T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2017 / 752
KARAR NO : 2017 / 830
KARAR TR
: 25.12.2017ÖZET : 2330 sayılı Kanun gereğince malulen emekliolan ve 5434 sayılı Yasa uyarınca aylık alandavacının tamamının davalı kurumca karşılanmamasınedeni ile ödemek zorunda kaldığı protez bedelininyasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemininİDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk.
K A R A R Davacı
: T.S.Vekili
: Av. F.S.D.Davalı
: Sosyal Güvenlik KurumuVekili
: Av. M.Y.(Adli Yargıda) O L A Y
: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü olandavacı tarafından, eksik ödenen 41.805.60-TL protez bedelinin ödenmesi istemiyle davalı kuruma yapılan başvurununreddine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.İSTANBUL 13.İDARE MAHKEMESİ: 04.02.2016 gün ve E:2016/141, K:2016/277 sayı ile “Davacı ve diğerhak sahiplerinin Yasayla düzenlenecek genel sağlık sigortası kapsamına alınacakları tarihe kadar, hastalanmaları halinderesmi veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarında muayene ve tedavilerinin yapılacağını kurala bağlayan 5434 sayılıEmekli Sandığı Kanunu'nun Geçici 139. maddesi, 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanununun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, 5502 sayılı Sosyal GüvenlikKanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında; bu Kanun ile Kuruma görev ve yetki veren diğer Kanunların (5434 sayılı EmekliSandığı Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu) hükümlerini uygulamak üzere kamutüzel kişiliğini haiz Sosyal Güvenlik Kurumunun kurulduğu belirtilmiş, 5510 sayılı Kanunun Geçici 12. maddesinin 2.fıkrasında yer alan "Kamu idarelerinin sağlık hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin görevleri, yürürlükten kaldırılankanunlardaki hak ve yükümlülükler çerçevesinde ilgili kayıt ve işlemler Kurum tarafından devralman tarihe kadar devameder. Devir süreci üç yıl içinde tamamlanır." kuralı uyarınca Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 31/12/2009 tarih ve 27449(5. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan "Kamu Personelinin Sağlık Hizmetlerinin Sosyal Güvenlik KurumunaDevrine İlişkin Tebliğ" ile de kamu personelinin 14/1/2010 tarihine kadar (bu tarih dahil) almış olduğu sağlık hizmetlerininkamu personelinin kurumlan tarafından karşılanacağı, bu tarihten sonraki sağlık hizmetlerinin ise, kamu personelinin sağlıkhizmetlerinin devredildiği Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacağı kurala bağlanmıştır.Dava dosyasının incelenmesinden, davacının askerlik görevini yaparken 1994'te sınır ötesi operasyon esnasındamayına basarak sol bacağını kaybettiği ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında vazife malulü sayıldığı,İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 02.07.2014 tarih ve 3456 sayılı SağlıkKurulu Raporuna istinaden 02.07.2014 tarihli fatura ile ithal edilen sol dizaltı protez fatura bedeli olan 95.805,60 -TL'nin54.000,00 TL'lik kısmının davalı idarece ödenip kalan 41.805,60 TL'lik kısmının ise ödenmemesi üzerine bakılandavanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda, kamu personelinin sağlık hizmetlerinin 14.01.2010 tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumu'nadevredilmesi sonucunda 5510 sayılı Kanun, kamu personeli ve bunların emeklileri yönünden 14.01.2010 tarihi itibariylebütünüyle uygulanabilir hale gelmiş olup; kamu personeli ve emeklilerinin 14.01.2010 tarihine kadar (bu tarih dahil) almışolduğu sağlık hizmetlerinin bedelinin ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, kamu personeli ve emeklileriyönünden ayrım yapılmaksızın idari yargıda; bu tarihten sonra, yani kamu personelinin ve emeklileri hakkında 5510 sayılıKanunun bütünüyle uygulanmaya başlamasından sonraki süreçte ortaya çıkan uyuşmazlıkların, düzenleyici işlemler hariçaynı Kanunun 101. maddesi uyarınca adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.Bu durumda, uyuşmazlık konusu protezin 15/01/2010 tarihinden sonra 02.07.2014 tarihinde satın alınmış olmasınedeniyle bedelinin kısmen ödenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargıgörevli bulunmaktadır” gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Yasa’nın 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddinekarar vermiş, temyiz edilmeyen kararın 15/03/2016 tarihi itibarıyla kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekili bu kez aynı taleple adli yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 37.İŞ MAHKEMESİ: 14.09.2017 gün ve E:2016/1196, K:2017/373 sayı ile “Dava, 2330 SY yoluile 3713 SY ya tabi davacının protez bedelinin bakiye kısmının tahsiline ilişkindir. 2230 SY nın 1. Maddesine göre görevyaparken yaralananlar ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı, 8 . Maddesinde kanun gereği bağlanacak aylıkların kuramcaödeneceği, faturasının hazineden tahsil edileceği belirtilmiş, 3713 Sayılı Yasa da ise terör ile mücadele sırasında görev
yaparken yaralananlar sakatlananlar ile ilgili 2330 Sayılı yasanın tazminat ve aylık hükümlerinin uygulanacağı 21. Maddede düzenlenmiş, 5434 SY nın 56. Maddesinde de bu durumda olanların 5434 SY ya göre aylığa tabi olacaklarıaçıklanmıştır. Her ne kadar 4. İdare Mahkemesi ve Danıştay 15. Dairesi tarafından 5402 SY gerekçe gösterilerek15/01/2010 dan itibaren 5434 SY ya tabi olanlar bakımından bu kanun kapsamında sağlık yardımları ile ilgili çıkacakuyuşmazlıkların adli yargı yerinde görüleceği belirtilmiş ise de Uyuşmazlık Mahkemesinin daha sonra verilmiş 02/03/2015tarih 2015/120 esas 137 karar sayılı ilamında 5510 SY nın tüm sigortalılık türlerinin tek sisteme bağlandığı AnayasaMahkemesinin 15/12/2016 tarih 2016/111 esas 112 karar sayılı hükmü ile yasanın yürürlüğünden önce 5434 SY ya tabiolanların diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi tutulmasına ilişkin 5510 SY hükümlerini iptal ettiğini, bunun üzerine 5754SY ile 5510 SY ya eklenen geçici 1 ve 4. Madde ile 5510 SY nın yürürlük tarihi 01/10/2008 den önce 5510 SY nın4/1 c maddesine tabi olanlar (yani 5434 SY ya tabi olanlar ) ile dul ve yetimleri için 5510 SY nın kaldırılan maddeleridahil 5434 SY ya göre işlem yapılacağının belirtildiği, bu maddelerin iptali için Anayasa Mahkemesine yapılanbaşvurularında reddedildiği, 5510 SY nın 101 . Maddesinin iptali isteği ile ilgili olarak 22/12/2011 tarih 2010/65 esas2011/169 sayılı karar gerekçesinde 5754 SY nın yürürlük tarihi öncesinde memur olanlar için 5434 sonrası için 5510SY nın uygulanacağı ve bu tarihten sonraki yasaya tabi olanlar için Adli Yargının görevli olacağı, 5754 SY nın yürürlüktarihinden önceki işlemlerin İdari işlem niteliğini koruduğu, yürürlük tarihinden sonraki işlemlerin ise İdari işlem niteliğindeolmadığı belirtilmiş ve bu tarihten önceki işlemler sebebi ile açılacak davalara İdari Yargıda bakılacağı belirtilmiş, yine 10.HD nin 25/11/20213 tarih 2013/6678 esas 22212 karar sayılı dosyasında benzer şekilde polis olup 1990 da şehitdüşmüş babaya 2330 SY gereği 5434 SY üzerinden bağlanan vazife malullüğü aylığının iptaline ilişkin davada idariyargının görevli olacağının belirtildiği benzer şekilde 14/01/2014 tarih 2013/24830 esas 2014/287 karar sayılı ilamda (daaynı sonuca varıldığı anlaşılmakla davaya bakma yetki ve görevinin İdari Yargı da olduğu anlaşılmış ve Yargı yolubakımından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş hüküm kurulmuştur. Nitekim aynı vekiltarafından mahkememizin 2'016/1034 esas 373 karar sayılı dosyasında da birebir aynı olay ile ilgili yine 9. İdareMahkemesinin benzer şekilde verdiği ve Danıştay tarafından onanmış görevsizlik kararı üzerine mahkememizde açılanprotez bedeli bakiyesinin tahsili amaçlı davada mahkememizce 24/10/2016 da aynı gerekçelerle idari yargının görevliolduğu belirtilerek dava şartı yokluğundan usulden red kararı verilmiş, uyuşmazlık mahkemesine giden dosyadamahkemenin 13/03/2017 tarih 2017/153 esas 2017/190 karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararının haklı bulunduğu veidari yargı mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir” gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 114/1-b ve 115/2.maddesiuyarınca davanın usulden reddine karar vermiş, kararın 12/10/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için davacı vekili Mahkememize başvurmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan25.12.2017 günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Adlive idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu dosyanın 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararınıveren mahkemece, idari yargı dosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’ nun, davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 1994 yılında yapılan sınır ötesi operasyon sırasında mayına basması sonucu sol bacağını kaybetmesinedeniyle 2330 sayılı Kanun gereğince malulen emekli olan ve 5434 sayılı Yasa uyarınca aylık alan davacının protezbedelinin tamamının davalı kurumca karşılanmaması nedeni ile ödemek zorunda kaldığı 41.805,60 TL’nin yasal faizi ilebirlikte davalı kurumdan tahsili istemiyle açılmıştır.31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar(Bağ-Kur’ lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’ luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar,(Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunanhaklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejiminiaktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanununiptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla,anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarihve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4üncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 üncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul veyetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı ret ile
sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaktaolanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynıKanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılıkesasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul veyetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumayadevam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bubakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki işve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatınınuygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceğiaçıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden,5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının buuyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesisedilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları ve tam yargı davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce devredilen T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık alan davacı tarafından sağlık kurulu raporuile temini gerekli görülen sağ diz altı protezi bedelinin tahsili için açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü idari yargı yerinin görevine girdiğinden, İstanbul 13. İdareMahkemesi’nin 04.02.2016 gün ve E:2016/141, K:2016/277 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 13. İdareMahkemesi’nin 04.02.2016 gün ve E:2016/141, K:2016/277 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 25.12.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT