T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO : 2017/764
KARAR NO : 2017/839
KARAR TR
: 25.12.2017
ÖZET : Davacının, davalı idarenin sorumluluksahasında kalan yolda yürürken kaldırımda korkulukbulunmaması nedeniyle duvardan aşağı düşmesisonucu yaralanması nedeniyle oluştuğu öne sürülenzararın tazmin edilmesi istemiyle açılan davanın,ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk
K A R A RDavacı
: S.G. (Ö.)Vekili
: Av. H.A. & Av. S.A.Davalı
: Mesudiye Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. B.B.Ç. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin Ordu İli, Mesudiye İlçesi, GüvenliMahallesinde akşam vakti yaya olarak kaldırımda yürürken, belediye tarafından yaptırılan duvarda korkulukbulunmaması nedeniyle, altı metre yükseklikten düşerek ağır şekilde yaralanması sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararınkarşılığı olarak, 100.000,00-TL manevî ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 1.000,00-TL de maddî olmaküzere toplam 101.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyleadli yargı yerinde dava açmıştır.MESUDİYE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 12.1.2016 gün ve E:2015/95, K:2016/5 sayı ile, davanınhizmet kusuru nedenine dayalı tazminat davası niteliğinde olduğu ve davaya bakmakla görevli mahkemenin İdareMahkemesi olduğundan, görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar vermiş, bu karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: 23.1.2017 gün ve E:2016/13981, K:2017/461 sayı ile, dosya içerisindeki bilgi vebelgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı biryön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygunbulunan hükmün onanmasına karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.Ordu İdare Mahkemesi: 12.4.2017 gün ve E:2017/574, K:2017/889 sayı ile, tevdi edilen dava dilekçesihakkında davalı idarece tesis edilecek açık veya zımni ret işlemine göre süresi içinde yeniden tam yargı davasıaçılmasında serbest olmak üzere 2577 sayılı Kanun’un 14/3-b ve 15/1-e maddeleri uyarınca dava dilekçesinin davalıMesudiye Belediye Başkanlığına tevdiine karar vermiş, bu karara davacı vekili tarafından istinaf başvurusundabulunulmuştur.Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3 İdari Dava Dairesi: 12.7.2017 gün ve E:2017/1026, K:2017/879 sayı ile,olayda, her ne kadar idare Mahkemesince, davacı tarafından idari eylemden kaynaklı zararının giderilmesi istemiyledavalı idareye bir başvurusunun bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin davalı Mesudiye Belediye Başkanlığınatevdiine karar verilmişse de, görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönündenreddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmayacağı hükmü uyarınca;davacı tarafından adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddedilmesi üzerine açılan işbu davada da idareyebaşvuru şartı aranmayacağı açık olup merciine tevdi kararı veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediğigerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Ordu İdare Mahkemesi'nin 12.4.2017 gün ve E:2017/574, K:2017/889sayılı kararın kaldırılmasına karar vermiştir.ORDU İDARE MAHKEMESİ: 9.11.2017 gün ve E:2017/1445 sayı ile, dava konusu uyuşmazlığın 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin bir tazminat davası olduğu, anılan Kanunun 110. maddesi uyarıncadavanın görüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’ninKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadarertelenmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan25.12.2017 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.I-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının
görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda yürürken kaldırımda korkuluk bulunmamasınedeniyle duvardan aşağı düşmesi sonucu yaralanması nedeniyle oluştuğu öne sürülen zararın tazmin edilmesi istemiyleaçılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 3. maddesinde, yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal vehareketleri trafik olarak; yaya yolu (yaya kaldırımı) ise karayolunun taşıt yol kenarı ile gerçek veya tüzel kişilere aitmülkler arasında kalan ve yalnız yayaların kullanımına ayrılmış olan kısım olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, yapım vebakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafikbirimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar ile,yalnız yayaların kullanımına ayrılmış olan kısımlarda; yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal vehareketlerinin düzenini sağlamada ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerdeki eksiklik vekusurlardan dolayı meydana geldiği önesürülen zararın karşılanmasındaki sorumluluğun belediyeye ait olduğu iddiasınadayalı olarak işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili
kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, davacının yaya olarak yolda yürürken, kaldırımda korkulukbulunmaması nedeniyle altı metre yükseklikten düşerek ağır yaralanması nedeniyle dava açıldığı, dolayısıyla açılacaksorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılanbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu dolayısıyla, Ordu İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.1.2016 gün ve E:2015/95,K:2016/5 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Ordu İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.1.2016 gün veE:2015/95, K:2016/5 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.12.2017 gününde, ÜyeSüleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeŞükrüBOZER
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeMehmetAKSU
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeSunaTÜRE
ÜyeBirgülKURT
KARŞI OY 3.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.9.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtmiş olduğum düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 25.12.2017
ÜYE
Süleyman Hilmi AYDIN