T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2017 / 732
KARAR NO : 2017 / 812
KARAR TR : 25.12.2017ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesiistemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesigözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A RDavacı
: A. Sigorta A.Ş.Vekili
: Av. N.A.Davalı
: Karayolları Genel MüdürlüğüVekili
: Av.Z.Ö. O L A Y
: 1-a)Davacı vekili; 18 DU … plaka sayılı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu; 07.06.2014günü akşam saat 20:00 civarında, dava dışı sürücü C.G. idaresindeki 34 JGH … plaka sayılı aracın, Kocaeli ilinde, PelitKöyü istikametinden Gebze istikametine seyri esnasında Tatko Fabrikası önüne geldiğinde yol yüzeyine dökülmüş olanyağ nedeniyle aracın kayması sonucu karşı şeritte seyreden sigortalı 18 DU … plaka sayılı aracın ön kısmına çarparakhasarlanmasına sebebiyet verdiğini; olayda Karayolları Genel Müdürlüğü’nün hizmet kusurunun bulunduğunu; araştırmave incelemeler neticesinde aracın onarımının ekonomik olmadığı ve pert-total işlemine tabi tutulması yönünde kanaatoluştuğunu, yaptırılan ekspertiz neticesinde aracın piyasa değerinin 13.000-TL olarak tespit edildiğini ve bu miktarın14.8.2014 tarihinde sigortalısına ödendiğini; Sigorta Poliçesi Umumi Şartları ve T.T.K.’nun 1472. maddesinin amirhükmüne göre müvekkili Şirketin hasar bedelini ödedikten sonra sigortalısının haklarına kanunen halef olduğunu; sigortalıya ödenen 13.000,00 TL den sigortalı aracın hasarlı vaziyetteki değeri(sovtaj) olan 6.589,00 TL den mahsubusonucu 6.411,00 TL hasar tazminatının rücuen tahsili için yaptıkları başvuruya davalı tarafından menfi ya da müspetherhangi bir cevap verilmediğini ifade ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 6.411,00-TL’ninödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili istemiyle 20.1.2015 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.1-b) ANKARA 10.İDARE MAHKEMESİ;28.1.2015 gün ve E:2015/89, K:2015/64 sayı ile, “(…) 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 11.01.2011 gün ve 6099 sayılı Yasanın 14.maddesi ile değişik 110. Maddesinde; "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında dabu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir" hükmü öngörülmüştür.Öte yandan, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu veGörevleri Hakkındaki Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasında ise; İdare Mahkemelerinin, Vergi Mahkemelerinin görevinegiren davalar ile Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davaları ile tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülenimtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerini birinin yürütülmesi için yapılan idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar ve kanunlarla verilen diğer işleriçözümleyeceği kurala bağlanmıştır.Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı şirket tarafından, sigorta örtüsü altına alınan KemalKaynar'a ait 18 DU 112 plakalı aracın Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Pelitli Köyü, Tatko Fabrikası önünde 07.06.2014tarihinde 08:00 sıralarında yol yüzeyinin yağ ile kaplanması nedeniyle karışmış olduğu trafik kazası sonucu zararauğranıldığından bahisle tazminat istemiyle açılan davanın, idare mahkemesinin görevine giren iş ve işlemlerden olmadığı,yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca söz konusu uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin adli yargı mercilerine aitolduğu sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görevyönünden reddine…” karar vermiş, bu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.2-a) Davacı vekili bu kez, aynı istemle 3.4.2015 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.2-b) Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi; 3.4.2015 gün ve E:2015/656, K:2015/86 sayı ile, Asliye HukukMahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin 6102 Sayılı TTK'nun kabulünden sonra görev ilişkisi olduğu,taraflar arasındaki davanın da sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak davası olmayıp, haksız file dayalı tazminatistemi olduğu, sigortanın halefiyet ilkesi çerçevesinde talepte bulunmasının mahkemenin görevini etkilemeyeceği, bunedenle uyuşmazlığın TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen ticari davalardan olmadığı, bu nedenle Asliye Hukuk
Mahkemesi görevli olduğu anlaşıldığından, TTK'nun 5 ve HMK'nun 114/c maddesi gereğince Mahkemeleriningörevsizliğine, tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiğitarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içindeMahkemelerine müracaatı halinde dava dosyasının görevli Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinekarar vermiş, bu karar temyiz edilmiştir.2-c)Yargıtay 17.Hukuk Dairesi; 24.12.2015 gün ve E:2015/18403, K:2015/15025 sayı ile, “(…) 1-Dava,kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü’ne hizmet kusuru nedeniyle husumet yöneltilmiştir.Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılmasısırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıylahizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargıyerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir.(…)Bu durumda mahkemece, Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 2015/89 Esas ve 2015/64 Karar sayılı dosyasınınbulunduğu yerden getirtilerek görevsizlik kararının kesinleşip kesinleşmediğini araştırılması, Ankara 10. İdareMahkemesi’nin kararının kesinleşmiş olması halinde elinde derdest bulunan dava dosyasındaki yargılamayı durdurmaksuretiyle (2247 sayılı UMK m. 19/1), her iki dosyanın kül halinde yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi açısındanUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kararı beklenilerek sonucuna göre karar verilmesigerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.(…)SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmünBOZULMASINA…” karar vermiştir.2-d) ANKARA 13.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ:26.9.2017 gün ve E:2016/352 sayı ile, 2247 sayılıYasanın 19/1 maddesi uyarınca yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi bakımından Mahkemelerinin dosyası ve Ankara10. İdare Mahkemesinin E:2015/89, K:2015/64 karar sayılı dosyasının kül halinde Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine; bu karar kapsamında yargılamanın görevli mercinin tayinine kadar durdurulmasına karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan25.12.2017 günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Asliye Ticaret Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli yargıdosyasının Mahkemece, ekinde idari yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının davada görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, karayolunda seyir halindeyken meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucu hasara uğrayan sigortalıaracın uğradığı hasar bedelini karşılayan sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan birrücuen tazminat davasıdır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları GenelMüdürlüğünün görev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “ Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev veyetkileri şunlardır:a) Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,b) Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek,c) (Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)d) Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemekve onaylamak,e) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle,yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız sınırları belirlemek ve işaretlemek,f) Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,g) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleri tetkikve uygun olanları tasdik etmek,h) Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısıile işaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önünde bulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,i) (Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)j) (Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun
13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağıdüzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için en yakın trafik kuruluşuna teslim etmek,k) Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.(Son fıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüne yer verilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyalarının incelenmesinden; davacı şirket tarafından sigortalı 18 DU 112 plakalı aracın Kocaeli ili,Gebze ilçesi, Pelitli Köyü, Tatko Fabrikası önünde 07.06.2014 tarihinde yol yüzeyinin yağ ile kaplanması nedeniylekarışmış olduğu trafik kazası sonucu hasara uğradığı; kazanın oluşmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiaedilerek, hasar bedeli 13.000,00 TL den sigortalı aracın hasarlı vaziyetteki değeri(sovtaj) olan 6.589,00 TL denmahsubu sonucu 6.411,00 TL.nin rücuen tazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.9.2017 gün ve E:2016/352 sayılıbaşvurusunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 13.Asliye TicaretMahkemesinin 26.9.2017 gün ve E:2016/352 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 25.12.2017 gününde ÜyeSüleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT
KARŞI OY 3.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/580 K:2015/592 sayılı kararında belirtmiş olduğum düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 25.12.2017
ÜYE
Süleyman Hilmi AYDIN