T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO : 2016/526
KARAR
NO : 2016/632
KARAR
TR : 26.12.2016
ÖZET : 2247 sayılı Kanunda öngörülen olumlugörev uyuşmazlığı çıkarma yönteminin usulüneuygun olabilmesi için, yararına görev itirazındabulunulan yargı merciince aynı davada görevsizlikkararı verilmemiş olması gerektiği, davanınsomutunda idare mahkemesinin görevlilikkararından önce adli yargı yerince verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararının mevcudiyetikarşısında; 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesindeöngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN,aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİgerektiği hk.
K A R A R Davacı
: R.A. mirasçıları 1-A.A. 2-F.A. 3-N.A.Vekilleri
: Av.Dr.B.Y., Av.Dr.İ. Y., Av.S.Y., Av.N. A., Av.H. K., Av.F. K.Davalılar
: Adli Yargıda
Türk Telekomünikasyon A.Ş.Vekilleri
: Av.Ö. S. Ö., Av. B. G.
İdari Yargıda
1-İzmit Kaymakamlığı
2-Türk Telekomünikasyon A.Ş. O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde teknisyen olarak İş Yasası'na tabiçalışmakta iken işyerinin özelleştirme kapsamına alınması nedeniyle 22.9.2010 tarihinde Kocaeli Milli EğitimMüdürlüğü'ne naklen atanarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, davacının davalı işyerinde çalıştığı dönemde işyerinin4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Yasa kapsamına alındığını, 5473 sayılı Yasa'nın 1. maddesiylesözleşmeli kamu çalışanlarına Bakanlar Kurulu kararı ile ek ödeme yapılmasının öngörüldüğünü, buna göre 2006/10603sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2006- 30.06.2006 tarihleri arasında 40,00 TL, 01.07.2006 tarihinden itibaren80,00 TL tutarında ek ödemenin her ay yapılmasına karar verildiğini; 2006/10971 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile,80,00 TL olan ek ödemenin 01.07.2006 tarihinden itibaren %2,32 oranında arttırılarak 82,50 TL'ye çıkartıldığını;31.07.2007 tarih ve 2007/T-17 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı'nın 8. maddesi ile 2007 yılında her ay 1850gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak belirlenen eködemenin 2008 yılının ilk 6 ayı için “2260 x katsayı”, Temmuz 2008'de “2660 x katsayı” olarak değiştirildiğini, ilgiliBakanlar Kurulu Kararı ile Ağustos 2008 tarihinden itibaren ise “9500 x katsayı x kadroya göre değişen yüzde oranı”şeklinde düzenlenerek artışların katsayı artışlarına endekslendiğini, davacının işyerinde ikinci tip sözleşme ile çalışmışolmasına ve tüm yasal koşulları taşımasına rağmen 01.01.2006 tarihinden nakil tarihine kadar ek ödemedenyararlandırılmadığını ifade ederek, fazlaya ilişkin istem ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL ek ücretalacağının ödeme tarihlerinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birliktedavalıdan tahsili istemiyle 17.3.2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.Davacı R.A., 17.7.2011 tarihinde vefat etmiştir.Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile istemlerini artırarak toplam 10.850,70 TL’nin davalıdan tahsiline kararverilmesini talep etmiştir.KOCAELİ 3. İŞ MAHKEMESİ: 5.3.2013 gün ve E:2011/221, K:2013/72 sayı ile, “(…) Davacı R.A. ileaynı durumdaki işçilerin açtıkları emsal davalarda yapılan yargılamalar sonrasında verilen hükümlerin Yargıtay 9. HukukDairesi tarafından esasa girilerek incelenmiş ve bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalardaki hatalar gerekçegösterilerek bozulmuş olması nedeniyle Mahkememizce davanın esasına girilerek hesap raporları alınmış, dosyadabulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda düzenlenen 11.02.2013 tarihli hesap raporunda davacı R.A.'ın fark alacağınınbulunmadığı belirlenmiş; emsal nitelikteki Kırıkkale İş Mahkemesi'nin 2011/152 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılanyargılama sonrasında verilen kararın temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2012/13660-20242sayılı 11.06.2012 tarihli kararında, “... gerek yasal düzenleme ve gerekse sözleşmedeki hükümler dikkate alındığında,davalı Kurum'da özelleştirme öncesi kapsam dışı olarak çalışan ve 399 sayılı Yasa Gücünde Kararname hükümlerine
tabi olarak ücreti belirlenen davacının özelleştirme sonrası çalıştıktan sonra nakledildiği tarihe kadar kamuda aynı statüdeçalışanlar için getirilen özlük haklarından yararlandırılarak, nakil edildiklerinde haklarının korunması amaçlanmıştır.Kısaca davacı kapsam dışı olarak kamuda çalışmış gibi sayılmaktadır. Dairemizce yukarıda belirtilen kapsamda bulunannakle tabi işçilerle davalı Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi arasındaki uyuşmazlıklarda daha önce esasa yönelikkararlar verilmiştir. Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri'nin 07.04.2011 gün ve 2011/55-205 sayılı kararından sonrauyuşmazlığın adli yargı yerinde" görüleceği konusunda yeniden değerlendirme yapılması gerekmiştir…..Danıştay İdâriDava Daireleri'nin gerekçeleri Dairemizce benimsenmiştir. Gerçekten özelleştirmeden önce statü hukuku hükümlerinetabi davacı niteliğinde personel, özelleştirme sonrası belirli bir avareliğine davalı ile özel hukuk hükümlerine tabi olarak işsözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamına girmektedir, davacının işsözleşmesiyle çalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda “artış oranının, kamudaki memur maaş artışoranında” olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibipersoneli Devlet Personel Başkanlığı'na bildirmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumundayararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesigibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelinnakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personelihakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerle ilgiliuyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Mahkemece davanın HMK'nun114/1-b maddesi uyarınca “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle aynı Yasa'nın 115/2. maddesi uyarınca usuldenreddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır” denildiğianlaşılmıştır.Yukarıda açıklandığı üzere, davanın idari yargının görev alanına girdiğinin yüksek yargı organları tarafındankabul edilmiş olması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.HÜKÜM:Yukarda açıklanan nedenlerle;1-Davanın adli yargının görevi dışında kalması ve yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-b ve115/2. maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE… karar vermiş; bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Yargıtay 22.Hukuk Dairesi; 29.4.2013 gün ve E:2013/7666, K:2013/8815 sayı ile, anılan kararı yargılamagiderleri ve vekalet ücreti yönlerinden düzelterek onamış; davalı vekilinin, maddi hata düzeltme talebine ilişkin dilekçeside aynı Dairece, 12.11.2013 gün ve E:2013/20161, K:2013/24082 sayı ile reddedilmiş ve görevsizlik kararıkesinleşmiştir.Hal böyle iken Davalı vekilinin, 04.05.2015 havale tarihli dilekçesi ile HMK 331/2. fıkra 2.cümlesi gereğiyargılama gideri ve vekalet ücretine dair ek karar verilmesini talep etmesi üzerine; Kocaeli 3.İş Mahkemesi; 26.2.2013gün ve E:2011/221, K:2013/72 sayı ile, “Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen 26.02.2013 tarihli yargıyolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 22. HukukDairesi'nin 29.04.2013 tarihli düzelterek onama kararı ile 29.04.2013 tarihinde hükmün kesinleşmiş olduğu, düzelterekonama kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hüküm kısımlarının 2, 3 ve 4. bendinin hükümdençıkarılmasına karar verildiği, kararın kesinleşme tarihinden itibaren İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 9. Maddesigereğince 30 günlük süre içerisinde görevli mahkemede dava açılabileceği hükmüne rağmen davacı tarafça kararınkesinleşmesini mütakiben 30 günlük süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemede dava açılmamış olduğu anlaşılmış olup,bu durumda HMK 20/1. ve 331. Maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinden veyargılama giderlerine de kararla birlikte hükmedilmesi gerektiğinden dosya incelenmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:1-Mahkememizce verilen 2011/221 Esas 2013/72 Karar sayılı 26.02.2013 tarihli yargı yolunun caiz olmamasınedeniyle davanın usulden reddine ilişkin karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2013 tarihli düzelterek onamakararı ile 29.04.2013 tarihinde kesinleşmiş olup, bu tarihten itibaren yasal süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli yargımerciine gönderilmesi için talepte bulunulmamış olduğundan HMK 20/1. maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞSAYILMASINA…” karar vermiş olmasına karşın; hukuk mahkemeleri arasındaki görev konusunda uygulamaolanağına sahip HMK.’nın 20.maddesi uyarınca, Mahkemenin yargı yolunu değiştiren ve kesinleşen 5.3.2013 gün veE:2011/221, K:2013/72 sayılı kararının yok sayılarak, davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesinin usuleaykırı olduğu ve görevsizlik kararına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacı vekili, adli yargı yerindeki dava sürürken, belli bir parasal miktar göstermemesine karşın, aynı istemlede 12.4.2011 tarihinde, İzmit Kaymakamlığına karşı idari yargı yerinde dava açmış; Kocaeli 1.İdare Mahkemesi;5.5.2011 gün ve E:2011/477, K:2011/473 sayı ile dava dilekçesinin reddine karar vermiş; Davacı vekili dilekçesiniyenileyerek; Kocaeli İl Telekom Müdürlüğünde kapsam dışı (2. Tip) teknisyen unvanı ile görev yaparken 22/09/2010tarihinde Kocaeli İzmit İlçe Milli Eğilim Müdürlüğü'ne atanan müvekkilinin 5473 sayılı Kanun uyarınca ek ödemelerdenyararlanma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 30/03/201 I tarih ve 685 sayılı işlemin ve nakil maaş ilmühaberininiptali ile 3.000,00 TL maaş farkının faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde, İzmitKaymakamlığı ile, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına karşı dava açmış; Kocaeli 1.İdare Mahkemesi, 5.7.2012 tarihinde,E:2011/714 sayı ile, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının hasım mevkiinden çıkarılmasına karar vermiştir.Kocaeli 1.İdare Mahkemesi; 20.6.2013 gün ve E:2011/714, K:2013/684 sayı ile, davanın maaş nakililmuhaberine ilişkin kısmında; söz konusu maaş belgesinin Türk Telekom A.Ş tarafından düzenlendiği ve söz konusukurumun özel hukuk tüzel kişisi olduğu göz önüne alındığında; uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevinde olduğusonucuna varılmış olduğu; davanın 08/04/2011 tarih ve 5913 sayılı işleme ilişkin kısmına ilişkin olarak, 5473 sayılı Kanunhükümleri uyarınca verilen ek ödemenin davacının maaşına yansıtılması gerekirken, bu yöndeki başvurusununreddedilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; davacının tazminat istemine ilişkin olarak;davacının talebi ile bağlı kalınarak 3.000,00 TL ek ödemenin başvuru tarihi olan 14/02/2011 tarihinden itibaren
işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle; davanın maaş nakililmühaberine ilişkin kısmının görev yönünden reddine, 08/04/2011 tarih ve 5913 sayılı işlemin iptaline, tazminat talebininkabulüne karar vermiş; bu karara taraflar itiraz etmiştir.Sakarya Bölge İdare Mahkemesi; 18.2.2015 gün ve E:2013/2168, K:2015/391 sayı ile, “(…) İtiraza konukararın, davacının ek ödeme talebinin reddedilmesine yönelik işlemin iptali ile 3.000,00 TL ek ödemenin başvurutarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesine ilişkin kısmına yönelik olarakdavalı idarece ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek durumda bulunmadığındandavalı idarenin bu kısma ilişkin itiraz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacının, maaş nakil ilmühaberinin iptali ile yeniden düzenlenmesi istemine gelince;Davacının iptalini istediği maaş nakil ilmühaberinin Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından düzenlenmiş olması,buna karşın davanın Kocaeli Valiliği ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına karşı açılmış olması karşısında maaş nakililmühaberi yönünden Türk Telekomünikasyon A.Ş.nin hasım mevkiine alınmamış olması bir hukuki eksiklik olduğu gibikamu görevlisi olan davacının özlük ve parasal haklarıyla ilgili olarak açılmış olan işbu davanın İdari Yargının görevalanına girdiğinin de açık olduğu, aynı taleplerle Türk Telekomünikasyon A.Ş. hasım gösterilmek suretiyle açılandavalarda verilen görevsizlik kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca bozulduğu anlaşılmaktadır. ( Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulunun 15.10.2014 tarih ve E:2014/2626, K2014/2933 sayılı kararı vd.)Bu durumda; kamu görevlisi olan davacının özlük ve parasal haklarıyla ilgili olarak açılmış olan işbu davanınidari yargı yerlerinin görevine girdiğinin kabulü gerektiği, aksi düşünceyle maaş nakil ilmühaberi yönünden davanın görevyönünden reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, itiraza konu Kocaeli 1. idare Mahkemesi Hakimliği'nin 20/06/2013 gün ve E:2011/714;K:2013/684 sayılı kararının "iptal" ve "kabul"e ilişkin kısmı aynı gerekçe ve nedenlerle Mahkememizce de uygungörülmüş olup, davalı idarenin itiraz istemine ilişkin dilekçesinde öne sürülen iddialar sözü geçen kısmın bozulmasınıgerektirecek durumda bulunmadığından, kararın "iptal" ve "kabul"e ilişkin kısmına itiraz isteminin reddine ve kararınbelirtilen kısımlarının ONANMASINA, davacı tarafından kararın "görev ret" kısmına yapılan itirazın kabulü ile kararın"görev ret" kısmının BOZULMASINA…” karar vermiştir.Kocaeli 1.İdare Mahkemesi; 18.5.2015 gün ve E:2015/625 sayı ile, Türk Telekom A.Ş.nin hasım mevkiinealınmasına karar vermiştir.Davalılardan Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilince görev itirazında bulunulmuştur.KOCAELİ 1.İDARE MAHKEMESİ; 31.7.2015 gün ve E:2015/625 sayı ile, “Davacı R.A. MİRASÇILARIA.A., FATİH AKAL, NİHAL AKAL vekili AV. İLTER YILMAZ tarafından Kocaeli İl Telekom Müdürlüğündekapsam dışı (2. Tip) teknisyen unvanı ile görev yaparken 22/09/2010 tarihinde Kocaeli İzmit İlçe Milli EğitimMüdürlüğü'ne atanan davacının 5473 sayılı Kanun uyarınca ek ödemelerden yararlanma talebiyle yaptığı başvurununreddine ilişkin 08/04/2011 tarih ve 5913 sayılı işlemin ve maaş nakil ilmühaberinin iptali ile 3.000,00 TL maaş farkınınfaizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile TÜRK TELEKOM A.Ş, İZMİT KAYMAKAMLIĞI' na karşıaçılan davada, davalı Türk Telekom A.Ş. tarafından görev itirazında bulunulduğundan dosya incelenerek itirazın gereğigörüşüldü: (…)Aktarılan yasal düzenleme ile, T.Telekom A.Ş.'nin özelleştirilmesi sonucunda, işlevsel görevlerde bulunan veikamesi kısa sürede imkansız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılaraközel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarına olanak sağlandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, söz konusu personelin, aylıksız izinliolarak geçen sürede kamu personeli statülerinin devam ettiği anlaşılmaktadır.Diğer yandan, imtiyaz Sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmek hakkını elde eden davalı şirkete, devirsonrasında yetişmiş personel yetersizliği nedeniyle doğabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi için, 406 sayılı Yasahükümleri ile tanınan ayrıcalıkların sonucu olarak da, bünyesinde belli süre ile çalışmaya devam eden söz konusupersonelin kamu kurumlarına naklen atanmasının sağlanması amacıyla kimi görevler yüklenmiştir.Bu görevler kapsamında 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelininDevlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağıparasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemlerbulunmaktadır.Sayılan işlemler, idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurmakta ve ilgili personelin nakledileceklerikurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlemekte esas alınmaktadır. Belirtilen nitelikleriyle, söz konusuişlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde olduklarıanlaşılmaktadır.Söz konusu işlemler, içerikleri itibarıyla idari işlem niteliğinde olmakla beraber, bir özel hukuk tüzel kişisi olandavalı şirketçe tesis edilmiş olmaları nedeniyle idari yargı denetimine tabi olup olmayacağı da ayrıca değerlendirilmelidir.Davalı şirketin. Telekomünikasyon Kurumu ile Türk Telekom arasında imzalanan "TelekomünikasyonHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi" ile belli bir kamu hizmetini yürütmek görev ve yetkisi iledonatıldığı, bu görev ve yetkiler dahilinde bazı kamusal ayrıcalıkları ve yükümlülükleri bulunduğu yukarıda belirtilmiştir.Belirtilen statüsü ve özel yasa hükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyledavalı şirketin, herhangi bir özel hukuk tüzel kişisinden farklı bir hukuki statü içinde bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetinin yürütmekle görevli ve yetkili kılınması nedeniyle, diğerözel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan 406 sayılı Yasahükümleri ile, kamu kuramlarına nakil hakkı bulunan personeli ile ilgili olarak bazı kamusal görevler yüklenen davalışirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklananuyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna varılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin görev itirazının reddine, uyuşmazlığı çözümlemeye Mahkememizin görevli
olduğuna…” karar vermiştir.Davalılardan Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yönündeki dilekçesiüzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; aynen “Türk Telekom A.Ş'de kapsam dışı personel olarakteknisyen ünvanıyla görev yaparken, kurumun özelleştirilmesi sonucu İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan davacıtarafından, 5473 sayılı Kanun uyarınca ek ödemelerden yararlanma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin08/04/2011 gün ve 5913 sayılı işlemle nakil maaş ilmühaberinin iptali ve 3.000,00 TL maaş farkının yasal faizi ile birlikteödenmesi istemi ile Türk Telekom A.Ş. ve İzmit Kaymakamlığına karşı açılan davada; davalı idarelerden Türk TelekomA.Ş. tarafından görev itirazında bulunulmuş, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi tarafından 31/07/2015 tarihinde itirazın reddiile görevlilik kararı verilmesi üzerine, davalı Türk Telekom A.Ş. vekili tarafından 2247 sayılı Kanunun 10. maddesiuyarınca uyuşmazlık çıkarılması talebi ile Kanunun 12. maddesindeki süre ve yönteme uygun olarak uyuşmazlıkçıkarmaya yetkili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından davalı Türk Telekom A.Ş.'ye karşı Kocaeli 3. İş Mahkemesi'nde açılan 2011/221 Esas sayılıdavanın konusunun Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nde açılan davadan farklı olması sebebiyle, davalı idarenin uyuşmazlıkçıkarılması talebinde bulunması için bir engel bulunmadığı kabul edilmiştir.Bilindiği gibi, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva edentelefon hizmetlerini 31/12/2003 tarihine kadar "tekel' olarak yürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya aitbulunan Türk Telekom'un, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ilekendine özgü statüye sahip olan ve sermayesindeki kamu payı %50'nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğinitaşıyan bir kuruluş olduğu tartışmasızdır.Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'deki tamamı Hâzineye ait bulunan hisselerden%55’i, Bakanlar Kurulu'nun 25/07/2005 tarih ve 2005/9146 sayılı "Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (TürkTelekom)'nin %55 oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına İlişkin Nihai Devir İşlemlerine Dair Kararın YürürlüğeKonulması Hakkında Karar"\ uyarınca, 14/11/2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile Ojer Telekomünikasyon A.Ş.'yesatılmıştır.Anayasa'nın 128. maddesinde, "Devletin, kamu İktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür" hükmü yer almaktadır.406 sayılı Yasa'nın Ek 29. maddesinin 03.07.2005 tarih ve 5398 sayılı Kanunla değişik birinci fıkrasında, "Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 ncimaddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asli ve sürekli görevlerdeçalışmakta olanlar ile 22/01/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak kadrolu veyasözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinlisayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakli içinDevlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölümyardımı ile diğer mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır..." hükmü yer almaktadır.Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde çalışmakta iken 406 sayılı Kanunun Ek-29. maddesi ile4046 sayılı Kanunun 22. maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen ve sonrasında kamu kurumu emrineatanan davacı tarafından; 5473 sayılı Kanun uyarınca ek ödemelerden yararlanma talebiyle yaptığı başvurunun reddineilişkin 08/04/2011 gün ve 5913 sayılı işlemle nakil maaş ilmühaberinin iptali ve maaş farkının yasal faizi ile birlikteödenmesi istemiyle dava açılmıştır.Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı"başlıklı 2. maddesinin değişik (1) numaralı bendinde:"a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin davalar." idari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerinekarşı açılan davalara bakılabilir.Dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte davalılardan Türk Telekom A.Ş.'nin özel hukuk tüzel kişisi olmasıkarşısında, ortada idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, daha öncedavalı şirkette görev yapmış olan davacı ile özelleştirilen kuruluş arasındaki uyuşmazlık konusu davanın, Türk TelekomA.Ş. yönünden özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde, adli yargı yerinin görevli olduğu düşünülmektedir.KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına...” karar vermiş ve dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına göndermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 26.12.2016 günlü toplantısında; Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, 2247 sayılı Yasa’da öngörülenkoşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadabaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 10. maddesinin birincifıkrasında, “Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri bir yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev
itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir” hükmüne yer verilmiştir.Anılan Yasa hükmü ile, belirtilen yargı mercilerinden birinde açılmış olan bir davanın görülmesi sırasında yapılangörev itirazının reddi üzerine, ilgili Başsavcı tarafından, görevli bulunduğu kendi yargı düzeninin görev alanına vakimüdahalenin önlenebilmesini sağlamak için konunun Uyuşmazlık Mahkemesi’ne götürülmesi suretiyle davanın henüzbaşlangıç safhasında iken görev sorununun çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır.Nitekim, 2247 sayılı Yasa’nın 10. madde gerekçesinde, “Uyuşmazlık çıkarma, yürürlükte bulunan kanunungetirdiği bir yeniliktir. Görülmekte olan bir davanın görev uyuşmazlığını, bu safhada halletmek imkânını verir. Bu maddeile uyuşmazlık çıkarma adli, idari ve askeri yargıya teşmil edilmiştir.Bu yetki, yargı merciince görev itirazının reddi üzerine, kanun yararına olarak, uyuşmazlığın konusuna göre ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafından kullanılacaktır. Bu suretle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kabul ettiği adli,idari ve askeri yargı mercilerinin ayrılığı prensibinin ihlâli ve ayrı tanzimlere tabi tutulan adli, idari ve askeri yargımercilerinin yekdiğerinin görev hudutlarına tecavüzleri önlenmiş olacaktır” denilmiştir.Buna göre, ortada henüz açılmış bir dava ve bu davada bir yargı merciince verilmiş görevlilik kararı bulunması;diğer bir ifadeyle, yararına görev itirazında bulunulan yargı merciince aynı davada görevsizlik kararı verilmemiş olmasıgerekeceği açıktır.Dava dosyalarının incelenmesinden Türk Telekomünikasyon A.Ş. de çalışmakta olan (yargılama sürerken vefatetmiş bulunan)davacının ek ödemeden yararlandırılmaması sonucu davalı işyerinde çalıştığı süre içinde kalan 1.1.2006tarihinden Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğüne nakledildiği 22.9.2010 tarihine kadar tahakkuk etmesi gereken eködemeden mahrum kaldığı, işbu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutarak 5.000,00 TL’nın ödemetarihlerinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açtığı; bu davada İşMahkemesince görev yönünden ret kararı verildikten sonra idari yargı yerinde, davacının yeni kurumda işe başladığı tarihitibari ile devletçe verilen zamların hesaplanarak ilavesi ile yeni ücretin belirlenerek ek ödemelerin davalı idareye yaptığıbaşvuru tarihinden itibaren geriye dönük yasal gün sayısını kapsayacak şekilde yasal faziyle birlikte ödenmesi istemiyleyaptığı başvurunun 8.4.2011 günlü, …/5913 sayılı işlemle reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemini de içeren davaaçıldığı görülmekle, her iki yargı kolunda da aynı ek ödemelerin kendisine ödenmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.Olayda, uyuşmazlığa konu edilen Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin görevlilik kararından önce, Kocaeli 3. İşMahkemesi’nce, (davalılardan Türk Telekomünikasyon A.Ş. yönünden,) tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davadaverilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunması karşısında, idari yargı yerince adli yargının görev alanınamüdahalede bulunulduğundan söz etmek olanaksızdır.
Öte yandan, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen olumsuz görev uyuşmazlığının oluşabilmesi içintarafları, sebebi ve konusu aynı olan davada en az iki yargı merciince kendilerini görevsiz görerek verilmiş ve kesinleşmişgörevsizlik kararlarının bulunması; 17. maddesinde öngörülen olumlu görev uyuşmazlığının doğabilmesi için ise, yinetarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada en az iki yargı merciince kendilerini görevli sayan kararlar verilmesi; 19.maddeye göre yargı mercilerince Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulabilmesi için de, daha önce diğer yargımercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine aynı davada kendisinin de görevsiz bulunduğu vegörevsizlik kararı veren yargı merciinin görevli olduğu kanısına varılması; 20. madde uyarınca görev uyuşmazlığıçıkarılmasında, temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme tarafından Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasıgerekmekte olup, incelemeye konu olan adli yargı yerinin görevsizlik kararı üzerine idari yargı yerince aynı davada verilengörevlilik kararı nedeniyle, anılan maddelerde düzenlenen görev uyuşmazlığı türlerinden biri de oluşmamıştır.Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde öngörülen yönteme uygun bulunmayan başvurunun,aynı Yasanın 27. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddeder” kuralı uyarınca reddi gerekmiştir. SONUÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın27. maddesi uyarınca REDDİNE, 26.12.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuri NECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
Üye Yüksel DOĞAN