T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 623
KARAR NO : 2018 / 805
KARAR TR
: 24.12.2018 ÖZET : 506 sayılı yasa uyarınca yaşlılık aylığı almaktaolan davacının çalıştığının tespit edilmesi üzerine 5335sayılı yasanın 30. maddesi gereğince yaşlılık aylığınındurdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılandavanın, 5510 sayılı Yasanın 101.maddesi uyarıncaADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: H.M.Ö.Vekili
: Av. S.S.E.Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili
: Av. Ö.B. O L A Y
: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin gemilerde görev almış emekli bir makine zabitiolduğunu; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Denizcilik Fakültesinin, donatanı olduğu eğitim gemileri ve römorköründe,öğrencilerini eğitim sürecinde deniz ve gemi pratiği hakkında eğitmek ve tecrübelendirmek adına pratik eğitime tabituttuğunu; bu amaçla eğitim gemilerinde görevlendirilmek adına sözleşmeli personel istihdamına ihtiyaç duyan İTÜDenizcilik Fakültesi'nin talebi doğrultusunda, müvekkilinin sözleşmeli personel olarak; 5828 sayılı 2009 yılı merkeziBütçe Kanunu'nun 23. maddesi ve 28.06.1978 tarihli ve 16330 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulunun kararı çerçevesinde, 22.02.2010 tarihli hizmet sözleşmesi ile(ve halen) istihdam edildiğini; müvekkilinin istihdamının, Maliye Bakanlığı tarafından 18.11.2009 tarihliB.07.0.BMK.20/845 sayılı yazısı ile de İTÜ Rektörlüğü'ne "... adı geçen eğitim gemilerinde (AKDENİZ ve SİSMİK-1)ve HOPA-1 römorköründe kullanılmak üzere 15 adet gemi adamının sözleşmeli personel pozisyonunda istihdamınıngerçekleştirilmesi için…… 5828 sayılı 2009 yılı merkezi Bütçe Kanunu'nun 23. Maddesi ve Bakanlar Kurulunun7/15754 sayılı kararının ekinde yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılması Esaslarının 14 üncü maddesi uyarınca"verilen vize ile gerçekleştirildiğini; müvekkilinin eğitimci olarak görev yaparken, hem Sosyal Güvenlik Kurumu'ndanemekli aylığı, hem de sözleşmeli personel olarak İTÜ'den verdiği ders sebebiyle ücret almakta olduğunu; ayrıca İTÜ’nün,müvekkilini istihdam ettiği süre boyunca S.G.K’ya destek primi yatırdığını; ancak Sosyal Güvenlik Kurumunun;sözleşmeli ve eğitimci olarak istihdam edilmediği ve de emeklilik sonrası kamuda çalışması sebebiyle müvekkilinin yaşlılıkaylığını kestiğini; müvekkilinin dilekçelerine karşılık Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezi'nce verilen 23.08.2017 tarihliyazıda; "22.02.2010 tarihinden itibaren İTÜ Denizcilik Fakültesinde çalıştığınız görülmüş ve ilgi (a) da kayıtlı yazımız ilefakülteye çalışma statünüz sorulmuş şayet çalışmanız ders ücreti karşılığı ise aylığınızın devam edeceği farklı nitelik arzediyorsa adınıza bağlanan yaşlılık aylığının çalışmaya başladığınız tarih itibariyle kesileceği belirtilmiştir. İlgi (b) de kiyazıda çalışma statünüzün sınırlı makine zabiti olduğu belirtilmiştir. Bunun üzerine aylığınız 5335 sayılı Kanunun 30.Maddesi gereğince emeklilik sonrası kamu kurumunda çalışmanız sebebiyle işe başladığınız tarih itibariyle durdurulmuş,yersiz işlemleriniz başlatılmıştır..." ifadelerine yer verildiğini; mevzuat hükümleri ve Maliye Bakanlığı'nın yazısı dikkatealındığında müvekkilinin eğitimci ve sözleşmeli personel olarak istihdam edildiğinin açık olduğunu; ayrıca müvekkilinetebliğ edilen yazıda kamuda çalışma gerekçesiyle yaşlılık aylığı kesilmişse de bu gerekçe ile yapılan yaşlılık aylığıkesiminin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira 5335 sayılı Kanun'un 30.maddesinde: "Cumhurbaşkanı tarafından atananlar,Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler,Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretimüyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi birsosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin,döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarınaaçıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz." şeklinde hüküm ihdas olunduğunu; 5335 sayılı Kanun'dan daha güncel olan Merkezi Bütçe Kanunu uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından verilen vize veBakanlar Kurulu kararları gereğince sözleşmeli personel olmasından dolayı müvekkilinin yaşlılık aylığınınkesilemeyeceğini ifade ederek; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, UnkapanıSosyal Güvenlik Merkezi'nin 14.09.2017 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen "B. 13.1.SGK.4.34.10.29-2/4252666(2.Karar-ÇP)-9879464" sayılı 23.08.2017 tarihli yazısı ile "emeklilik sonrası kamuda çalışma" iddiasıyla,yaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin idari işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açılmıştır.Davalı idare vekilince, davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargıya ait olduğu öne sürülerek görev itirazındabulunulmuştur.İSTANBUL 3.İDARE MAHKEMESİ: 16.2.2018 gün ve E:2017/2032 sayı ile, “(…)2577 sayılı Yasanın 2.maddesinde; "İdari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar
tarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı açılan davalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmaklagörevli olduğu kurala bağlanmıştır.Dosyanın incelenmesinden, davacının yaşlılık aylığı almasına karşın İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeçalıştığının tespiti üzerine 5335 Sayılı kanunun 30.maddesi uyarınca kamu kurumunda çalıştığından bahisle yaşlılıkaylığının durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İdareler tarafından, kesin ve yürütülmesi zorunlu olan ve idari davaya konu edilebilecek işlemler, idarenin kamugücüne dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettikleri, hukuk düzeninde değişiklik yapan, ilgilisini hukuk yönündenetkileyen işlemler olduğu ve bunların yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde“idari dava türleri” arasında sayılan “ idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları” kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.Bu durumda, davacı tarafından,5335 Sayılı kanunun 30.maddesi uyarınca kamu kurumunda çalıştığından bahisleyaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmakta olup, bu uyuşmazlığın klasikbir iptal davası olduğu anlaşıldığından davanın çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davalı idarenin görev itirazının reddine…” ve mahkemelerinin görevli olduğuna kararvermiştir.Davalı vekilince süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvurudabulunulması üzerine dilekçe, dava ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…)Dosyanın incelenmesinden, davacının Sosyal SigortalarKurumuna tabi sigortalı olarak çalışırken 506 sayılı Kanun uyarınca 01/03/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığıbağlandığı, 22/02/2010 tarihinden itibaren İTÜ Denizcilik Fakültesinde çalıştığının tespit edilmesi üzerine yaşlılık aylığınındurdurulduğu anlaşılmıştır.Bilindiği gibi, 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479,2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendihesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerindeücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklıemeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır.5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15/12/2006 tarihli ve E.-K.2006/111-112sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. EmekliSandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarlaaynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17/04/2008tarihli ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1. ve Geçici4. maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4/1.c maddesikapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılıKanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesinin 30/03/2011 tarihli ve E.2008/56,K.2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesisettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekmektedir.5510 sayılı Kanunun 101. maddesinde yer alan “...bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22/12/2011 tarihli ve E.2010/65, K.2011/169 sayılı kararıyla davayı retle sonuçlandırmıştır. Söz konusu kararda, 5510sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerinniteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olmasınedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasaya aykırılık görülmemiştir.Dosya içeriğinden, davacının 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce, Emekli Sandığı iştirakçisi olarak değil506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun hükümleri uyarınca emekli olduğu anlaşılmaktadır.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığakonu olayda olduğu gibi, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalışıp emekli olanların, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesi ile birlikte, bu Kanun hükümlerine tabi olarak emeklilik haklarının devam edeceği ve haklarında 5510sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca daihtilafların adli yargı yerinde çözümleneceği kanaatine varılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve E.-K.2017/422-483 sayılı kararında da benzer hususlarınvurgulandığı görülmektedir.Açıklanan nedenlerle, açılan davanın adli yargı yerinde görüm ve çözümü gerekmektedir.KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar…” vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…)31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu; 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (SosyalSigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir
sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenliksistemi altında toplamıştır.5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E:2006/l 11,K:2006/l 12 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılıT.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğersigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiştir.Bunun üzerine 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla, 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış, anılankanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihindenönce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamugörevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.5754 sayılı Kanunun bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan dava, Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih veE: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesinde, "Bu Kanunda aksine hükümbulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür."şeklinde düzenleme yapılmış, bu maddede yer alan "... bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." ibaresinin iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla (RG 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redlesonuçlandırmakla birlikte; “... 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımındanda aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memurve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural veesaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artıkSosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak birsosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. ... Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önündebulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesindeAnayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden öncestatüde bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır. ...” gerekçesine yervermiştir.Anılan mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmayadevam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmayabaşlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği açıktır.Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 22.02.2010 tarihinden itibaren İstanbul TeknikÜniversitesi Denizcilik Fakültesinde "sınırlı makine zabiti" olarak göreve başlayan davacının, 5335 sayılı Yasanın 30.Madde hükmü uyarınca, 506 sayılı Yasaya göre almakta olduğu yaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin işleme karşıaçılan davanın, 5510 sayılı Yasanın 101. maddesi uyarınca görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği sonucunaulaşılmaktadır.SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca yapılan başvurunun kabulügerektiği…” yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davalıvekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca, 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 506 sayılı yasa uyarınca yaşlılık aylığı almakta olan davacının çalıştığının tespit edilmesi üzerine 5335 sayılıyasanın 30. maddesi gereğince yaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin 23.8.2017 tarih ve 9879464 sayılı işlemin iptaliistemiyle açılmıştır.5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun30.maddesinde; “Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya
müşterek kararnameyle atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucundagörev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabipkadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığıalanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlikkurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırıhükümleri uygulanmaz.Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genelbütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özelidareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özelkanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlıortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklardaherhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğertazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulukararları uygulanmaz.Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler,b) Dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar,c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler,d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar,e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kuruluüyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler, f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücretikarşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamışolmaları kaydı aranmaz.),g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,h) Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerdenCumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararnameile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler,i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğininbitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar,j) (Ek: 31/10/2016-KHK-678/20 md.; Değişik: 2/1/2017-KHK-681/72 md.) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılıTürk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile MilliSavunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi içingörevlendirilen emekli subay ve astsubaylar,k) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/34 md.) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göregörevlendirilen güvenlik korucuları,Hakkında uygulanmaz. (1)(Ek fıkra: 10/1/2013-6385/2 md.) İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarınınsona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.”hükmüne yer verilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı olarak çalışırken 506sayılı Kanun kapsamında 01.03.2006 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı; 22/02/2010 tarihindenitibaren, Hizmet Sözleşmesi imzalayarak İTÜ Denizcilik Fakültesinde, yaşlılık aylığı almakta iken çalıştığının tespitedilmesi üzerine; 5335 sayılı yasanın 30. maddesi gereğince yaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin 23.8.2017 tarih ve9879464 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar(Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar,(Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunanhaklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejiminiaktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanununiptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla,anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarihve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4üncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 üncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul veyetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis
ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gereklibulunmaktadır.5510 sayılı Kanunun 101 inci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı retlesonuçlandırmıştır.Bu bakımdan, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü veuzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir.Olayda, davacının 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce, Emekli Sandığı iştirakçisi olarak değil, 506 sayılıSosyal Sigortalar Kanun hükümleri uyarınca emekli olduğu, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra22.02.2010 tarihinden itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesinde "sınırlı makine zabiti" olarak görevebaşladığı anlaşılmaktadır.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığakonu olayda olduğu gibi, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalışıp emekli olanların, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesi ile birlikte, bu Kanun hükümlerine tabi olarak haklarının devam edeceği ve haklarında 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla, davacının 5335 sayılı Yasanın 30. Madde hükmüuyarınca, 506 sayılı Yasaya göre almakta olduğu yaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin işleme karşı açılan davanın 5510sayılı Yasanın 101.maddesi uyarınca adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile İstanbul 3.İdareMahkemesinin, 16.2.2018 gün ve E:2017/2032 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İstanbul 3.İdare Mahkemesinin, 16.2.2018 gün ve E:2017/2032sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.12.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ