T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO : 2017/728
KARAR NO : 2017/808
KARAR TR
: 25.12.2017
ÖZET : 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarıncaverilen idari para cezası ile aracın bir ay süre ilemeslek ve ticaretten men edilmesine ilişkin olarakverilen kararın iptali istemiyle açılan davanın ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: Y.S.
Davalı
: Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili
: Av. G.S. O L A Y
: Bursa Büyükşehir Belediyesinin 14.3.2017 gün ve 2017/2072 sayılı Encümen Kararı ile, Zabıta Dairesi Başkanlığının 23.2.2017 gün ve A-33566 seri-sıra sayılı “tespit tutanağı” ile davacının 16 S 0476 plakasayılı aracı ile Mudanya fabrikasına izinsiz servis taşımacılığı yaptığının tespit edildiğinden bahisle, bu eylemin BursaBüyükşehir Belediyesi Emir ve Yasaklarını Belirleyen Zabıta Yönetmeliğinin 9. maddesinin yirmi üçüncü fıkrasına aykırıolduğu nedeniyle, davacı adına 1608 sayılı ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca 227 TL idari para cezası ilearacın bir ay süre ile meslek ve ticaretten men edilmesine karar verilmiştir.Davacı, idari yaptırım kararının iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
Davalı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, süresi içinde görev itirazında bulun-muştur.BURSA 1. İDARE MAHKEMESİ; 9.6.2017 gün ve E:2017/549 sayı ile, dava konusu işlemin, davalı idareninmevzuatın kendisine tanıdığı kolluk yetkisi kapsamında yaptığı denetim sonucunda re’sen ve tek yanlı olarak tesisedildiğini açıklayarak, bu nedenle davanın çözümünün idari yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görev itirazının reddinekarar vermiştir.
Davalı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin, adli yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılmasıyolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; “……. incelenen uyuşmazlıkta, davacıya ait aracın 1608 sayılıKanun’un 1. maddesine dayanılarak ve bu maddede öngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil, 5326 sayılıKabahatler Kanununun 19. maddesinde belirtildiği üzere belirli bir süre için (1 ay) süre ile meslek ve ticaretten menedilmesine ve davacının idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın bu haliyle 5326 sayılı Kanunun 16.maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden olduğu, 1608 sayılı Kanun’da ve Yönetmeliğe dayanak alınan diğerKanunlarda bu idari yaptırımlara karşı itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediğinin anlaşıldığı, bu durumdaKabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, 227,00 TL idari para cezası ile aracın1 ay süre ile meslek ve ticaretten men edilmesine ilişkin olarak tutulan tutanağa karşı açılan davanın görüm veçözümünde, anılan Kanun’un 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucunavarıldığı açıklanarak ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 6.4.2015 gün ve E:2015/141, K:2015/178, 26.9.2016 gün veE:2016/400, K:2016/433 sayılı emsal kararları nedeniyle, bu tür davaların görüm ve çözümünde adli yargının görevliolduğunu belirterek, 2247 sayılı Kanun’un 10 ve 13. maddeleri gereğince olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcısının yazılı dü-şüncesi alınmamıştır.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan25.12.2017 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, buKanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcınınya da şahsi davacının talebi ile başlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecekdavalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında
kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idariorganlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘cezadavası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarınınUyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…” açıkça belirtilmiştir. Bu durum gözönüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesi gerektiğikuşkusuzdur.Davalı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin anılan Yasa’nın 10/2. maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddesinde belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca, 10. maddesinde öngörülen biçimde davada olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi .II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Bursa Büyükşehir Belediyesi Emir ve Yasaklarını Belirleyen Zabıta Yönetmeliğinin 9. maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına aykırılık olduğu nedeniyle, 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32.maddesi uyarınca verilen idari para cezası ile aracın bir ay süre ile meslek ve ticaretten men edilmesine ilişkin olarakverilen kararın iptali istemiyle açılmıştır.30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmamasıhalinde,b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında,uygulanır” denilmiş; Kanunun 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların idaripara cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yeralan diğer tedbirler olduğu hükme bağlanmış; 19. mad-desinde, “(1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülenbelirli bir süre için;a) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,b) İşyerinin kapatılması,c) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,d) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması,Gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadarsaklıdır”; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında , “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde,sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararıkesinleşir” ve (8). bendinde ise, “İdari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararlarında verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işleminiptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür” düzenlemeleri yer almıştır.Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgiliolarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.Aynı Kanun’un “Çeşitli Kabahatler” üst başlığı altında düzenlenen “Emre aykırı davranış” başlıklı 32.maddesinde, “ (1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genelsağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî paracezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.(2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.(3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar,bu maddeye yapılmış sayılır.” denilmiştir.Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 (1924) Tarih ve 486 NumaralıKanunun Bazı Maddelerini Muaddil 15.5.1930 tarih ve 1608 sayılı Kanun’un, 3.1.1940 tarih ve 3764 sayılı Kanun’ladeğişik 1. maddesi, “Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiği vazife vesalahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin menveya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara elli liraya kadar hafif para cezası tertibine ve üç günden onbeş günekadar ticaret ve sanat icrasından men’e ve Türk Ceza Kanununun 536,538,557,559 ve 577. maddeleriyle 553.maddesinin birinci fıkrasında yazılı cezaları tayine belediye encümenleri salahiyettardır. Şubelere ayrılan belediyelerde bucezaları encümen namına ve yerine şube müdürleri tayin ederler”; 5.7.1934 tarih ve 2575 sayılı Yasa ile değişik 5.maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza kararlarına tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde mahsus hakimlere ve bulunmayanyerlerde sulh hakimliğine müracaatla şifahi veya yazılı itiraz olunabilir. İtiraz şifahi ise bir zabıt tutularak muterize imzaettirilir” denilmekte; 6. maddesinde de, itiraz üzerine tetkikatın evrak üstünde yapılacağı, itirazlar varit ise hakimin cezakararını iptal ve para cezası alınmış ise belediyenin geri vermesine hükmedeceği, itiraz varit görülmezse kararın tasdikolunacağı, itirazın otuz gün içinde neticelendirilmesinin mecburi olduğu, Hakimin izahat almak üzere lüzum görürsemuterizi veya vekilini celbederek dinleyebileceği belirtilmekte ve 7. madde ile, yazılı emir ile bozma yolu saklı kalmak
kaydıyla, itiraz sonucunda hakim tarafından verilecek kararların kesin olduğuna ve temyiz edilemeyeceğine işaretedilmekte iken, 1608 sayılı Yasa’nın, 1. maddesi, 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 23.1.2008 gün ve 5728sayılı Kanun’un 66. maddesi ile “Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiğivazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam vetalimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara belediye encümenince Kabahatler Kanununun32 nci maddesi hükmüne göre idarî para cezası ve yasaklanan faaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgili kişiye birsüre de verilebilir.Belediye encümeni kararında belli bir fiilin muayyen bir süre zarfında yapılmasını da emredebilir. Emredilen fiilinilgili kişi tarafından yapılmaması hâlinde, masrafları yüzde yirmi zammı ile birlikte tahsil edilmek üzere belediye tarafındanyerine getirilir.Bu madde hükümleri ilgili kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde uygulanır” şeklinde yeniden düzenlenmiş,5728 sayılı Kanun’un 578. maddesinin (g) bendi ile, 15.5.1930 tarihli ve 1608 sayılı Kanun’un 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, ek1 ve ek 2. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. 5728 sayılı Kanun hükümleri 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Bu haliyle, 1608 sayılı Yasa’da, idari para cezası ile aracın bir ay süre ile meslek ve ticaretten men edilmesineilişkin olarak verilen karara karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlığıaltında düzenlenen 7. maddesinde, “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:(……)f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetleriniplânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşımaaraçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol,cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kirayavermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.”, 28. maddesinde de “Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır.” denilmiş; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15.mad-desinde, “Belediyeninyetkileri ve imtiyazları şunlardır:(…..)
b) Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak veuygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek. “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddesinde, “Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:(……)m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.”hükmü yer almıştır.Dosyanın incelenmesinden, davanın, kendisine ait 16 S 0476 plaka sayılı araç ile izinsiz servis taşımacılığıyaptığından bahisle, Bursa Büyükşehir Belediyesi Emir ve Yasaklarını Belirleyen Zabıta Yönetmeliğinin 9. maddesininyirmi üçüncü fıkrasında “Tahdit kapsamı içinde veya dışında, tüm araçlar Belediyeden Ruhsat veya İzin Belgesialmaksızın, ayrıca amacı dışında Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde taşımacılık yapamazlar.” şeklinde düzenlenenhükme aykırılık nedeniyle, davacı adına 1608 sayılı Kanun ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarıncaverilen 227,00 TL idari para cezası ile aracın bir ay süre ile meslek ve ticaretten men edilmesine ilişkin olarak verilenkararın iptal edilmesi istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı;bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanınaçıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesigerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme odava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için)davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, davacıya ait aracın 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesine dayanılarak ve bu maddedeöngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil, belirli bir süre meslek ve ticaretten men edilmesine ve davacının idari paracezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın bu haliyle 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden olduğu, 1608 sayılı Kanun’da ve Yönetmeliğe dayanak alınan diğer Kanunlarda bu idari yaptırımlarakarşı itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idariyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, 227,00TL idari para cezası ile aracın bir ay süre ile meslek ve ticaretten men edilmesine ilişkin karara karşı açılan davanıngörüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile davalı vekilinin görev itirazınınreddine ilişkin, Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 9.6.2017 gün ve E:2017/549 sayılı görevlilik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin, Bursa 1. İdareMahkemesince verilen 9.6.2017 gün ve E:2017/549 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,25.12.2017 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT