T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2017 / 713
KARAR NO
: 2017 / 803
KARAR TR
: 25.12.2017ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafikkazasında uğranılan maddi ve manevi zararın tazminiistemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesikapsamında ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R Davacılar
: 1-E.K.A. eşi (nefsine asaleten 15.07.2000 doğum tarihli oğlu İ.K.e velayeten)2-S.K. (K.)3-A.K. (Ç.)4-B.K.(D.)5-D.K.6-G.K.Vekili
: Av. A.N.Davalılar
: 1-DSİ Genel Müdürlüğünü izafeten DSİ 6.Bölge Müdürlüğü /AdanaVekili
: Av. Y.D.
2- İl Özel İdare Müdürlüğünü izafeten Valilik Makamı/OsmaniyeVekilleri
: Av. S.Y., Av.Ö. Ü. O L A Y
: Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkillerinden E.K.’in eşi, diğer davacıların babaları olanA.K.’in; DSİ Genel Müdürlüğü 6.Bölge Müdürlüğünün veya Osmaniye Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğünün yapım,bakım, denetim ve kullanımı altında bulunup da, Kadirli-Adana asfaltının Sarısu kandağı mevkiinden ayrılıp, Sumbasİlçesine bağlı Mehmetli Barajı istikametine giden yolun, Sarısu deresi üzerinde bulunup da, zalha hatın köprüsü olarakbilinen köprünün, doğu ve batı tarafında tehlikeyi önleyecek nitelikte betondan veya demirden yapılmış, can ve malgüvenliğini önleyecek muhafazanın olmadığından bahisle, 21.05.2015 tarihine rastlayan gece, önceleri ana yola, dahasonra da muhafazası bulunmayan köprünün gidiş istikametine göre sağ tarafındaki dereye düşerek vefat ettiğini; murisintrafik kazasından dolayı vefatı ile geride kalan eşi ve çocuklarının madden ve manen zarar gördüklerini; davalılarınsorumluluğu altında bulunan ana yol üzerindeki köprünün sağ ve solunda gerek betondan ve gerekse demirden yapılmayeterli muhafazanın bulunmamasından dolayı, muris A.K.'in; maruz kaldığı kazadan dolayı, önceleri ana yola savrulupkalkması ile de, demir ve betondan yapılmış muhafazanın olmayışı ile de, dengesini kaybedip köprüden aşağı düşüp vefatetmesi ile geride kalanlar için tazminat davası açtıklarını ifade ederek; toplam 125.000,00 TL maddi ve manevi iledestekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 21.05.2015 tarihinden başlamak üzere müştereken ve müteselsilendavalılardan alınıp davacı müvekkillerine verilmesine; bilirkişi tetkikatında elde edilecek fazlaya ilişkin haklarının saklıtutulmasına karar verilmesi istemiyle 5.10.2017 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.KADİRLİ 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 3.3.2017 gün ve E:2016/731, K:2017/112 sayı ile, “(…)Dava idari eylemden kaynaklanan haksız fiil sonucu oluşan zararın tazminine yönelik tazminat davasıdır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu tazminat talebini doğuran eylemin KadirliBelediyesi'nin yol yapım çalışmalarındaki eyleminden kaynaklandığı, idarenin işlem ve eylemlerinden kaynaklanan haksızeylemler sonucu oluşan zararların tazminin tam yargı davası yolu ile idari yargının görev alanına girdiği mahkememizingörevli olmadığı, HKM'nun 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmadığı,(…)HÜKÜM:Gerekçesi yukarda açılandığı üzere1-Açılan davada mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE İdari Yargı kolunun görevli olması ve yargı yolunun caizolmaması nedeniyle usulden REDDİNE,2-İdari işlemden kaynaklı tazminat talebi olduğu görülmekle İDARE MAHKEMESİNİN GÖREVLİOLDUĞUNUN TESPİTİNE…” karar vermiş, bu karar istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.Davacılar vekili bu kez aynı olay nedeniyle, ancak talep miktarını 125.000,00TL olarak göstermek suretiyle, idari yargı yerinde dava açmıştır.GAZİANTEP 2.İDARE MAHKEMESİ; 3.10.2017 gün ve E:2017/889 sayı ile, “(…) 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının Karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninisağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesiniilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanununKarayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak
ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan, 2918 sayılı Yasa'nın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasa'nın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110.maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.Belediye aleyhine idare mahkemesinde açılan başka bir tazminat talepli tam yargı davasında, İdare Mahkemesi2918 sayılı Yasa'nın 110. maddesinin 1. fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına varmış,İdare Mahkemesinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 08.12.2011 gün veE:2011/124, K:2011/160 sayı, 08.11.2012 gün ve E:2012/l 18, K:2012/170 sayı ve 28.5.2013 gün ve E:2013/59,K:2013/68 sayılı aynı içerikli kararları ile; “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin birinci fıkrasında,bu Kanun’dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunanmahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir. Başvurunun Mahkeme’ninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.” kararına varmıştır.Bu açıklamalar ışığında, 2918 sayılı Yasa'nın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin benzer bir konuda İdare Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundaki kararlarıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin Karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hakve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim; Uyuşmazlık Mahkemesinin (Hukuk Bölümü) 30.11.2015 tarih ve 2015/753 K:2015/771 sayılı kararıda bu doğrultudadır.Açıklanan nedenlerle, Mahkememizin görevine girmeyen ve Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince degörevsizlik kararı verilen bu davada, görevli mahkemenin belirlenmesi için dava dosyasının 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine,aynı Kanunun 18. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenmesine,Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından 6 ay için bir karar gelmezse yargılamaya devam edilmesine..” karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan25.12.2017 günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların davalı idarelerce tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; ancak aksine bir hüküm yoksa; karayolu dışındakialanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıtistasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerde de bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; Kanunun,4.maddesi ve devamında, Karayolu güvenliği konusunda hedefleri tespit etmek, uygulatmak ve koordinasyonu sağlamakamacıyla oluşturulan Kuruluşlar ve, Komisyonlar ile bunların görev ve yetkilerine, Kanunun 5 ila 12 maddelerinde;Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez, bölge, il ve ilçe trafik kuruluşlarının; Trafik zabıtası ve genel zabıtanın,Karayolları Genel Müdürlüğünün, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığının, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığının, Belediye trafik birimlerinin, İl ve ilçe trafik komisyonlarının buKanunla ilgili görev ve yetkilerinin sayıldığı; bu kapsamda da, Kanunun 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerleretrafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu; 13.maddesinde, karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşların,karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyalarının incelenmesinden; davacıların murisi A.K.'in, 21.05.2015 tarihinde sevk ve idaresindekimotosiklet ile çalışmakta olduğu Paksoy Çiftliği istikametinden şehir merkezi istikametine seyir halinde iken aracındireksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu oluşan trafik kazası neticesinde anayol üzerindeki köprünün sağ ve solundayeterli muhafazanın bulunmaması nedeniyle köprüden aşağı düşüp vefat ettiği; davacıların bu trafik kazası neticesindeoluştuğu ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının; olayda kusur ve sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla davalı idarelerdentazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan; Gaziantep 2. İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Kadirli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 3.3.2017 gün ve E:2016/731,K:2017/112 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Gaziantep 2. İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Kadirli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 3.3.2017 gün veE:2016/731, K:2017/112 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.12.2017 gününde ÜyeSüleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT
KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtmiş olduğum düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 25.12.2017
ÜYE
Süleyman Hilmi AYDIN