T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2020 / 563
KARAR NO: 2020 / 618
KARAR TR : 26.10.2020
ÖZET : Trafik tescil kayıtlarına güvenerek satın aldığı aracın kaçakçılık davasına konu edilmesi neticesinde zararauğradığı, zararın meydana gelmesinde idarenin kusurlu olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat istemiyle açılandavanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı
: Ü. Y. Ş.
Vekili
: Av. E. E.
Davalı
: İçişleri Bakanlığı
Vekili
: Av. D. K.
O L A Y
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin trafik tescil kayıtlarına güvenerekaldığı otomobilin kaçakçılığa konu olması nedeniyle zarara uğradığı, zararın meydana gelmesinde idarenin kusurluolduğundan bahisle, yasal faiziyle birlikte maddi ve manevi tazminatın davalı idareden tahsiline, yargılama giderleri vevekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemleriyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
ANKARA 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: E:2018/35 sayılı dosyasında "... Somut davayagelince, davacı davaya konu aracı 21.08.2013 günü trafik kaydına itibar ederek satın aldığını ve sonrasında kaçakçılıksoruşturması kapsamında aracı Bakırköy SÇCM'nin 2014/567 D.İş dosyası üzerinden el konulduğu ve araç üzerine şerhkonulduğu ve tasarruf yetkisinin kısıtlandığı kaldırılması için davalıya başvurduğunda 28.175.-TL ödemesi gerektiği ve16.08.2017 günü bu bedeli ödediği, rafik kaydına güvenerek aldığı bu aracı 3 yıl 4 ay kullanamadığı ve geri alabilmekiçinde 28.175.-Tl bedel ödemek zorunda kaldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Ankara BAM 25.HD'nin 28/06/2018 gün ve 2018/613 Esas, 2018/994 karar sayılı kararında 'İdarenin kusuradayanan sorumluluğu, uygulamada 'hizmet kusuru' kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hemyargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi vehizmetin kötü işlemesidir.Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüolup, yukarıda yazılı bulunan İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 'İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı'başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının 'b' bendi gereğince 'İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar' idari yargı yerinde tam yargı davası açabilecektir.' şeklinde karar verilmiştir.Somut olayda, kamu tüzel kişiliği sıfatını taşıyan davalının hizmet kusuru nedeniyle tazminat istemindebulunulduğuanlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu değerlendirmesi yapılarak yargıyolu bakımından mahkememizin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin usuldenreddine ..." dair 3.12.2019 gün,K:2019/438 sayılı kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. HukukDairesi'nce "... A)Davacı tarafın istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan kabulü ile, Ankara 9. Asliye HukukMahkemesinin 03/12/2019 gün ve 2018/35 Esas, 2019/438 Karar sayılı kararınınkaldırılmasına,B)Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca düzeltilerekyeniden esas hakkındakarar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;1)Yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine, ..." kesin olmak üzere 17.3.2020 tarihinde verilenkararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekili, aynı yöndeki istemle bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ: E:2020/1078 sayılı dosyasında dava konusu olayda adli yargının görevliolduğu kanaatine ulaşıldığından bahisle, görevsizliğine, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişHakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için Mahkememize başvurulmasına ve dosyaincelemesinin bu konuda Mahkememizce karar verilinceye kadar ertelenmesine 11.8.2020 günlü karar vermiş,21.9.2020 gün ve E:2020/1078 sayılı yazı ile Mahkememize müracaat etmiş, başvuru 25.9.2020 tarihinde kayıt altınaalınmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Burhan ÜSTÜN’ün Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan26.10.2020 günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikte adli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılı Kanun'un 19.
maddesinde öngörülen şekilde başvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Burak Cenk İLHAN’ın, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava; satın aldığı aracın kaçakçılık davasına konu edilmesi neticesinde zarara uğradığı, zararın meydanagelmesinde idarenin kusurlu olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez, bölge, il ve ilçe trafikkuruluşları, görev ve yetkileri" başlıklı 5. maddesinin "kuruluş" başlıkla a alt bendinde; "(Değişik: 17/10/1996 - 4199/3md.) Bu Kanunla, Emniyet Genel Müdürlüğüne verilen görevler, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak kurulan TrafikHizmetleri Başkanlığınca yürütülür. Trafik Hizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, il ve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik Hizmetleri Başkanlığına bağlı olarakçalışır.Araçlara ve sürücülere ait işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.Tescil şube veya bürolarında emniyet hizmetleri sınıfı personelinden ayrı olarak teşkilat ve kadrolarında gösterilensayıda genel idare ve teknik hizmetler sınıfında personel ile sözleşmeli personel çalıştırılabilir." denilmek sureti ile araçlarave sürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmek üzere herilde ve gerekli görülen ilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;Aynı maddenin "görev ve yetkiler" alt başlıklı b bendinin 7. fıkrasında "Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek", 8. fıkrasında "(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerinitutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube ve bürolara bırakılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk" başlıklı 20. maddesinde,
"Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,
1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın almaveya gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ayiçinde tescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurumveya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,
2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ileyönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,Zorundadırlar.
b) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyanettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler.
c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.
d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezasıborcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterlertarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesinebildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılıMotorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergimükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçicibelge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılan maddede vebu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye, elektronikbildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bukurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar. Satış vedevir işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncumaddesi uyarınca cezalandırılırlar.Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya EmniyetGenel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerekelden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malikesorumluluk yüklenemez.Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damgavergisi ve değerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyledüzenlenmesi gereken değerli kâğıtların bedelleri, satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512 sayılıNoterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlereherhangi bir pay veya aidat ödenmez.1512 sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücret uygulanmaksızın satış ve devre ilişkin her türlüişlem karşılığında toplam 20 Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusu ücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden
değerleme oranında artırılması suretiyle hesaplanır.Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milliemlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışı yapılan araçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi vebelgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcılarıntescil belgesi almak için süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıkları yetkilidir.e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı altbendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.Tescil yapılmadan trafiğe çıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadar trafikten men edilir." denilmek sureti ile ülkeyegümrük kanalı ile giriş yapan araçların ilk tescil işlemlerinin araç sahiplerinin gümrükten geçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmalarıgerektiği, bu sırada araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyanettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlü oldukları, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, satış vedevri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının, vergi cezası ve trafik idaripara cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterlertarafından yapılacağı ve araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine uymayanlar ile(d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 Türk Lirası, (d)bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezası verileceği ve tescilyapılmadan trafiğe çıkarılan araçların tescil yapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükme bağlanmıştır.Aynı Kanunun "Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar:" başlıklı 22. maddesinde;"Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:a) Askeri maksatlarla kullanılan Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bütün araçlar ile çeşitli anlaşmalara göre askeriamaçla yurdumuzda bulunan kuruluşlara ait araçların tescilleri Türk Silahlı Kuvvetlerince,b) Raylı sistemle çalışan araçların tescilleri, kullanıldığı yerlere göre ait olduğu kuruluşlarca,c) İş makinesi türünden araçların tescilleri;1. Kamu kuruluşlarına ait olanlar ilgili kuruluşlarınca,2. (Değişik: 17/10/1996 - 4199/10 md.) Özel veya tüzelkişilere ait olanlardan; tarım kesiminde kullanılanlar ziraatodalarınca, tarım kesiminde kullanılanların dışında kalan ve sanayi, bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanların tescilleri,üyesi oldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayi odalarınca,d) Tarım kesiminde kullanılanlar hariç, İl Trafik Komisyonlarından karar alınmak şartı ile motorsuz taşıtlardangerekli görülenlerin tescilleri belediyelerce,Yapılır, belge ve plakaları verilir.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan bütün araçların tescilleri, araca aitbelgelerin düzenlenmesi, kişiselleştirilmesi, kişiselleştirilen belgelerin basımı ve ilgililerine elden veya posta aracılığı ileteslimi işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılır. Emniyet Genel Müdürlüğü; ilktescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmak üzere,elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süre ile geçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzerekamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirebilir. Yetkilendirilen bu gerçek veyaözel hukuk tüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarında düzenleyecekleri protokol çerçevesinde başka gerçek veya özelhukuk tüzel kişilerine de yaptırabilirler. Araca ait kişiselleştirilen belgelerin basımı ve ilgililerine elden veya posta yoluylateslimi, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen kamu kurum veya kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırılabilir. Bu işlemlerin yapılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescil belgesinin bir ay içinde teslim edilememesi hâlinde, buna ilişkin olarakaraç sahibine sorumluluk yüklenemez.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Genel hükümlerden kaynaklanan sorumlulukları saklı kalmak üzere, ikincifıkra hükmüne göre yetkilendirilmiş gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine, belirlenen usul ve esaslara aykırı hareketetmeleri halinde tespitin yapıldığı yerin mülki amiri veya bu konu ile ilgili olarak yetkilendireceği trafik tescil birim amiritarafından on bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescile ilişkin geçici belge, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunununuygulanmasında resmî belge sayılır" denilmek sureti 1. fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlarailişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımıyoluyla yapacağı düzenlenmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1.5.2010 gün ve 27568 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelikledeğişik 18.7.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin"Yeni Kayıt" başlıklı 31. maddesinde;
" (Değişik:RG-9/9/2011-28049)
Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların tescil işlemleri; aracın satın alınma veya gümrüktençekilme tarihinden itibaren üç ay içinde araç sahibinin ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğününbelirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine müracaat etmeleri suretiyle yapılır.(Değişik ikinci fıkra:RG-19/2/2014-28918) Tescil işleminin yapılabilmesi için sahiplik belgesi, uygunluk belgesi,zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ve özel tüketim vergisi ödeme belgesinin aslının ibraz edilmesi zorunludur.Ancak bu belgelere ait bilgilerin Emniyet Genel Müdürlüğünce ilgili kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya diğer
özel hukuk tüzel kişilerinin elektronik verileri üzerinden alınabilmesi veya teyidi halinde, ibraz zorunluluğu aranmayabilir.Tescile tabi ve Türkiye’de tescil edilecek olan araçları imal veya ithal edenler; bu araçların uygunluk belgesibilgileri ile Emniyet Genel Müdürlüğünce gerekli görülen diğer bilgilerini, güvenli elektronik imza kullanarak EmniyetGenel Müdürlüğü bünyesindeki bilgi sistemine elektronik ortamda kaydetmek zorundadırlar. Emniyet GenelMüdürlüğünce belirlenecek tarihten itibaren bilgi sistemine kayıtlı olmayan araçların tescil işlemi yapılmaz.İthalatçı veya imalatçı tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki bilgi sistemine elektronik ortamdakaydedilen araçların, tescil edileceği safhaya kadar el değiştirmesi veya üzerinde tadilat yapılması halinde, budeğişikliklerin bilgi sistemine işlenmesi amacıyla bildirim zorunluluğu getirmeye ve bu şekilde yapılacak bildirimlerin usulve esaslarını tespit etmeye, Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.Araç imal veya ithalatçıları, kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk kişileri, içeriği Emniyet GenelMüdürlüğü tarafından belirlenerek bilgi sisteminde oluşturulan taahhütnameleri güvenli elektronik imzaları ile imzalamalarıhalinde yetkilendirilmiş sayılırlar. Buna ilişkin diğer usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesindeyayımlanır.Emniyet Genel Müdürlüğü; ilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamdabilgi paylaşımı yoluyla yapmak üzere, elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süreyle geçerli Ek-46’daki tescile ilişkingeçici belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzere kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerini, belirleyeceği usul ve esaslar doğrultusunda yetkilendirebilir. Yetkilendirilen gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri,yapacakları işlemleri, kendi aralarında noterde düzenleyecekleri protokol çerçevesinde başka gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine de yaptırabilirler. Düzenlenen protokolün bir nüshası Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir. Elektronikortamda gönderilmesi halinde, protokol ayrıca yazılı olarak gönderilmez.Emniyet Genel Müdürlüğünce yetkilendirilen gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinin, yapacakları işlemler içinbaşka gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine yetki vermeleri halinde, yetki verilecek gerçek veya tüzel kişinin oda sicilkaydı (ticaret odası, sanayi ve ticaret odası, ilgili esnaf odası ve benzeri) ve vergi kaydının bulunması gerekir. Ayrıca,yetki verilecek kişinin gerçek kişi olması halinde ilgili kişinin, tüzel kişilik olması halinde ise, şirketi temsile yetkili olan kişiile bilgi sistemi üzerinde işlem yapmaya yetki verecekleri kişinin; malvarlığına, topluma, kamu güvenliğine, kamununsağlığına, kamu barışına, ulaşım araçları veya sabit platforma, genel ahlaka, millete ve devlete, devletin güvenliğine,anayasal düzen ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan hüküm giymemiş olmaları şarttır. Buna ilişkin diğer usul ve esaslarEmniyet Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesinde yayımlanır.Tescil işlemlerinde; gerçek kişiler için Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan yerleşim yeri adresi, yerleşim yeriadresi yurtdışında olan Türk vatandaşlarının Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan diğer adresi, tüzel kişiler için ise ticaretsicil gazetesi, tüzük veya diğer resmi kayıt belgelerinde belirtilen adresi esas alınır. Yabancılar için tescile esas adresbilgisi ise Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.Tescil edilen her araca, sahibinin tescile esas adresinin bulunduğu yerdeki trafik tescil kuruluşunun il kodu, harf verakam grubunu içeren bir tescil plakası tahsis edilir. Kamu kurum veya kuruluşlarınca finansal kiralama yoluyla kiralananve ilk defa tescili yapılacak araçlara, kiracının tescile esas adresinin bulunduğu yerdeki trafik tescil kuruluşunun il kodu,harf ve rakam grubunu içeren tescil plakası da tahsis edilebilir.23/9/2004 tarihli ve 25592 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesive Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelikte belirtilen ilk muayene süresini geçirmiş araçlar, bir aylık muayene süresiverilmek suretiyle tescil edilir.Tescil müracaatının;a) Trafik tescil kuruluşlarına yapılması halinde;1) Tescil işlemi, araç sahibinin tescile esas adresinin bulunduğu yerdeki trafik tescil şube veya bürosunda yapılır.2) (Değişik:RG-19/2/2014-28918) Araçların ilk tescilleri, ibrazı mecburi belgelerin gösterilerek üzerindekibilgilerin tam, okunaklı, örneğine uygun olarak doldurulmuş, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan “Araç Trafik TescilMüracaat ve İşlem Formu” (ek-1) veya işlemi yapan trafik tescil kuruluşunca elektronik ortamda düzenlenen araç tescilişlem formlarının (ek-43/A, ek-43/B) trafik tescil şube veya bürolarında yetkili memurun önünde imzalanması suretiyleyapılır.3) Araç sahibince beyan edilen bilgilerden araca ait olanlar ibraz edilen belgelerle, kişiye ait olanlar ise nüfushüviyet cüzdanı ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi kayıtlarındankarşılaştırılarak yetkili memurca tasdik edilir.4) Araca ait ibraz edilen belgelere "............... plakaya tescil yapılmıştır" kaşesi vurulur ve bu belgelerden gerekligörülenler muhafaza edilmek üzere araç sahibine iade edilir.5) Araca ve tesciline dair bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğünce elektronik ortamda tutulur. Ayrıca, tescile dairmüracaat formları (Ek-1, Ek-43/A-B) ve gerekli diğer belgelerin saklanacağı dosya oluşturularak, tescil plakanumarasına göre arşivlenir. Araç dosyasına konulacak belgeler Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.6) Tescili yapılan araçların tescille birlikte aynı anda trafikten çekilmesi talebinde bulunulması halinde, öncelikletescil işlemi yapılır, ancak motorlu araç trafik belgesi düzenlenmez ve tescil plakası bastırılmaz. Tescil işlemini takiben 41inci madde hükümleri doğrultusunda trafikten çekme işlemi yapılır.b) Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine yapılması halinde;1) Yetki verilenler, satışı yapılan aracın tescili amacıyla, araca ve sahibine ait bilgiler ile gerekli görülen diğerbilgileri, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki bilgi sistemine güvenli elektronik imzalı olarak bildirirler.2) Bu bildirim üzerine, aracın tescilinde herhangi bir sakınca olmadığının anlaşılması halinde tescil işlemi elektronikortamda gerçekleştirilir.3) Tescil işleminin gerçekleşmesiyle birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünce elektronik ortamda bir ay süreylegeçerli tescile ilişkin geçici belge ve plaka basım talep belgesi oluşturulur. Belgeler, tescil bildiriminde bulunanlarca ikisuret olarak basılır. Belgelere kaşe veya mühür basılarak yetkilendirilen kişi tarafından imzalanır. Belgelerin birer suretiaraç sahibine verilir, birer sureti ise, diğer belgelerle birlikte beş yıl süreyle muhafaza edilir.
4) Araç sahibi adına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerli kâğıtların bedelleri,yetki verilenlercetahsil edilebilir. Buna dair usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.5) Araç tescil belgesi ve motorlu araç trafik belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesi halinde, araç sahibinesorumluluk yüklenemez.6) Araç tescil belgesinin araç sahibine teslim edilmesi ile birlikte tescile ilişkin geçici belge hükümsüz sayılır.7) Araç imal veya ithal edenler ile tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzereyetkilendirilen gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinin, araçların tesciline ilişkin olarak yapacakları işlemler, müracaatsırasında ibraz edilmesi zorunlu belgeler,tescile ilişkin geçici belgenin basılmasına ve araç sahiplerine teslim edilmesineilişkin usul ve esaslar ile muhafaza edilmesi gereken belgeler Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.8) Yetkilendirilen gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri, yapacakları işlemleri, aralarında yapacakları protokolçerçevesinde başka gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine yaptırmaları halinde; muhafaza edilmesi gereken belgelerprotokolün taraflarınca beş yıl süreyle muhafaza edilmek üzere yeterli sayıda düzenlenir.(Değişik onikinci fıkra:RG-19/2/2014-28918) Emniyet Genel Müdürlüğü, araç imal veya ithal edenler ile yetkiverilenler tarafından araç tesciline ilişkin yapılacak işlemlerle ilgili düzenleme yapmaya, zorunluluk getirmeye ve yapılanişlemlerin, belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemeye yetkilidir." denilmek sureti ile, ilkkaydı yapılacak araçlara ilişkin usuli prosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescil işlemlerinin 2918 sayılıKanun’un 5. maddesi gereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve büroları aracılığıyla gerçekleştirileceği bir kez dahaortaya konulmuştur.
Bu açıklamalar ışığında, kanunun ve yönetmeliğin emredici hükümlerine aykırı şekilde işlemlergerçekleştirildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemi ile açılan davada, 2918 sayılı Kanun'un göreveilişkin düzenlemesinin dikkate alınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.Nitekim 2918 sayılı Kanun'un 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde "…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür"Geçici 21. maddesinde de "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz" denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarındaadli yargı yerlerinin görevli olacağı ayrıca ve açıkça belirtilmiştir.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: "… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…" (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında "Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır." denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tümsorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğeryargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanansorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasınıve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu;meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle, idare ajanlarınıneylemlerinden kaynaklansa dahi, davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin başvurusunun kabulü ile Ankara 9. Asliye HukukMahkemesi'nce verilen 3.12.2019 gün ve E:2018/35, K:2019/438 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 7. İdareMahkemesi'nin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 3.12.2019 gün veE:2018/35, K:2019/438 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.10.2020 gününde, ÜyelerAydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ, Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Burhan
Şükrü
Mehmet
Birol
ÜSTÜN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Bilal
TUNÇ
TOPUZ
ÇALIŞKAN
KARŞI OY
Uyuşmazlık; trafik tescil kayıtlarına güvenerek aldığı otomobilin kaçakçılığa konu olması nedeniyle zararauğradığı, zararın meydana gelmesinde idarenin kusurlu olduğundan bahisle, yasal faiziyle birlikte maddi ve manevitazminatın davalı idareden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına kararverilmesi istemlerine ilişkindir.
Adli ve İdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerinesayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "Uyuşmazlığın çözümünün 2918 sayılı yasanın 110. maddesi gereğince adli yargınıngörev alanında bulunduğu" gerekçesiyle adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesine 6099 sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Eldeki uyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamında kalmamaktadır.
Zira, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzere yasa motorlu araçların işletilmesinden doğanzararlar nedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı, trafiktescil kayıtlarına güvenerek aldığı otomobilin kaçakçılığa konu olması nedeniyle zarara uğradığı, zararın meydanagelmesinde idarenin kusurlu olduğundan bahisle uğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ilerisürmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğubelirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarieylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumlulukilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Davalı İçişleri Bakanlığı'nın kamu tüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır. Somutolayda, bu davalının yasa ile kendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmedikleri ileri sürülmüştür.Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğanzararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
Trafik tescil ve büro amirliği tarafından araç tesciline ilişkin olarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetimine tabi bulunmasınagöre 2577 sayılı İ.Y.U.K 2/1-b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olan eldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bu gerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.26.10.2020
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Bilal
TUNÇ
TOPUZ
ÇALIŞKAN