T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS
NO
: 2018 / 488
KARAR NO : 2018 / 649
KARAR TR: 22.10.2018ÖZET : 3083 sayılı Yasa kapsamında toplulaştırmaalanına dâhil davacının mülkiyetindeki taşınmazüzerinden idarece sulama kanalı geçirilerek,gayrimenkule el atılması sebebiyle taraflar arasındaimzalanan sulh anlaşmasındaki miktarın ödenmemesiüzerine tazminat istemiyle açılan davanın, İDARİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARA R
Davacı
: İ. Ş.
Vekili
: Av. Ö. Ç.
Davalı
: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Vekili
: Av. A. Ç.
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Şanlıurfa ili Suruç ilçesi UysallıKöyünde kain bulunan ve kadastro davası devam eden … parsel nolu taşınmazın ve taşınmaz üzerinde dikili bulunanbadem, fıstık, nar vs. ağaçlarının tamamının tek başına zilyet sıfatıyla maliki olduğunu, müvekkilin çok uzun yıllardır buaraziyi işletmekte ve taşınmaz üzerinde fiili tasarrufta bulunduğunu, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak Suruç ilçesindedevam eden toplulaştırma ve sulama suluma projeleri kapsamında müvekkiline ait araziden kanal geçirilmek suretiyletaşınmaza bizzat davalı kurum tarafından el atıldığını, bu taşınmaza müdahale üzerine davalı kurum yetkilileri ile sulhprotokolü uyarınca meydana gelen zarar ve ziyana ilişkin olarak 26/09/2014 tarihinde sulh anlaşmasının yapıldığını,anlaşmaya göre davalı kurum müvekkile ait badem, nar ve fıstık ağaçlarının zarar görmesi ve sökülmesinden dolayı149.580,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederek müvekkilinin fiilen zilyedi ve esasen de maliki olduğu Şanlıurfa iliSuruç ilçesi Uysallı Köyü 298 parsel nolu taşınmaza müdahale sebebiyle badem, nar ve fıstık ağaçlarının sökülmesi vekırılmasından kaynaklı oluşan mevcut ve muhtemel zararından dolayı meydana gelen zararının tahsili için şimdilik 1.000TL' nin taşınmaza el atıldığı ve sulh anlaşmasının yapıldığı 26/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdantahsili istemiyle 28/12/2015 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
SURUÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 14/02/2018 gün, E:2018/58, K:2018/108 sayılı dosyasında;"Yargıtay 4. HD’nin 2016/ 14760 E -2017/458 K sayılı ve yine Gaziantep Bam 4. HD’ nin 2017/997 E- 2017/985 Ksayılı ilamlarında birebir aynı talepler için yargı yolunun caiz olmadığı sonucuna varılmıştır. Şöyle ki ;
Uygulamada toplulaştırma işlemi ile tarla vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan ürünler mevcut haliyle idarenintasarrufuna alınarak ağaçların, hububatın sökülmesi yahut kanal geçirilmek gibi başka suretle faydalanılmasının imkânsızhale gelmesi söz konusudur. Bu noktada davalı Kurum sulh anlaşması ve zarar ziyan tutanakları çerçevesinde maliklerleanlaşarak ürünlere değer biçilmekte ve maliklerin zararı bu şekilde karşılanmaktadır. Bunun dışında kanal yapılmaksuretiyle el atılan bir kısım yerler olur ise de %10’luk yasal katılım payını aşan el atmalar için ayrıca maliklere eşdeğerhazine yeri verilmesi gibi işlemler tesis edilmektedir, %10’luk yasal oranın aşılarak elatmanın söz konusu olduğu iddialarıvar ise Yargıtay 5. HD’ nin yerleşik içtihatları uyarınca toplulaştırmanın kesinleşmesi beklenerek yeni oluşan tapukayıtlarına istinaden keşfe gidilerek yeni hali ile zeminde %10’luk yasal paydan fazlasına elatma bulunup bulunmadığıdeğerlendirilmek suretiyle karar tesis edilmelidir.
Öncelikle eldeki davada dava dilekçesinin netice-i talebinden de açıkça anlaşılacağı üzere işbu dosyada, her nekadar dava en başında kamulaştırmasız elatma olarak davacı tarafça nitelendirilmiş ise de talep kanal geçirmek yahutsulama tesisi yapılarak kamulaştırmasız elatılan yerin bedeli vs değil toplulaştırma işleminden kaynaklanan salt ürün zararıtalebine ilişkindir. Buradan hareketle Yargıtay 4. HD’nin 2016/ 14760 E -2017/458 K sayılı ilamı ışığında davacınınkamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan yer bedeli yahut ecrimisil gibi bir talebi bulunmadığına göre salt ürün zararındankaynaklanan taleplerin kamusal görevin yerine getirilmesi sırasında meydana gelen zarar olarak kabulü ile bu talebin İdariYargı yerinde görülmesi gerektiği kanaat edilmiştir.
Gaziantep Bam 4. HD 2017/997 E- 2017/985 K sayılı ilamında bu hususu şu şekilde izah etmiştir; “ Her nekadar ilk derece mahkemesince taşınmazın üzerinden kanal geçirilmek suretiyle davacının zarara uğratıldığı kabuledilerek tazminata karar verilmiş ise de, davalı idarenin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup, kamu hizmeti kavramıçerçevesindedir. Davanın ileri sürülüş şekli ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın bahsi geçen davalıyayönetilmesinin nedeni de davalı idarenin hizmet kusurundan doğan zararın tahsili talebidir. 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 2/1 -b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davadaileri sürülmesi gerekir... Buna göre HMK. 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından sayılan yargı yolunun caiz olupolmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabileceği dikkate alındığında davanın dava şartıyokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derecemahkemesi kararının HMK. 353/1 -a maddesi gereğince ortadan kaldırılarak ... Mahkemesine iadesine...” şeklinde
belirtilmiştir.
Sonuç olarak somut olayda giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı söz konusu olduğundan usûlekonomisi gözetilerek ve dava şartının HMK sistematiği ve 138. maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmesigerektiğinden davanın HMK 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca yargı yolu caiz olmadığından reddi gerektiği"gerekçesiyle Davanın HMK 114/1-b ve 115/2 uyarınca usulden reddine dair verdiği istinaf edilmeyen kararın15/03/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili aynı gerekçelerle ve tazminat istemiyle bu kez 06/04/2018 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ŞANLIURFA 2. İDARE MAHKEMESİ: 31/05/2018 tarih ve 2018/269 esas sayılı kararında; "3083 sayılıSulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun Toplulaştırma ve Tarla İçi GeliştirmeHizmetleri" başlıklı 6.maddesinin 7.fıkrasında; "Toplulaştırmada kanal ve yol gibi kamunun ortak kullanacağı alanlarolarak planlanan yerlerdeki mütemmim cüzlerin karşılığı ile çiftçiye yeni parseller teslim edilene kadar doğabilecek gelirkayıpları uygulayıcı kuruluşça karşılanır." kuralına yer verilmiştir.
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk HizmetlerininYürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin "Adli Uyuşmazlıkların Sulh Yoluyla Halli, Uzlaşma ve VazgeçmeYetkileri" başlıklı 11. maddesinin 2.fıkrasında; "Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeyedayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan hertürlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardanyargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yolunagidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikâyettenvazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerindeğiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onayveya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmaksuretiyle;
a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına kadar olanlarda (1.000.000 Türk Lirası dahil) hukukbiriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici,
b) 1.000.000 Türk Lirasından fazla olanlardan 10.000.000 Türk Lirasına kadar olanlarda (10.000.000 TürkLirası dahil), hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun görüşü alınarak, üst yöneticinin teklifi üzerine ilgili bakan,Milli Savunma Bakanlığında Müsteşarın teklifi üzerine Bakan,
c) 10.000.000 Türk Lirasından fazla olanlarda, ilgili bakanlık hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun veMaliye Bakanlığının görüşü alınarak, ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu,
yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasırantaşra birimlerinin iş ve işlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayına bağlanan iş ve işlemlerdenkaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlara devredebilir." ifadesine, "İdari Uyuşmazlıkların Sulh Yoluyla Halli veVazgeçme Yetkileri" başlıklı 12.maddesinde ise; "(1) İdari işlemler dolayısıyla haklarının ihlal edildiğini iddia edenleridareye başvurarak, uğramış oldukları zararın sulh yoluyla giderilmesini dava açma süresi içinde isteyebilirler. İdarieylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerce, idari dava açmadan önce 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan başvurular da sulh başvurusu olarak kabul edilir vebu maddede yer alan hükümler çerçevesinde incelenir.
(2) Sulh istemine ilişkin başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Başvuru sonuçlanmadandava açılamaz.
(3) Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içindesonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.
(4) Sulh başvurusu, belli bir konuyu ve somut bir talebi içermiyorsa, idari makam tarafından reddedilir. Bu KanunHükmünde Kararnameye uygun olarak yapılan ve idare tarafından reddedilmeyen başvurular, hukuki uyuşmazlıkdeğerlendirme komisyonuna gönderilir. Hak ihlaline neden olan birden fazla idarenin varlığı halinde, ortak hukukiuyuşmazlık değerlendirme komisyonu oluşturulabilir.
(5) Sulh başvurularının incelenmesinde, başvurunun konusu, zarara yol açan olay ve nedenleri, zararın idari eylemveya işlemden doğup doğmadığı ve meydana geliş şekli, idarenin tazmin sorumluluğunun olup olmadığı, zararın miktarı veödenecek tazminat tutarı tespit edilir. Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonu tarafından, bilirkişi incelemesi dâhilolmak üzere gerekli her türlü araştırma ve inceleme yapılır, olayla ilgili bilgisi bulunan kişiler dinlenebilir.
(6) Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun inceleme sonunda hazırlayacağı rapor 11 inci maddeuyarınca karar vermeye yetkili mercilere sunulur. Bu mercilerin sulh başvurusunu kabul etmesi halinde başvuru sahibine,hazırlanan sulh tutanağının imzalanması için en az onbeş günlük süre verilir. Davet yazısında, belirtilen tarihte gelmesi veyayetkili temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulh tutanağını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarakzararının tazmin edilmesini talep etme hakkının bulunduğu belirtilir.
(7) Tazminat miktarı ve ödeme şekli üzerinde idare ve istemde bulunanın sulh olmaları halinde buna ilişkin birtutanak düzenlenir ve taraflarca imzalanır. Bu tutanak ilam hükmündedir. Sulh olunan miktar idare bütçesinden ödenir.Vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmışalacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz.
(8) Sulh tutanağının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde bir uyuşmazlık tutanağıdüzenlenerek bir örneği ilgiliye verilir.
(9) Sulh olunan konu ya da miktara ilişkin olarak dava yoluna başvurulamaz.
(10) Bu madde kapsamındaki idari uyuşmazlıkların sulhen halli ile idari davaların açılmasından, takibinden, davayıkabul ve feragatten, kanun yollarına başvurulmasından vazgeçilmesi, 11.maddede belirtilen esaslara ve tutarlara görebelirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa İli Suruç İlçesi'nde yapılmakta olan toplulaştırma ve sulama projelerikapsamında davacının zilyedi olduğu Şanlıurfa İli Suruç İlçesi Uysallı Köyü'nde kain 298 parsel nolu taşınmazdan sulama
kanalı geçirildiği, anılan sulama kanalının arazisinden geçmesi nedeniyle bir takım zarar ve ziyana uğradığı, bu nedenle sözkonusu zarar ve ziyanının tazmini amacıyla davalı idare ile aralarında 01/10/2014 tarihli 149.580,00-TL tutarında sulhsözleşmesinin imzalandığı, sulh sözleşmesinde kararlaştırılan tutarın davacıya ödenmemesi üzerine davalı idare aleyhineŞanlıurfa l.İcra Müdürlüğü'ne ilamsız icra yoluna başvurulduğu, söz konusu takibin Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nüntüzel kişiliğinin kalmadığından bahisle düşürüldüğü, akabinde Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi'nde sulh sözleşmesindekararlaştırılan 149.580,00-TL tutarın davalı idareye müracaat tarihi olan 16/10/2014 tarihinden itibaren ödenmesiistemiyle dava açıldığı, söz konusu yargılamada Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2015/512, K:2017/164 sayılıkararıyla davacının istemi kabul edilerek zarar bedelinin ödenmesine karar verildiği, akabinde davalı idare tarafındanistinaf isteminde bulunulması üzerine Mahkeme kararının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi'ninE:2017/757, K:2017/698 sayılı kararıyla "eksik inceleme yapıldığı" gerekçesiyle kaldırıldığı, işbu karar üzerine SuruçAsliye Hukuk Mahkemesi tarafından yeniden inceleme yapılarak E:2018/58, K:2018/108 sayılı kararıyla 14/02/2018tarihinde yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın "usulden reddine" kararının verildiği ve kararın 15/03/2018tarihinde kesinleştiği, akabinde 09/04/2018 tarihinde davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dilekçe iletaşınmazda meydana gelen zarar ve ziyanının tahsili hakkında taraflarca imzalanan sulh sözleşmesi kapsamında mutabıkkalınan 149.580,00-TL'nin, taşınmaza el atıldığı ve sulh sözleşmesinin imzalandığı 26/09/2014 tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre, idari yargının görev alanı değerlendirildiğinde; Devlet ve kamu tüzelkişileri tarafından tesis edilmiş idari işlemlerin iptali istemiyle, Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davaların idariyargının görev alanında bulunduğu hususu açıktır.
Dava konusu olayda ise, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde; sulh sözleşmesinin imzalanmasınakadar olan işlemler ile imzalanmasından sonraki hükümler arasında bir ayrıma gidildiği, bu kapsamda, davalı idare ilezarar ve ziyana uğrayan kişiler arasında bir sulh sözleşmesinin akdedilmesinden önce yapılacak başvuruların dava açmasüresini durduracağı belirtilmiş olup işbu başvurulara istinaden tesis edilen işlemlere karşı dava açılabileceğininöngörüldüğü, keza 2577 sayılı yasanın 13.maddesine istinaden yapılan başvuruların da bu kapsamdadeğerlendirileceğinin belirtildiği, sulh sözleşmesinin imzalanmasından sonra ise söz konusu anlaşmaya uyulmaması halindeicra yoluyla tahsilinin öngörüldüğü, buna göre sulh sözleşmesinin imzalanmasından önceki uyuşmazlıklarda idari yargıyerine işaret edilirken sulh sözleşmesinin imzalanmasından sonraki süreç içerisinde adli yargı yerinin gösterildiğinin açıkolduğu, somut olayda ise; davacı ile davalı idare arasında taşınmazda meydana gelen zarar ve ziyanın tazmini hususundabir sulh sözleşmesinin akdedildiği, işbu sulh sözleşmesinin mahiyetinin 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin12.maddesinin 7.fıkrasından da anlaşılacağı üzere ilam hükmünde olduğunun ve anlaşmaya uyulmaması halinde anlaşmaüzerindeki tutarın icraya konulmak suretiyle tahsilinin mümkün olduğunun belirtildiği, dava dilekçesinde de davacıtarafından salt sulh sözleşmesinden kaynaklanan toplam tutarın tahsilinin talep edildiği, dolayısıyla istemin sulhsözleşmesinin akdedilmesinden sonraki bir aşamaya ait olduğunun ve açıklanan mevzuat hükmü dâhilinde uyuşmazlığıçözüme kavuşturmakla yükümlü olarak adli yargı merciinin görevli olduğunun tespiti karşısında, tazmini istenen tutarınidari bir işlemden kaynaklandığı yönünde bir değerlendirme yapılamayacağından, idari yargı yetkisi kapsamında açılmışbir dava bulunduğundan söz etmek olanaksızdır.
Buna göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı aleyhine açılan ve özel hukuk hükümlerine göre çözümü icapeden iş bu davanın görülmesinde, adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyasının ve Suruç Asliye Hukuk MahkemesininE:2018/58, K:2018/108 sayılı dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine, dosyanın incelenmesininUyuşmazlık Mahkemesi'nin karar vermesine kadar ertelenmesine" karar vererek uyuşmazlığın çözümü için her iki davadosyasını19/06/2018 gün ve 2018/269 esas sayılı üst yazı ekinde Mahkememize göndermiş, başvuru 27/06/2018tarihinde kayıt altına alınmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Başkan Hicabi DURSUN, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, BirolSONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 22.10.2018 günlütoplantısında:l-İLK İNCELEME :
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargıdosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 3083 sayılı Yasa kapsamında toplulaştırma alanına dâhil davacının mülkiyetindeki taşınmaz üzerindenidarece sulama kanalı geçirilerek, gayrimenkule el atılması sebebiyle taraflar arasında imzalanan sulh anlaşmasındakimiktarın ödenmemesi üzerine tazminat talebiyle açılmıştır.
Dava dosyalarının incelenmesinden; İdare tarafından gerçekleştirilen toplulaştırma ve sulama projelerikapsamında, davacının zilyedi olduğu Şanlıurfa İli Suruç İlçesi Uysallı Köyü'nde kain 298 parsel nolu üzerinde badem venar ağaçları bulunan ve tahıl üretimi yapılan taşınmazdan sulama kanalı geçirildiği, anılan sulama kanalının arazisindengeçmesi nedeniyle oluşan zarar ve ziyanının tazmini amacıyla davalı idare ile davacı arasında 01/10/2014 tarihli149.580,00-TL tutarında sulh anlaşması imzalandığı, sulh sözleşmesinde kararlaştırılan tutarın davacıya ödenmemesiüzerine davalı idare aleyhine Şanlıurfa l.İcra Müdürlüğü'ne ilamsız icra yoluna başvurulduğu, söz konusu takibe TarımReformu Genel Müdürlüğü'nün tüzel kişiliğinin kalmadığından bahisle itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu,
akabinde davacı vekilince Suruç Asliye Hukuk Mahkemesinde 149.580,00-TL' nin 16/10/2014 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile beraber ödenmesi istemiyle dava açıldığı, Suruç Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yolunun caizolmaması nedeniyle davanın "usulden reddine" dair kesinleşen kararından sonra davacı vekilinin idari yargı yerinebaşvurduğu, İdare Mahkemesince de yukarıda özetlenen gerekçeli kararla Mahkememize müracaat edildiğianlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın, yapılan toplulaştırma uygulamasına ilişkin olarak, 3083 sayılı Kanun çerçevesinde idarecegerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığı açıktır. İdare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıylakamu gücü kullanılarak tek yanlı irade beyanıyla tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğanuyuşmazlıklar sebebiyle açılan davaların görüm ve çözümü İdari Yargının görev alanında bulunmaktadır.
İdare Mahkemesince; idarenin el atması sebebiyle taraflar arasında sözleşme imzalandığı ve sözleşmede belirtilenmiktarın icra yoluyla tahsili gerektiği gerekçesiyle Yasa Koyucunun adli yargı merciini işaret ettiği ileri sürülmüşse de,olayda idarenin 3083 sayılı Yasanın verdiği yetkiye istinaden kamu gücünü kullanmak suretiyle taşınmaza el attığı,davacının zararını en kısa sürede giderme yolu olarak idare ile sulh anlaşması yapmak zorunda kaldığı, idarenin anlaşmaşartlarını yerine getirmemesi üzerine başvurduğu icra yolunun da anlaşma tarafı idarenin tüzel kişiliği kalmadığıgerekçesiyle sonuçsuz kaldığı, idarenin bu şekilde alacağın icra yoluyla tahsilini imkânsız kıldığı dava dosyalarıkapsamından sabittir.
Kaldı ki; Danıştay 10. Dairesinin ekte sunulan ilamına konu olayda da sulh anlaşması yapılan ve toplulaştırma alanıiçerisinde kalan alanda yürütülen kanal çalışmaları sırasında uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davada,İdare Mahkemesince dosyanın yeniden tekemmül ettirilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinehükmedilmiştir.
Bu durumda, yasaların verdiği yetkiler ve kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemlerden kaynaklandığı ilerisürülen zararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yeralan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Şanlıurfa 2. İdareMahkemesinin 31/05/2018 tarih ve E:2018/269 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,22.10.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ