T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2016 / 540
KARAR NO : 2017 / 766
KARAR TR
: 25.12.2017ÖZET : Adli yargı yerinde, sözleşme feshi nedeniylealacak ve tazminat istemiyle açılan ve Mahkemecedavanın reddi yönünde verilen karar ile; idari yargıyerinde, imar planının iptali istemiyle açılan veMahkemece davaya konu işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönündeverilen kararlar arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü için gerekli olan, "konu ve davasebebinin aynı olması'' koşulunun ve “kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması” koşulunungerçekleşmemesi nedeniyle; 2247 sayılı Yasanın 24.maddesinde öngörülen “konu ve dava sebebinin aynıolması” ve “hakkın yerine getirilmesinin imkansızbulunması” koşullarını taşımayan hükümuyuşmazlığının giderilmesi BAŞVURUSUNUNREDDİ gerektiği hk.
K A R A R HükümUyuşmazlığınınGiderilmesiniİsteyen Davacı
: P.İnş.San.Tur.ve Tic.Ltd.Şti.Vekilleri
: (Adli Yargıda):Av.F. O., Av.M. B., Av.A.C.E., Av.G. K., Av.Z. A.Karşı Taraf(Davalılar)
: Adli Yargıda:SS.G.U. Konut Yapı KooperatifiVekilleri
: Av.M. G., Av.M. R.F. İdari Yargıda: : 1- Kocaeli Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. S. K. 2-Gebze Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. M. T. O L A Y
: 1-a) Davacı P.İnş.San.Tur.ve Tic.Ltd.Şti.nin vekili dilekçesinde; müvekkil Şirket iledavalı Kooperatif(SS.G.U. Konut Yapı Kooperatifi) arasında Gebze 3. Noterliği’nin 19.12.1997 ve 32542 yevmiyenumarası ile tasdikli İnşaat Yapım Sözleşmesi yapıldığını; tarafların bu sözleşme ile, Kocaeli ili, Gebze ilçesi, CumaköyÖteyüz mevkii, 9 pafta, bila ada, 919 ve 920 parsel sayılı yerde yapılacak konutların projeye uygun olarak hafriyat işleridahil olmak üzere inşaatı ve imalatı işinin yapımı hususunda anlaştıklarını; söz konusu sözleşmenin, davalı Kooperatifin30.06.1997 tarihinde yapılan 1996 hesap yılına ait olağan genel kural toplantısında oy birliği ile alınan Genel KurulKararı üzerine 19.12.1997 tarihinde imzalanıp yürürlüğe girdiğini; müvekkili Şirket yetkilisi ile davalı Kooperatifüyelerinin büyük bir bölümünün daha önce yürüttükleri başarılı çalışmalar sonucunda oluşan karşılıklı yardım, dayanışma,güven ve saygı ortamı nedeniyle, tarafların bu kez şehir dışında ideal konutlar üretmek amacıyla, davalı G.YAPIKOOPERATİFİ’ni kurduklarını, Kurulan bu son Kooperatif ile üyeler için şehir dışında dinlenme amaçlı müstakil villakonut yapımının amaçlandığını; taraflar arasında sağlanan güven ortamının zedelenmemesi için oldukça duyarlıdavranıldığını, bu bağlamda müvekkili Şirket yetkilisinin sağlığını bile hiçe saydığını; sonuçta onun kişisel gayret veçalışmaları ile bugün Kooperatifin amacına uygun olarak üyelerin şehir dışında, doğa ile baş başa kalabilecekleri, güzelbir çevre ve mekan sahibi olmalarını sağladığını; 2002 yılının ilk ayına kadar, sözleşme konusu işlerin yapımı ile ilgiliolarak ortaya çıkan sorunların yine karşılıklı güven ve iyi niyet ilişkileri içerisinde çözümlendiğini, herhangi bir hukukiihtilafa neden olunmadığını, ancak Genel Kurul Toplantı tutanakları ile de sabit olan davalı Kooperatifin mali konulardakisorunlarının doğal olarak müvekkili şirketin iş programını yerine getirememesine ve zarar etmesine neden olduğunu, fakatbütün bunlara rağmen bu durumun uzun süre sineye çekildiğini; 2002 yılının başında Yönetim Kuruluna yeni seçilenlerinadeta aidat toplanmasını durdurması sonucunda da müvekkili şirkete yapılması gereken ödemelerin durmasına nedenolduğunu; bu arada kooperatif içindeki çekişmeler ve istifalar sonucunda davalı Kooperatifin bir süre organsız kaldığını;bunun üzerine müvekkili şirketin, Kadıköy 12. Noterliği’nin 08.03.2002 tarih ve 5838 yevmiye numarası ile Kooperatifin denetçilerine keşide ettiği ihtarnameyle, Kooperatifin bir belirsizliğe doğru sürüklendiğini, ödemelerin yapılmamasınedeniyle iş yapamaz hale gelindiğini ve zarar edildiğini, bu durumun devam etmesi halinde uğranılan zararların talepedileceğinin ihtar edildiğini; denetçiler tarafından keşide edilen Kadıköy 15. Noterliğinin 21.03.2002 tarih ve 12285yevmiye sayılı cevap ihtarnamesinde, konunun Genel Kurul’a götürüleceğinin bildirildiğini, ancak 2002 Nisan ayınınortalarında yapılan Genel Kurul Toplantısında, müvekkili şirketin ihtar konuları gündeme alınmadığı gibi, 1997 yılında
yapılan Genel Kurul Toplantısı sonucunda alınan Genel Kurul kararı ile müvekkili şirketle imzalanmış olan İnşaat YapımSözleşmesinin, bir süre sonra yeni Yönetim Kurulu tarafından keşide edilen Kadıköy 5.Noterliği’nin 30.05.2002 tarih ve7383 yevmiye sayılı ihtarname ile feshedildiğinin bildirildiğini; sözleşmenin feshi üzerine keşide edilen Kadıköy 17.Noterliği’nin 10.6.2002 tarih ve 8439 yevmiye sayılı cevabi ihtarname ile, fesih gerekçelerin haksız ve yasal dayanaktanyoksun olduğu, bu nedenle cezai şartın ödenmesi ile birlikte ayrıca uğranılan zararların talep edileceği ve B.İ.G.Ş.hükümleri uyarınca mevcut durumun tespiti ve kesin hesabın çıkarılması için hazır olduklarının bildirildiğini, ancakdavalının bugüne kadar inşaat mahallini teslim alması için hiçbir girişimde bulunmadığından, binbir emek ve masraf ilemeydana getirilen çevre düzenlemesi, bakım, onarım ve güvenlik hizmetlerinin aynı sorumluluk duygusu içerisindeyürütüldüğünü; daha önceleri periyodik olarak hiçbir ihtilafa neden olmadan ödenmekte olan bu hizmet bedellerine ilişkinfaturalardan Nisan 2002 ayına ait 1.750.000.000 TL.lık faturanın iade edildiğini, takip eden aylara ait hizmet bedellerininde ödenmediğini; açıklanan bu olaylar sonucunda işin yapımı süresince karşı taraf ile akdedilen sözleşme konusuyükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan müvekkili şirketin, karşı taraf/davalının ayrıntılı olarak izah edilecek kusurları vesözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararlar için işbu davanın ikamesi zaruretinde kaldığını; sözleşmeninfeshi gerekçelerinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu; karşı taraf/davalı Kooperatifin müvekkil şirkete keşideettiği 30.5.2002 tarihli ihtarname ile taraflar arasında yapılmış olan İnşaat Yapım Sözleşmesi’nin; *İnşaat ruhsatınınbulunmadığı ve sorumluluğun müteahhide ait olduğu, *Hak ediş raporlarının düzenlenmediği, *İşin süresinde bitirilmediği,ileri sürülerek feshedildiğinin bildirildiğini; kendilerince keşide edilen 10.06.2002 tarihli ihtarname ile, ileri sürülengerekçelerin tümünün haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunun cevaben bildirildiğini, aşağıda ayrıntılı olarakaçıklanacağı üzere, fesih gerekçelerinin yasal dayanağının bulunmadığını; 1-İnşaat ruhsatının bulunmayışı ve sorumluluğunmüteahhide ait olduğu iddiasının haksız olduğunu; bu sorumluluğun, iddia edildiği gibi müvekkili şirketin yükümlülüğündebulunmadığını; İmar Yasasının 22. madde hükmünde belirtildiği gibi “…Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valiliklere(......) yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir “ denildiğini; İmar Yasası’na göre ruhsat almayükümlüsünün yapı sahibi veya kanuni vekili olacağının belirtildiğini, nitekim davalı Kooperatifin de, ruhsat alınması ileilgili olarak müvekkili Şirket dışında muhtelif kişilere vermiş olduğu vekalet ile bu işleri takip ettirdiğini, bu nedenleruhsatın olmayışı ve alınamaması ile ilgili müvekkili şirkete atfedilecek bir kusurun söz konusu olmadığını; kaldı ki bukonunun, Kooperatifin bugüne kadar yapılan her Genel Kurul Toplantısında gündeme getirildiğini, tartışıldığını ve bukonuda müvekkili şirkete hiçbir şekilde bir kusur ve sorumluluğu bulunduğunun iddia, hatta ima dahi edilmediğini; nitekim04.08.1999 tarihli T. Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilen 30.06.1999 tarihinde yapılan 1998 yılı hesap yılına aitGenel Kurul Toplantısında, “Ruhsat çalışmasının başlayabilmesi için yolunun olması gerektiği ve imar parseli sıfatınıntaşıması gerekiyordu biz bu sıfatı yapılan çalışmalar sonucunda kazandık” denildiğini; ayrıca “ Ruhsat alınmasını bekleyipinşaata başlarsak çok zaman kaybederiz” denilmek suretiyle de inşatlara bu haliyle devam edilmesi kararı alındığını; dahasonra, 13.07.2001 tarihinde yapılan olağanüstü Genel Kurul Toplantısında ağırlıklı olarak Ruhsat konusunun gündemealındığını, bu hususun saatlerce tartışıldığını, bugüne kadar da hiçbir Genel Kurul Toplantısında ruhsatların alınmayışı ileilgili olarak müvekkil şirketin bir kusuru bulunup bulunmadığı hususunun gündeme getirilmediğini; hatta Kooperatifbünyesinde meydana gelen bazı huzursuzluklar nedeniyle bizzat müvekkili şirket yetkilisinin talebi ile 02.01.2002tarihinde yapılan 2001 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı gündemine işin şirket tarafından devam ettirilip ettirilmemesikonusunun alındığını; yapılan görüşme sonucunda ise işin yine müvekkili şirket tarafından ve aynı sistem ile devamettirilmesine oy birliği ile karar verildiğini; tüm bu olayların, müvekkili şirketin işin yapımı sırasında gerek ruhsatkonusunda ve gerekse de davalı Kooperatif tarafından isnat edilen sair hususlarda kusur ve ihmalinin bulunmadığınıgösterdiğini; yani ruhsat konusunun, Kooperatif tarafından inşaatın başlangıcından itibaren bilindiğinin açık olduğunu, bunedenle davalı tarafın bu iddiasının samimi ve gerçek olmadığını; 2-Hak ediş raporlarının düzenlenmediği iddiasının dahaklı bir gerekçe olmadığını; taraflar arasında yapılan sözleşmenin, Kooperatifin 1997 yılında yapılan Genel KurulToplantısında alınan “inşaat maliyeti üzerinden %20 kâr vermek koşulu” kararına uygun olarak yapıldığını, nitekimsözleşmenin 3/A maddesinin de alınan karara uygun olarak düzenlendiğini, bu maddeye göre de “söz konusu iş bedellerifatura + %20 esasına göre yapılacaktır” denildiğini; bugüne kadar 30’u aşkın faturanın sözleşmeye uygun olarakdüzenlendiğini ve hiçbir itiraz ileri sürülmeden ödendiğini; bu konuda hiçbir dönem itiraz olmamasına ve bu uygulamalarınibra edilmiş olmasına rağmen, yeni yönetim tarafından sözleşmenin haksız feshine dayanak yapılmak istenmesininanlaşılamadığını; kaldı ki ara hak ediş raporlarının, kesin ödeme niteliğinde ve kazanılmış hak sağlayan belgelerolmadığını, yasaya göre alelusul düzenlenmiş belgeler olduğunu; V.U.K.’na göre hak ediş düzenlenen işlerde ayrıcafatura düzenlenmesinin gerektiğini, bugüne kadar söz konusu fatura bedellerine karşı, davalı tarafından itiraz edilmemişolmasının, yapılan işlere ve bedellere karşı da bir itirazlarının olmadığını gösterdiğini; yukarıda belirttikleri üzere, ara hakedişlerin avans ödemesi mahiyetinde olduğunu, işin gerçek bedelinin işin bitiminde yapılacak kesin hesap sonucundabelirlendiğini; davalının bu yönde bir itirazı ve iddiasının olmamasının da bu iddianın samimi olmadığını gösterdiğini;taraflarınca keşide edilen ihtarname ile kesin hesabın çıkarılması ve şantiyenin teslimi için hazır olduklarını bildirmelerinerağmen, bugüne kadar hiçbir girişimde bulunmamalarının, bu yönde ciddi ve samimi olmadıklarını gösterdiğini; 3-İşinsüresinde bitirilmediği iddiasının haksız olduğunu; bu iddianın da yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu, zira bu iddialarınbizzat Genel Kurul Tutanaklarındaki ifadeler ile çeliştiğini; işin sözleşmede belirtilen süre içerisinde bitirilmemesininnedeninin müvekkili şirketin kusur ve ihmalinden değil, tamamen Kooperatifin mali konulardaki sorunlarındankaynaklandığını, Kooperatifin 30.06.1999 yılında yapılan Genel Kurul Toplantısında ifade edildiği gibi, konutların 60-65.000 USD’ye mal olacağı, oysa o tarihe kadar ödemelerin tam olarak yapılması halinde dahi ancak 19,000 USD.ödenmiş olacağını, sonuç olarak, belirlenen aidatların düzenli olarak ödenmesi durumunda işlerin ancak 46 aydatamamlanacağı, yani işin en az 4 yıl sonunda bitebileceğinin dile getirildiğini; daha sonra yapılan Genel KurulToplantılarında sunulan Faaliyet Raporlarında, evlerin büyük oluşu nedeniyle konut maliyetlerinin 70.000 USD’ye malolacağının belirtildiğini; takip eden yıllarda da ödemelerin düzenli olarak yapılmaması sonucunda mevcut olan borçların2001 yılının 2. döneminde önce 6, daha sonra 2002 yılında 5 takside bölündüğünü, tüm bu hususların, Kooperatifin
Genel Kurul Toplantı tutanakları ve faaliyet raporları ile sabit olduğunu; Kooperatifin bu yöndeki iddiasının haklıolabilmesi için, tüm konut maliyet bedellerinin tamamının ödenmiş olması ve buna rağmen işin müvekkil şirket tarafındanbitirilmemiş olmasının gerektiğini, oysa şu anda üyeler tarafından yapılan ödemelerin, daha önceden belirlenmiş olankonut maliyet bedellerinin ancak yarısı kadar olduğunu, diğer taraftan 2002 yılının başında seçilen yeni Yönetim Kuruluüyelerinden iki kişinin, Kooperatif Başkanı’nı Kooperatifi satma girişimlerinde bulunan diğer kişilerle birlikte olduğunuileri sürerek istifa etmeleri sonucunda, Kooperatifin belirsizliğe doğru gittiğini, Kooperatifin, daha sonraki günlerde deyeni yönetim tarafından satışa odaklanarak idare edilmeye çalışıldığını ve atıl duruma getirildiğini; sonuç olarak, fesihgerekçelerinden olan işin süresinde bitirilmemiş olması iddiasının haksız olup yasal dayanaktan yoksun olduğunu; bunagöre taleplerini sıraladıklarında; 1-Cezai şartın tazmini yönünden; Sözleşmenin 15.maddesine göre “Kooperatif geçerlisebep göstermeksizin Müteahhit’in işine son veremez. Sebep mutlaka ispatlanmış olmalıdır. Sebepsiz ve gerekçesizolarak Müteahhidin işine son verilmesi halinde KOOPERATİF MÜTEAHHİT’e 30 gün içerisinde 50.000.000.000 TL.(Ellimilyar) tazminat ödemeyi şimdiden kabul eder.” denildiğini; 2002 yılının başında davalı Kooperatif bünyesinde oluşanyönetim değişikliğinden sonra, müvekkili şirketin, 08.03.2002 tarihli ihtarnameyle; “Kooperatifin bir belirsizliğe doğrusürüklendiğini, ödemelerin yapılmaması nedeniyle iş yapamaz hale gelindiğini ve zarar edildiğini, bu durumun devametmesi halinde uğranılan zararlar ile sözleşmenin karşı tarafın kusuru nedeniyle bozulması durumunda günkü koşullaragöre iş bedelinin ¼’ü tutarı karşılığı olan 50.000.000.000 TL. cezai şartın, bugünkü iş bedeli tutarının ¼’ü olarak veya obedelin sözleşme tarihindeki Amerikan doları karşılığının talep edileceği”nin ihtar edildiğini; daha sonra ise davalıKooperatifin, müvekkili şirket ile yapılmış olan İnşaat Yapım Sözleşmesi’nin feshedildiğini bildirdiğini; yukarıda izahedildiği gibi, davalı Kooperatifin fesih gerekçelerinin haksızlığı nedeniyle ihtarnamelerinde belirttikleri gibi cezai şartıödemesinin gerektiğini, şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 50.000.000.000 TL’nin ödenmesinitalep ettiklerini; 2-Ödenmeyen fatura bedeli alacaklarının tahsili yönünden; yukarıda açıklandığı üzere, kooperatifarsasında çevre düzenlenmesi, bakım, onarım ve güvenlik hizmetleri ile ilgili olarak her ay periyodik olarak yerine getirilenhizmetler nedeniyle önce Nisan 2002 ayına ait olan 1.750.000.000 TL. meblağlı fatura bedelinin ödenmediğini, ardından15 Ağustos 2002 ayına kadar yapılan diğer hizmet bedellerinin de ödenmediğini, toplam 4,5 aylık hizmet bedeli olarak7.875.000.000 TL alacaklarının bulunduğunu; bu hizmet bedellerinin önceki dönemlerde hiçbir itiraz konusu olmadanödendiğini, yeni yönetim tarafından ödenmemesinin haklı ve yasal dayanağının bulunmadığını; 3-Sözleşmenin haksız feshinedeniyle uğranılan kâr mahrumiyeti yönünden; sözleşmenin feshi sırasında yapılmış olan iş miktarının, Kooperatifin sonyapılan Genel Kurulunda da belirtildiği gibi %50 seviyesinde bulunduğunu, yine taraflar arasında yapılan İnşaat yapımSözleşmesi’nin 3/A maddesine göre, müteahhit firmaya iş bedeli olarak fatura +%20 üzerinden ödeme yapılacağını,inşaat maliyetinin ise 1999 yılında yapılan Genel Kurul toplantısında kişi başına 65.000 USD., daha sonraki Genel Kurultoplantısında ise 70.000 USD. olacağının öngörüldüğünü; bu durumda kişi başına bakiye iş miktarının 32.500 - 35.000USD yani toplam 31 Üye X 32.500 USD.= 1.007.500 USD.’lık bakiye iş kalmış olduğunu; bu durumda, müvekkilişirketin uğradığı kâr mahrumiyetinin de 1.007.500 USD: %20 = 201.500 USD. Olduğunu; diğer taraftan, 2002 yılınınbaşında yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında, Kooperatif Yönetimi tarafından sunulan 2002 yılı tahmini bütçe ve işprogramına üyelerin o güne kadar ortalama olarak 22’şer milyar TL ödemiş oldukları ve bakiye 42’şer milyar dahaödeme yapmaları gerektiğinin belirtildiğini; bu durumda bakiye iş miktarının 31X42.000.000.000 TL.=1.302.000.000.000 TL. olduğunu; bu durumda da uğranılan kâr mahrumiyeti miktarının 1.302.000.000.000 :%20 =260,400.000.000 TL. olduğunu; yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilecek kâr mahrumiyetinden dolayı,şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, 10.000.000.000 TL. talep ettiklerini; sonuç olaraksözleşmenin feshi nedeniyle müvekkili şirketin bir kusuru olmadığından bu talebinin haklı ve yasal olduğunu; 4-Manevitazminat açısından; müvekkili şirket yetkilisinin, Kooperatif üyeleri ile 12 yıl öncesine dayanan karşılıklı saygı ve güvenedayanan ilişki nedeniyle aile ortamı içerisinde yürütülen birlikteliğin 2002 yılına kadar aynı seviyede devam ettiğini, budurumun, 2002 yılının başında yeni göreve seçilen Yönetim’in kişisel çıkar hesapları sonucunda bozulduğunu, budönemde müvekkili aleyhinde haksız ve yersiz birçok söylentiye sebep olacak asılsız iftira kampanyası yürütülmeyebaşlandığını; böylece müvekkili şirketin kişilik haklarına tecavüz edildiğini; bugüne kadar müvekkili şirket yetkilisininşahsında davalı Kooperatif üyeleri arasında var olan karşılıklı güven, yardımlaşma ve dayanışmanın yerini kin vehusumetin almasına neden olacak şekilde, müvekkili şirket hakkında yolsuzluk yapıldığının ileri sürüldüğünü, sözleşmeninfeshinden bu yana 4 ayı geçen süre içerisinde, hiçbir somut belge ve delil sunamadıklarını, bu nedenle müvekkili şirket veyetkilisi tarafından, birlikte yola çıkılan Kooperatif üyelerinin bir zarar görmemesi için, bu kampanyada yer alan şahıslarhakkında Kadıköy 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/1394 sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat talebi ileşahsi dava açıldığını; bu kez Kooperatif üyelerinin de duyarlı olmaları için aynı yönde Kooperatif hakkında da davaaçılması zaruretinde kalındığını, sonuç olarak müvekkili şirket hakkında Kooperatif Yönetimi tarafından sürdürülen asılsıziftiralar nedeniyle kişilik haklarına tecavüz edildiğinden, şimdilik, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak5.000.000.000 TL. manevi tazminat ödenmesi gerektiğini ifade ederek; şu anda Yönetimde bulunanların Kooperatifarsasını satma girişimlerde bulunmalarından dolayı, öncelikle taleplerinin ileride tahsilinin imkansız kalması tehlikesinekarşılık, kooperatif adına kayıtlı Kocaeli, Gebze ilçesi, Cumaköy Öteyüz mevkiinde kain, 9 pafta, bila ada, 919 ve 920parselde bulunan gayrimenkul üzerine üçüncü şahıslara devir ve satışının önlenmesi için tedbir konulmasına ve şimdilikfazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak; 50.000.000.000 TL. cezai şartın tazmini, 7.875.000.000 TLödenmeyen fatura bedeli ve hizmet bedeli ve hizmet bedeli alacağının, 10.000.000.000 TL kâr mahrumiyetinden doğanmaddi tazminatın, 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ilebirlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle SS.G.U. Konut Yapı Kooperatifine karşı 26.9.2002 tarihinde adli yargıyerinde dava açmıştır.1-b) KADIKÖY 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ; 28.11.2005 gün ve E:2002/1021, K:2005/807 sayıile aynen; “Davacı vekili tarafından davalı aleyhine Mahkememize açılan “alacak ve tazminat’’ talebine ilişkin işbudavasının Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:Davacı vekili 25.9.2002 günlü dilekçesiyle; davacı şirket ile davalı kooperatif arasında Gebze 3. Noterliğindeinşaat yapım sözleşmesi yapıldığını, taraflar bu sözleşme ile Gebze Cumaköy, Öteyüz mevkiinde, 919-920 parsel sayılıyerde yapılacak konutların projeye uygun olarak hafriyat işleri dahil olmak üzere inşaat işinin yapılması için anlaştıklarını,yüklenici olan davacının sözleşme konusu yükümlülüklerini yerine getirmeye çalıştığını, davalı kooperatifin Kadıköy 5.Noterliğinin 30.5.2002 tarihli ihtarı ile inşaat yapım sözleşmesini; inşaat ruhsatının bulunmadığı, sorumluluğun yükleniciyeait olduğunu, hak ediş raporlarının düzenlenmediğini, işin süresinde bitirilmediğini ileri sürerek feshettiğini, Kadıköy 5.Noterliğinin 10.6.2002 tarihli ihtarnamesi ile ileri sürülen hususların tümünün haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunucevaben bildirdiklerini, inşaat ruhsatının alınmasının arsa sahibine ait olduğunu, hak ediş raporlarının düzenlenmediğiyolundaki iddianın haklı bir gerekçe olamayacağını, işin süresinde bitirilmediği iddiasının haksız olduğunu ve bu nedenlerle50.000.000.000 TL. cezai şart, 7.875.000.000 TL ödenmeyen fatura ve hizmet bedeli, 10.000.000.000 TL kârmahrumiyeti ve 5.000.000.000 TL’sı manevi tazminatın, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birliktedavalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.SAVUNMA:Davalı vekili; taraflar arasında inşaat yapım sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre yüklenicinin inşaat, imalat,müşavirlik işlerinden sorumlu olduğunu, müşavirlik ücretinin ödendiğini, yüklenicinin ruhsat almadan inşaata başladığını,bunu kendilerinden gizlediklerini, 3.6.1999 tarihli yapı durdurma tutanağı ile yıkım kararı alınarak para cezasınahükmedildikten sonra durumu öğrendiklerini, inşaatın teslim süresinin 2000 yılı Temmuz ayı olduğunu, bu süreyeuyulamadığını, bu sebeplerden dolayı sözleşmeyi 30.5.2002 tarihinde fesh ettiklerini, maddi ve manevi tazminat haklarısaklı kalmak şartıyla sözleşmeyi fesh ettiklerini, konutların 60.000 dolar - 65.000 dolara mal olacağı beyan edildiğini, herüyeden 50.000 dolar toplandığı halde konutların % 80 ikmal edilmesi gerekirken yıkım kararı alındığını, 19 adet kabainşaattan başka bir şey bulunmadığını, sözleşmeyi fesihte haklı olduklarını ve davanın reddine karar verilmesinisavunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibari ile, cezai şart ile ödenmeyen fatura bedeli ve hizmet bedeli ile maddi ve manevitazminata karar verilmesi istemlerinden ibarettir.Davanın çözüm noktaları; davacı şirketin cezai şarta ve maddi ve manevi tazminata hakkı olup olmadığı, haklıise cezai şart ve tazminat miktarlarının belirlenmesi ile ilgilidir.Davacı ve davalı vekilleri delil ve belgelerini ibraz etmişler, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, rapor ve ek raporlaralınmış bulunmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; B.K’nun 355 ve daha sonraki maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesinin birnevi olan inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır, davacı yüklenici, sözleşmenin iş sahibi tarafından haksız fesihnedeniyle tazminat talep etmektedir, davacı yüklenici davalı iş sahibi olup, taraflar arasında 19.12.1997 tarihlisözleşmenin içeriği yönünden bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre sözleşmenin konusu, kooperatifin sahibi olduğu ve Kocaeli ili, Gebzeİlçesinde kain 419 ve 920 parsel sayılı yerde yapılacak 50 adet müstakil konutların tümünün projelerinin, peyzajprojesini çevre düzenlemesini tüm inşaat ve tesisat işlerinin tamamının projesine uygun şekilde bu sözleşme maddeleri veeklerine göre hafriyat işlerinin müteahhitçe yapılacak olmasıdır, yüklenicinin yapacağı iş inşaat, imalat ve bu işlerle ilgilimüşavirlik işleridir,3194 sayılı imar yasası hükümleri emredici niteliktedir, herkesi bağlar ve mahkemelerce de kendiliğinden gözönünde tutulur, mahkememizce yaptırılan inceleme sonunda bilirkişiler tarafından davalı iş sahibi sözleşmeyi fesihtehaklıdır. İnşaat ruhsatsız ve imar kanununa aykırı yapılmış olup, yıkım kararı mevcuttur, bu nedenle davacı yüklenici cezaişartın tazmini, ödenmeyen fatura bedeli ve hizmet bedeli ile kâr mahrumiyeti ve manevi zarar talep edemeyeceğihususunda rapor tanzim edilmiş olduğu görülmektedir.Dava konusu villaların bulunduğu parsel için müracaat üzerine 7.9.2000 tarih ve 9059 sayılı yazıyla imardurumu verilmiştir, bu tarih itibariyle ve imar durumundan da anlaşılacağı üzere parselin kadastral bir yola cephesiolmadığı ve kadastral yola cephe sağlanmadan inşaat ve uygulama yapılamayacağı geçit hakkı ile oluşturulacak yol imarkanunu uyarınca düzenlenecek inşaat ruhsatına esas yol olarak kabul edilmediğinden söz konusu inşaatlara ruhsatverilmesinin mümkün görülmediği bu nedenle taraflar arasında yapılan inşaat sözleşmesinin uygulanması için inşaat yapılanparselin kadastral bir yola cephesinin bulanmasının zorunlu olduğu, bu yol halen temin edilmediğinden sözleşmenin imaryasasına aykırı olduğu, B.K.’nun 19-20. maddelerine göre sözleşmenin başlangıcından itibaren batıl olduğu, diğer birdeyişle aktin bulunmadığı, taraflar arasında yapılan aktin başlangıçtan itibaren batıl olduğundan, bu hususun mahkemecetespitinin gerekeceği sözleşmenin bu nedenlerle haksız fesihten bahsedilemeyeceği, inşaat imar durumuma aykırı olarakruhsatsız yapıldığından halen dahi ruhsat alınarak yasal hale getirilmesinin mümkün olamadığı, imar yasasına aykırı yapılaninşaatın idari makamlarca yıkımına karar verildiğinden, ekonomik değerinin de bulunmadığı, işin uzmanı sayılan davacıyüklenicinin imara aykırı ve ruhsat alınmadan inşaata başlaması beklenemeyeceğinden zarara uğradığı iddiasıyla alacakkar mahrumiyeti manevi tazminat ve ceza tazminatı talep edemeyeceği görülmekte olup, mahkememizce de benimsenenbilirkişi kurulu rapor ve ek raporları birlikte nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.HÜKÜM: Ayrıntıları ve gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi,1-Yargılama sonucunda yerinde bulunmadığı belirlenen 2002-1021 esas sayılı davanın reddine…” kararvermiş, davacı vekili tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 15.Hukuk Dairesince, 07.11.2006 gün ve E:2006/1406,K:2006/6264 sayı ile onanmış; karar düzeltme istemi de aynı Dairece, 31.10.2007 gün ve E:2007/4625, K:2007/6817sayı ile reddedilmiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir.2- Davacı P.İnş.San.Tur.ve Tic.Ltd.Şti.’nin, Şirket temsilcisi vasıtasıyla; Kocaeli Büyükşehir BelediyeMeclisinin 13.10.2011 tarih ve 2011/579 sayılı ve Gebze Belediye Meclisinin 6.5.2011 tarih ve 152 sayılı kararının iptali
istemiyle, 1- Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile 2- Gebze Belediye Başkanlığına karşı 1.7.2013 tarihinde idariyargı yerinde açtığı ilk davada, Kocaeli 1.İdare Mahkemesince, 9.7.2013 gün ve E:2013/807, K:2013/751 sayı ile,dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; davacı Şirket temsilcisinin, Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin ve GebzeBelediye Meclisinin kararları nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle yenilediği dava dilekçesine karşılık Kocaeli1.İdare Mahkemesince, 20.8.2013 gün ve E:2013/921, K:2013/803 sayı ile, yine dava dilekçesinin reddine kararverilmiş; davacı Şirket temsilcisinin, Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin ve Gebze Belediye Meclisinin kararlarınedeniyle uğradığı 1.296.420,00TL zararın tazmini veya kooperatife ait gayrimenkulün en az 3.500.000,00TL’ye satışıkonusunda şirkete yetki verilmesi istemiyle yenilediği dava dilekçesine karşılık, Kocaeli 1.İdare Mahkemesince,25.9.2013 gün ve E:2013/1084, K:2013/931 sayı ile, yine dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; davacı Şirkettemsilcisinin, Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.10.2011 tarih ve 2011/579 ve Gebze Belediye Meclisinin6.5.2011 tarih ve 152 kararının iptali, iptal edilmemesi halinde uğranıldığını iddia ettiği 1.349.992,00TL maddi zararın tazmini istemiyle yenilediği dava dilekçesine karşılık, Kocaeli 1.İdare Mahkemesince, 7.11.2013 gün ve E:2013/1155,K:2013/1155 sayı ile, bir kez daha dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.2-a)Davacı P.İnş.San.Tur.ve Tic.Ltd.Şti.’nin temsilcisi dilekçesini bir kez daha yenileyerek; “S.S.G.U. KonutYapı Kooperatifine 2002 yılında başkan olan A. Aydın’ın 12. 08. 2002 tarihli yazısında; eski Yönetimle Şirketi üzerindeçalışma başlattığını belirttiği, devamında; “İnşaat yapım Sözleşmemizi 30.05.2002 tarihinde Feshetmiş”, olduğunubelirterek, gerekçe olarak son paragrafta; “Müteahhit firma, eski Yönetim Kurulu Başkanı ve İş Bankası Ataşehir Şb.Yetkilileri hakkında Yasal Prosedür başlatılmıştır”. denildiğini; sözleşmede ispat şartı olduğundan, hırsızlık davasısonucunda Ataman Aydının Sözleşmeyi fesihte haklı olduğunu ancak iftira ile İspatlamış olduğundan, sonuçta kendisininhırsız olduğunun belgelendiğini;
Kooperatife 07.05.2002 tarihinde vekil olan Avukatın ise 3 yıl sonra Kadıköy 2. As.Tic. Mah. 2002/1021 E. Dosya içi 30. 05. 2005 tarihli dilekçesinde; “Sözleşme uyarınca 31 aylık teslim süresi hitamıTemmuz 2000 olup, Sözleşmenin Feshedildiği 2002 yılında dahi inşaat davacı tarafından bitirilememiştir”; “Davacınınısrarı ve EK Rapor uyarınca; Kocaeli İmar Müdürlüğüne tezkere yazılmıştır". “Cevap olumlu olsaydı dahi, davacı zamanıgeriye döndürerek Sözleşmeyi süresinde ifa mı edecekti?". dediğini ve Kooperatifin, şirketiyle tek sorunu 3 yıl sonra da,İnşaat 2000 yılında bitmedi olarak ikrar edildiğini; oysa; Kooperatifin 30. 06. 1999 tarihli Genel Kurul Tutanağında;“İnşaatın En Az 41- 46 ayda (2004) yılında bitebileceği"nin yazıldığını; dolayısı ile, aşağıda belirtilen 11 yıllık yargılamasüreci iftiralarla dolu olduğundan, iş ve özel hayatının hoyratça harcandığını; yazıdaki “Cevap olumlu olsaydı" ifadesiyleKocaeli İmar Müdürlüğünün Mahkemeye 21.04.2005 tarihli cevabının sipariş olduğunun ikrar edildiğini, zira;Kooperatifin Şirketiyle “Hırsızlık” ve “İnşaat süresinde bitmedi” sorununun sübut bulduğunu; nitekim, 21.04.2005 tarihliyazıda; “Kooperatif tarafından yaptırılan 19 adet Villa inşaatına 1999 - 2000 yılı itibariyle Ruhsat verilip verilemeyeceğihakkında bilgi istenmektedir”; “Parsel için 07. 09. 2000 tarihinde imar durumu verilmiştir"; “Ayrıca bu parsel için OrmanBölge Müdürlüğünden 06.01.1999 tarihinde ‘‘Yol Geçit Hakkı" alınmış olup, Bakanlığımız 26. 06. 1998 tarihliyazısında; Geçit Hakkına Ruhsat verilemez denildiğinden, belirtilen tarihler itibariyle söz konusu İnşaatlara Ruhsatverilmesi mümkün değildir”, denildiğini; Bayındırlık Bakanlığının Kocaeli İmar Müdürlüğüne 20. 11. 2001 tarihliyazısında; “Orman Bakanlığından 25 yıl kullanım hakkı alınan ve Konut amaçlı Projelerde Yol olarak kullanılacakalanların terke gerek olmaksızın YOL olarak kabul edilmesinde ve anılan yere ilişkin İnşaat Ruhsatı talebikarşılanmasında sakınca bulunmamaktadır.” denildiğini; Kocaeli İmar Müdürlüğünün 21.04.2005 tarihli yazısınınreddedildiğini; Kocaeli İmar Müdürlüğünün Mahkemeye 02.12.2004 tarihli yazısının ise; “EK 1/1000 Ölçekli Haritadagörüldüğü yerde tespit edilen 6 adet İkiz 7 adet Tekli olmak üzere 19 adet yapıya Ruhsat verilip verilemeyeceğine ise23.07.2004 gün yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası gereği ilgili Belediyesinin karar vermesi gerekmektedir” şeklindeolduğunu; Kadıköy 2. As. Tic. Mahkemesinin 2002/1021 E. Dosyası için yazılan 30.06.2005 tarihli 2. EK RaporunMahkemeye 13.07.2005 tarihli celseden sonra 03.10.2005 tarihinde sunulmasının düşündürücü olduğunu; Raporun1.maddesine Bayındırlık Bakanlığının yazısı yazılmasına rağmen, Parselin YOL Belgelerinin yazılmadığını vedeğerlendirilmediğini, yetkisiz Kocaeli İmar Müd. 21. 04. 2005 tarihli yanlış yazısının değerlendirildiğini ve raporun; “Bunedenle, taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin uygulanması için gerekli olan Parselin Yolu halen teminedilemediğinden, Sözleşme Batıldır. İmar yasasına aykırı yapılan inşaatın idari makamlarca yıkımına karar verildiğinden,ekonomik değeri de bulunmadığından Zarara uğradığı bahisle; Alacak, Kâr mahrumiyeti, Manevi tazminat, Cezatazminatı talep edemeyeceğine dair Raporumuzdur.” şeklinde yazıldığını; Kadıköy 2. As. Tic. Mah. 2002/1021 E.,2005/807 K. Sayılı, 28.11.2005 tarihli İlamında, Harfiyen Bilirkişi Raporunun benimsendiğinin açıkça belirtildiğini; Mahkeme Kararına göre, ekonomik değeri olmayan eserinin en az 2 milyon liraya satışı kararının, Kooperatifin30.04.2010 tarihli Genel Kurul Toplantısında alındığını, Kooperatif aleyhine ikame edilen “Sebepsiz Zenginleşme”davasının ise Kadıköy 5. As. Tic. Mah. 2010/1598 E. dosyası ile görüldüğünü, ara karara rağmen Belgelerinincelenmediğini; davalı Kooperatif vekilinin talebi doğrultusunda, Kadıköy 2. As. Tic. Mah. 2005/807 sayı ve28.11.2005 tarihli ilamı için ‘‘Tüm Yasa Yolları Tükenmiştir.” denildiğini ve Kararın 09. 04. 2013 tarihinde kesinleştiğini;şirketi ve şahsının, kesinleşmiş mahkeme kararı ile yolu olmayan parsele yıkım kararı olan inşaat yapmak suretiyleinsanları kesinlikle en az 2 milyon lira zarara uğratan soysuz ilan edildiğini, 2005 yılından bugüne İnsan yüzüne bakamazhale getirildiğini; oysa, Kooperatifin 7 hisse Başkanının 17.05.2011 tarihli Savcılık ifadesinde; Kooperatife vermiş olduğu2 Milyon Lira zararı lehte olarak telakki ettiğini, zira; Mahkemenin 28.11.2005 tarihli ilamından 1,5 ay sonraadreslerinde görülen 13 isim adına, 2008 yılında ise 17 isim adına taksit ödemiş olduğundan, kararın Ataman Aydınlehine sonuçlandığının açık olduğunu; Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının, Şirketlerine hitaplı 29.07.2013 tarihliyazısında; Gebze Belediye Meclisinin 06.09.2011 tarih 152 sayı ile Belediye Meclisinin ise 13. 10. 2011 tarih 578 sayıile Gebze İlçesi Cumaköy 9 pafta 1410 Parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planını Onamasında; İlgili Kanun,Yönetmelik ve Kurum görüşleri alınmak suretiyle Onaylanmış olduğunun belirtildiğini; 1/1000 ölçekli Uygulama İmarPlanı üzerinde 6 adet İkiz, 7 adet Tekli yapı göründüğünden, bu Planın 07.11.2002 tarihinde Kocaeli İmarMüdürlüğünün Onamış olduğu 6 adet ikiz 7 adet Tekli olmak üzere 19 adet Konut İnşaatının Halihazır Haritası üzerine
işlenmiş olduğunun anlaşıldığını; Plan Açıklama Raporunda ise; Parsel üzerinde 26 adet Konut amaçlı Yapı tespit edilmişolmasının da düşündürücü olduğunu; Plan Açıklama Raporunda ayrıca; “Yapılan inceleme neticesinde, OrmanBakanlığının 17.11.1998 tarih 1130 sayılı karar gereği 1040 m2 Orman Parçasının Güven Kooperatifi lehine 25 yıllığınaYOL Geçit Hakkı olarak kiralanmasının benimsenmiş olduğunun belirtildiğini; Parselde Yapılaşma koşulları için İSKİGenel Müdürlüğünün görüşü doğrultusunda, 35 adet ve 181 m2 toplam 6360 m2 ve 2 kat İnşaat yapılabileceğininbelirtildiğini, Bilirkişinin ise 28.04.2004 tarihli Raporunda İSKİ Görüşünü “……..” olarak karatarak, görevini kötüyekullandığını; Kadıköy 2. As. Tic. Mahkemesinin 2002/1021 E., 2005/807 K., 28.11.2005 tarihli kararında, DavalarınınReddi için, Bilirkişi Raporunun benimsendiğinin belirtildiğini; Şirketinin, yolu olmayan parsele, yıkım kararı olan inşaatyapmak suretiyle arsa sahibini en az 2 milyon lira zarara uğratan vatan haini ilan edildiğini; aynı Belgelerle hazırlanmışolan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ise; İlgili Kanun, Yönetmelik ve Kurum Görüşlerinin benimsenmiş olduğuve toplam 6.360 m2 İnşaat yapılabileceği ve Kooperatifi 2 Milyon Lira Zarara uğratmalarının tersine, Şirketlerinindüzmece yazılarla 1. 349. 992, 00 TL. zarara uğratılmış olduğunun görüldüğünü; Gebze Belediye Başkanlığına da,04.06.2013 tarihli dilekçe verildiğini ve Mahkeme Kararının uygulanması bakımından, Gebze İlçesi Cumaköy 9 pafta 1410 Parsel üzerinde bulunan 6 adet ikiz ve 7 adet tekli yapıların yıkılmasının talep edildiğini; Müdürlüğün Kaçak YapıŞefliğinin 24.06.2013 tarih 113360/2076 sayılı Cevap yazısında ise; 20.06.2013 günü söz konusu Parsele gidildiği veEK Tutanakta işaretlendiği üzere parselde 2 adet ikiz, 2 adet de tekli yapı tespit edilmiş olduğu belirtilerek yine yanlışbilgi verilmiş olduğunu; sonuç olarak: 1998 yılından bugüne parselin imar planının onaylanmasında ve ruhsat talebininkarşılanmasında en ufak sorununun olmadığını, mahkeme sürecinde idarelerin ve bilirkişinin mahkemeye yazılarının,hakkının ödenmemesi için hukuki hiçbir geçerliliği olmayan düzmeceler tanzim etmiş olduklarının sabit olduğunu, zira; birparselin değerinin ruhsat değil, adına düzenlenmiş olan imar durumu ile ölçüldüğünü herkesin bildiğini ifade ederek; terditli istemde bulunulmaması bakımından, sadece 1- Gebze Belediye Meclisinin 06.05.2011 tarih ve 152 sayılı Kararıile 2- Kocaeli B.Şehir Belediye Meclisinin 13/10/2011 tarih 579 sayılı kararının Yargılama sonucuna kadar yürütmesinindurdurulması taleplerinin kabulüne; zararlarının ödenmesi bakımından Kooperatifin de taraf kabul edilmesi ve zararlarının,zararlarından haksız menfaat sağlayan Kooperatife yüklenilmesine karar verilmesi istemiyle, 1- Kocaeli BüyükşehirBelediye Başkanlığı ile 2- Gebze Belediye Başkanlığına karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.2-b) Kocaeli 1.İdare Mahkemesi, 29.1.2014 gün ve E:2013/1287, K:2014/125 sayı ile, Kocaeli BüyükşehirBelediye Meclisi'nin 13.10.2011 tarih ve 2011/579 sayılı kararıyla onaylanan Gebze Belediye Meclisinin 06.09.2011tarih ve 152 sayılı kararıyla yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, anılan planın askıdan indirildiği21.12.2011 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde veya 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde öngörülen süreç işletildiktensonra dava açılması gerekirken açılmadığı, davacının 4.6.2013 tarihli başvurusu dava açma süresinicanlandırmayacağından, bu süreler geçirildikten çok sonra 01.07.2013 tarihinde meclis kararlarının iptali istemiyle açılandavanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın süreaşımı nedeniyle reddinekarar vermiş; bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 2-c)Danıştay 6.Dairesi, 7.7.2014 gün ve E:2014/4513, K:2014/5168 sayı ile, “(…)Uyuşmazlıkta, davacıtarafından dava konusu plan değişikliği sonrasında taşınmazda bulunan ve ruhsatsız oldukları tespit edilen yapılara yönelikolarak 3194 sayılı İmar Kanununun 32. ve 42. maddelerinde öngörülen yaptırımların uygulanmayacağı ileri sürülerek plandeğişikliğinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, dava devam ederken davalı idareye plan değişikliğinin iptaliistemiyle de başvuruda bulunulduğu, söz konusu başvurunun davalı idarece reddedildiği görülmektedir.Bu anlamda, yıkım kararının plan değişikliği nedeniyle uygulanmaması hususunun dava konusu plandeğişikliğinin uygulama işlemi mahiyetinde olduğu, anılan işlem üzerine süresi içerisinde bakılmakta olan davanın açıldığı,diğer taraftan plan değişikliğinin iptali istemiyle yapılan başvurunun da davalı idarece reddedilmesi üzerine de davacıtarafından plan değişikliğinin iptali istemiyle dava açılabileceği görüldüğünden, işin esası incelenmek suretiyle kararverilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen mahkeme kararında isabet bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 29/01/2014 tarihli, E:2013/1287, K:2014/125sayılı kararın BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine…” karar vermiş, kararın düzeltilmesiistemi aynı Dairece, 13.11.2014 gün ve E:2014/7533, K:2014/7185 sayı ile reddedilmiştir.2-d) KOCAELİ 1.İDARE MAHKEMESİ; 23.7.2015 gün ve E:2014/1610, K:2015/871 sayı ile, “(…)Kararveren Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nce, Mahkememizin 29.01.2014 tarih ve E:2013/1287, K.2014/125 sayılı süreaşımı nedeniyle ret kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 07.07.2014 tarih ve E:2014/4513, K:2014/5168 sayılı kararıylabozulması üzerine bozma kararına uyulup dosya tekemmül ettirildikten sonra dava dosyası incelenerek işin gereğigörüşüldü:Dava, Kocaeli İli, Gebze İlçesi Cumaköy Mevkii, 9 pafla, 1410 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapılarınmüteahhidi olan davacı şirket tarafından, anılan parseli kapsayan alana yönelik olarak 06.09.2011 tarihli, 152 sayılıbelediye meclisi kararıyla kabul edilerek 13.10.2011 tarihli, 579 sayılı büyükşehir belediye meclisi kararıyla uygunbulunan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.3194 sayılı İmar Kanununun 5.maddesinde “Nazım İmar Planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygunolarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının kullanışbiçimlerini, başlıca bölge tiplerini, gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğince yapı yoğunluğunu yerleşme alanlarınıngelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemleri ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek veuygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen plandır. Uygulama imar planı ise; tasdikli halihazırharitalar üzerine varsa kadatral durumu işlenmiş olarak nazım plan esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapıadalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacakuygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır” şeklinde tanımlanmıştır.Yine aynı yasanın Planlama Kademeleri başlıklı 6.maddesinde imar planlarının alan ve amaçları açısından nazımimar planları ve uygulama imar planları olarak hazırlanacağı, imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması ile ilgili
8.maddesinde ise imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planlarından meydana geldiği, mevcut ise bölge veçevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imarplanlarının ilgili belediyelerce yapılacağı ve yaptırılacağı, belediye meclisinde onaylanarak yürürlüğe gireceği, onaytarihinden belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazları ve planları belediye meclisininonbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de yukardakiusullere tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.Bütün bu düzenlemelerin yorumlanmasından, insan, toplum, çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplumyaşamını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişmeyiyönlendirmek ve toprağı koruma, kullanma dengesini en rasyonel şekilde belirlemek amacına yönelik olan imar planlarıarasında kapsadıkları alan ve amaçları yönünden belirli bir sıralama bulunduğu, dolayısıyla alt ölçekli uygulama imarplanlanılın nazım imar planı esaslarına aykırı olamayacağı, başka bir deyişle nazım imar planına uygun olarak hazırlananuygulama imar planlarının nazım plan iptal edilmedikçe hukuka uygun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte, arazikullanışlarının ana hatlarını ve ana gelişme kararlarını gösteren Nazım imar planlarının doğrudan doğruya uygulanabilmesimümkün olmadığından, daha sonraki kademede ve büyütülen ölçeklerde düzenlenen uygulama planları ile nazımplanlarının genel kararlarının hayata geçirilmesinin mümkün olabileceği ortaya çıkmaktadır. Böyle olunca da daha büyükölçekte düzenlenen ve ayrıntıları gösterme amacına yönelik planlarda daha küçük ölçeklerdeki planlarda öngörülmeyenhatta farklı kullanışların ortaya çıkabileceği tabiidir.Dosyanın incelenmesinden, Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Cumaköy Mevkii. 9 pafta, 1410 parsel sayılı taşınmazdabulunan yapıların müteahhidi olan davacı şirket tarafından 04.06.2013 tarihinde uyuşmazlığa konu taşınmazda bulunanyapıların yıkılması istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvuru sırasında davalı idarece 24.06.2013 tarihliişlemle cevaben, taşınmazda inşa edilen yapılara yönelik olarak ruhsatsız olduğundan bahisle 3194 sayılı İmar Kanununun32. maddesi uyarınca tutanak tutulduğunun davacıya bildirildiği, anılan başvuru sırasında imar planında değişiklikyapıldığının öğrenilmesi üzerine plan değişikliği ile yıkım kararının uygulanmayacağı ileri sürülerek 01.07.2013 tarihindebakılmakta olan davanın açıldığı, dava devam ederken 09.07.2013 tarihinde 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinin iptaliistemiyle yeniden davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvuruya verilen 29.07.2013 tarihli cevapta taşınmazayönelik olarak yapılan plan değişikliğinin iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığının belirtilmesi üzerine, anılan parselikapsayan alana yönelik olarak 06.09.2011 tarihli, 152 sayılı belediye meclisi kararıyla kabul edilerek 13.10.2011 tarihli,579 sayılı büyükşehir belediye meclisi kararıyla uygun bulunan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, hukuka aykırıolduğu, müteahhidi olduğu yapıların sahibi olan kooperatifle aralarında çıkan uyuşmazlıkta verilen adil olmayan kararların,bilirkişilerin imar planlarını bu alanda yapılaşmaya izin verilmediği yönünde yorumlamasından kaynaklandığı, yapılarhakkında bu nedenle yıkım kararı verildiği, bu nedenle kendisinin mağdur edildiği iddialarıyla bakılan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi ve uzmanlık gerektirdiğinden; Mahkememizce alınan keşif ve bilirkişiincelemesi yaptırılmasına ilişkin arar kararı üzerine mahallinde yapılan keşif üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda özetle;“1410 Parselin 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile, 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nın ilk halindeTarımsal Niteliği Korunacak Alan" ile “Dere Mutlak Koruma Alanı’nda kaldığı,İlgililerince parselin 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu’ndan faydalanarak tarım dışıamaçla kullanıma açılması için yapılan başvurunun, Toprak Koruma Kurulu’nca “61.021m2 yüzölçümlü taşınmazın izinalmadan bozulan 50.900m2’sinin istenen amaçla kullanılması’" şeklinde karara bağlandığı,Bu doğrultuda hazırlanan 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği, 1/25.000 ölçekli Nazım İmar PlanıDeğişikliği ile 1/5.000 ölçekli Nazım İmâr Planının Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meclisinin 18/02/2011 gün ve 105sayılı kararı ile onaylandığı; anılan BMK’da “Yapılan inceleme neticesinde; Belediyemiz, Gebze İlçesi, Gebze Belediyesi,Cumaköy Köyü sınırları içerisinde yer alan 1410 nolu parselin 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile 1/25000 ölçekliNazım İmar Planı’nda ‘Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” kullanımında yer aldığı, bir kısmının “Dere Mutlak KorumaAlanı"nda kaldığı; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında plan onama sınırlarıdışında kaldığı tespit edilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu doğrultusunda 08.04.2008 tarihve 1663-5925 sayılı Bakanlık talimatı ve Toprak Koruma Kurulu’nun 24.12.2008 tarih ve 24 sayılı kararı gereği61.021,00 m2 yüzölçümlü 1410 nolu parselin izin almadan bozulan 50.900,211 m2si ile ilgili olarak müracaatsahiplerinin söz konusu taşınmazın kullanımı esnasında meydana gelebilecek her türlü toprak kaybı ve kirliliği karşısındagerekli önlem ve tedbirleri alacağını ve meydana gelebilecek her türlü zarar ve ziyanın sorumluluğunu kabul ve taahhütetmesi şartı ile istenen amaçla kullanılmasını uygun gördüğünü belirttiği belirlenmiştir. Ayrıca “Dere Mutlak KorumaAlanında kaldığı belirlenen söz konusu parsel ile ilgili olarak İSKİ ile yapılan yazışmalar sonucunda parsel üzerindeyapılması öngörülen kooperatifin projelerinin incelendiği, İSKİ'nin 26.09.2000 tarih ve 430-432-2889-847804 sayılıyazısında uzun mesafeli koruma alanında kalan parsel üzerinde yapılacak yapılardan kaynaklanacak evsel atık sularınarıtılması ve deşarj edilmesi ile ilgili olarak İSKİ’ye sunulan atıksu arıtma tesisi projesinin incelendiği ve uygun görüldüğüanlaşılmıştır. Kurum karar ve görüşleri doğrultusunda 61.021 m2 yüzölçümlü taşınmazın izin almadan bozulan50.900,211 m21ik alanın 37.741,747 m21ik kısmı Kocaeli Toprak Koruma Kurulu'nun 24.12.2008 tarih ve 24 sayılıkararı ve İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği’nde içme suyu havzaları için öngörülen yoğunluk değerlerinin (25 kişi/ha)belirtildiği tablo gözönünde bulundurularak 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Kentsel Yerleşme Alanı”,1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda “Meskun Konut Alanı”, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda 25 kişi/hayoğunluğa sahip “Meskun Konut Alanı” olarak düzenlenmiş olup, parselin “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan”'niteliğibozulmuş olan bölümünün “Dere Mutlak Koruma Alanı” içerisinde kalan 13.158,464 m21ik kısmının 11.908,464 m21ikkısmı 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 1/25.000 ölçekli ve 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda “AğaçlandırılacakAlan”, 1.250,00 m2 lik kısmı ise alanda yer seçecek 125 kişi için oluşturulması gerekli “Park Alanı” olarak düzenlenmek
üzere 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda "Kentsel Yerleşme Alanı”, 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında“Meskun Konut Alanı”, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planında “Park Alanı” olarak düzenlenmiş olup; çevre düzeni planıve nazım imar planı ana kararları, temel planlama prensipleri ve meri mevzuata aykırılık teşkil etmeyen 1/50.000 ölçekliçevre düzeni planı ile 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği teklifi Komisyonumuzca uygungörülmüştür. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18-c maddesi, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesi b bendive 5216 Sayılı Yasanın 7-b ve 14. maddesine göre Belediyemiz Meclisinde görüşülerek karar verilmek üzere iş bu raportarafımızca düzenlenmiştir. Şeklindeki İmar ve Bayındırlık Komisyonu Raporu, 18.02.2011 tarihli meclis toplantısındagörüşülerek müzakere edilmiştir. Gebze Belediyesi 1410 parselde hazırlanan nazım imar planı değişikliği ile ilgili İmar veBayındırlık Komisyonu raporu Komisyondan geldiği şekliyle oylandı ve oybirliği ile kabul edildi.” Denildiği,Gelinen noktada daha önce 1/50.000 ve 1/25.000 ölçekli planlarda “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olaraktanımlı parselin, onaylanan planlar ile; 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Kentsel Yerleşme Alanı ileAğaçlandırılacak Alan (Plan 1); 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda Meskun Konut Alanı, Dere Mutlak KorumaAlanı ile Ağaçlandırılacak Alan kullanımlarına isabet ettiği; bununla birlikte anılan parsele ilişkin ilk kez 1/5.000 ölçeklinazım imar planı düzenlendiği ve bu planda parselde Meskun Konut Alanı, Ağaçlandırılacak Alan ve Park Alanıfonksiyonlarının yer aldığı; ancak parsele ilişkin düzenlenmiş 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı,Onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planlarda yer alan havza kuşaklarının İSKİ Genel Müdürlüğü’nceyeniden belirlenmesi üzerine düzenlenen 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin KocaeliBüyükşehir Belediyesi Meclisinin 14/07/2011 gün ve 408 sayılı kararı ile onaylandığı; anılan BMK’ da “...Teklif edilen1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile İSKİ’den alınan 242764 sayılı kurum görüşü doğrultusundayeniden belirlenen “Dere Mutlak Koruma Alanı” sınırları planlara işlenmiş, parselin “Dere Mutlak Koruma Alanı” sınırlarıiçerisinde kalan kısmı ''Açık Spor ve Park Alanı” olarak düzenlenmiş, söz konusu alanın güneyinde planlanan “ParkAlanı” kuzeye kaydırılmıştır. Çevre düzeni planı ve nazım imar planı ana kararları, temel planlama prensipleri ve merimevzuata aykırılık teşkil etmeyen, yoğunluk artışı ve donatı eksilmesine yol açmayan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazımimar planı değişikliği teklifi Komisyonumuzca uygun görülmüştür. 5216 Sayılı Yasanın 7-b ve 14. maddesine göreBelediyemiz Meclisinde görüşülerek karar verilmek üzere iş bu rapor tarafımızca düzenlenmiştir. Şeklindeki İmar veBayındırlık Komisyonu Raporu, 14.07.2011 tarihli meclis toplantısında görüşülerek müzakere edilmiştir. GebzeBelediyesi, Cumaköy, 1410 nolu parselde hazırlanan nazım imar planı değişikliği ile ilgili İmar ve Bayındırlık Komisyonuraporu, Komisyondan geldiği şekliyle oylandı ve oybirliği ile kabul edildi.” hususuna yer verildiği,Gelinen noktada 1410 parsele ilişkin 18/02/2011 gün ve 105 sayılı KBBM kararı ile onaylı 1/50.000 ölçekliÇDP değişikliği (Plan 1) ile 14/07/2011 gün ve 408 sayılı KBBM kararı ile onaylı 1/25.000 ölçekli NİP Değişikliği (Plan2) ve 1/5.000 ölçekli NİP Değişikliğinin (Plan 3) yürürlükte olduğu; buna göre parselin, 1/25.000 ölçekli Nazım İmarPlanı Değişikliğinde Meskun Konut Alanı, Dere Mutlak Koruma Alanı ile Ağaçlandırılacak Alan, 1/5.000 ölçekli Nazımİmar Planı Değişikliğinde 25 kişi/ha. yoğunluklu Meskun Konut Alanı, Ağaçlandırılacak Alan ve Park Alanıkullanımlarına isabet ettiği; ancak yine parsele ilişkin düzenlenmiş 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı,Üst ölçekli planlarda yapılan düzenlemeler sonrasında dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planınınhazırlandığı; Gebze Belediye Meclisinin 06/09/2011 gün ve 152 sayılı Kararında “...İSKİ Genel Müdürlüğünden alınangörüşte plan teklifinde düzeltmeler yapılması istenmiş, bu düzeltmelere ilişkin 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imarplanlarının Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.07.2011 tarih ve 408 sayılı kararı ile onaylandığı anlaşılmıştır.İSKİ görüşü ve onaylanan nazım imar planına göre uygulama imar planı teklifinin de değiştirildiği anlaşılmıştır. Yeni teklifile parselin kısmen tarım alanı, kısmen açık spor alanı ve park alanı, kısmen park alanı, kısmen yol ve otopark alanı,kısmen de Bağımsız Bölüm Adedi: 35, Bağımsız Bölüm alanı: 181 m2, toplam inşaat alanı: 6360m2, kat adedi:2 olarakkonut alanı olması önerilmiştir. Plan tadilat teklifinin bu haliyle 1/5000 ölçekli nazım imar planına ve İSKİ görüşüne göreyapılmış olması sebebiyle talebin kabulüne yapılan oylama neticesinde üyelerin oy birliğiyle karar verildi. denilerek planteklifinin uygun görüldüğü; Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 13/10/2011 gün ve 579 kararında ise “...Gebzeİlçesi, Gebze Belediyesi, Cumaköy Köyü, 1410 nolu parselde hazırlanan ve Gebze Belediye Meclisinin 06.09.2011tarih ve 152 sayılı kararı ile kabul edilen uygulama imar planı teklifi Komisyonumuzca incelenmiştir. Yapılan incelemeneticesinde; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında 25 k/ha yoğunluk değerine sahip Konut Alanı, İSKİ Uzun MesafeKoruma Alanı, İSKİ Dere Mutlak Koruma Alanı, Tarımsal Niteliği Korunacak Alan, Park Alanı ve Açık Spor Alanındakalan 1410 nolu parselin; * İSKİ Dere Mutlak Koruma Alanında kalan kısmının Açık Spor ve Park Alanı, İmar Yolu,Tarımsal Niteliği Korunacak Alan ve Otopark olarak planlanması, parselin Dere Mutlak Koruma Alanı dışarısındakalan tarafının büyük bir kısmının “Bağımsız Bölüm Adedi (BBAD):35, Bağımsız Bölüm Alanı (BBA): 181 m2, Toplamİnşaat Alanı(TİA):6360 m2, Kat Adedi:2” olan Konut Alanı, bir kısmının da Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olarakplanlanmasını içeren uygulama imar planı teklifinin sunulduğu belirlenmiştir. Söz konusu uygulama imar planına dayanakNazım İmar Planının Belediyemiz Meclisi’nin 14.07.2011 tarih ve 408 sayılı kararı ile onaylandığı, planın hazırlanmaaşamasında İSKİ’den uygun görüş alındığı ancak teklif planda ve plan lejantında “Uzun Mesafe Koruma Alan Sınırı veTaraması” ile “Dere Mutlak Koruma Alanı” taramasının gösterilmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Nazım imar planıkararları, temel planlama prensipleri ve meri mevzuata aykırılık teşkil etmeyen uygulama imar planı teklifi İSKİ DereMutlak Koruma Alanı” ve "Ömerli Barajı Uzun Mesafe Koruma Alanı” sınır ve taramalarının plan üzerine işlenmesi vegösterimlerinin Gebze 1/1000 ölçekli Uygulama imar planı lejantına ilave edilmesi suretiyle Komisyonumuzca tadilenuygun görülmüştür. 5216 sayılı kanunun 7-b ve 14. maddesine göre Belediyemiz Meclisi’nde görüşülerek karar verilmeküzere işbu rapor tarafımızca düzenlenmiştir. Şeklindeki İmar ve Bayındırlık Komisyonu Raporu, 13.10.2011 tarihligörüşülerek müzakere edilmiştir.” denilerek plan teklifinin tadilen onaylandığı,Gelinen noktada 1410 parsele ilişkin ilk kez 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı onayı yapıldığı ve buna göreparsele ilişkin; 18/02/2011 gün ve 105 sayılı KBBM kararı ile onaylı 1/50.000 ölçekli ÇDP değişikliği (Plan 1);14/07/2011 gün ve 408 sayılı KBBM kararı ile onaylı 1/25.000 ölçekli NİP Değişikliği (Plan 2) ; 14/07/2011 gün ve
408 sayılı KBBM kararı ile onaylı 1/5.000 ölçekli NİP Değişikliği (Plan 3) ile Gebze Belediye Meclisinin 06/09/2011gün ve 152 sayılı kararı ile kabul edilen ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 13/10/2011 gün ve 579 sayılı kararıile onaylanan 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planının yürürlükte (Plan 4) olduğu; 1/1.000 ölçekli uygulama imarplanında 1410 parselin Konut Alanı, Park Alanı, Tarımsal Niteliği Korunacak Alan, Açık- Spor-Park Alanıkullanımlarına isabet ettiği tespit edilmiştir.Yapılan bu tespitler çerçevesinde;Dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının mevzuatın öngördüğü tanım ve içerikte hazırlanarakonaylanmak üzere ilgili idarelere sunulduğu, ilgili idarelerce Belediye Meclis Kararlarıyla onaylanarak yürürlüğekonulduğu ve plan askı süreçlerinin de tamamlandığı; bu itibarla dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planınınonaylanmasına ilişkin mevzuatın öngördüğü onay süreçlerinin tamamlandığı,Çevre Düzeni Planı ile Nazım İmar Planlarının; yerleşme gelişme yön ve büyüklüklerini, yoğunluklarını, araziparçalarının genel kullanış biçimlerini belirleyen, plan ve kent bütününe yönelik ulaşım politikaları çerçevesinde ana ulaşımgüzergâhlarını ortaya koyan, uygulamaya konu olmayan ve alt ölçekli imar planlarına esas teşkil eden planlar olaraktanımlanabileceği; buna göre, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarında öngörülen ve sınırlı alan büyüklüğüne sahipkentsel kullanım ayrıntıları ile ulaşım bağlantılarının (alt kademe yolların), 1/5.000 ölçekli planlarda (ve dolayısıyla dahaüst ölçekli 1/25.000-1/50.000 ölçekli planlarda) “planın ölçeği, gösterim tekniği ve gösterebileceği/ içerebileceğiayrıntılar' gereğince birebir ölçü alınabilecek şekilde ve ayrıntıda gösterilmesinin planlama tekniği açısından mümkünolamayacağı; bu çerçevede, dava konusu parselin 1/50.000 ve 1/25.000 ölçekli planlarda kentsel yerleşim alanı/meskunkonut alanı ile ağaçlandırılacak alan olarak belirlendiği, sonrasında ise 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile dava konusu1/1.000 ölçekli uygulama imar planında bu kullanımların detaylandırıldığı; buna göre 1/50.000 ve 1/25.000 ölçekliplanlarda öngörülen genel kullanım kararlarının önce 1/5.000 ölçekli nazım, sonra da dava konusu 1/1.000 ölçekliuygulama imar planı ile detaylandırılmış olmasının imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından bir sorunve sakınca oluşturmadığı; ayrıca dava konusu imar planında davacının maliki olduğu parsel için öngörülen kullanımkararlarının üst ölçekli planlarla uyum taşıdığı ve sıralanan bu hususlar itibariyle dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulamaimar planının planların kademeli birlikteliği ilkesine, dolayısıyla da imar mevzuatına uygun olduğu,Dava konusu planlama alanına ilişkin olarak ilgili kurum görüşlerine başvurulduğu ve sunulan beyanlar itibariyle;5403 sayılı Kanun kapsamında alanın bir bölümünün tarım dışı amaçla kullanımının uygun görüldüğü; Orman BakanlığıOrman Genel Müdürlüğü’nce 1040 m2 yüzölçümlü orman parçasının, geçiş yolu olarak kullanılması için Güven UyduKonut Yapı Kooperatifi lehine 25 yıl müddetle kiralandığı; ÎSKİ görüşüne başvurulup kurum ve ilgili mevzuatınınöngördüğü yoğunluk hesaplamaları yapılarak parselde buna ilişkin nüfus öngörüsünde bulunulduğu; dolayısıyla davadosyasında sunulan bilgiler uyarınca plana ilişkin alınan kurum görüşlerinde bir olumsuzluk/ uyumsuzluk bulunmadığı.Dava dilekçesinde ilgili BMK’ların uygulama imar planı onayı kararı mı, yoksa plan değişikliği kararı mıolduğunun net olarak tespitinin talep edildiği; dava dosyasına sunulan bilgiler çerçevesinde dava konusu 1/1.000 ölçekliuygulama imar planının 1410 parsel için düzenlenmiş ilk uygulama imar planı olduğu ve dosyasında parsele ilişkin önce yada sonra düzenlenmiş başkaca bir 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına rastlanılmadığı; dolayısıyla dava konusudüzenlemenin bir imar planı değişikliği değil alana özgü düzenlenmiş yeni-ilk imar planı olarak değerlendirilebileceği;bununla birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin işbu dava konularından 13/10/2011 gün ve 579 sayılı kararındaplandaki teknik eksiklikleri düzeltme anlamında tadilen onama yapıldığı ve bunun da doğru bir uygulama olaraknitelendirilmesi gerektiği,…Sıralanan bu hususlar itibariyle dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının; imar mevzuatına, şehircilikilkelerine, planlama esaslarına ve üst ölçekli planlara uygun olduğu" görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Her ne kadar bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz, edilmişse de; itirazların davacı şirketin anılankooperatifle arasında bulunan uyuşmazlığa ilişkin olduğu değerlendirildiğinden Mahkememizce bu itirazlar yerindegörülmemiş, bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte görülmüştür.Bu durumda; ilgili kurumların görüşleri alınarak usule uygun olarak hazırlanan üst ölçekli 1/25.000 ölçekliNazım İmar Planı Değişikliğinde Meskun Konut Alanı, Dere Mutlak Koruma Alanı ile Ağaçlandırılacak Alan, 1/5.000ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde 25 kişi/ha. yoğunluklu Meskun Konut Alanı, Ağaçlandırılacak Alan ve ParkAlanı kullanımlarına isabet eden 1410 sayılı parselin, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında üst ölçekliplanlara uygun olarak Konut Alanı, Park Alanı, Tarımsal Niteliği Korunacak Alan, Açık Spor-Park Alanı kullanımınaayrıldığı anlaşılmış olup, 1/25000 ve 1/5000 ölçekli planlar yürürlükte olduğuna ve alt ölçekli planın üst ölçekli planaaykırı bir hüküm getirmediğine göre alt-üst ölçekli planlar arasında bir uyumsuzluk bulunmadığı sonucuna varıldığındandava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine…” karar vermiş; davacı Şirket tarafından temyiz edilmesi üzerineDanıştay 6.Dairesince, 15.3.2016 gün ve E:2015/9644, K:2016/1127 sayı ile onanan karar kesinleşmiştir.3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: Adli ve İdari yargı yerlerinde davacı olan P.İnş. San. Tur.ve Tic. Ltd. Şti.’ni temsilen Mustafa Demir’in, 8.9.2016 tarihli olup, 22.9.2016 tarihinde kayda giren “UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına” hitaplı dilekçe ile; aynen “İZAHAT; Aynı Belgeler üzerinden % 100 farklı 2 Karar Hukukaaykırıdır. Şöyle ki;1- Kadıköy 2. As. Tic. Mah. 2002/1021 E. Dosyası 2005/807 sayılı Kararında, Bilirkişi Raporlarıbenimsendiği belirtilmiş, Bilirkişi ise Raporlarında: İnşaat yapılan Gebze ilçesi Cumaköy 1410 Numaralı Parselina)17.11.1998 tarihli Orman Yolunu, b)
05.05.1999 tarihli İSKİ Görüşünü, c) 07.11.2002 tarihinde 3194 sayılıİmar Yasasının 7/A maddesi gereği Onaylanmış 1/1000 ölçekli Halihazır Haritasını davalı vekilinin beyanlarına göredeğerlendirmesi sonucu Mahkemenin 2005/807 sayılı Kararı şöyle yazılmıştır;A)Parselde İSKİ Görüşüyle yapılan ve 3194 Sayılı İmar Yasasının 7/A Maddesine göre 07.11.2002 tarihinde
Onaylanmış olan 6 ikiz, 7 tek villa inşaatı için yıkım kararı vardır ve bu nedenle davalı taraf sözleşmeyi fesihte haklıdır.B)Parselin 17.11.1998 Orman YOLU ile Ruhsat talebi karşılanamayacağından ve Sözleşmenin uygulanmasıiçin gerekli olan Parselin Yolu halen temin edilemediğinden, Sözleşme Batıldır. Yazılmıştır. Karar kesinleşmesi akabinde, Kararın yanlış olduğunu yine davalı taraf ispat etmiştir.2- Ruhsat için son aşama olan Parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Onayı için Mahkemenin Kararının27.10.2010 tarihinde Kesinleşmesi beklenmiş, akabinde Gebze Belediye Meclisi 06.09.2011 tarih 152 sayılı kararla,Kocaeli B. Belediye Meclisi 13.10.2011 tarih 579 sayılı Kararla; Parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planını 3194sayılı imar Yasasının 5. Maddesi gereği, 07.11.2002 tarihi Onaylı 1/1000 ölçekli Halihazır Harita üzerine işlenmişolmasını Onaylamışlardır. Parsel üzerindeki 6 ikiz 7 tek yapı 2. kez onaylanmıştır. Parselde 35 adet, 181 M2 ve 2 katolmak üzere toplam 6360 M2 Konut inşaatı yapılacağına dair (1999 tarihli) İSKİ Görüşünde belirtilen “Yoğunluk 25kişi/ha” değerinin benimsenmiş olduğu Meclis Kararında ve Plan Açıklama Raporunda belirtilmiştir. Ayrıca; Parselin17.11.1998 tarihli Orman Yolunun Plana işlenmiş olduğu görülmektedir. Aynı Belgelerin % 100 farklı değerlendirilmişolmasında Hukuka aykırılık olduğu ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının Onayı için Mahkeme KararınınKesinleşmesinin beklenmiş olmasındaki manidarlığın Yargıyı Yanıltmak amaçlı olduğu açıktır. Parselin 1/1000 ölçekliUygulama İmar Planının Onaylanmasında da; a) 17. 11. 1998 tarihli Orman Yolunun, b) 05. 05. 1999 tarihli İSKİGörüşünün, c) 07.11.2002 tarihli 1/1000 ölçekli Halihazır Haritanın değerlendirilmiş olduğu görülmektedir.3-Kesinleşmiş Mahkeme Kararı İptali talep edilemeyeceğinden, aynı Belgelerin değerlendirilmesiyleOnaylanmış Parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının İPTALİ Talep edilmiştir. Danıştay 6. Dairesi 2015/9644 E.Dosyası 2016/1127 Sayılı Karar ile Onamış olduğu Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin 2014/1610 E. 2025/671 SayılıKararında ise; “Parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Hukuka aykırılık görülmemiştir”. Yazılmıştır.Şirketimin Parselde yapmış olduğu imalat 3. Kez onaylanması yanında, Kesinleşmiş 2005/807 Sayılı KararınHukuka aykırı olduğu kanıtlanmıştır. Bilirkişi değerlendirmesinde Kasıt olduğu açıkça görülmektedir Şöyle ki;4- Gebze İlçesi Cumaköy 1410 numaralı ve 61 021 M2 Parseli Müstakil Konut yapmak üzere Şirketim tespitetmiştir. Tapusu S.S.G.U. Konut Yapı Kooperatifi adına yapılmış olduğundan, Kooperatifin 30.06.1997 tarihli GenelKurul Kararına istinaden Şirketimle Gebze Noterliğinde 19. 12. 1997 tarihli İnşaat Yapım sözleşmesi akdedilmiştir.Sözleşmede; Parsel üzerine 50 adet müstakil Konut ve Çevre düzeni İnşaatını Şirketimin Fatura + % 20 kar esasıylayapacağı. Sözleşmenin Fesih gerekçesinin ise mutlaka İspatlanmış olması gerektiği, aksi takdirde Şirkete 1 ay içinde 50000 00 TL Ceza tazminatı ödeneceği şimdiden kabul edilmiştir”. Yazılmıştır.5-2011 yılında Aşırı değerlenen Eserimin satışı durumuna geçilmiştir. Kooperatifin yeni başkanı 30.05.2002tarihinde Sözleşmemizi; “İnşaat Temmuz 2000 tarihinde bitmedi' Gerekçesiyle Feshetmiş, Şirketim ise 26.09. 2002tarihinde Sözleşmede belirtilen Ceza tazminatıyla birlikte, toplam 72 875 00 TL Alacak davası açmıştır. Davadan 2 aysonra, sözleşmenin feshinden ise 5 ay sonra 07.11.2002 tarihinde; Ruhsat için üzerinde İSKİ Görüşüyle yapılmış 6 ikiz,7 tek villa inşaatı olan Parselin 1/1000 ölçekli Halihazır Haritasını Kocaeli İmar Müdürlüğü 07.11. 2002 tarihinde 3194Sayılı İmar Yasasının 7/A Maddesi gereği Onaylamıştır. Şöyle ki; Ruhsat Kocaeli İmar Müdürlüğünün Rüşvet istemiylegecikmişti.6- Kadıköy 2. As. Tic. Mah. 2002/1021 E. Dosyası 2005/807 Sayılı Kararında; Bilirkişi Raporlarıbenimsendiği belirtilmiş, 28.04.2004 tarihli Bilirkişi Raporunda ve Mahkemenin 28.11.2005 tarihli Kararında;“Yüklenicinin yapacağı iş, İnşaat İmalat ve bu işlerle ilgili Müşavirlik işleridir’’ Noktasına taşınmıştır. Şirketimin İnşaatİmalat ve Müşavirlik işini Hakkıyla yapmış olduğu ve İNKAR söz konusu olduğu acıktır.7- Davalı vekili ise 17.10. 2002 tarihli dilekçesinin 8. Maddesinde şu iddiada bulunmuştur; Davacı,Kooperatife çok kıymetli Arsa kazandırdığını beyan etmiştir. Oysa arsa İSKİ Sahasında olduğundan İnşaat izniverilmemektedir. Kooperatif üyelerinin daire sahibi olma arzuları davacının yanlış tutumu neticesinde hayal olmuştur. Buiddia üzerine 28.04.2004 tarihli Bilirkişi Raporunun 4. ve 5. Maddesinde yazılmış olan Parselin İmar belgeleri;“………….” gösterilmek suretiyle çalınmıştır. Şöyle ki; 05.05.1999 tarihli İSKİ Görüşünde; “Parselin dere korumaalanı dışında kalan 31 421 M2 sine Yoğunluk 25 kişi/ha (bir aile 5 kişi kabul edilir) Emsal 0. 12 olmak üzere birden fazlamesken yapılabilir” Yazmaktadır. Kocaeli İmar Müdürlüğünün Parsel adına İmar Durumu yazısında; "Bu yerlerdeyapılaşma Parsel sahasının % 5 ini aşmamak şartıyla 2 kat H= 6. 50 Mt. ” Yazmaktadır.1997 yılında M2 si 50 Krş. Satın Alınmasını sağladığım Parselin yukarıda görülen İmar belgeleri sayesinde M2Fiyatı bugün 150 00 TL. Üzerinde olduğu İnternet ilanlarında görülmektedir. 15 yıldır Şirketim Mahkemelerdesürünürken Eserim durduk yerde aşırı değerlenmektedir.8-17.10.2002 tarihli Dilekçenin 6. Maddesinde ise şu iddiada bulunmuştur; “Parsel üzerinde yıkım kararıalınmış 19 adet kaba yapıdan başka bir şey yoktur. Müvekkil Kooperatif sözleşmeyi fesihte haklıdır’’. Yazılmıştır.Kooperatifin Mahkemede başka, gerçeğinde başka olduğu sabittir. 28.04.2004 tarihli Raporun Sonuç bölümünde17.10.2002 tarihli yalan yazının aynısı yazılmış, Mahkemenin 3 yıl sonra 2005/807 Sayılı Kararında aynı yalan kopyaedilebilmiş olduğu yukarıda görülmektedir. Mahkemenin 2005/807 sayılı Kararında Bilirkişi zafiyeti olduğu sabittir.Bilirkişi 12.02.2005 tarihli EK Raporunda da; Onaylanmış yapıları yine davalı vekilinin yalanlarına göre değerlendirmiştir;“Parsel üzerindeki yapıların faydalı imalat olup olmadığı, Ruhsat verilip verilemeyeceği anlaşılmıyor”. Yazılmıştır. Buaptalca değerlendirmede bir mesaj olduğu açıktır. Şöyle ki;9-Davalı vekilinin 30.05.2005 tarihli dilekçesi Ekinde sunduğu Yetkisiz Kocaeli İmar Müdürlüğünün21.04.2005 tarihli yazısında; “Parselin 17. 11. 1998 tarihi Orman Yolu ile Ruhsat talebi karşılanamaz” Yazmaktadır.Raporun 1. Maddesine yazılmış olan Bayındırlık Bakanlığının Kocaeli İmar Müdürlüğüne hitaben; 20.11.2001 tarihliyazıda ise; “Orman Bakanlığından alınan YOL izni ile anılan yere ilişkin İnşaat Ruhsatı talebinin karşılanmasında sakıncayoktur” Yazmaktadır ve 21.04.2005 tarihli yazı yalanlanmaktadır.10-Parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının 2011 yılında Onaylanmasında benimsenen 1998, 1999 ve2002 tarihli İmar belgeleri itibariyle, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının 2002 yılında Onaylatılmamış olmasındaki
manidarlığın Yargıyı Yanıltmak olduğu açıkça görülmektedir. Davalı Kooperatifin 2002 yılından bugüne amacının,Şirketimin Hakkını İNKAR etmek için Ruhsatını kasten almamak suretiyle Yargıya mağdur görünmek olduğu açıktır. BirParselin değeri adına düzenlenmiş İmar Belgeleriyle ölçülmektedir. +/-1 - Gebze İlçesi Cumaköyde (1997 yılında M2sini 50 Krş. Satın alınmasını sağladığım 61 021 M2) İmarlı Parsellerin M2 Fiyatı 150. 00 TL. Üzerinde olduğu internetilanlarında görülmektedir. Kooperatife ait Parselin bugün, 1998 ve 1999 tarihli İmar Belgeleri sayesinde En Az 8 - 9Milyon Lira ve SERVET değere ulaştığı İnternet İlanlarında görülmektedir. 15 yıldır Mahkemelerde ise, Şirketimibitirmek amacıyla HAYAL ve Hurafelerin Yargılanıyor olduğu açıkça görülmektedir. Şöyle ki; Davalı Kooperatifinsözleşmeyi feshettiği 2002 yılı küllü Riski 713.000,00 TL. Davalı vekili Yargılamanın Yenilenmesi davası 2008/1067 E.Dosyasına beyanında Riskin 1.000.000,00 USD Olduğunu beyan etmiştir. X 3. 00 TL. = 3.000.000. 00 TL.12-Şirketimin zararı ise şöyle çıkmaktadır; A) 50.000,00 TL. Cezai Şart 15 yıl sonra; 600.000,00 TL. B)7.875,00 TL. Ödenmeyen fatura bedeli 15 yıl sonra; 50.000,00 TL. C) İş Kaybı; 6360 M2 X % 70 X 4452 M2 X1000. 00 TL. X % 20 Kar = 790. 000,00 TL.
D) 50.000 M2 Çevre düzeni inşaatı 300.000,00 TL. E) 15 YılManevi tazminat
100.000.00 TL. TOPLAM; 1.840.000,00 TL. GENEL TOPLAM; 4.840.000,00 TL. ESERİM15 yıldır çürümeye terk edilmiş olsa da Değerinin Bugün 8-9 Milyon Lira Olduğu İnternet ilanlarında görülmektedir.15 YILDIR PARSELDEKİ YAPILARIN YIKIM KARARI YALANIYLA NEDEN FEDA EDİLMEYEÇALIŞILDIĞI SON DERECE AÇIKTIR. Şirketime 15 yıldır uygulanan Hukuksuzluğun boyutu görünmektedir.Parselin 1998, 1999 ve 2002 tarihli imar Belgelerini Mahkemenin Kararında benimsediği Bilirkişi değerlendirdiğinde;Karar davalı Kooperatif lehine, Karar kesinleşmesi akabinde Parselin aynı İmar Belgelerini Belediye Meclisleri % 100farkla değerlendiriyor; Karar yine davalı Kooperatif lehine. Sormak gerekiyor. Mahkeme Kararı mı? FIKRA mı?İnsanın içinden Yazıklar olsun demek geliyor. 15 yıldır Mahkemelerde sırf Haklı tarafı Haksız ilan etmek için HAYALYargılanmış olduğu sabittir.NETİCE VE TALEP; Yukarıda tüm ayrıntılarıyla belirtilmeye çalışıldığı üzere; Danıştay 6. Dairesinin Onamışolduğu 2015/871 Sayılı kararda, 2005/807 Sayılı Kararla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Danıştay2016/1127 sayılı Kararı ile 2005/807 sayılı karar arasında % 100 uyuşmazlık olduğu açıktır. Bu bağlamda; 2005/807sayılı karar için de somut bir değerlendirme yapılması ve Şirketimin yukarıda belirtilen 1.870.000,00 TL. Zararının tescilizorunludur. 15 yıllık mağduriyetimiz de göz önüne alınması suretiyle bu önemli uyuşmazlığın kısa sürede çözümükonusunda Gereği…”istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.4-Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden dava dosyalarının aslı temin edilmiş daha sonra 2247 sayılı Yasanın 24. ve16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir.4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “HÜKÜM UYUŞMAZLIĞINA KONU EDİLEN KARARLAR: Kocaeli1. İdare Mahkemesince verilen 23/07/2015gün ve E:2014/1610, K:2015/871 sayılı kararı ile Kadıköy 2.Asliye TicaretMahkemesinin 28.11.2005 gün ve E:2002/l021, K:2005/807 sayılı kararı.İNCELEME: Davacı şirket tarafından, yukarıda belirtilen kararlar arasında oluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının giderilmesinin istenilmesi üzerine konu ile ilgili olarak Uyuşmazlık Mahkemesi BaşkanlığıncaBaşsavcılığımızdan yazılı düşünce istenilmiş olmakla dosya incelendi.Davacı şirket tarafından S.S. Güven Uydu Kent Konut Yapı Kooperatifine karşı; Kocaeli İli, Gebze İlçesi,Cumaköy Mevkii, 9 pafta, 919-920 parsel sayılı taşınmazda yapılacak konut yapı inşaatına ilişkin olarak aralarındayapılan inşaat sözleşmesinin davalı Kooperatif tarafından 30.05.2002 tarihli ihbarname ile fesh edilmesi nedeniyle50.000.000.000 TL cezai şart, 7.875.000.000 TL ödenmeyen fatura ve hizmet bedeli, 10.000.000.000 TL kârmahrumiyeti ve 5.000.000.000 TL manevi tazminatın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birliktetahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2005 gün veE:2002/1021, K:2005/807 sayılı kararı ile inşaatın ruhsatsız ve İmar Kanununa aykırı yapıldığı, yıkım kararı verildiği,taraflar arasında inşaat sözleşmesinin uygulanması için inşaat yapılan parselin kadastral bir yola cephesinin bulunmasıgerekirken bu yol halen temin edilemediğinden, sözleşmenin İmar Yasasına aykırı olduğu, B.K' nun 19-20. maddelerinegöre sözleşmenin başlangıcından itibaren batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacıtarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 07.11.2006 gün ve E:2006/1406, K:2006/6264 sayılıkararı ile onandığı, davacının karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 31.10.2007 gün ve E:2007/4625, K:2007/6817sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Cumaköy Mevkii, 9 pafta, 1410 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapıların müteahhidiolan davacı şirket tarafından, anılan parseli kapsayan alana yönelik olarak 06.09.2011 tarihli, 152 sayılı davalı ilçebelediye meclisi kararıyla kabul edilerek 13.10.2011 tarihli, 579 sayılı büyükşehir belediye meclisi kararıyla uygunbulunan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davanın "... ilgili kurumların görüşleri alınarak usuleuygun olarak hazırlanan üst ölçekli 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde Meskun Konut Alanı, Dere MutlakKoruma Alanı ile Ağaçlandırılacak Alan, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde 25 kişi/ha. yoğunluklu MeskunKonut Alanı, Ağaçlandırılacak Alan ve Park Alanı kullanımlarına isabet eden 1410 sayılı parselin, dava konusu 1/1.000ölçekli uygulama imar planında üst ölçekli planlara uygun olarak Konut Alanı, Park Alanı, Tarımsal Niteliği KorunacakAlan, Açık Spor-Park Alanı kullanımına ayrıldığı anlaşılmış olup, 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planlar yürürlükteolduğuna ve alt ölçekli planın üst ölçekli plana aykırı bir hüküm getirmediğine göre alt-üst ölçekli planlar arasında biruyumsuzluk bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planında hukuka aykırılıkgörülmemiştir." gerekçesiyle reddi yolunda Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 23/07/2015 gün ve E:2014/1610,K:2015/871 sayılı kararın davacı şirket tarafından temyiz edilmesi sonucu Danıştay Altıncı Dairesinin 15.03.2016 gün veE:2015/9644, K:2016/1127 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verildiğianlaşılmıştır.USÛLE İLİŞKİN İNCELEME :Adli ve idari yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için öncelikle hüküm
uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekir.247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 2592 sayılı Kanun ile değişik 24.maddesinin 1. fıkrasında, “1 'inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.”hükmü yer almaktadır.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için;a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş veyasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar olduğu, bu kararlarda taraflardan en az birinin aynı olduğuanlaşılmaktadır.Bu hali ile İdare Mahkemesindeki davanın imar planına, Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın ise sözleşmefeshi nedeniyle alacak ve tazminat davasına ilişkin olduğu, idari ve adli yargı yerlerinde verilen kararlar arasında bir çelişkibulunmadığı ve konusu ve sebepleri farklı olan bu kararlar nedeniyle bir hakkın yerine getirilmesinin olanaksızolduğundan ve hüküm uyuşmazlığı bulunduğundan söz edilemeyeceği açıktır.SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 23/07/2015 gün ve E:2014/1610,K:2015/871 sayılı kararı ile Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2005 gün ve E:2002/1021, K2005/807sayılı kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği…”yolundadüşünce vermiştir.4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; “Hüküm Uyuşmazlığına Konu Kararlar: Kocaeli 1. İdareMahkemesinin 23/07/2015 tarih ve 2014/1610 Esas, 2015/871 Karar sayılı kararı; Kadıköy 2. Asliye TicaretMahkemesinin 28/11/2005 tarih ve 2002/1021 Esas, 2005/807 Karar sayılı kararı.HÜKÜMLERİN İNCELENMESİ:Davacı şirket tarafından S.S. Güven Uydu Kent Konut Yapı Kooperatifine karşı; Kocaeli İli, Gebze İlçesi,Cumaköy Mevkii, 9 pafta, 919-920 parsel sayılı taşınmazda yapılacak konut yapı inşaatına ilişkin olarak aralarındayapılan inşaat sözleşmesinin davalı Kooperatif tarafından 30/05/2002 tarihli ihbarname ile fesh edilmesi nedeniyle50.000.000.000 TL cezai şart, 7.875.000.000 TL ödenmeyen fatura ve hizmet bedeli, 10.000.000.000 TL kârmahrumiyeti ve 5.000.000.000 TL manevi tazminatın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birliktetahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/11/2005 tarih veE.2002/1021, K.2005/807 sayılı kararı ile inşaatın ruhsatsız ve İmar Kanununa aykırı yapıldığı, yıkım kararı verildiği,taraflar arasında inşaat sözleşmesinin uygulanması için inşaat yapılan parselin kadastral bir yola cephesinin bulunmasıgerekirken bu yol halen temin edilemediğinden sözleşmenin İmar Kanununa aykırı olduğu, Borçlar Kanununun 19 ve 20.maddelerine göre sözleşmenin başlangıcından itibaren batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve sözkonusu kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Diğer taraftan, Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Cumaköy Mevkii, 9 pafta, 1410 parsel sayılı taşınmazda bulunanyapıların müteahhidi olan davacı şirket tarafından, anılan parseli kapsayan alana yönelik olarak 06/09/2011 tarihli, 152sayılı davalı ilçe belediye meclisi kararıyla kabul edilerek 13/10/2011 tarihli, 579 sayılı büyükşehir belediye meclisikararıyla uygun bulunan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davanın Kocaeli 1.İdareMahkemesinin 23/07/2015 tarih ve E.2014/1610, K.2015/871 sayılı kararı ile "... ilgili kurumların görüşleri alınarakusule uygun olarak hazırlanan üst ölçekli 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde Meskun Konut Alanı, DereMutlak Koruma Alanı ile Ağaçlandırılacak Alan, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde 25 kişi/ha. yoğunlukluMeskun Konut Alanı, Ağaçlandırılacak Alan ve Park Alanı kullanımlarına isabet eden 1410 sayılı parselin, dava konusu1/1.000 ölçekli uygulama imar planında üst ölçekli planlara uygun olarak Konut Alanı, Park Alanı, Tarımsal NiteliğiKorunacak Alan, Açık Spor-Park Alanı kullanımına ayrıldığı anlaşılmış olup, 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planlaryürürlükte olduğuna ve alt ölçekli planın üst ölçekli plana aykırı bir hüküm getirmediğine göre alt-üst ölçekli planlararasında bir uyumsuzluk bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planındahukuka aykırılık görülmemiştir.” gerekçesiyle reddedildiği ve söz konusu kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiğianlaşılmıştır.Davacı vekilince Uyuşmazlık Mahkemesine verilen 22/09/2016 havale tarihli başvuru dilekçe ile iki karararasında % 100 uyuşmazlık bulunduğundan bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.MEVZUAT YÖNÜNDEN İNCELEME:İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun ile değişik 24.maddesinin birinci fıkrasında, “7 inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan vekararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığıkabul edilir." hükmü yer almaktadır.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en
az ikisi tarafından verilmesi,b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d- Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması,Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve yasa yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin (P.İnş. San. Tur. ve Tic. Ltd. Şti.)aynı olduğu kararların bulunduğu ve iki kararlarda da davanın esasının hükme bağlandığı ve yasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.Ancak, anılan Mahkemelerce verilen hükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığı konusunun ayrıcaincelenmesinde fayda bulunmaktadır.Kocaeli 1. İdare Mahkemesindeki dava; imar planının iptali istemiyle açılmış ve Mahkemece davaya konuişlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dava ise, sözleşme feshi nedeniyle alacak ve tazminat davasıistemiyle açılmış ve Mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Bu duruma göre, İdare Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, "konu ve dava sebebinin aynı olması'' koşulunun gerçekleşmediğisonucuna varılmıştır.SONUÇ:Açıklanan nedenlerle, adli ve idari yargı mercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkemekararlarının konuları ve dava sebeplerinin aynı olmaması ve dolayısıyla kararlar arasında çelişki bulunmaması karşısında,hakkın yerine getirilmesini olanaksız kılan bir durum görülmediği için, 2247 sayılı Kanunun 24. maddesinde belirtilenkoşulların birlikte gerçekleşmediği düşüncesiyle söz konusu başvurunun reddi gerektiği …” yolunda düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan25.12.2017 günlü toplantısında: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in 2247 sayılı Yasa’da öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddi gerektiğineilişkin sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi” başlığınıtaşıyan 1. maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeriyargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görevyapan bağımsız bir yüksek mahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) ise, 1nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği belirtilmiştir.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idari yargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortada adli(Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2005 gün ve E:2002/1021, K:2005/807 sayılı kararı) ve idari (Kocaeli1.İdare Mahkemesinin 23.7.2015 gün ve E:2014/1610, K:2015/871 sayılı kararı) yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanın taraflarından en az birinin ( her iki yargı yerinde davacı olan, P.İnş.San.Tur.veTic.Ltd.Şti.) aynı olduğu anlaşılmıştır.Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığının incelenmesinden:Davacı şirket tarafından S.S. Güven Uydu Kent Konut Yapı Kooperatifine karşı; Kocaeli İli, Gebze İlçesi,Cumaköy Mevkii, 9 pafta, 919-920 parsel sayılı taşınmazda yapılacak konut yapı inşaatına ilişkin olarak aralarındayapılan inşaat sözleşmesinin davalı Kooperatif tarafından 30.05.2002 tarihli ihbarname ile feshedilmesi nedeniyle50.000.000.000 TL cezai şart, 7.875.000.000 TL ödenmeyen fatura ve hizmet bedeli, 10.000.000.000 TL kârmahrumiyeti ve 5.000.000.000 TL manevi tazminatın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birliktetahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince, 28.11.2005 gün veE:2002/1021, K:2005/807 sayı ile; inşaatın ruhsatsız ve İmar Kanununa aykırı yapıldığı, yıkım kararı verildiği, taraflararasında inşaat sözleşmesinin uygulanması için inşaat yapılan parselin kadastral bir yola cephesinin bulunması gerekirkenbu yol halen temin edilemediğinden, sözleşmenin İmar Yasasına aykırı olduğu, Borçlar Kanununun 19-20. maddelerinegöre sözleşmenin başlangıcından itibaren batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacıtarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 07.11.2006 gün ve E:2006/1406, K:2006/6264 sayılıkararı ile onandığı, davacının karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 31.10.2007 gün ve E:2007/4625, K:2007/6817sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Cumaköy Mevkii, 9 pafta, 1410 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapıların müteahhidiolan davacı şirket tarafından, anılan parseli kapsayan alana yönelik olarak 06.09.2011 tarihli, 152 sayılı davalı GebzeBelediye Meclisi kararıyla kabul edilerek 13.10.2011 tarihli, 579 sayılı Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıylauygun bulunan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle 1-Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile 2-Gebze Belediye Başkanlığına karşı idari yargı yerinde açılan davada, Kocaeli 1. İdare Mahkemesince 23/07/2015 günve E:2014/1610, K:2015/871 sayı ile; "... ilgili kurumların görüşleri alınarak usule uygun olarak hazırlanan üst ölçekli1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde Meskun Konut Alanı, Dere Mutlak Koruma Alanı ile AğaçlandırılacakAlan, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde 25 kişi/ha. yoğunluklu Meskun Konut Alanı, AğaçlandırılacakAlan ve Park Alanı kullanımlarına isabet eden 1410 sayılı parselin, dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planındaüst ölçekli planlara uygun olarak Konut Alanı, Park Alanı, Tarımsal Niteliği Korunacak Alan, Açık Spor-Park Alanıkullanımına ayrıldığı anlaşılmış olup, 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planlar yürürlükte olduğuna ve alt ölçekli planın üstölçekli plana aykırı bir hüküm getirmediğine göre alt-üst ölçekli planlar arasında bir uyumsuzluk bulunmadığı sonucunavarıldığından dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planında hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçesiyle davanınreddine karar verildiği; davacı şirket tarafından temyiz edilmesi üzerine bu kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin15.03.2016 gün ve E:2015/9644, K:2016/1127 sayılı kararıyla onandığı anlaşılmıştır.Buna göre anılan kararlar irdelendiğinde; adli yargı yerindeki davanın, sözleşme feshi nedeniyle alacak vetazminat davası istemiyle açıldığı, Mahkemece davanın reddine karar verildiği; idari yargı yerindeki davanın ise, imarplanının iptali istemiyle açıldığı, Mahkemece davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığıgerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla Asliye Ticaret Mahkemesi ile İdare Mahkemesi kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, "konu ve dava sebebinin aynı olması''koşulunun gerçekleşmediği görülmüştür.Ayrıca, bu hali ile idari ve adli yargı yerlerinde verilen kararlar arasında bir çelişki bulunmadığı; konusu vesebepleri farklı olan bu kararlar nedeniyle “kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması” koşulunun da gerçekleşmediği açıktır. Açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen konu ve dava sebebinin aynı olması ilekararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin imkansız bulunması koşullarını taşımayan başvurununreddi gerekmiştir. S O N U Ç
: 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUNREDDİNE, 25.12.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT