T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO : 2017/763
KARAR NO : 2017/838
KARAR TR
: 25.12.2017
ÖZET: Davacının emeklilik tarihinin yanlışhesaplanarak geç emekli edilmesi nedeniyle uğradığızarara ilişkin olarak, 26.4.2013 ile emekli olduğuEylül 2014 tarihleri arasındaki hak ettiği ileri sürülenemekli maaşlarının, fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla tazmin edilmesi istemiyle açılandavanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesigerektiği hk.
K A R A R Davacı
: A.T.Vekili
: Av. E.H.Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. Ö.B. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1982 yılından bu yana aktif olarak çalıştığını,bir dönem vekil öğretmenlik yaptığını, bu sürenin emeklilik hizmetlerine sayılamayacağının davalı kurum tarafındankendisine sözlü olarak bildirildiğini, ancak birlikte vekil öğretmenlik yaptığı arkadaşlarının emeklilik işlemlerinde problemçıkmadığını, bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilerek kendilerinin emekli olduklarını belirtmiş, müvekkilininemeklilik tarihinin yanlış hesaplanması nedeniyle uğradığı zararların tazmini ve 26.4.2013 tarihi ile emekli olduğu Eylül2014 tarihleri arasında hak ettiğini ileri sürdüğü 1.000,00-TL emekli maaşının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıylayasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.İSTANBUL 19. İŞ MAHKEMESİ: 8.9.2015 gün ve E:2015/138, K:2015/363 sayı ile, davacının işlemlerinin5434 sayılı Kanun uyarınca yapıldığı; yargı yolunun caiz olmadığı; uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanınagirdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, 26.04.2013 ile emekli olduğu 2014-Eylül tarihleri arasındaki hak ettiğini ileri sürdüğü,emekli maaşlarına istinaden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL tazminatın ödenmesi istemiyleidari yargı yerinde dava açmıştır.İstanbul 12. İdare Mahkemesi: 3.2.2017 gün ve E:2015/695, K:2017/200 sayı ile, dava, davacının 1982-83 ve1985-88 yılları arasında vekil öğretmenlik yaparak emekli sandığı hükümlerine tabi olduğu, vekil öğretmen olarak yapmışolduğu hizmetlerin birleştirilmesi ve emekli olmak için 11.1.2011 tarihinde idareye başvurduğu, SGK Unkapanı SGMtarafından verilen 24.3.2011 tarihli cevabi yazıda, davacının ancak 49 yaşında emekli olacağını bildirerek talebinireddettiği, daha sonra 2014 yılında davacıyla aynı durumda olan kişilerin emekli olduklarının davacı tarafındanöğrenilmesi üzerine, idareye tekrar başvurduğu, yapılan inceleme sonucunda hatanın yapıldığının ortaya çıkması üzerine,idare tarafından 24.3.2011 tarihli cevaplarının dikkate alınmaması gerektiği, emeklilik yaşının 47 olduğu ve davacınınemekli olabileceğinin 30.9.2014 tarihli belgede söylemesi üzerine, davacının başvurusu ile beraber Eylül 2014 tarihindeemekli edildiği anlaşılmış olup, davacının normalde idarenin hizmet kusuru olmasaydı emekli olacağı Nisan-2013(dahil)tarihi ile emeklilik tarihi olan Eylül-2014 (dahil) (toplam 18 ay) tarihleri arasında emekli maaşını alamadığı anlaşılmış olup,vakti (yaşı) geldiğinde kişilerin emekli edilmesinin gerekli olduğu, kimsenin emekli olma hakkını elde ettiği halde zorlaçalıştırılamayacağı, aksi takdirde zararın idare tarafından karşılanması gerekeceğinden, 10.000,00-TL maddi tazminatındavanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanınkabulüne karar vermiş, bu karara karşı davalı ve davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi: 13.6.2017 gün ve E:2017/525, K:2017/994 sayıile, davacının Emekli Sandığına tabi hizmetlerinin davalı idarece sayıldığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın 5434 sayılı Kanunatabi hizmetlerinin sayılıp sayılmaması olmayıp, bu hizmetler de dikkate alınarak yaş sınırı itibarıyla 5510 sayılı Yasayagöre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı tarihin hatalı hesaplanmasından kaynaklandığı; bu durumda, idari yargının görevalanına ilişkin 5510 sayılı Yasa'nın 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa yönelik geçiş hükümleriyle ilgili olmayan, 506sayılı Yasa hükümleri değerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargımercilerine ait olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulüne karar vermiştir.İSTANBUL 12. İDARE MAHKEMESİ: 25.10.2017 gün ve E:2017/1442 sayı ile, idari yargının görev alanınailişkin 5510 sayılı Yasa'nın 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa yönelik geçiş hükümleriyle ilgili olmayan, 506 sayılıYasa hükümleri değerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargımercilerine ait olduğu sonucuna ulaşıldığından, 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca görevli mahkemeninbelirlenmesi için, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan
25.12.2017 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının emeklilik tarihinin yanlış hesaplanarak geç emekli edilmesi nedeniyle uğradığı zarara ilişkinolarak, 26.4.2013 ile emekli olduğu Eylül 2014 tarihleri arasındaki hak ettiği ileri sürülen emekli maaşlarının, fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "Bu Kanundan önce yürürlükte bulunansosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı" başlıklı geçici 2. Maddesinin ilkparagrafında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara tabi olanlarabağlanacak yaşlılık aylıkları aşağıdaki şekilde hesaplanır:” denilmiş, maddenin (c) fıkrasının son bendinde ise, " BuKanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylıktalebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birdenfazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göretespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır. Ancak, bunlardan bu Kanunungeçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu Kanunla mülga 2829 sayılıKanuna göre 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamınagirmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri esas alınır. (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esasalınacak kanun, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçen süreler hariç, bu Kanunlamülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir. Bu Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun geçici 20 ncimaddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esas alınmak suretiyle bu Kanunlamülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.”hükmüne yer verilmiştir.5510 sayılı Yasa'nın 106. Maddesinin 5.fıkrası ile yürürlükten kaldırılan 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı SosyalGüvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun, 1.maddesinde, Kanununamacının; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyalgüvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesi olduğu; 2.maddesinde; Kanunun, T.C. EmekliSandığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal SigortalarKurumuna, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 inci maddesine göre kurulan emekli sandıklarına, tabi çeşitlihizmet süreleri bulunanların emeklilik, malullük, yaşlılık ve bölümleri halinde kendilerine ve hak sahiplerine sağlanacakhakları kapsadığı; 4.maddesinde; kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlererastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hakkazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleritoplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiş; “Aylığıbağlayacak kurum” başlıklı 8.maddesinde; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiilihizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerindensonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.”Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re'sen emekli olma (Ekibare: 27/1/2000 - 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumunkanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göreaylık bağlanır.” Hükmüne; Uygulanacak esaslar“ başlıklı 10.maddesinde; “Bu Kanun uyarınca bağlanacak aylıklarınödenmesinde ve kesilmesinde, aylığı bağlayan kurum mevzuatındaki esaslar uygulanır. ” Hükmüne yer verilmiş; yinekonuyla bağlantılı, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60.maddesinde de; yaşlılık aylığından yararlanma esasve şartlarının neler olduğu belirtilmiştir.Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “5434 sayılı Kanuna ilişkingeçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunlarınödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığıalmakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz olduklarımüddetçe devam edilir.” hükmüne, aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarınınbağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları,diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/06/2010-5797 S.K/10. md.) Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olanöğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.” hükmüne yer verilmiştir.31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar(Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar,(Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan
haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejiminiaktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanununiptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla,anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarihve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul veyetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun bazı hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redlesonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaktaolanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynıKanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılıkesasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul veyetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumayadevam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bubakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki işve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatınınuygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceğiaçıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden,5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.Dosyanın incelenmesinden; davacının 1982-83 ve 1985-88 yılları arasında vekil öğretmenlik yaparak emeklisandığı hükümlerine tabi olduğu, ancak daha sonra bütün çalışma hayatını İş Kanunu hükümlerine tabi işçi olarakgeçirdiği ve davacının vekil öğretmen olarak yapmış olduğu hizmetlerin de birleştirilmesi suretiyle emekli olmak için11.01.2011 tarihinde davalı idareye başvurduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezinin 24.03.2011 tarihli ve 5572161 sayılı cevabi yazısıyla ancak 49yaşında emekli olacağının bildirilerek davacının talebinin reddedildiği, daha sonra 2014 yılında davacıyla aynı durumdaolan kişilerin emekli olduklarının davacı tarafından öğrenilmesi üzerine, idareye tekrar başvurduğu, aynı Dairenin22.12.2014 gün ve 18.729.756 sayılı yazısıyla davacının emekli sandığı hizmetlerinin 1.11.1982 tarihinde başlamış vetamamının emeklilik hesaplamasında ilave edilmiş olduğu, emeklilik şartının 25 yıl, 47 yaş, 5150 gün olup, yaş şartını2013 yılında tamamladığı ve 2013 yılında tahsis talebi olmadığından 30.9.2014 tarihli tahsis talebine istinaden 1.10.2014tarihinden itibaren emekli aylığının bağlandığının davacıya bildirildiği; davacının, emeklilik tarihinin yanlış hesaplanmasınedeniyle 26.4.2013 tarihi ile emekli olduğu Eylül 2014 tarihi arasında hak ettiği ileri sürülen emekli maaşlarının tazminiistemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, hizmet birleştirmesinde son yedi yıllık fiili hizmet süresiiçinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağının ve ödeneceğinin kuralabağlandığı, bu kapsamda davacının da son yedi yıllık fiili hizmet süresinin çoğunu Sosyal Sigortalar Kurumuna tabiişyerinde geçirdiği;
dolayısıyla, sigortalılık süresinin başlangıcı ve yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik talebinin de bukapsamda değerlendirildiği ve davacının Emekli Sandığına tabi hizmetlerinin davalı idarece sayılarak hizmet birleştirmesiile yaşlılık aylığı bağlanması talebinin 506 sayılı Yasa uyarınca yapıldığı; dava konusu işlemin ise emeklilik tarihinin yanlışhesaplanması nedeniyle uğradığı zararların tazminine ilişkin olduğu dolayısıyla; idari yargının görev alanına ilişkin 5510sayılı Yasa'nın 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa yönelik geçiş hükümleriyle ilgili olmayan, 506 sayılı Yasa hükümlerideğerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğusonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu dolayısıyla, İstanbul 12. İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile İstanbul 19. İş Mahkemesince verilen 8.9.2015 gün ve E:2015/138,K:2015/363 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 12. İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İstanbul 19. İş Mahkemesince verilen 8.9.2015 gün ve E:2015/138,K:2015/363 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.12.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT