T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO : 2016/511
KARAR
NO : 2016/627
KARAR
TR : 26.12.2016
ÖZET: Davalı Şirkette çalışırken Kurumunözelleştirilmesi nedeniyle kamu kurumuna nakledilendavacının, maaş nakil bildiriminin ilgili mevzuatauygun düzenlenmemesi nedeniyle uğradığı parasalkaybın giderilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: M.A.T.Vekili
: Av. A.T.Davalı
: Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel MüdürlüğüVekili
: Av. K.S. O L A Y
: Davalı Şirkette görev yapmakta iken, 406 sayılı Yasanın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılıYasanın 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen davacı 11.8.2010 tarihinde, Antalya Valiliği İlMilli Eğitim Müdürlüğü emrine atanmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği 2.6.2010 tarihi itibariye davalı kurumdanalmış olduğu ücret ve ayrıca 112 günlük ikramiye tutarının sabit bir değer olarak eklenmesi suretiyle maaş nakililmühaberinin düzenlenmesi ve Devlet Personel Başkanlığı'na bildirilmesi gerektiğinin tespiti; müvekkilinin maaş nakililmühaberinin eksik ve hatalı düzenlenmesi nedeniyle kamuda çalışmaya başladığı 11.8.2010 tarihinden dava tarihinedeğin her ay eksik ücret alması nedeniyle uğramış olduğu zarardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik1.000,00 TL'nin 11.08.2010 tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile tahsili istemiyle27.3.2015 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 2.İŞ MAHKEMESİ: 27.1.2016 gün ve E:2015/220, K:2016/14 sayı ile, “(…) Taraflar arasındakiuyuşmazlık 399 sayılı KHK ek II cetvelinde yer alan ve özelleştirme sonucu hissesi devredilen davalı kurumda TİP 2sözleşmesi ile nakle tabi olarak çalışan davacının davalının özelleştirilmeden önce tabi olduğu ve özelleştirme ile bazıhükümleri değişen 406 sayılı kanunun ek 29 maddesi kapsamındaki düzenleme ve sözleşmedeki hüküm nedeni ile 375sayılı KHK nin ek III maddesi de 399 sayılı KHK ek II cetvelinde yer alan kurumlarda çalışan sözleşmeli personeleyapılan artışlardan yararlanıp yararlanamayacağı, nakledilirken bu artışların yer aldığı ücreti gösteren nakil maaşilmühaberinin buna göre düzenlenmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Somut uyuşmazlıkta normatif dayanaklar 406 sayılı kanunun ek 29.maddesi, 375 sayılı KHK nin ek IIImaddesi, 399 sayılı KHK nin ek II cetveli ve bu KHK e dayanılarak çıkartılan 2006-1 sayılı tebliğ yanında taraflararasındaki sözleşme hükümleridir.409 sayılı kanunun 29.maddesinin 3.fıkrasının 1.cümlesine göre "399 sayılı KHK ye tabi olarak sözleşmelipersonel ve kapsam dışı personel statüsünde çalışanlar hakkında 4046 sayılı kanunun 22.maddesinin 4.ve 5.fıkrasıhükümlerinin uygulanmasında, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki tavanları esas alınarak yönetimkurulunca 15/04/2004 tarihi itibariyle bu tavana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer mali haklarına bu tarihten DevletPersonel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süreiçinde kamu görevlilerine yapılacak artış oran ve / veya miktarları uygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır.Kapsam dışı personelden Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerin 15/04/2004 tarihi itibariyle unvanlarına göreücretinin belirlenmemiş olması durumunda benzer görevlerde bulunanlar dikkate alınarak bu tarih için ücret ve diğer malihakları tespit etmeye yönetim kurulu yetkilidir.Davalı ile nakle tabi kapsam dışı personel arasında imzalanan TİP 2 sözleşmenin 7.maddesindeki kurallara göreise "nakil hakkını saklı tutan çalışanın ikramiye, yardım vs. gibi mali ve özlük hakları için iş mevzuatına tabi kapsam dışıpersonel esaslarında yer alan hükümler uygulanır. Ancak ücretlerde yapılacak artış oranı kamudaki memur maaş artışoranında olacaktır. Diğer taraftan özelleştirme uygulamaları sebebiyle nakilerini düzenleyen 4046 sayılı ÖzelleştirmeKanunun 22/5 maddesinde özelleştirme sebebiyle kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli ve iş kanunlarınatabi personelin Devlet Personel Başklanlığına bildirdikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına göre almakta oldukları ücretyanında, bildirim tarihi itibariyle almakta oldukları ikramiye, ek ödeme gibi vs. Ek ödemelerin de sabit bir değeri olarakbildirileceği hükmünü içermektedir. Gerek kanuni düzenleme ve gerekse sözleşmedeki hükümler dikkate alındığında,davalı kurumda özelleştirme öncesi kapsam dışı olarak çalışan ve 399 sayılı KHK hükümlerine tabi olarak ücretibelirlenen davacının özelleştirme sonrası çalıştıktan sonra nakledildiği tarihe kadar kamuda aynı statüde çalışanlar içingetirilen özlük haklarından yararlandırılarak, nakil edildiklerinde haklarının korunması amaçlanmıştır. Kısacası davacıkapsam dışı olarak kamuda çalışmış gibi sayılmaktadır.Danıştay İdari Dava Dairelerinin 07/04/2011 ve 2011/55-205 sayılı kararına göre "yasal düzenleme ile Türk
Telekom A.Ş.nin özelleştirmesi sonucunda, işlevsel görevlerinde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkansız personelinisteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevinden aylıksız izinli sayılarak özel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarınaolanak sağlandığı, söz konusu personelin, aylıksız izinli olarak geçen sürede kamu personeli statülerinin devam ettiği,imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmek hakkını elde eden davalı şirkete, devir sonrasında yetişmiş personelyetersizliği sebebiyle doğabilecek aksaklıklarının önüne geçilebilmesi için, 406 sayılı KH ile tanınan ayrıcalıkların sonucuolarak da bünyesinde belli süreyle çalışmaya devam eden söz konusu personelin kamu kuramlarına naklen atanmasınınsağlanması amacıyla kimi görevler yüklendiği, 406 sayılı KH uyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelinDevlet Personel Başkanlığına bildirilmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumundan yararlanacağıparasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberinin düzenlenmesi, personel ilişiğinin kesilmesi gibiişlemlerin bulunduğu, bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledileceklerikurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idarehukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları, davalı şirketin Telekomünikasyon kurumu ile TürkTelekom arasında imzalanan "Telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin imtiyaz sözleşmesi " ile belirli birkamu hizmetini yürütmek görev ve yetkisi ile donatıldığı, bu görev ve yetkiler dahilinde bazı kamusal ayrıcalıkları veyükümlülükleri bulunduğu, belirtilen statüsü ve özel kanun hükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara veyükümlülüklere sahip olması sebebiyle davalı şirketin her hangi bir özel hukuk tüzel kişisinden farklı bir hukuki statüiçerisinde bulunduğu, bu durumda imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmekle görevli ve yetkili kılınmasınedeniyle, diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan, 406sayılı KH ile, kamu kurumlarına nakil hakkı bulunan personeli ile ilgili olarak bazı kamusal görevler yüklenen davalışirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklananuyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu " kabul edilmiştir.Danıştay idari dava dairelerinin gerekçeleri Yargıtay 22.HD. ve Hukuk Genel Kurulu tarafından da kabuledilmiştir. ( Yargıtay 22.HD. nin 14/02/2013 gün ve 2012/30576 Esas 2013/2988 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay HukukGenel Kurulunun 13/05/2015 tarih 2013/22-2094 Esas, 2015/1327 Karar sayılı ilamı) gerçekten özelleştirmeden öncestatü hukuku hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel, özelleştirme sonrası belirli bir süreliğine davalı ile özel hukukhükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamınagirmektedir. Davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı dönemde davalı şirkete davacının ücreti konusunda "artış oranının,kamudaki memur maaş artış oranında" olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı kanun hükümleri uyarıncadavalı şirkete, hak sahibi personeli devlet personeli başkanlığına bildirilmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceğikamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelinilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğuve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerinkamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerile ilgili uyuşmaların ise adli yargı yerinde değil idari yargı yerinde çözülmesi gerekir. Dolayısıyla mahkememizce 6100sayılı HMK nın 114/1-b maddesi uyarınca " Yargı yolunun caiz olmaması " sebebiyle aynı kanunun 115/2 maddesiuyarınca davanın usulden reddine karar verilmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:HMK. 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle aynı yasanın 115/2.maddesigereğince davanın usulden reddine…” karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, davalı şirket tarafından düzenlenen “yer değiştirme suretiyle atamalarda aylık bildirim”formunda (maaş nakil ilmühaberi) “Naklin Yapıldığı Yıl İçerisinde Almış Olduğu İkramiyeler" sütununun boş bırakılmasıve naklin yapıldığı yılda almış olduğu ücret yerine daha düşük bir ücretin yazılması suretiyle anılan formun eksik ve hatalıdüzenlenmesine ilişkin işleminin iptali; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; müvekkilinin maaş nakililmühaberinin eksik ve hatalı düzenlenmesi nedeniyle kamuda çalışmaya başladığı tarih olan 11.8.2010 tarihinden itibarenher ay eksik ücret alması nedeniyle uğramış olduğu zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davalı şirketten tazminiistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 1.İDARE MAHKEMESİ: 21.7.2016 gün ve E:2016/1464 sayı ile, “(…) telekomünikasyonşebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar“tekel” olarak yürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunan Türk Telekom’un, tekel kapsamındakamu hizmeti yürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ile kendine özgü statüye sahip olan vesermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğini taşıyan bir kuruluş olduğutartışmasızdır.Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hâzineye ait bulunan hisselerden% 55’i, Bakanlar Kurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (TürkTelekom)’nin % 55 Oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına İlişkin Nihai Devir İşlemlerine Dair Kararın YürürlüğeKonulması Hakkında Karar”ı uyarınca, 14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle)Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılmıştır.(…)Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı"başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde: "a) İdari İşlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiler hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar" idaridava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara
bakılabileceği dava konusu uyuşmazlıkta davalının özel hukuk tüzel kişisi olması karşısında idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksızdır.Sonuç itibariyle, gerek 4673 sayılı Yasa'nın öngördüğü açık kural çerçevesinde, Türk Telekomun hukukikonumu, gerekse Ek 22'nci maddesinde kapsamdışı personel yönünden içerdiği net düzenlemeler dikkate alındığında vedavalının özel hukuk tüzel kişisi olması karşısında, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer olaylara ilişkin olarak verdiği 5.7.2010 tarih ve E:2010/56,2010/157 sayılı; 09.02.2012 tarih ve E:2012/8, K:2012/67 sayılı kararlarında da, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerininadli yargı olduğuna karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, Mahkememizin görevsizliğine, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişHakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilinceye kadar ertelenmesine…”karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 26.12.2016 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyasında bulunan evrak ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davalı şirkette görev yapmakta iken, 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22.maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen, sonrasında Kamu Kurumu emrine atanan davacının, TürkTelekomünikasyon Anonim Şirketinin özelleştirilmesi sonrası başka kuruma nakli sırasında düzenlenen maaş nakililmühaberinin eksik düzenlenmesi nedeniyle yapılan eksik bildirim işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığıparasal hakların tazmini istemiyle açılmıştır.Telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefonhizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar “tekel” olarak yürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunanTürk Telekomünikasyon A.Ş.’nin, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ilekendine özgü statüye sahip olan ve sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğinitaşıyan bir kuruluş olduğu tartışmasızdır.Ancak, özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunanhisselerden % 55’i, 14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile Oger Telekomünikasyon Anonim Şirketine satılmıştır.Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde davalı kuruluşta çalışmakta iken 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen ve sonrasında kamukurumu emrine atanan davacının vekili tarafından; davalı şirket tarafından düzenlenen “yer değiştirme suretiyle atamalardaaylık bildirim” formunda (maaş nakil ilmühaberi) “Naklin Yapıldığı Yıl İçerisinde Almış Olduğu İkramiyeler" sütunununboş bırakılması ve naklin yapıldığı yılda almış olduğu ücret yerine daha düşük bir ücretin yazılması suretiyle anılan formuneksik ve hatalı düzenlenmesine ilişkin işleminin iptali; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; müvekkilininmaaş nakil ilmühaberinin eksik ve hatalı düzenlenmesi nedeniyle kamuda çalışmaya başladığı tarihten itibaren her ay eksikücret alması nedeniyle uğramış olduğu zararın tazmini istemiyle 27.3.2015 tarihinde dava açılmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:“a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerindenbiri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancakDevlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.Buna göre, dava açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Türk TelekomünikasyonA.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksızolduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır.Belirtilen nedenlerle Ankara 1.İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Ankara 2. İş Mahkemesinin27.1.2016 tarih ve E:2015/220, K:2016/14 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasının gerekmiştir.S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 1.İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 2. İş Mahkemesinin 27.1.2016 tarih ve E:2015/220,K:2016/14 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.12.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN