T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 462
KARAR NO : 2018 / 565
KARAR TR
: 22.10.2018 ÖZET : Davacılardan yaşı küçük B.G.nin doğuştankaynaklanan hastalığının muayenesi sırasında, bilgileridışında çıplak fotoğraflarının çekildiği, internet websitesinde yayınlandığı, internette hastalığın adı yazılıncafotoğrafının görüldüğünden bahisle uğranılan manevizararın tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGIYERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar
: 1-N. K.G. 2-B.G.’e Velayeten (Annesi) N. K.G., (Babası) İ. G.
Vekili
: Av. E. M.
Davalı
: Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili
: Av. N. Y. Y. O L A Y
: Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkilesi B. G.’ün doğuştan Incontinentia Pigmenti hastasıolduğunu; doğumundan sonra bu rahatsızlığı nedeniyle, annesi ve babasının, çocuklarını dermatolog tavsiyesi üzerineMKÜ Araştırma Hastanesi Dermatoloji bölümüne götürerek muayene ettirdiklerini; muayene esnasında, anne vebabasının izini ve bilgileri dışında, Begüm'ün çıplak fotoğraflarının çekildiğini; o günden 7 yıl sonra, müvekkillerininyakınları ve akrabalarının http://emedicme. medscape.eom/article/1114205_overview#a4 adlı web sitesinde, müvekkiliB. G.’ün fotoğraflarını gördüklerini; bu yakınların müvekkillerine haber verdiklerini; küçük yaşta olan müvekkiliBegüm’ün, kendi fotoğrafını muayenesi olduğu üniversitenin kendi sayfasında ve yurt içi-yurt dışı tüm web sitelerindegördüğünü, bu hastalığın adını Google adlı internet arama motorunda yazdığında, müvekkilinin temsili olarak kendifotoğrafını gördüğünü; müvekkili B.’ün, hastalığını bu şekilde tam olarak kavradığını, bedeninde olan rahatsızlığın dahada vahim olduğunu hissetmeye başladığını; müvekkili N.’ün, kızının, internet adreslerinde fotoğraflarının yayınlanarak buhastalığın temsili gibi görünmesinden, adeta çözümü olmayan vahim bir durummuş gibi lanse edilmesinden, akrabalarınınarasında kızının bu görüntülerinin konuşulmasından ve en önemlisi kızının bu görüntüleri görmesinden sonraki ruh halindenoldukça kötü etkilendiğini; Begüm’ün dava konusu sebepten dolayı ağlama krizleri, mutsuzluğu, annesi N.’ü kahrettiğini,kızının iyileşmesi konusunda olumsuzluğa ve umutsuzluğa düştüğünü; müvekkili B., hastalıklı ve savunmasız yavrubedeninin ifşa olduğunu gördüğünden ve annesi de bu görüntüye bizzat şahit olduğundan beri ikisinin de elem ve ıstırapçektiğini; somut olayda, davalı tarafın, müvekkilinin vücudunun fotoğraflarını, kendisinin ve ebeveynlerinin izni ve bilgisidışında, internet web sitesinde yayınlayarak, yurt içi ve yurt dışı birçok web sitelerinde de yayılmasına sebep olduğunu,bu yüzden; davalının, müvekkillerinin kişisel haklarına ağır saldırısının söz konusu olduğunu ifade ederek; müvekkillerininçekmiş oldukları acı, elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmek maksadıyla; müvekkili B. için 30.000,00 TL, müvekkiliN. için de 30.000,00 TL olmak üzere toplamda 60.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiilin işlendiği tarihten itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle 13.8.2016 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.Hatay 4.Asliye Hukuk Mahkemesi: 5.10.2017 gün ve E:2016/306, K:2017/361 sayı ile, uyuşmazlığın esasınıinceleyerek, davacının davasını ispatlayamadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, bu kararakarşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ: 6.3.2018 gün ve E:2018/213, K:2018/271sayı ile, “(…)Davalı üniversite, kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup eylem ve işlemleri de kamusalniteliktedir ve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğanzararların gideriminde ise idari yargı görevlidir. (2577 sayılı İYUY. m.2) (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas no :2016/1003 Karar no: 2017/7950) görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemeceresen dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre mahkemesince işin esasına girmeksizin yargı yolu sebebi ile davanınusulden reddine karar vermesi gerektiği halde işin esasına girilerek kesin hüküm oluşturulacak şeklide davanın esastanreddine karar verilmesi hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının istinaf talebinin HMK 355 maddesi gereğincekamu düzeni nedeni ile resen yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermekgerekmiş davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun duruşma yapılmadan bu yönüyle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın353/1-a-3. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesigerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,1-HMK’nın 353/1-a-3. maddesi gereğince, Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/10/2017 günlü 2016/306Esas, 2017/361 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yenidenesas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan kişilik haklarına saldırı nedeni ile tazminat davasının idari yargı yolundatam yargı davası açılması gerektiğinden yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile dava şartı yokluğu sebebiyle HMK'nın114/1-b bendi ve HMK'nun 115/2. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE(…)” karar türü itibari ile kesin olmaküzere karar vermiştir.Davacılar vekili bu kez aynı somut olay nedeniyle, fotoğrafın internet erişimine tedbir engeli konulması ile davacıküçük B. G. için 30.000,00-TL, davacı anne N. K. G. için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 60.000,00-TL manevizararın haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.HATAY 1.İDARE MAHKEMESİ: 30.5.2018 gün ve E: 2018/612 sayı ile, “(…)4721 sayılı Türk MedeniKanunu'nun 24.maddesinde, "Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşıkorunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya dakanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukukaaykırıdır." hükmüne, "davalar" başlıklı 25.maddesinde, "Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olansaldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacıbunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.Davacının, maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekaletsiz işgörme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevi tazminat istemi, karşıtarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir."hükmüne yer verilmiş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde de, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarargören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, butazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyıkınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." hükmüne yer verilmiştir.Tam yargı davası açılabilmesi için ortada, idarenin idari nitelikteki bir işleminin veya eyleminin bulunmasıgerekmektedir.Bu durumda, davacıların izni olmadan, davacılardan küçük B.G. 'ün MKÜ Araştırma Hastanesinde muayenesisırasında bilgileri dışında fotoğraflarının çekildiği ve internet web sitesinde yayınlandığından bahisle, kişilik haklarına saldırıolduğu iddia edilerek manevi tazminat istemiyle işbu davanın açıldığı göz önüne alındığında, idarenin bir kamu hukukuna,yasa, tüzük, yönetmelik gibi bir kural işlem veya bir idari işleme dayanmadan haksız fiil niteliğinde eylemde bulunmasının,özel hukuk hükümleri uyarınca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından, idari bir dava olaraknitelendirilemeyecek olan bu davanın adli yargı yerinde görülmesi ve davanın görev yönünden reddi gerektiği sonucunavarılmıştır.Açıklanan nedenlerle, adli yargının görev alanına giren davada Mahkememizin görevli olmadığına, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilinceye kadar ertelenmesine…” karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 22.10.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği, Yasanın 14.maddesikapsamında “manevi tazminat istemi yönünden” olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığın esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacılardan yaşı küçük B. G.'ün doğuştan incontinentia pigmenti hastası olduğu, Mustafa KemalÜniversitesi Araştırma Hastanesinde muayenesi sırasında bilgileri dışında çıplak fotoğraflarının çekildiği ve internet websitesinde yayınlandığı, internette hastalığın adı yazılınca fotoğrafın görüldüğü, bu nedenle davacının kişisel hakkına saldırıolduğu iddia edilerek; uğranılan manevi zararın davalı İdarece tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin üçüncüfıkrasında; "Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçetazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır" hükmü getirilmiş ve 125. maddesinde, idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde de idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, her türlü idari eylem ve işlemler ile idareninsorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümünebağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1.
maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihteaçılmış olan davalarda uygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinin iptali amacıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012 tarih ve E:2011/35, K:2012/23 sayılıkararıyla: dava konusu kuralla, sadece kişinin vücut bütünlüğüne verilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararların veölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusunun kapsama alındığı ve bu tazminat davalarına bakmagörevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre, aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerden kaynaklanan zararların kapsama alınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da bu zararların tazmini davalarınınidari yargıda görülmeye devam edeceği; bu durumda, idarenin aynı yapı içinde aldığı kararın bir bölümünün idari yargıdabir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanın bütünlüğünü bozacağı; ayrıca iki ayrı yargı kolunda görülendavalarda, idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, idarenin tazmin yükümlülüğü konularında farklı sonuçlaraulaşabileceği; esasen idare hukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramlarının, kişilerin gördüğüzararların tazmininde kullanılan ve kişilerin idare karşısında korunma kapsamını genişleten kavramlar olduğu; idarehukukunda, idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri, fedakârlığın denkleştirilmesi gibi kusursuzsorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerin uğradığı zararların tazmin edilmesinin mümkün olduğu; özel hukukalanındaki kusursuz sorumluluk hallerinin ise belirli konular için düzenlendiği ve sınırlı olduğu; idarenin idare hukukuesaslarına dayanarak tesis ettiği tartışmasız bulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerinde görülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıda belirtildiği gibi, aynıidari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin davaların farklı yargı yerlerindegörülmesinde kamu yararı ve haklı neden olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.Dava konusu olayda; davacılardan yaşı küçük B. G.'ün doğuştan incontinentia pigmenti hastası olduğu, MustafaKemal Üniversitesi Araştırma Hastanesinde muayenesi sırasında bilgileri dışında çıplak fotoğraflarının çekildiği ve internetweb sitesinde yayınlandığı, internette hastalığın adı yazılınca fotoğrafın görüldüğü, olay nedeniyle davacıların acı, elem veıstırap çektiği, davacının kişisel hakkına saldırı olduğu, iddia edilerek, uğranılan manevi zararların davalı İdarece tazminedilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. Bu duruma göre, davalı idarenin kamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılanbu davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başkanedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idarehukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunantam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevlidir. Açıklanan nedenlerle, Hatay 1.İdare Mahkemesinin 30.5.2018 gün ve E:2018/612 sayılı başvurusunun reddigerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Hatay 1.İdareMahkemesinin 30.5.2018 gün ve E:2018/612 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 22.10.2018 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ