T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜESAS
NO : 2016/489KARAR NO : 2016/621KARAR TR : 26.12.2016
ÖZET : Asker kişi davacının ikamet ettiği TSK'yatahsisli lojmandaki eşyalarının Suriye'de devam edençatışmalar nedeniyle kullanılamaz hale gelmesinedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılandavanın; askeri hizmete özgülenmiş konutlarınişletilmesi, bakımı ve onarımı görevinin idareye aitbulunması nedeniyle, zararın askeri hizmetinyürütülmesi sırasında doğması ve asker kişininmalvarlığı sahasında oluşması karşısında, ASKERİYÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDEçözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: E.E.Y.Vekili
: Av. C.K.Davalı
: Şanlıurfa ValiliğiVekili
: Av.F.K. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut Tabur KomutanlığındaP.Uzm.Çvş. olarak görevliyken müvekkiline Mürşitpınar Lojmanlarında konut tahsis edildiğini; Lojmanda ikametetmekteyken Suriye’de devam eden çatışmalar nedeniyle karakolunun ve askerlerinin başında bulunduğunu, lojmanlarınbulunduğu bölgenin ise ateş hattında ve emniyetli olmadığından can güvenliği nedeniyle emirle boşaltıldığını; ŞanlıurfaValiliğinin 18.02.2015 tarih ve 58382460-529-2449 sayılı yazısında; İl Kriz Merkezinin 05.10.2014 tarih ve 05 sayılıkararı ile Büyük Kendirci, Küçük Kendirci ve Mürşitpınar köylerinin tahliye edildiği, Suruç İlçe Kriz Merkezinin 10Şubat 2015 tarih ve 07 nolu kararına istinaden Valilik Makamının 17.02.2015 tarih ve 2358 sayılı onayı ile de anılanyerleşim yerlerine geri dönüşe başlanılmasının uygun görüldüğünün bildirildiğini; çatışmalar nedeniyle müvekkilin ailesininfarklı bir adrese yerleştiğini, müvekkilinin, bu süre içerisinde görevi başından ayrılamadığını, Suriyeli sığınmacılar vesorumluluk sahasını koruduğunu; Mürşitpınar Lojmanlarının ateş hattında olması nedeniyle çatışmaların devam ettiği süreiçerisinde verilen emirle bölgeye girişin yasaklandığını, atılan patlayıcı maddelerin etkisiyle müvekkilinin ikamet ettiğilojman ve lojmanlarda bulunan ev eşyalarının kullanılamaz hale geldiğini; bu nedenle bir dilekçeyle görevli olduğu TaburKomutanlığına başvurarak uğradığı toplamda 15.450 TL değerindeki zararın giderilmesini talep ettiğini; Şanlıurfa Suruç3 ncü Hudut Alayı 3 ncü Hudut Tabur Komutanlığının 13 Ağustos 2015 tarih ve PER:12500268-1630-749-15/1483-2904 sayılı ve “Mürşitpınar’da İkamet Eden Personelin Mağduriyetinin Giderilmesi” konulu yazısı ile müvekkilinindilekçe ve eklerinin Şanlıurfa Valiliğine sunulmak üzere Suruç Kaymakamlığına, Suruç Kaymakamlığınca da ŞanlıurfaValiliğine gönderildiğini; Şanlıurfa Valiliğinin 11.09.2015 tarih ve Sayı:29614752-490-E.12448 sayılı ve “Mürşitpınar’daİkamet Eden Personelin Mağduriyetinin Giderilmesi” konulu yazısı ile, “Valilik ve Kaymakamlık Birimleri Teşkilat, Görevve Çalışma Yönetmeliğinin 21 nci maddesinin Hukuk İşleri Şefliği başlıklı a bendi gereği Şube Müdürlüğümüzün görevi“5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun uygulanmasında Valiliğiilgilendiren iş ve işlemleri” yürütmekle sınırlı olduğundan diğer taleplere ilişkin işlem tesis edilemeyeceği,” belirtilerektalebin reddedildiğini; 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 7.maddesine göre sulh yoluyla karşılanacak zararların; a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlaraverilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenazegiderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarındankaynaklanan maddi zararlar olarak sayıldığını; Suriye’de meydana gelen olaylar ve bu olayların aktörlerinin, TCDevletinin terör örgütü olarak nitelendirdiği örgütler olduğunu, bu örgütlerin çatışmaları sırasında müvekkilinin ikametettiği lojmanda bulunan taşınır mallarına verilen zararın davalı idare tarafından kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerinegöre tazmin edilmesinin gerektiğini; 5233 sayılı Kanunun 2. maddesinin 2. fıkrasının (d) alt bendinde, güvenlik kaygılarıdışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararın bu kanunun kapsamı dışındaolduğunun ifade edildiğini; anılan maddenin, güvenlik kaygıları nedeniyle oluşan maddi zararların karşılanması gerektiğiniifade ettiğini, somut olayda müvekkilinin lojmanı kendi inisiyatifiyle değil verilen emirler gereğince boşalttığını; öte yandanmüvekkilinin uğradığı zararın bir an için 5233 sayılı Kanuna göre karşılanamayacağı kabul edilse dahi, uğranılan zararınbu kez de kusursuz sorumluluk ilkesi ve özellikle de soysal risk ilkesi gereğince karşılanmasının gerektiğini; 3152 sayılıİçişleri Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesine göre, Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarınıidare etmek suretiyle ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu düzenini ve genelahlâkı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumanın, suç işlenmesini önlemenin, suçluları takip etmek ve yakalamanınİçişleri Bakanlığının görevlerinden olduğunu; benzer düzenlemelerin, İl İdaresi Kanunu ile Emniyet Teşkilat Kanununda
da yer aldığını, İl İdaresi Kanununa göre de ilin güvenliğinin sağlanmasından il valisinin sorumlu bulunduğunu ifadeederek; Bölgede yaşanan çatışmalar sırasında müvekkilinin konutunda bulunan ev eşyalarının kullanılamaz hale gelmesinedeniyle oluşan zararların karşılığı olarak (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) 100,00 (YÜZ) TL maddi tazminatındavalı idare tarafından müvekkiline ödenmesine; maddi tazminata konutu boşaltma tarihi olan 05.10.2014 tarihindenitibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi istemiyle genel idari yargı yerinde dava açmıştır.Davalı İdarece süresi içinde, davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılması gerektiği öne sürülerek,görev itirazında bulunulmuştur.ŞANLIURFA 2. İDARE MAHKEMESİ: 20.6.2016 gün ve E:2015/1266 sayı ile, “(…) 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanununun "Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevleri:" başlıklı 20. maddesinde;“(Değişik: 25/12/1981-2568/1 md.)Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarınilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er,erbaş ve erler ile sivil memurlardır." hükmüne, aynı Kanunun "İdari davalar ve yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 21.maddesinde; "(Değişik: 25/12/1981 - 2568/1 md.) 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkinidari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındanbahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesihalinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir vekarara bağlanır..." hükümlerine yer verilmiştir.Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Askeri Yüksek İdare Mahkemesiningörev alanına giren uyuşmazlıkların asker kişiyi ilgilendiren ve askeri hizmete mahsus idari uyuşmazlıklar olduğu, ancakaskeri hizmete münhasır olmayan ve genel idari düzen içerinde karşılaşılabilen uyuşmazlıklarda idari yargının görevliolduğu anlaşılmaktadır. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre kurulmuş ise, buişlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Bir başka ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler: yönetiminbir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktankaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gereklergözönünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda kurulan işlemlerdir. İdari işlemin, askeri olmayan bir makam tarafındantesis edilmesinde de durum değişmemekte, menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdareMahkemesinde görülmesi gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden; Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut Tabur Komutanlığında piyade uzman çavuş olarakgörev yapmakta olan davacının Şanlıurfa İli, Suruç İlçesi, Mürşitpınar Köyündeki lojmanda ikamet ettiği, anılanlojmanların valilik emrine istinaden 05/10/2014 tarihinde boşaltıldığı, davacının adına tahsisli lojmanda sınır dışındakiçatışmalar nedeniyle meydana gelen maddi zararın tazmini istemiyle 18/12/2014 tarihinde Suruç 3. Hudut Alayı 3. HudutTabur Komutanlığına başvurduğu, anılan Komutanlıkça davacının dilekçesi ve eklerinin Şanlıurfa Valiliğine sunulmaküzere Suruç Kaymakamlığına gönderildiği, Şanlıurfa Valiliğince talebin reddedildiğinin, Tabur Komutanlığınca ilgililereduyurulması üzerine, davacının sınır dışındaki çatışmalar nedeniyle adına tahsisli lojmanda meydana gelen 100,00-TLmaddi zararının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tahliye tarihi olan 05/10/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda, her ne kadar, davalı idarece uyuşmazlığın asker kişiyi ilgilendirdiği ve askeri hizmet esnasında görevyaptığı bölgenin risklerine ilişkin olduğundan uyuşmazlığın çözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevliolduğu ileri sürülmekteyse de; asker kişinin ikamet ettiği lojmanın valilik emrine istinaden tahliyesi üzerine
busırada sınır dışındaki çatışmalar dolayısıyla uğranılan tazmine ilişkin uyuşmazlığın askeri hizmetle ilişkin olmadığıanlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin görev itirazının reddine...” ve Mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir.Davalı idarenin, süresi içinde verdiği dilekçe ile, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvurudabulunması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığına gönderilmiştir.ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BAŞSAVCISI; “(…) Davanın konusu, Davacının, ikametetmekte olduğu Şanlıurfa Suruç Mürşitpınar köyündeki lojman içerisinde bulunan şahsına ait ev eşyasının SuriyeDevletinin Ayn El Arap (Kobani) şehrinde PYD ve IŞID güçleri ile Koalisyon Güçleri arasındaki çatışmalar sırasındakullanılan bomba, mühimmat ve diğer patlayıcıların etkisi ile kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle uğradığı maddi zararınıntazmini istemidir.1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20'nci maddesinde Askeri Yüksek İdareMahkemesinin görevleri hükme bağlanmıştır. Anılan hükme göre; “Askeri Yüksek İdare Mahkemesince Askeri olmayanmakamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimi yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz" denilmiştir. Asker kişinin tanımının yapıldığı aynı hükmün 2'ncifıkrası ise; “Bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan Subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er,erbaş ve erler ile sivil memurlardır" hükmünü taşımaktadır.1602 sayılı Kanunun 21 'inci maddesinin ilk fıkrasında; "20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarınıihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde
çözümlenir ve karar bağlanır” denilmektedir.Anayasanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başlıklı 157'nci maddesinde yer alan göreve ilişkin hükümleriniyukarıda açıklandığı gibi benzer bir biçimde tekrarlayan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20'nci ve 21 'incimaddelerine göre uyuşmazlık konusunun Askeri İdari Yargı yerinde görülebilmesi için; davanın konusunu teşkil edenişlem ve eylemin “asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin olma" şartlarının bir arada gerçekleşmesigerekmektedir.“Asker kişiyi ilgilendirme" şartından davacının, hizmette veya görevden ayrılmış ve 1602 sayılı Kanun'un 20'ncimaddesinde sayılan asker kişilerden veya bu asker kişinin yakınlarından birisi olması gerektiği açıktır.Diğer şart ise; davaya konu işlemin “askeri hizmete ilişkin" olmasıdır. Uyuşmazlık Mahkemesinin birçokkararında belirtildiği üzere idari işlemin veya eylemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmete ilişkin” olupolmadığının saptanabilmesi için işlemin ve eylemin konusuna ve gerçekleştirilme tarzına bakılması gerekmektedir. Eğeridari işlem ve eylem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ya da askeri hizmetgörülürken veya askeri bir vazifenin ifası esnasında vuku bulmuş ise bu işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunduğukabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, işlemin ve eylemin “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının anlaşılabilmesi için,somut olayda, idarece ya da kamu görevlilerince, bir asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları,askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerininözellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler, askeri vazifeler ve hizmetler göz önünde tutularak hareket edilip edilmediğigözetilecek ve işlemin ya da eylemin “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının anlaşılması bu esaslar dahilinde mümkünolabilecektir.Davacı Vekili, müvekkilinin zararlarının öncelikle 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamında karşılanmasını, 5233 sayılı Kanuna göre karşılanamayacağı kabul edilse dahiuğranılan zararın bu kez de kusursuz sorumluluk ilkesi ve özellikle de sosyal risk ilkesi gereğince karşılanmasınıngerektiğini, Suriye'de meydana gelen olaylar ve bu olayların aktörlerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin terör örgütü olaraknitelediği örgütlerden kaynaklandığını, bu örgütlerin çatışmaları sırasında müvekkilinin ikamet ettiği lojmanda bulunantaşınır mallara verilen zararın davalı İdare tarafından kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre karşılanmasıgerektiğini, tedbirli bir idarenin sınırın sıfır noktasında bulunan lojmanları zamanında boşaltması ve oluşacak zararı en azaindirmesi gerekirken gerekenin yapılmadığını ifade etmektedir.Davacının TSK’da görevli piyade uzman çavuş statüsünde olduğu ve bu suretle asker kişi sayıldığı hususundaherhangi bir tartışma bulunmamakla birlikte; davacının zararının askeri hizmetle bir ilgisinin bulunup bulunmadığının ortayakonulması gerekmektedir. Davacı, Şanlıurfa Suruç 3'üncü Hudut Tabur Komutanlığı'nda görev yapması nedeniyle zarargören ve TSK'ya tahsisli lojmanda ikamet etmekte olup, Davacı Vekili oluşan zararı, "tedbirli bir idarenin sınırın sıfırnoktasında bulunan lojmanları zamanında boşaltması ve oluşacak zararı en aza indirmesi gerekirken gerekeni yapmadığı"iddiasına dayandırmaktadır. Bu itibarla askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularakortaya çıkan dava konusu eylemin, askeri hizmete ilişkin olduğu kanaatine ulaşılmıştır.Belirtilen durumlara göre ve olayda Anayasanın 157'inci ve 1602 sayılı Yasanın 20. maddelerinde öngörülen,idari eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşulları birlikte gerçekleştiğinden; davanıngörüm ve çözümü Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmektedir.Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında; 2247 sayılı Yasanın 10, 12 ve 13 üncü maddeleri gereği Şanlıurfa 1'inci İdare Mahkemesinin işbu davada görevli olduğuna dair 05.01.2016 tarih ve 2015/1032 E. sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASI ve ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNAkarar verilmesinin gerektiği …” yolunda karar vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI: Anayasanın 157., 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20.ve 21. maddesinin ilk fıkrasına yer verdikten sonra; “Anılan yasa hükümlerine göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesininbir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemde veya eylemde “asker kişiyi ilgilendirme” ve “askeri hizmete ilişkinbulunma" koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.Davacının 1602 sayılı Yasanın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusuişlemin asker kişiyi ilgilendirdiği tartışmasızdır.Dava konusu eylemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince;İdari işlemin veya eylemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığınınsaptanabilmesi için işlemin ve eylemin konusuna ve gerçekleştirilme tarzına bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem veeylem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ya da askeri hizmet görülürken vukubulmuş ise, bu işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemler; idarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askerigeçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerininözellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlem ve eylemlerdir.İşlem ve eylem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemektedir.İdari eylemin "asker kişiyi ilgilendirmesi" için, eylemin bir asker kişiye yönelmesi, zarar verici etkilerini bir askerkişinin beden bütünlüğü veya malvarlığı sahasında meydana getirmiş olması gerekmektedir.Olayda; davacının ikamet ettiği TSK'ya tahsisli lojmandaki eşyalarının Suriye'de devam eden çatışmalarnedeniyle kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle uğranılan zararın idarece tazmin edilmesi istenildiğine göre; zararın askerihizmetin yürütülmesi sırasında doğması ve asker kişinin malvarlığı sahasında oluşması karşısında; söz konusu eyleminaskeri hizmete ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.Belirtilen durumlara göre ve olayda Anayasa'nın 157. ve 1602 sayılı Yasanın 20. ve 21. maddelerindeöngörülen, idari eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşulları birlikte gerçekleştiğinden,
davanın görüm ve çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girdiği sonucuna ulaşılmaktadır.SONUÇ: Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun kabulünün uygunolacağı…”yolunda düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 26.12.2016 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılanincelemeye göre, davalı idarenin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Askeri Yüksek İdareMahkemesi Başsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde askeri idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen DanıştaySavcısı Yakup BAL ile AYİM Savcısı Oğuz PÜRTAŞ’ın davada askeri idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut Tabur Komutanlığında P. Uzman Çavuş olarak görev yapan davacının,ikamet etmekte olduğu Şanlıurfa İli, Suruç İlçesi, Mürşitpınar Köyünde bulunan lojmanındaki şahsına ait ev eşyasının,Suriye Devletinin Kobani şehrinde PYD ve IŞID güçleri ile Koalisyon Güçleri arasındaki çatışmalar sırasında kullanılanbomba, mühimmat ve diğer patlayıcıların etkisi ile kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle uğradığı zararın karşılığı olarakfazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL maddi zararın, yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesiistemiyle açılmıştır.Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmişolsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargıdenetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilininasker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20.maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesisedilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk veson derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz” denilmiştir.Buna göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veyaeylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesigerekmektedir.1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivilmemurlar asker kişi sayılmaktadır.Davacının 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusueylemin asker kişiyi ilgilendirdiği tartışmasızdır.Dava konusu eylemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince:İdari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanun ve nizamların Türk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığıyetki ve görevlerin yerine getirilmesi amacına yönelik olması anlamını taşımaktadır. Askeri nitelikteki idari eylemi de,askeri kural ve gerekler çerçevesinde yürütülen askeri hizmet sırasındaki bir hareket, tutum veya meydana gelen ya dagetirilen bir olay olarak tanımlamak olanaklıdır.Bir idari eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi koşuluna üç değişik anlam vermek mümkündür: Bunlar, “davacınınasker kişi olması”, “idari eylemin asker kişilerce tesis edilmiş olması” ve “idari eylemin bir asker kişiye yönelmişbulunması”dır.2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1.maddesinde; ‘’Bu Kanunun amacı; kamukonutlarının tahsis biçimi, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin temel ilkeleri belirlemektir.’’ hükmü,“Kapsam” başlıklı 2.maddesinde: “Bu Kanun;a) Genel bütçeye giren daireler, katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri vebelediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar,b) İktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, sermayesinin tamamı bu kamu teşebbüslerine aitmüesseseler, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarına ait olan bağlıortaklıklar,c) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hariç olmak üzere, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiğiyetkiye dayanılarak kurulan bankalar ile kamu kurum ve kuruluşları,d) Kanunlarla kurulan fonlar, kefalet sandıkları, beden terbiyesi bölge müdürlükleri, Tarafından yurt içinde veyurt dışında inşa ettirme, satın alma, kiralama suretiyle temin olunan ve bu kurum ve kuruluşlar personelinin yararlanmasıiçin ayrılan kamu konutlarını kapsar. Ancak kiralama zaruri hallerde ve kısıtlı olarak yapılabilir. Bunun uygulamasıyönetmelikte belirtilir.’’ hükmü yer almaktadır. 23.09.1984 gün ve 18524 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu KonutlarıYönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1.maddesinde; ‘’Bu Yönetmeliğin amacı, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 2 ncimaddesinde belirtilen kurum personeline kamu konutlarının tahsis şekli, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimineait usul, esas ve şartlar ile uygulamaya dair diğer hususları tesbit etmektir.’’ hükmüne, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde;“Bu Yönetmelik, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 2 nci maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşları
personelinin yararlanması için yurt içinde ve yurt dışında inşa ettirme, satın alma ve kiralama suretiyle sağladıkları kamukonutlarını kapsar.Kurum ve kuruluşlarınca bir bölümü kamu konutuna tahsis edilen hizmet binalarındaki konutlar hakkında da buYönetmelik hükümleri uygulanır.’’ hükmüne; “Kamu Konutlarının Türleri” başlıklı 5.maddesinde; “Kamu konutları tahsisesasına göre aşağıda belirtilen dört gruba ayrılır:a) Özel tahsisli konutlar; Yönetmeliğe ekli (1) sayılı cetvelde gösterilen ve temsil özelliği olan makam ve rütbesahiplerine tahsis edilen özel nitelikteki konutlardır.b) Görev tahsisli konutlar; Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde belirtilenlere, görevlerinin önemi ve özelliği ileyetki ve sorumlulukları gereği tahsis edilen konutlardır.c) Sıra tahsisli konutlar; Yönetmeliğe ekli (4) sayılı cetvelde gösterilen puan durumu dikkate alınarak 9 uncumaddede belirtilen usul ve esaslara göre tahsis edilen konutlardır.d) Hizmet tahsisli konutlar;1) Hudut karakolu, istasyon, haberleşme, gözlem, araştırma, inşaat mahalli gibi meskün yerlerden uzak, sosyalve ekonomik zorlukları olan, ulaşım ve iskan imkanları kısıtlı yerlerde, normal çalışma saatleriyle sınırlandırılması kabilolmadan görev başında bulundurulması gerekli olan personel,2) İlgili kanunlarca kendilerine zata mahsus taşıt tahsis edilen makam ve rütbe sahiplerinin makam şoförü vekoruma görevlileri,3) Kamu konutlarında görevli kapıcı, kaloriferci gibi personel,İçin inşa veya tefrik edilerek tahsis edilen bina, baraka, prefabrik yapı, şantiye eklentisi, tadil edilmiş veyaedilmemiş karavan, kulübe ve benzeri konutlardır.” hükmüne; “Kamu Konutu Özelliğini Kazanma” başlıklı6.maddesinde; “Kamu kurum ve kuruluşlarının yetkili makamlarınca, mevcut konutlarının, kamu konut türlerine görebelirlenip, bu amaçta kullanılmak üzere ayrımının yapılması ile bu konutlar kamu konutu özelliğini kazanır.Genel bütçeye bağlı dairelerin konutları ise, 178 sayılı Maliye ve Gümrük Bakanlığının Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (d) bendi ile 1050 sayılı Muhasebei UmumiyeKanununun 23 üncü maddesi uyarınca, ilgili idareye tahsis edildiği tarihte kamu konutu özelliğini kazanmış olur.Konutların ilgili idareye tahsisi, talep tarihinden itibaren en geç bir ay içinde yapılır.Kamu konutlarının görev unvan gruplarına göre ne miktarda veya hangi oranda tahsis edileceği yetkili makamcatespit edilebilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde ayırım subay, astsubay ve sivil memur (Uzman çavuş ve uzman jandarmaçavuşları dahil) arasında yapılır.” hükmüne; “Görev Tahsisli Konutların Tahsis Şekli” başlıklı 8.maddesinde: “(…) TürkSilahlı Kuvvetlerine ait görev tahsisli konutların tahsisi, konutun kullanımına verildiği askeri birlik, karargah ve kurumlarınkomutanları, kurmay başkanları veya yetki verecekleri amirler tarafından yapılır.(…)” hükmüne; “Hizmet TahsisliKonutların Tahsis Şekli” başlıklı 10.maddesinde; “Hizmet tahsisli konutlar yetkili makam tarafından tahsis edilir.”hükmüne; “Konutlarda Oturma Süreleri” başlıklı 20.maddesinin ilk fıkrasında; “Özel, görev ve hizmet tahsislikonutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir.” hükmüne yer verilmiş; “KonutlarınYönetimine Dair Esaslar” başlıklı 35. maddesinde; “Devlete ait kamu konutları, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilatve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (e) bendi uyarınca Maliye Bakanlığı MilliEmlak Genel Müdürlüğünce yönetilir. Üzerinde kamu konutu bulunan Hazineye ait taşınmazlardan Maliye BakanlığıncaHazineye ait taşınmazların idaresine ilişkin yöntemlerle değerlendirilmek suretiyle ekonomiye kazandırılmalarının dahauygun olacağına karar verilenlerin tahsisleri, adına tahsis yapılan idarelerin görüşleri de alınmak suretiyle kaldırılır. Fiilenkamu konutu olarak kullanılan ve tahsisleri kaldırılanların yerine Maliye Bakanlığı tarafından başka kamu konutları tahsisedilir. Tahsisleri kaldırılan kamu konutlarında oturanlara, kurumları tarafından Maliye Bakanlığınca yeni tahsis edilenkamu konutlarından tahsis yapılır. Adına yeni kamu konutu tahsis edilenlerce kurumlarınca yapılacak yazılı tebligattarihinden itibaren en geç otuz gün içinde oturulan kamu konutunun boşaltılması zorunludur. Bu süre içerisinde kamukonutunu boşaltmayanlar hakkında 34 üncü maddeye göre işlem yapılır. Adına yeni kamu konutu tahsis edilenlerinzorunlu nitelikteki taşınma masrafları Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde bu Bakanlıktarafından ilgililerine ödenir. Bu amaçla gerektiğinde Maliye Bakanlığınca hizmet satın alınabilir.Ancak, kanunlar gereğince ve bu Yönetmelik hükümlerine göre, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce yürütülmesigerekli görevler dışında, genel bütçeye bağlı dairelere tahsisli konutların yönetimi, konut tahsisine dair usul ve esaslarınuygulanması, işletme, bakım, onarım ve benzeri işlerinin yapılması ve bunlara ait giderlerin ödenmesi gibi işler, konutlarıntahsis edildiği Bakanlıklara aittir.” denilmiş ve genel bütçeye bağlı dairelere tahsisli konutların yönetimi konusundaki yetkinin, konutların tahsis edildiği Bakanlıklara verilmiş ve Bakanlıkların bu kapsamda işletme, bakım, onarım ve benzeriişlerin yapılması ile bunlara ait giderlerin ödenmesi gibi işleri yürütmekle görevli olacakları
düzenleme altına alınmıştır.Öte yandan, 3497 Sayılı Kara Sınırlarının Korunması Ve Güvenliği Hakkında Kanun’un ‘Amaç ve Kapsam’başlıklı 1. Maddesinde “ Bu Kanunun amacı; T.C. Devleti kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması ile ilgiliesas ve usulleri düzenlemektir. Bu Kanun, bu görevleri yerine getirecek Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve bu Komutanlıktarafından tefrik edilen birliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunan diğer birlikleri kapsar.” denilmek sureti ile sınır güvenliğinin sağlanması konusunda Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve bu Komutanlık tarafındantefrik edilen birliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunan diğer birliklerin görevli olduğubelirtilmiştir.Aynı Kanunun ‘Görev, Yetki ve Görev İlişkileri’ başlıklı 2. Maddesinde ise; “ Kara sınırlarını korumak vegüvenliğini sağlamak görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olup bu görev sınır birliklerince;1. Kendi sorumluluğunda olan bölgede sınırı korumak ve güvenliğini sağlamak,2. Gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığı ile kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasakbölge içerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak, bu bölgede işlenen meşhut suç faillerini ikinciderece askeri yasak bölgede de takip etmek ve yakalamak, failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan
kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek,3. Kara sınırlarından iltica amacıyla giren muharip yabancı ordu mensupları hakkında 11.8.1941 tarihli ve 4104sayılı Muharip Yabancı Ordu Mensuplarından Türkiye'ye İltica Edenler Hakkında Kanun hükümlerini uygulamak, diğermültecileri silah, muhimmat ve sair harp araç ve gereçlerinden arıtmak, bu mülteciler ile beraberlerinde getirdiklerimalzemeleri ilgili makamlara teslim etmek,Şeklinde yerine getirilir.Yukarıda belirtilen görevler askeri hizmetten sayılır.Sınır birlikleri mensupları kendilerine bu Kanun ile verilen görevlerin yapılmasında; diğer kanunların, silahkullanma yetkisi dahil, güvenlik kuvvetlerine tanıdığı bütün hak ve yetkilere sahiptirler.Sınır birliklerinin bu maddede belirtilen görev ve yetkilerine girmeyen konularda, diğer kanunlara göre görevlive yetkili kılınmış makamların görev ve yetkileri saklıdır.Kara Kuvvetleri Komutanlığı bu Kanunda öngörülen görevlerini gerektiğinde, ilgili bakanlıklar, mülki ve adlimakamlar ile güvenlik kuvvetleri ve ilgili kuruluşlarla karşılıklı yardım ve işbirliği yapmak suretiyle yerine getirir.” denilmeksureti ile sınır güvenliğini sağlama konusunda görevlendirilen kişilerin görevlerinin kapsamı belirlenmiş ve bu görevdegeçen sürelerin askeri hizmetten sayılacağı düzenlenmiştir.Olayda, Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut Tabur Komutanlığında P. Uzman Çavuş olarak görev yapandavacıya, MSY:319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi gereğince, ilgili Komutanlık tarafından yaptığı görevde dikkate alınarak, Suriye sınırındaki, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımında bulunan lojmanın tahsis edildiği, sınırbölgesinde yaşanan çatışmalarda atılan patlayıcı maddelerin etkisiyle davacının ikamet ettiği lojman ve lojmanlardabulunan ev eşyalarının kullanılamaz hale geldiği, oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığıanlaşılmıştır.Bu bağlamda, Kamu Konutları mevzuatı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesine göre, Milli SavunmaBakanlığına tahsis edilmekle askeri hizmete özgülenmiş konutların işletilmesi, bakımı ve onarımı görevinin bu idareye aitbulunması nedeniyle, zararın askeri hizmetin yürütülmesi sırasında doğması ve asker kişinin malvarlığı sahasında oluşmasıkarşısında, davada idari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması” ve “asker kişiyi ilgilendirmesi” koşullarının birliktegerçekleştiği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu edilen tam yargı davasının görüm ve çözümünde Askeri Yüksek İdareMahkemesi görevli bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığının başvurusunun kabulü ile davalı vekiliningörev itirazının reddine ilişkin Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi’nin 20.06.2016 gün ve 2015/1266 sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.SONUÇ: Davanın çözümünde ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ’NİN görevli olduğuna, bu nedenleAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazınınreddine ilişkin Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi’nin 20.06.2016 gün ve 2015/1266 sayılı GÖREVLİLİK KARARININKALDIRILMASINA, 26.12.2016 gününde Üye Mehmet AKBULUT’un KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN