T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 627
KARAR NO : 2018 / 816
KARAR TR
: 24.12.2018 ÖZET : İcra Müdürlüğünden açık artırma yoluyla satınalınan taşınmazın satış bedeli üzerinden yapılan tahakkukişleminin iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen katma değervergisi ile damga vergisinin faiziyle birlikte iadesi istemiyleaçılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesigerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: G.Emlak Yatırım İnşaat San. ve Tic. A.Ş.Vekili
: Av. G.M.Davalı
: İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı (Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü)Vekili
: Av. G.G. O L A Y
: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin İzmir 19. İcra Müdürlüğü tarafından yapılan, 25.11.2015tarihli İhaleye katılarak 5,453.000,00 TL bedel ile İzmir ili, Balçova ilçesi İnciraltı Mahallesi 2267 ada 56 parsel sayılıtaşınmazı satın aldığını; taşınmazın tescili için müracaat ettiklerinde, 981.900,00 TL KDV, 31.038.95 TL damga vergisihesabı yapıldığını, bedelin itirazı kayıtla ödendiğini; korunması gerekli nitelikteki taşınmazın, 1.derece sit alanı içindekaldığını; 11.09.2014 tarih ve 29116 numaralı Resmi Gazetede yayınlanan 6552 sayılı kanunun 98.maddesi hükmünegöre; {Madde 98 – 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 21 nci maddesininmülga fıkralarından sona gelen ilk fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzereaşağıdaki fıkra eklenmiştir. /Tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmazkültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiştaşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Ancak, Büyükşehir belediyesisınırları içinde yer alan ve yukarda nitelikleri belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticarifaaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmüuygulanmaz”/ “Getirilen kesin yapılanma yasağına aykırı olarak tesis edilen yapılar, bu yapıların yapıldığı parseller vekanunlara aykırı eklentileri bulunan taşınmaz kültür varlıkları hakkında bu yapılar yıkılıncaya ve aykırılıklar giderilinceyekadar yukarıdaki fıkradaki muafiyet hükmü uygulanmaz.18.11.1983 tarih ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununa göreBoğaziçi Sahil Şeridi veya Öngörünüm Bölgesinde konut veya işyeri olarak kullanılan taşınmaz kültür varlıklarıyukarıdaki fıkradaki muafiyetten yararlanamazlar.”} bu kanun nedeni ile belirlenen ve tahsil edilen KDV ve Damgavergisi hesabının yerinde olmadığını, bu nedenle beyannamemin iptali ile ödenen bedelin iade edilmesinin gerektiğini; diğer taraftan; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun İstisnalar başlıklı ikinci kısımda 6.bölüm, 17. maddenin rfıkrası ile; “r) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunaniştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler bankalara borçlu olanların ve kefillerininborçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir veteslimleri)” düzenlenmesi nedeni ile de satın alınan taşınmazın Katma Değer Vergisinden muaf olduğunu; zira satın alınantaşınmazın edinilme tarihinin 06.07.1999 olduğunu, satın alınan şirketin aktifinde 14 yıl gibi uzun bir zaman bulunduğunu;belirtilen yasal düzenlemelere rağmen toplam 1.012.970,45 TL haksız ödeme yapıldığını ifade ederek; ödenen981.900.00 TL Katma Değer Vergisi ve 31.038,95 TL.de Damga vergisi ile ilgili beyannamenin iptali ile haksız olaraktahsil edilen toplam 1.012,970,45 TL.nin iadesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.Davalı İdare vekili birinci savunma dilekçesinde; davanın adli yargı yerinde açılması gerektiğinden bahisle görevitirazında bulunmuştur.İzmir 2.Vergi Mahkemesi; 28.12.2016 gün ve E:2016/758, K: 2016/1958 sayı ile, uyuşmazlığın esasınıinceleyerek; davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla ödenen1.012.970,45-TL KDV vergisi bedelinin davacı şirkete dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesinekarar vermiş; istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2.Vergi Dava Dairesi; 8.6.2017 gün veE:2017/741, K:2017/1799 sayı ile, davalı idarenin görev itirazı karşılanmadan ve dolayısıyla görev uyuşmazlığı çıkarmahakkının bulunduğu hususu gözetilmeden uyuşmazlığın esastan karara bağlanmasında hukuki isabet görülmediğigerekçesiyle anılan Mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermiştir.İZMİR 2. VERGİ MAHKEMESİ; 11.10.2017 gün ve E: 2017/1401 sayı ile, “(…)İdari işlemler hakkındayetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davalarının; idari dava türlerinden biri olduğu tartışmasızdır.İdari işlemler; idarenin, idare hukuku alanında kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlı irade açıklamasısonucu tesis etmiş olduğu ve tesis edilmekle hukuk düzeninde yeni durumlar yaratan veya bir durumu bildiren ya da tespiteden hukuksal işlemler olup, özel yasal düzenlemelerle istisnalar getirilmediği sürece, idari işlemlerin yargısal denetimiidari yargının görev alanında bulunmaktadır.
Bakılan davada; davalı idare tarafından, icra yoluyla gerçekleştirilen gayrimenkul satışından katma değer vergisitahakkukuna ilişkin tesis edilen işlem, idari nitelikte bir işlem olduğundan, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanıngörümü ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğu sonucuna varılmakla, davalıidarenin görev itirazının reddine…” karar vermiştir.Davalı idare vekili tarafından süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasının onaylı bir örneği ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…)2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Şikayet ve Şartlar”başlıklı 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerininyaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icramahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır./ Bir hakkın yerinegetirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”; “Şikayet üzerineyapılacak muameleler başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında “Şikayet tetkik merciince, kabul edilirse şikayet olunanmuamele ya bozulur, yahut düzeltilir. /Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”; “Tetkikmercii” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde ise: “İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılanşikâyetlerle itirazların incelenmesi icra tetkik mercii hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkimtarafından yapılır.''’ denilmiştir.Olayda, davacı tarafından, İzmir 19. İcra Müdürlüğünce 2013/12466 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan ihalesonucu alınan gayrimenkule ilişkin olarak KDV ve damga vergisinin beyannameleri ile tahsil edilen tutarın iptali talepedilmiştir.2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve GörevleriHakkında Kanunun "Vergi Mahkemelerinin Görevleri'' başlıklı 6. maddesinde, Vergi Mahkemelerinin genel bütçeye, ilözel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları iletarifelere ilişkin davalarla, bu konularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununuygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükmüne yer verilmiştir.Bu itibarla, İcra Müdürlüğü tarafından yürütülen takibe ilişkin olarak yapılan ihale sonucunda alınan gayrimenkuleilişkin, icra müdürlüğünce verilen KDV ve damga vergisi ödenmesine dair kararın kanuna aykırılığı iddiası şikayet yolu ileİcra Mahkemesinde çözümlenecektir. Mahkeme incelemeyi söz konusu icra dosyası üzerinde yaparak, işlemin kanunauygun olup olmadığı hususunda karar verecektir. Adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın, İcraMüdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı gözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adli yargıyerince çözümlenmesinin gerektiği kanaatine varılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve E.-K.-2017/223-600 sayılı kararında da aynı hususlarınvurgulandığı görülmektedir.Açıklanan nedenlerle, açılan davanın adli yargı yerinde görüm ve çözümü gerekmektedir.KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine …” karar vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…)Yasa maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; İdari işlemin, idarimakamların kamu gücü kullanarak ve idari usuller uygulamak suretiyle idare işlevine ilişkin olarak yaptıkları, çeşitli hak veyükümlülükler doğuran, doğrudan uygulanabilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu, tek yanlı irade açıklaması olduğu, katmadeğer vergisinin ise; kamu hizmetlerinden yararlananların, hizmetin maliyetine bir ölçüde katılmak üzere kanuna dayalıolarak katılmak zorunda oldukları kamusal bir mükellefiyet olduğu ve vergi dairelerince tahsil edileceği anlaşılmaktadır.Görüldüğü üzere, 3065 sayılı Kanunun 1, 8 ve 17. maddeleri gereğince, davacının katma değer vergisi mükellefiolup olmadığı, mükellef ise yapılan satış işlemi itibari ile kanunda düzenlenen istisnalardan yararlanıp yararlanamayacağıya da vergiden muaf kabul edilip edilmeyeceği konularında, inceleme yapma görevi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, idare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri HakkındaKanun maddeleri uyarınca Vergi Mahkemesi'ne verildiğinden, davacının katma değer vergisine ilişkin talebi yönündengörevli yargı yerinin idari yargı olduğu sonucuna varılmıştır.Devletin icra hukukundaki faaliyetlerine karşılık alınmış olan ihtilaf konusu vergi; icra müdürlüğü tarafındansorumlu sıfatıyla tahsil edilmiş olup, süresi dahilinde hâzineye intikal ettirilmiştir. Sözkonusu tahsilat işlemi; mali idareninbir işlemidir. Yasanın icra müdürlüğüne verdiği görev doğrultusunda tahsil edilmiş olması işlemin idari işlem olma niteliğinideğiştirmez. Bu işleme karşı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 16. maddesinde öngörülmüş bulunan şikayet yolununişletilmesi söz konusu olamaz. Zira; anılan Yasa maddesinde yer verilen şikayet yolu; bu Kanunun hallini mahkemeyebıraktığı hususlar müstesna olmak üzere, icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasındanveya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı tanınmış olup, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu hükümlerinin uygulanmasıylasınırlı tutulmuştur. Başka bir ifadeyle; Yasa gereği sorumlu sıfatıyla yerine getirilen vergi tahsili görevinin İcra İflasKanununun uygulanmasıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, "Kanunun Şümulü"başlıklı 1. maddesinde de, bu Kanun hükümlerinin, ikinci maddede yazılı olanlar dışında genel bütçeye giren vergi, resimve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanacağı açıkça belirtilmiş, vergihatalarında düzeltme ve reddiyatın hangi hallerde ve hangi usullerle yapılacağı 116 ncı ve devamı maddelerindeaçıklanmıştır.Bu durumda, idarenin tek yanlı olarak ve kamu gücü kullanarak kamu hizmetinden yararlanma karşılığında,davacıdan tahsil ettiği katma değer vergisi mahiyeti gereği bir idari işlem olup, 3065 sayılı Kanunun ilgili maddelerindebelirtilen hükümler uyarınca, hazine adına ilgili vergi daireleri, muhasebe müdürlükleri, mal müdürlükleri hesabına
yatırılmak üzere sorumlu sıfatıyla icra müdürlüğünce tahsil edildiğinden, ödenen katma değer vergisi ile damga vergisininiadesi istemiyle açılan davanın, görüm ve çözümünde 2577 sayılı Yasanın 2. ve 2576 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarıncaidari yargı içerisinde yer alan vergi mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca, yapılan başvurunun reddigerektiği…”yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğinceyapılan incelemeye göre, davalı idarenin anılan Yasa’nın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacı tarafından, İcra Müdürlüğünden açık artırma yoluyla satın alınan taşınmazın satış bedeli üzerindenyapılan tahakkuk işleminin iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen katma değer vergisi ile damga vergisinin faiziyle birlikte iadesiistemiyle açılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Şikayet ve Şartlar” başlıklı 16. maddesinde; “(Değişik: 3/7/1940 - 3890/1md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muamelelerhakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir.Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayetolunabilir.” hükmüne; “Şikayet üzerine yapılacak muameleler” başlıklı 17. maddesinde; “Şikayet icra mahkemesince,kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.” hükmüne; “İcra Mahkemesi” başlıklı 4.maddesinde ise;
“Değişik: 3/7/1940 - 3890/1 md.)(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/1 md.) İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerleitirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafındanyapılır. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile AdaletBakanlığınca icra mahkemesinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemesi daireleri numaralandırılır.İcra mahkemesinin birden fazla dairesi bulunan yerlerde iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulunca belirlenir. Her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adlî Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlüolarak bağlanan icra ve iflâs dairelerinin muamelelerine yönelik şikâyetleri ve itirazları inceler, bu dairelerin gözetim vedenetimlerini yapar, idarî işlerine bakar.İcra yetkisini haiz sulh mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikayet ve itirazların icra mahkemesi omahkemenin hakimidir.” hükmüne yer verilmiştir.2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve GörevleriHakkında Kanun’un "Vergi Mahkemelerinin Görevleri" başlıklı 6. maddesinde, Vergi Mahkemelerinin genel bütçeye, ilözel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları iletarifelere ilişkin davalarla, bu konularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununuygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükmüne yer verilmiştir.Olayda, İzmir 19. İcra Müdürlüğünün E:2013/12466 sayılı dosyasında 15.11.2015 tarihli açık artırma ihalesi ilesatın alınan taşınmaz ile ilgili olarak; icra dairesince tahsil edilip beyan edilen 08.04.2016 tarihli beyannamenin iptali veödenen 981.900,00 TL KDV, 31.038,95 TL damga vergisi olmak üzere toplam 1.012.9750,45 TL-nin avans faizi ilebirlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.Mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde; İcra Müdürlüğü tarafından yürütülen takibe ilişkin olarakyapılan ihale sonucunda alınan taşınmaza ilişkin, icra müdürlüğünce verilen KDV ve damga vergisi ödenmesine dairkararın kanuna aykırılığı iddiasının şikayet yolu ile İcra Mahkemesinde çözümleneceği; mahkemenin incelemeyi, sözkonusu icra dosyası üzerinde yaparak, anılan işlemin kanuna uygun olup olmadığı hususunda karar vereceği kuşkusuzdur.Adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın, İcra Müdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığıgözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adli yargı yerince çözümlenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile davalı idare vekilinin yaptığıgörev itirazının reddine ilişkin İzmir 2. Vergi Mahkemesinin, 11.10.2017 gün ve E:2017/1401 sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı idare vekilinin yaptığı görev itirazının reddine ilişkin İzmir 2.Vergi Mahkemesinin, 11.10.2017 gün ve E:2017/1401 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,24.12.2018 gününde, Üyelerden Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ’un KARŞI OYLARIve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ
KARŞI OY 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve GörevleriHakkında Kanun’un; "Vergi mahkemelerinin görevleri" başlıklı 6. maddesinde, vergi mahkemelerinin; genel bütçeye, ilözel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları iletarifelere ilişkin davalarla, bu konularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun unuygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükme bağlanmıştır.Davacı; İcra Müdürlüğünden açık artırma yoluyla satın alınan taşınmazın satış bedeli üzerinden yapılan tahakkukişleminin iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen katma değer vergisi ile damga vergisinin faiziyle birlikte iadesi istemiyle, vergidairesine karşı dava açmıştır. Bu aşamada, icra müdürlüğünün sorumlu sıfatı sona ermiştir. Bu davada; 3065 sayılıKanun’un, gereğince, davacının katma değer vergisi mükellefi olup olmadığı, mükellef ise yapılan satış işlemi itibari ilekanunda düzenlenen istisnalardan yararlanıp yararlanamayacağı ya da vergiden muaf kabul edilip edilmeyeceği... gibihususlar incelenecektir. Vergi davalarını çözümleme görevi ise 2576 sayılı Kanun uyarınca idari yargı içerisinde yer alan,vergi mahkemelerine ait bulunmaktadır.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 16. maddesinde öngörülmüş bulunan şikayet yolu, anılan Kanun’un hallinimahkemeye bıraktığı hususlar hariç olmak üzere ve 2004 sayılı İcra İflas Kanun’u hükümlerinin uygulanmasıyla sınırlıdır.Bu durumda, İcra Müdürlüğünden açık artırma yoluyla satın alınan taşınmazın satış bedeli üzerinden yapılantahakkuk işleminin iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen katma değer vergisi ile damga vergisinin faiziyle birlikte iadesi istemiyleaçılan davanın, görüm ve çözümünde idari yargı içerisinde yer alan vergi mahkemesinin görevli olduğu sonucunavarıldığından, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolunda verilen karara katılamıyoruz.24.12.2018
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ