T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2017 / 615
KARAR NO : 2017 / 652
KARAR TR : 23.10.2017ÖZET : Davalı idarenin sorumluluk sahasında kalanyolda meydana gelen kaza sonucu oluştuğu önesürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın,ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk
K A R A R Davacı
: Y. E.Vekili
: Av. A.L.Davalı
: Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel MüdürlüğüVekili
: Av. İ. S. (İdari Yargıda)
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının 20 …460 plakalı aracı ile23.08.2015 tarihinde Denizli ili, Aktepe TOKİ Konutları 2393 sokak üzerinde seyir halinde iken, yol üzerindeki rögarkapağının yüksekte kalması sebebiyle meydana gelen kaza sonucu oluşan 20.045,40.-TL zararın, olayın oluşumundadavalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.DENİZLİ İDARE MAHKEMESİ: 29.04.2016 gün ve E:2015/1037, K:2016/363 sayılı kararı ile “2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu’nun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirtmek olduğu; "Kapsam"başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiştir.Öte yandan, Aynı Kanunun 19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasa'nın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde " İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir,", hükmüne, Geçici 21. maddesinde de; "BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda veAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz" hükmüne yer verilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 20 … 460 plakalı aracın 23.08.2015 tarihinde Denizli İli, AktepeTOKİ Konutları, 2393 sokak üzerinde seyir halinde iken yol üzerindeki rögar kapağının yüksekte kalması sebebiyleuğranıldığı ileri sürülen 20.045,40.-TL zararın tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda (anılan mevzuat hükümleri ve dava dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, 2918 sayılı Kanun'un110. maddesinde yapılan söz konusu değişiklik sonrasında, trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluk davalarında Kanundeğişikliğinin yürürlüğe girdiği 19.01.2011 tarihi sonrasında açılan davalarda adli yargı mercilerinin görevli olduğuanlaşıldığından görülmekte olan bu davanın adli yargı mercilerinin görevine girmesi nedeniyle görev yönünden reddinekarar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 05.11.2012 tarih ve E:2012/144, K:2012/224 sayılı karan da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun’un 14/3-a ve 15/1-a maddeleri uyarınca davanın Görev YönündenReddine” karar vermiş, itiraz edilen kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdare Dava Dairesinin 17.10.2016 tarih ve2016/80 E. 2016/7133 K. sayılı ilamıyla onandığı, karar düzeltme talebinin de 06.04.2017 tarih ve 2016/684 E.2017/567 K. sayılı kararıyla reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.DENİZLİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 19.06.2017 gün ve E:2017/319, K:2017/328 sayılı kararı ile“Dava davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin tahsiline ilişkin tazminatdavasıdır.Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü(DESKİ) kamu tüzel kişiliği olup görmekle yükümlübulunduğu kamu hizmetleri sırasında verdiği iddia olunan zararlardan dolayı sorumluluğu özel hukuk hükümlerine tabideğildir. Kamu tüzel kişilerinin, yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerini kullanırken oluşan zararlarniteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanmakta olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmetkusuruna dayanılarak idari yargılama usulü hakkındaki kanunun 2.nci maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tamyargı davası ikame edilmesi gerekir.Davacı, davalı idarenin sorumluluk sahası içinde bulunan yolda bulunan rögar kapağının yol yüzeyinden yüksekolmasından dolayı aracının alt kısmının rögar kapağına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu
nedenle aracında maddi hasar oluştuğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen hasardan davalı idarenin sorumluolduğunu belirterek hizmet kusuruna dayanarak dava açmış olup, hizmet kusurundan kaynaklanan davaların adli yargıdagörülmesinin mümkün bulunmadığı” görüşüyle davacının davasının yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar vermiş,taraflarca istinaf talebinde bulunulmayan kararın 08/09/2017 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği belirlenmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıylayapılan 23.10.2017 günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli veidari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,adli ve idari yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülenzararın davalıdan tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu Kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, seyir halindeyken yol üzerindeki rögar kapağının yüksekte kalması sebebiyle kazayapan araçta meydana gelen zararın, kusurlu olduğu ileri sürülen idareden tazmini talebiyle davanın açıldığıanlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine
verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, Denizli 3. Asliye HukukMahkemesi’nin 19.06.2017 gün ve E:2017/319, K:2017/328 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Denizli 3. Asliye HukukMahkemesi’nin 19.06.2017 gün ve E:2017/319, K:2017/328 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 23.10.2017 gününde, Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAhmet TevfikERGİNBAY
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT
KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtilmiş olan düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 23.10.2017
Üye
Süleyman Hilmi AYDIN