuna uygun eylemlerinedeniyle açılan kamu davasının, Anayasa, 353 ve5271 sayılı Yasa’da yapılan değişiklikler nedeniyleADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiğihk.
K A R A R
Davacı
: K.H.
Sanık
: H.S.
OLAY
: 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 21.12.2011 gün ve E:2011/548, K:2011/201 sayılıkararı ile, Şanlıurfa/Siverek 107. Topçu A. 2. Topçu Tb. Kh. ve Hiz. BI. Komu-tanlığı emrinde görevli sanık TopçuEr H.S.’nın, 15.2.2011 günü, birlik içinde bulunan garajlar bölgesinde bali kokladıktan sonra eğitim alanına gittiği veelinde bulunan jiletle vücudunun çeşitli yerlerine kesikler atmaya başladığı, bunun üzerine Ani Müdahale Mangasınahaber verildiği ve Alay Nöbetçi Amiri Bkm. Bnb. K.K., Alay Nöbetçi Subayı Topçu Yzb. İ.Z.C., Topçu Atğm. B.Ü. ileAni Müdahale Mangasında görevli askerlerin eğitim alanına geldiği, ancak sanığın elinde bulunan jileti etrafa doğrusavurmak suretiyle kimseyi yanına yaklaştırmadığı ve koğuşlar bölgesine gittiği, Topçu Er E.Ç.’i iterek içeriye girdiği vebağırarak koğuşta bulunan ayna ile camları yumruk ve kafa atmak suretiyle kırdığı, Topçu Onb. G.U., Topçu Er S.E. veTopçu Er H.K. isimli askerlerin koğuşlara gelerek sanığı sakinleştirmeye çalıştığı, ancak sanığın sakinleşmeyerek silahlığa indiği ve silahlığın kapısı ile camını kırıp içeri girerek bir adet G-3 piyade tüfeği şarjörü aldığı sırada, MermiEmniyet ve Doldur Boşalt Nöbetçi Subayı olan Bkm.Kd.Çvş. C.G.’in sanığı engellemeye çalıştığı ancak sanığın elindekijileti Bkm.Kd.Çvş. C.G.’e savurmak suretiyle almış olduğu şarjör ile birlikte tekrar koğuşa geri döndüğü, koğuştabulunan Topçu Uzm.Çvş. S.T. ile Ani Müdahale Mangasında
görevli personelin sanığı yakalayarak etkisiz halegetirdikleri ve elindeki şarjörü alarak silahlığa geri koydukları, bir müddet sonra sanığın sakinleşmesi üzerine gereklimuayene ve tedavisinin yapılması için Topçu Onb. G.U., Topçu Er S.E. ve Topçu Er Ö.E. refakatinde reviregötürüldüğü, elinde bulunan sigara ile revire girmek istemesi üzerine buna müsaade etmeyen revir personeli Shh. ErE.K.’ın yüzüne doğru kafa attığı, Topçu Onb. G.U., Topçu Er S.E. ile Topçu Er Ö.E.’ün sanığı yakalayarak olayınbüyümesini engelledikleri ve sanığı acil servise götürdükleri, acil serviste görev yapan Tbp.Tğm. E.Ö.’ın sanığı muayeneetmek istemesi üzerine sanığın elinde bulunan jileti Tbp.Tğm. E.Ö.’ın boğazına dayadığı, bu esnada revirde yaşanankargaşadan istifade eden E.Ö.’ın sanığın elinden kurtularak revirin dışına çıktığı, sanığın da revirin camlarını yumrukatarak kırmak suretiyle dışarı çıktığı ve Tbp.Tğm. E.Ö.’ı nizamiye bölgesine doğru kovaladığı sırada revire doğru giden Bkm.Bnb. K.K. ile Topçu Yzb. İ.Z.C. ve nizamiye bölgesinde bulunan askerler ile birlikte etkisiz hale getirilereksakinleştirildiği, böylece sanığın “müteaddit tehlikeli aletle üste fiilen taarruza teşebbüs”, “askeri eşyayı kasten tahripetmek” ve “kasten yaralama” suçlarını işlediğinden bahisle soruşturma emri verildiği;Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 14.4.2011 gün ve2011/273-324 Müt. sayılı kararı ile adli müşahede altına alınan sanığın, yapılan adli müşahedesi sonucunda, DiyarbakırAsker Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 19.4. 2011 gün ve 2283 sayılı sağlık raporu ile “ileri derecede antisosyalkişilik bozukluğu” tanısı ile suç tarihlerini de kapsayacak şekilde askerliğe elverişli olmadığı belirtildiğinden, 353 sayılıAskeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca sivil kişilerin işlemiş olduğu suçlar ileilgili olarak Askeri Mahkemelerin yargılama yetkisi bulunmadığından, açıklanan nedenlerle suç tarihi olan 15.2.2011 günü itibariyle askerliğe elverişli olmadığı Diyarbakır Asker Hastanesi Başta-bipliğince düzenlenen sağlık kurulu raporu ileortaya konulan ve bu sebeple olay tarihi itibari ile sivil kişi statüsüne haiz sanığın sırf askeri suç niteliğinde olan ve busuretle sadece asker kişi sıfatına haiz kişiler tarafından işlenebilen “müteaddit üste fiilen taarruza teşebbüs” suçunuişleyemeyeceği ve bu suça konu eylemlerinin “silahla kasten yaralamaya teşebbüs etmek” suçuna vücut verebileceği,“askeri eşyayı kasten tahrip etmek” ve “kasten yaralama” suçlarının ise sırf askeri suç olmaması münasebetiyle sivil kişiolsa dahi sanık tarafından işlenebileceği, bu bakımdan sivil kişi statüsündeki sanığın işlediği ileri sürülen “silahla kastenyaralamaya teşebbüs etmek”, “askeri eşyayı kasten tahrip etmek” ve “kasten yaralama” suçları bakımından soruşturmave kovuşturma yapma yetki ve görevinin adli yargı yerine ait olduğu açıklanarak, görevsizlik kararı ile soruşturmadosyasının olay yeri itibari ile soruşturma yapmaya yetkili ve görevli olan Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine karar verilmiştir.
Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 21.2.2012 gün ve E:2012/346, K:2012/2 sayılı karar ile, sanığın olaytarihinde asker olduğu ve yüklenen suçu askeri mahalde işlediği, sağlık raporunda sanığın askerliğe elverişli olmadığınınbelirtilmesinin, suç tarihinde sanığın asker olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, sanığın askere alınmadan önce gerekli sağlıkkontrollerinden geçip askerliğe elverişli olduğu için göreve başladığı, sanığın asker olma durumunun ancak askere elverişliolmadığının ortaya çıkış tarihinden itibaren sona ereceği açıklanarak, görevsizlik kararı ile dosyanın takdir ve ifası için 7.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderilmesine karar verilmesi üzerine; 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 12.11.2012 gün ve E:2012/712, K:2012/601 sayılı iddianamesiyle,yukarıda anlatılan sanığa yüklenen eylemler tekrar edilerek, sanığın yaşanan olaylar esnasında kendisini sakinleştirmekisteyen üstü konumundaki Alay Nöbetçi Amiri Bkm.Bnb. K.K., Alay Nöbetçi Subayı Topçu Yzb. İ.Z.C., Topçu Atğm.B.Ü. ile Bkm.Kd.Çvş. C.G.’e doğru elindeki jileti sallamak ve akabinde de sakinleşmesini müteakip gerekli muayene vetedavisinin yapılması amacıyla revire götürüldüğü sırada yine üstü konumundaki Tbp.Tğm. E.Ö.’ın boynuna elindekijileti dayamak suretiyle “müteaddit tehlikeli aletle üste fiilen taarruza teşebbüs etmek (5 kez)” suçlarını işlediği,Yine gerekli muayene ve tedavisinin yapılması amacıyla revire götürüldüğü sırada elinde sigara ile reviregirmesine müsaade etmeyen Shh.Er Enes Kahraman’ı kafa atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darpetmek suretiyle “kasten yaralama” suçunu işlediği,Ayrıca yaşanan olaylar esnasında koğuş, silahlık ve revirde bulunan toplam 16 adet camı kırmak ve toplam320,00 TL. tutarında hazine zararına sebebiyet vermek suretiyle “askeri hizmete mahsus eşyayı kasten tahrip etmek”suçunu işlediği ileri sürülerek, sanığın eylemine uyan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 91/2. maddesinin “az vahimhal” cümlesi (5 kez), 130/1. ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması,sebebiyet verdiği hazine zararının Askeri Ceza Kanunu’nun 130/3. maddesi uyarınca tazminen tahsiline karar verilmesiistemiyle kamu davası açılmıştır. 7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 6.12.2012 gün ve E:2012/1175, K:2012/552sayıyla; 15.2.2011 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığına ilişkin sanık hakkında Diyarbakır Asker HastanesiBaştabipliğince verilen rapor uyarınca, sanığın suç tarihinde asker kişi sıfatının bulunmadığı, sivil kişi statüsünde olduğuanlaşıldığından, sanığın sırf askeri suç niteliğinde olan ve bu suretle sadece asker kişiler tarafından işlenebilen müteaddittehlikeli aletle üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu işleyemeyeceği, suç tarihi itibariyle asker kişi sıfatı bulunmayan sanığınbu suça konu eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 86/3-e maddesinde düzenlenen silahla kasten yaralamaya teşebbüsetmek suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sanığın suç tarihi itibariyle asker kişi sıfatı ortadan kalktığı içinüzerine atılı askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu da işleyemeyeceği, bu suça konu eylemlerinin de Türk CezaKanunu’nun 151 ve 152. maddelerinde düzenlenen mala zarar verme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,ayrıca kasten yaralama suçunun askeri suç olmadığı ve sivil kişi olsa dahi sanık tarafından işlenebileceği, bu bakımdansuç tarihi itibariyle sivil kişi statüsündeki sanığın işlemiş olduğu değerlendirilen “müteaddit (5 kez) silahla kastenyaralamaya teşebbüs etmek, mala zarar verme ve kasten yaralama” suçları ile ilgili olarak askeri yargının görevliolmadığı, sanığı yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.
SİVEREK 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 8.6.2016 gün ve E:2013/337, K:2016/459 sayıyla; kastenyaralama, silahla kasten yaralamaya teşebbüs etmek suçları nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davalarının bir kısmınedeniyle sanığın cezalandırılmasına, bir kısmı nedeniyle beraetine karar verilmiş, Diyarbakır Askeri HastanesiBaştabipliği tarafından düzenlenen raporlarda, sanık hakkında 15.2.2011 tarihini kapsar şekilde askerliğe elverişliolmadığı belirtilmiş ise de, ilgili raporun geriye yönelik olarak verildiği, sanığın suç tarihinde kendisini asker olarak bildiği,askerlik vazife-sinin gerektirdiği tüm yükümlülüklerden sorumlu tutulduğu, tüm hak kısıtlamalarına (belirli saatlerde yemekyeme, istediği zaman çarşıya çıkamama, belirli saatte uyuma ve uyanma, üniforma dışında kıyafet giymeme vb.) maruzkaldığı, kendisini 1632 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yazdığı gibi er rütbesi ile asker olarak bildiği, devlet eli ileaskere alındığı ve suç tarihinde kendisini asker kişi sanması nedeniyle askerlik vazifesini yaptığı sırada işlediği ileri sürülensuçlar bakımından asker kişi sıfatını koruması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi anlamında gerçekleşen“hata” sından yararlanması gerektiği, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde yer alan düzenlemeninsanığın en lehine olan düzenleme olduğu, ancak 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 130. maddesi sadece “askerkişiler” hakkında uygulanabilecek bir kanun maddesi olup “sırf askeri” suçlardan biri olarak düzenlendiği ve adli yargıdasanık hakkında 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 130. maddesine dayanılarak hüküm kurulmasının imkansız olduğu, suç tarihinden sonra geçmiş tarihe yönelik sanığın askerliğe elverişli olmadığına dair raporun sanığın aleyhineyorumlanamayacağı, sanığın daha az ceza almasını sağlayacak hatasından yararlanması gerektiği ve bu nedenle sanıkhakkında lehine olan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 130. maddesinin uygulanması gerektiği açıklanarak, sanığıyargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmedenkesinleşmesi üzerine, dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler; Kenan YUMUŞAK, Osman ATALAY, Gökhan KARABURUN, Mehmet AVCIOĞLU,Sevilay TEMİZYÜREK BATIR, Aslan DURU’nun katılım-larıyla yapılan 26.12.2016 günlü toplantısında;I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin KuruluşVe İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, askeri ve adli yargı yerleriarasında, “askeri hizmete mahsus eşyayı kasten tahrip etmek” suçu nedeniyle açılan kamu davası yönünden Yasa’nın 14.maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından esasın incelenmesine oy birliği ile
karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümün-de adli yargıyerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Nezahat TAŞDEMİR’in,davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesinde asker kişilerin “askeri mahallerde” işlediklerisuçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğu belirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucukabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Yasa’nın 15.maddesi ile yapılan değişiklik ile maddenin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleritarafından yürütülür. Bu
mahkemeler; asker
kişiler
tarafından
işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişileraleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletingüvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz” denilmek suretiyle “askerimahallerde” unsuru madde metninden çıkarılmıştır. 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu’nun “Askeri Mahkemelerin Görevleri”başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan “Genel Görev” başlıklı 9. maddesinde; “Askeri MahkemelerKanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerimahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler”denilmekte iken, maddenin “….askeri mahallerde….” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarih ve 28335 sayılıResmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012 gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. “Askeri suç” ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunudışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaaedilmektedir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun
“Hizmete mahsus eşyayı tahrip ve terk ve kaybedenler” başlığı altında düzenlenen 130. maddesinde, “Askeri eşyayı kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip eden, özürsüz kaybedenveya harabolmasına sebebiyet veren veya özel menfaati için kullanan asker kişiler, eşyanın değeri, önemi, meydanagelen hasarın miktarı ve fiilin işleniş şekline göre üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Suç konusu eşya; silah, mühimmat, savaş aracı veya gereci ise ceza artırılır.
Kaybedilen, kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip edilen veya harabolmasına sebebiyet verilen eşyanınödettirilmesine de ayrıca hükmolunur.” denilmiştir.
Olay tarihinde ve yargı kararlarında bahsedilen sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan,Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin “Gruplandırma” başlığı altında düzenlenen 6. maddesinde, “(Değişik: 16/6/2008-2008/13831 K.) (Değişik ilk paragraf: 14/1/2013-2013/4240 K.) Askerlik çağına girenyükümlüler, yoklamaları sonucunda askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olmak üzere gruplandırılır.1) Askerliğe elverişli olanlar: Sağlık yetenekleri bakımından hiçbir hastalık ve arızası bulunmayanlar ile hastalık vearızaları, Hastalık ve Arızalar Listesinin A dilimlerine girenlerdir.2) Askerliğe elverişli olmayanlar: Hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar Listesinin B ve D dilimlerinegirenlerdir.” denilmiş; “Ek (Hastalık ve arızalar listesi)” başlığı altında düzenlenen 17. maddesinde,
“A) 1. Antisosyal kişilik.
2. Madde kötüye kullanımı ya da geçirilmiş madde bağımlılığı.
3. Sınır düzeyde entellektüel işlev bozukluğu.
B) 1. Antisosyal kişilik bozukluğu.
AÇIKLAMA: Bu fıkraya gireceklerin; asker hastanelerinin sağlık kurullarından antisosyal kişilik bozukluğu tanısıalması, adli veya askeri mahkemeler tarafından verilmiş en az bir antisosyal eyleminden dolayı ceza almaları, bucezalarından en az birinin infaz edilmesine rağmen davranış bozukluklarının devam ettiğinin ve askerlik ile uyumlarınınbozulduğunun kıt’a anketi ve diğer resmi belgelerle tespiti gerekir.
2. Zeka yetersizliği.
AÇIKLAMA : Bu fıkraya gireceklerin işlevselliğinin bozularak askerliğin gereklerini yapamayacak nitelikteolduklarının, kıt’a anketi ile saptanması gereklidir.
C) 17 nci maddenin A, B, ve D dilimine giren bozuklukların tedavi ve nekahet hâlleri.
D) 1. İleri derecede antisosyal kişilik bozukluğu.
AÇIKLAMA: Bu fıkraya gireceklerin; antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması, öldürme, öldürmeye teşebbüs,gasp suçlarından en az bir hapis ya da diğer antisosyal eylemlerden dolayı, disiplin mahkemesi dışında kalanmahkemelerce verilmiş en az üç hapis cezası alması ve bu cezaların kesinleştiğinin belgelerle tespit edilmesi gerekir.
2. Alkol ya da madde bağımlılığı.
AÇIKLAMA : Bu fıkraya gireceklerin; madde bağımlılığının süreklilik kazandığının gözlem, kimyasal analizler ve
adlî belgelerle ortaya konulması, askerî hastahanede müşahede sonucu yoksunluk bulgularının saptanması gereklidir.
3. Mental retardasyon.
4. Cinsel kimlik ve davranış bozuklukları.
AÇIKLAMA: Bu fıkraya gireceklerin cinsel kimlik ve/veya davranış örüntülerinin tüm yaşamlarında ileriderecede belirgin olması ve askerlik ortamında sakıncalı bir durum yaratacağı ya da yarattığı tıbbi kanaatine varılmasıgerekir.” hükmü yer almış; benzer düzenlemenin yer aldığı 12.11.2015 gün ve 29530 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 12.10.2015 gün ve 2015/8136 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık YeteneğiYönetmeliği’nin 92. maddesiyle bahsedilen Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, Geçici 3. maddesinde, “Bu Yönetmeliğinyürürlüğe girdiği tarihten önce “Askerliğe Elverişli Değildir” kararlı rapor alanlar hakkında herhangi bir sebeple sonradanyapılan muayenelerinde aynı hastalık ve arıza nedeniyle değerlendirme yapılırken önceki raporu aldığı tarihte yürürlükteolan mevzuat hükümlerine göre karar verilir” denilmiş; bu Yönetmeliği yürürlükten kaldıran ve yine benzer düzenlemeninyer aldığı, 31.10.2016 gün ve 2016/9431 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilip, 11.11.2016 gün ve 29885 sayılıResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı Ve Sahil GüvenlikKomutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği” nin Geçici 1. maddesinde de, “(1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihtenönce sağlık kurulu işlemine başlanan ancak henüz işlemleri sonuçlanmamış olan raporlar hakkında bu Yönetmelikhükümleri uygulanır.” denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dosya içinde bulunan 7. kolordu Komutanlığı Askeri Sav-cılığı’nın 14.4.2011 günve AS.SAV.: 2011/548 O.E sayılı yazısı ile, sanığın adli müşahede altına alınması, suç tarihinde ve halen askerliğeelverişli olup olmadığı hususunun tespit edilmesi için yazılan müzekkereler üzerine, sanığın gözlem altına aldırılmasısonucunda düzenlenen Diyarbakır Asker Hastanesinin 19.4.2011 tarihli, 2283 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda, sanıkhakkında, “İleri Derecede Antisosyal Kişilik Bozukluğu” tanısıyla, “17/D/F1, Barışta ve seferde askerliğe elverişlideğildir. Askerliğe elverişsizlik hali suç tarihini (15.2.2011) kapsar. Müsnet suçundan ötürü TCK’nun 32/1 ve 32/2 ncimaddelerinden faydalanması uygun değildir.” şeklinde karar verildiği, 19.4.2011 gün ve 2283 sayılı sağlık kuruluraporunun incelenmesinde, sanıkta “ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu” teşhis edildiği, sanığın dava konusu suçtanönce yağma suçu nedeniyle hapis cezası alıp cezasının 12.3.2008 tarihinde kesinleştiği, durumunun Türk SilahlıKuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin “Ek(Hastalık ve arızalar listesi” başlığı altında düzenlenen 17. maddesinin Ddilimi 1. fıkrasına uyduğu, bu nedenle suç tarihinde ve halen askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, dosya içindebulunan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca gönderilen 4.3.2011 gün ve 0430-2011-023072 sayılı, sanığa ait “adlisicil kaydı sorgulaması sonuçları” ndan, sanığın Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.1.2007 gün ve E:2006/143,K:2007/4 sayılı 12.8.2008 günü kesinleşen kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1. maddesi uyarıncaverilmiş hapis cezasının bulunduğu anlaşılmış, böylece sanığın suç tarihi olan 15.2.2011 gününde askerliğe elverişliolmadığı sonucuna varılmıştır. Sağlık Kurulu Raporunun kapsam ve hukuki sonuçlarına göre, sanığın suç tarihinde “asker kişi” sıfatıkendiliğinden kalkmış sayılacağından, 353 sayılı Yasa'nın 9. maddesi anlamında “asker kişi” olarak kabul edilmesimümkün bulunmamaktadır. Bu durum gözetildiğinde, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun askerolmayan (sivil) kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen maddeleri ile 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 3. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir: 5530 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile değiştirilen 353 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde, “Askeri CezaKanunu’nun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131. maddelerinde yazılı suçlar, askerimahkemelerin yargı yetkisine tabi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adliyargı mahkemeleri tarafından, Askeri Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır”; 5918 sayılı Yasa’yla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesine eklenen ikinci fıkrasında,“Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerinyargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerinsoruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adli yargı mahkemeleri tarafından yapılır”; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 145. maddesinin ikinci fıkrasında da, “Savaş hali haricinde, asker olmayankişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz”denilmiştir.
Bu düzenlemeler gözetildiğinde, sivil kişilerin barış zamanında, Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlardayer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi suçları tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemeleridurumunda adli yargı yerinde yargılanacakları kuşkusuzdur. Bu durumda, suç tarihinde askerliğe elverişli olmayan, asker kişi sıfatı kendiliğinden kalkan ve sivil kişi olaraknitelendirileceği anlaşılan sanığa yüklenen eylemlerin, 353 sayılı Yasa’da belirtilen eylemler kapsamında bulunmadığı,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlar kapsamında değerlendirileceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, sivil kişi sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen “kamu malına zarar verme”suçuna uygun eylemleri nedeniyle açılan davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ningörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ
: Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 8.6.2016 gün ve E:2013/337, K:2016/459 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 26.12.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuri NECİPOĞLU
ÜyeKenan YUMUŞAK
ÜyeMehmetAVCIOĞLU
ÜyeOsman ATALAY
ÜyeSevilay TEMİZYÜREKBATIRÜyeGökhan KARABURUN
ÜyeAslan DURU