T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 621
KARAR NO : 2018 / 815
KARAR TR
: 24.12.2018 ÖZET : İcra takibi sırasında davacı bankadan tahsiledilen cezaevi yapı harcının iadesi istemiyle açılandavanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk.
K A R A R Davacı
: Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş.Vekilleri
: Av. M.Ö.- Av.Z.E. A.Davalı
: Adana Vergi Dairesi BaşkanlığıVekili
: Av. H.Y. O L A Y
: Davacı vekili dilekçesinde; kredi borçluları müflis A.Yatırım ve Yönetim Holding A.Ş., müflisAs.Akaryakıt Ticaret ve San. A.Ş.’nin ve ipotekli taşınmaz maliki F. Petrol Ürünleri San. ve Tic.A.Ş.’nin iflaslarına kararverildiğini; müvekkili Banka tarafından, ipotekli taşınmaz maliki ve kredi borçlusu aleyhine Adana 3. İcra MüdürlüğününE:2015/11624 sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlandığını; takibe başlandıktansonra, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin E:2014/628, K:2015/532 sayılı dosyasından, 13.07.2015 tarihindeadı geçen Şirketlerin iflaslarına karar verildiğini; müflis A.Yatırım ve Yönetim Holding A.Ş. için Bakırköy 1.İflasMüdürlüğünde 2015/46 iflas; ve F. Petrol Ürünleri San. ve Tic.A.Ş. için Bakırköy 1.İflas Müdürlüğünde 2015/47 İflas; As.Akaryakıt Ticaret ve San. A.Ş. için Bakırköy 1 İflas Müdürlüğünde 2015/48 İflas sayılı dosyaların açıldığını; verileniflas kararından sonra, İ.İ.K.nun 185.maddesi{Üzerinde rehin bulunan mallar rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkımahfuz kalmak suretiyle masaya girer ve iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda paraya çevrilip muhafazave satış masrafları çıkarıldıktan sonra rehinli alacaklıya hakkı verilir. (Ek cümle: 4949 - 17.7.2003 /m.51) Ancak, rehinsahibi alacaklı, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.} hükmügereğince rehin hakkı sahibi olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine devam edildiğini ve ipotekli taşınmazınsatılarak paraya çevrildiğini; aşağıda alıntı yapılan Yargıtay kararının da bu yönde olduğunu{(İİK'nun 183/1maddesinde, üzerinde rehin bulunun malların rehin hakkı sahibi alacaklının rüçhan hakkı mahfuz kalmak suretiyle iflasmasasına gireceği, iflas idaresi tarafından en yakın zamanda paraya çevrilip rehinli alacaklıya hakkı verileceği hükmüdüzenlenmiş, devamında da rehin hakkı sahibi alacaklının istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin parayaçevrilmesi yoluyla takip yapabileceği hususu kabul edilmiştir./ Somut olayda: Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesince07.03.2013 tarihinde borçlu şirketin iflasına karar verilmiş ise de, asıl takibin yapıldığı İstanbul 34. İcra Müdürlüğüdosyasından Fatsa İcra Dairesi'ne yazılan talimatta, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte aracın satışınınistendiği görülmüştür./Yukarıda açıklandığı üzere, alacaklı iflas eden şirkete karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiphakkına sahip olup rehne konu malın satışını istemesinde yasal bir engel bulunmadığından istemin reddi gerekirken yazılıgerekçe ile kabulü isabetsizdir. 12. HD.29.04.2014 T. E: 10082, K:12618 )}; cebri İcra yolu ile paraya çevrilenipotekli taşınmazın kredi borçlusu ve ipotekli taşınmaz maliki MÜFLİS olduğundan bu husus dikkate alınarak CezaeviYapı Harcının alınmaması gerekirken, İcra Müdürlüğü tarafından usul ve yasaya aykırı olarak tahakkuk ettirilen harçlarınmüvekkili bankadan tahsil edildiğini; 2548 sayılı yasanın açık hükmü gereğince müvekkili bankadan cezaevi yapı harcınınalınması yasaya aykırı olduğunu; 2548 sayılı yasanın 1/1 maddesinin "İcra dairelerince miktar ve kıymeti muayyen olanilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın % 2'si ve kıymeti muayyen olmayan ilâmların icrasında tahsil harcınınyarısı nispetinde harç alınır. Maktu harçlar ilâmın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınır.” hükmünü taşıdığını; buhükümde açıkça ifade edildiği üzere, cezaevi yapı harcının tahsil edilmesi için icra dairelerince münhasıran ilamlı ve ilamsızbir alacağın takip ve tahsilinin gerekli bulunduğunu; dava konusu olayda ise, müflise ilişkin malvarlığının paraya çevrilmesisöz konusu olduğundan, “İflas halinde tahsil olunan paraların dağıtımında cezaevi harcı kesileceğine" dair bir hüküm debulunmadığından, müflisin satılan malvarlığından yapılan ödemeler için cezaevi harcının alınmasının usul ve yasaya aykırıolduğunu; ihale bedelinden ipotek sahibi müvekkil banka alacağının ödenmesinden sonra arta kalan bir satış bedeli olsave bu tutarın iflasa alacak kaydı yaptıran alacaklılara ödenmesi gerekmesi halinde, üçüncü şahıs alacaklılara yapılacaködemelerin cezaevi harcı kesilmeden ödeme yapılacağının tartışmasız olduğunu; harcı doğuran olay tek olduğundan(müflise ait taşınmaz satışı) iflas masasına dahil edilen malvarlığının satışı sonucunda satış bedelinden cezaevi yapı harcınınkesilip kesilmemesi yönünden farklı uygulama yapılması mümkün olmadığına göre, ipotek hakkı sahibi müvekkil bankayada ödeme yapılırken cezaevi yapı harcı alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ifade ederek; Adana 3. İcraMüdürlüğünün E:2015/11624 sayılı dosyasından, müvekkili bankadan usul ve yasaya aykırı olarak 24.05.2017tarihinde tahsil edilen 80.317,86 TL Cezaevi Yapı harcının yasal faizi ile birlikle davalıdan alınarak müvekkili bankayakarar verilmesi istemiyle, Adalet Bakanlığına karşı, idari yargı yerinde dava açmıştır.
Adana 2.Vergi Mahkemesi, Adalet Bakanlığını hasım mevkiinden çıkarılmasına, Adana Vergi DairesiBaşkanlığının hasım mevkiine alınmasına karar vermiştir.Davalı İdare vekili birinci savunma dilekçesinde; davanın adli yargı yerinde açılması gerektiğinden bahislegörev itirazında bulunmuştur.ADANA 2.VERGİ MAHKEMESİ: 27.10.2017 gün ve E: 2017/499 sayı ile, “(…)2576 sayılı Bölge İdareMahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun "VergiMahkemelerinin Görevleri" başlıklı 6. maddesinde, Vergi Mahkemelerinin genel bütçeye, il özel idareleri, belediye veköylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalarla, bukonularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları vediğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükme bağlanmıştır.(…)İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının; idari dava türlerinden biri olduğu idarehukukunun bilinen ilkelerindendir.İdare, idare hukuku alanında kamu gücüne dayalı olarak resen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis etmişolduğu işlemlere, hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıyla idari işlem kimliği kazandırmakta ve kural olarak buişlemler özel yasal düzenlemeler dışında, idari yargı denetimine tabi bulunmaktadır.Dava dosyasının incelenmesinden; davacı banka tarafından, iflas eden kredi borçlusu aleyhine Adana 3. İcraMüdürlüğünün E:2015/11624 sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip neticesinde 24/05/2017.tarihinde ödenen 80.317,86 TL cezaevi yapı harcının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesinehükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Harçlar, kamu hizmetlerinden yararlananların bu hizmetler dolayısıyla hizmetin maliyetine bir ölçüde katılmaküzere ödedikleri meblağlardır. Yani, idarece yapılan belirlenmiş bir hizmet sonucu, kamu hizmetinden yararlanma karşılığıolarak, bu hizmetten yararlananlar tarafından ödenmesi gereken kamu geliri niteliği taşımaktadır. Bir kamu hizmetindendolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla harç konusu edilmesi ve bu hususla ilgili düzenlemelerin de Kanunda yeralmasına bağlıdır. Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve MahkûmlaraÖdettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde de cezaevi yapı harcının hangi değer üzerinden veyüzde kaç oranında alınacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.Anayasa'nın 73. maddesi kapsamında mali yükümlülük teşkil eden harçların tahsiline ilişkin davalarla birliktegereksiz olarak ödendiği ya da kanuna ve usule aykırı olarak tahsil edildiği iddiasıyla idareye karşı açılacak davalarıngörülüp çözümlenmeleri de niteliği gereği idari yargı yerlerine ait olmaktadır.Dava konusu cezaevi yapı harcı, idarenin tek yanlı olarak ve kamu gücü kullanarak kamu-icra hizmetindenyararlanma karşılığı, bu hizmetten yararlanan davacı banka tarafından ödendiğinden, ödenen cezaevi yapı harcının iadesiistemli olarak açılan iş bu davanın da; 2576 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca idari yargı sistemi içerisinde vergimahkemesince görülüp çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin görev itirazının reddine, Mahkememizin işbu uyuşmazlıkta görevliolduğuna…” karar vermiştir.Davalı idare vekili tarafından süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasının onaylı bir örneği ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…)İcra harçları, 492 Sayılı Harçlar Kanununun birincikısmında, yargı harçları bölümünde, 2 ilâ 37. maddelerde düzenlenmiş; 19.6.1932 tarih ve 2128 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasında; “İcra ve iflas harçlarını kanun tayineder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacetkalmaksızın tahsil olunur denilmiştir.Öte yandan, 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar veMahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "İcra dairelerince miktar ve kıymetimuayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın % 2 si ve kıymeti muayyen olmıyan ilamların icrasındantahsil harcının yarısı nisbetinde harç alınır. Maktu harçlar ilamın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınır. / Bu harçlarborçluya yükletilemez ve mahkûmunbih meblağ birmilyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz." hükmüne yerverilmiştir.Diğer taraftan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Şikayet ve Şartlar” başlıklı 16. maddesinde; “Kanununhallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanunamuhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bumuamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır./ Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemedebırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”; “Şikayet üzerine yapılacak muameleler” başlıklı 17. maddesinin 1.fıkrasında “Şikayet tetkik merciince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.“Tetkik merci”başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde ise: “İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerleitirazların incelenmesi icra tetkik mercii hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafındanyapılır.” denilmiştir.Davaya konu olayda, davacı bankanın iflas eden kredi borçlusu aleyhine Adana 3. İcra MüdürlüğününE.2015/11624 sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip sonucu ödenen cezaevi yapı harcınıntaraflarına iadesine karar verilmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, İcraMüdürlüğü tarafından yürütülen takip sonucu harç alınması işleminin kanuna aykırılığı iddiasının, şikayet yolu ile İcraMahkemesinde çözümleneceği; Mahkemenin, incelemeyi söz konusu icra dosyası üzerinden yaparak, anılan işlemin
Kanuna uygun olup olmadığı hususunda karar vereceği, adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın, İcraMüdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı gözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adli yargıyerince çözümlenmesinin gerektiği kanaatine varılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 20/02/2017 tarihli ve E.2016/523, K.2017/13 sayılı kararında da aynı hususlarınvurgulandığı görülmektedir.Açıklanan nedenlerle, açılan davanın adli yargı yerinde görüm ve çözümü gerekmektedir.KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine…” karar vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…)2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve VergiMahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5.maddesinde, idare mahkemelerinin vergi mahkemeleriningörevine giren davalarla ilk derecede Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve tam yargı davalarınıçözümleyeceği; aynı Kanunun 6. maddesinde, Vergi mahkemelerinin a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye veköylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, b) (a)bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,c) Diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hüküm altına alınmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 16. maddesinde, kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesnaolmak üzere İcra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygunbulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.Bu düzenlemeye göre vergi mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıkların, genel bütçeye, il özel idareleri,belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkinolması veya bu konularla ilgili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkinolması yahut diğer kanunlarla verilen işlerden olması gerekmektedir.Olayda, davacı tarafından ödenen cezaevi harcının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikteiadesi istemiyle açılan davanın icra müdürlüğünün işlemlerinden kaynaklanması nedeniyle, uyuşmazlığın şikayet yolu ileicra mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.Bu durumda, icra müdürlüğünün tesis ettiği işlemden kaynaklanan cezaevi harcının yasal faiziyle birlikte iadesiistemiyle açılan davanın, görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği sonucuna ulaşılmıştır.SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca, yapılan başvurunun kabulügerektiği …”yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğinceyapılan incelemeye göre, davalı idarenin anılan Yasa’nın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacı banka tarafından, iflas eden kredi borçlusu aleyhine, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılanicra takibi nedeniyle ödenen 80.317,86 l cezaevi yapı harcının, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikteiadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.Harç; Kanunda yazılı belirli mercilerin, kanuna dayanarak yaptıkları belirli işlemler için, ilgililerin yine kanundayazılı tarifelere göre yerine getirmek zorunda bulundukları mali bir yükümlülüktür.17.7.1964 tarih ve 11756 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2.7.1964 tarih, 492 sayılıHarçlar Kanunu’nun gerekçesinde harçların; mahiyetleri bakımından teorik olarak kamu alacağı kategorisini teşkilettikleri belirtildikten sonra harcı doğuran olayın, yapılan bir kamu hizmeti olduğuna işaret edilmiş; ancak, bir hizmetinharç konusu olabilmesi için; kişinin bir kamu müessesinden faydalanması, kişiye kamu eliyle özel bir yarar sağlanması,kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması yani ferde bir hizmet vermesinin gerektiği; bu esaslara göre harcın, kişilerinözel menfaatlerine ilişkin olarak kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerolduğu ifade edilmiştir.Dava konusu icra harçları öğretide; Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı para olaraktanımlanmış; İcra ve İflas Harçları 492 Sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37.maddelerde düzenlenmiş; 19.6.1932 tarih ve 2128 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2004 Sayılı İcra ve İflasKanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasında; “İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse,bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur.” denilmiştir.492 sayılı yasaya bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B/1) bölümünde düzenlenmiş bulunan “İcraharçları”; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirmeharcı olarak düzenlenmiştir. Aynı Yasanın, "Nispi Harçlarda Ödeme Zamanı" başlığını taşıyan 28. Maddesinde; "(1)sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir. (…) b) İcra Tahsil Harcı, İcra takiplerinde Tahsil Harcıalacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde
ödenir./ Harç alacağı icranın yerine getirilmesiyle doğar. Konunun değeri üzerinden alınacak İflas Harçlarında da bu benthükümleri uygulanır.” denilmiş; 29.maddesinde ise, peşin harçların, takip sonunda alınacak asıl harca mahsup olunacağıbelirtilmiştir.Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harçalınmasına ilişkin düzenlemelerin de, kanunda yer almasına bağlıdır. Nitekim T.C. Anayasası’nın 73.maddesinde; "Vergi,resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." hükmünü içermektedir.Bu açıklamalardan sonra, uyuşmazlık konusu incelendiğinde:2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve MahkûmlaraÖdettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; " İcra dairelerince miktar ve kıymeti muayyen olanilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın % 2 si ve kıymeti muayyen olmıyan ilamların icrasından tahsil harcınınyarısı nisbetinde harç alınır. Maktu harçlar ilamın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınır.Bu harçlar borçluya yükletilemez ve mahkûmunbih meblağ birmilyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz." hükmüne yer verilmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun:“ İcra mahkemesi” başlıklı 4. maddesinde:“ (Değişik: 3/7/1940-3890/1md.)(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/1 md.) İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerleitirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafındanyapılır. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile AdaletBakanlığınca icra mahkemesinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemesi daireleri numaralandırılır.İcra mahkemesinin birden fazla dairesi bulunan yerlerde iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulunca belirlenir. Her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adlî Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlüolarak bağlanan icra ve iflâs dairelerinin muamelelerine yönelik şikâyetleri ve itirazları inceler, bu dairelerin gözetim vedenetimlerini yapar, idarî işlerine bakar.İcra yetkisini haiz sulh mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikayet ve itirazların icra mahkemesio mahkemenin hakimidir.";“Şikâyet ve Şartlar” başlıklı 16. maddesinde; “(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığımuameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesineşikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayetolunabilir.”;“Şikâyet üzerine yapılacak muameleler”başlıklı 17. maddesinde de; “Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirseşikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.” hükümlerine yer verilmiştir.Olayda, davacı banka tarafından, iflas eden kredi borçlusu aleyhine Adana 3. İcra MüdürlüğününE:2015/11624 sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip sonucu, dosyada yapılan tahsilatüzerinden % 2 cezaevi yapı harcı alınmasının mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek, itirazi kayıtla ödenen cezaevi yapıharcının, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve GörevleriHakkında Kanunun "Vergi Mahkemelerinin Görevleri" başlıklı 6. maddesinde, Vergi Mahkemelerinin genel bütçeye, ilözel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları iletarifelere ilişkin davalarla, bu konularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununuygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükmüne yer verilmiştir.Hal böyle iken, İcra Müdürlüğü tarafından yürütülen takibe ilişkin olarak yapılan tahsilat sonucunda icramüdürlüğünce % 2 oranında cezaevi yapı harcı kesilmesine dair işleminin, kanuna aykırılığı iddiasının şikâyet yolu ile İcraMahkemesinde çözümleneceği, mahkemenin incelemeyi söz konusu icra dosyası üzerinde yaparak, anılan işlemin kanunauygun olup olmadığı hususunda karar vereceği kuşkusuzdur. Adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın,İcra Müdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı gözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adliyargı yerince çözümlenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.Belirtilen nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan başvurunun kabulü ile Adana 2.Vergi Mahkemesinin 27.10.2017 gün ve E:2017/499 sayılıgörevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan BAŞVURUNUN KABULÜ ile Adana 2.Vergi Mahkemesinin 27.10.2017 gün ve E:2017/499sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.12.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ