T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 746
KARAR NO : 2018 / 812
KARAR TR
: 24.12.2018 ÖZET : Satın alınan araca, Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen kaçakçılık suçuna ilişkin soruşturmakapsamında Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla elkonulduğundan bahisle, uğranılan zararın tazminiistemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: M.D.Vekilileri : Av.S.K., Av. S.K.Davalı lar : 1-İçişleri Bakanlığı
2-Gümrük ve Ticaret BakanlığıVekili
: Av. A.Ö.K. O L A Y
: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 2008 model, Q7 marka ve 06 M ... plaka sayılı aracı23.03.2009 tarihinde Ankara 31.İcra Müdürlüğü’nün 2008/16332 Sayılı İcra dosyasından Açık Arttırma ile satın alanN.C. isimli şahıstan, Ankara 25.Noterliğinin 14.08.2012 gün ve 28943 Yevmiye numaralı araç satış sözleşmesineistinaden 189.627,00 TL’ye satın aldığını, o tarihten itibaren de iyi niyetli malik olarak aracı kullandığını; Gümrük veTicaret Bakanlığı Müfettişleri tarafından düzenlenen 24.11.2014 tarihli rapora istinaden Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca, Alkan Otomotiv hakkında yapılan 2013/119583 sayılı hazırlık soruşturması ile, Ankara 2.Sulh CezaHakimliğinin 27.11.2015 tarih ve 2015/4661 D.İş sayılı kararı ile araca el konulduğunu; Ankara 1.Ağır CezaMahkemesinin 2016/4 esasında kayıtlı olarak açılan kamu davasında aracın kendilerine iadesi taleplerinin, müsadereedileceğinden bahisle reddedildiğini, bu karara süresinde yaptıkları itirazın Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesinin10.05.2016 tarih ve 2016/720 D.İş sayılı kararı ile reddedildiğini; kararın 07.06.2016 tarihinde kendilerine tebliğedilmesiyle, aracın iade edilmeme durumunun bu tarih itibariyle kesinleştiğini; Gümrük ve Ticaret Bakanlığına 10.06.2016tarih ve 16655645 sayı ile yapılan başvurularının, tazminat talebinin karşılanmasına yönelik yargı kararı bulunmadığındanbahisle reddedildiğini; diğer davalı İçişleri Bakanlığına yaptıkları 13.06.2016 tarihli başvurularının da yasal sürede cevapverilmemek suretiyle reddedildiğini; böylece zararlarının giderilmesi için, 2577 sayılı yasanın 13.maddesi uyarıncaİdarelere yaptıkları başvuruların sonuçsuz bırakıldığını; müvekkilinin aracı, İcra Müdürlüğü’nün İcra dosyasından AçıkArttırma ile satın alan kişiden, Noterlik kanalıyla, Araç satış sözleşmesine istinaden belgelerine güvenerek satın aldığını;mevzuata uygun davrandığını, araca ait tüm motor, şasi numaraları, plaka, model ve marka bilgilerinin uyumlu olduğunu;kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermesine karşın, aracın ithali sırasında gümrük görevlilerinin, sonradan rahatçayaptıkları incelemeyi baştan yapmayarak gerekli dikkat ve özeni göstermediğini; bu şekilde aslında kullanılmış ikinci elolan aracın kullanılmamış sıfır araç olarak ithalinin ve ülkeye girişinin sağlandığını, yeterli denetim, dikkat ve özengösterilmeyerek aracın ülkeye farklı statüde girişinde ve tescil edilmesinde ilgili kamu görevlilerinin ve idareninsorumluluğunun bulunduğunu, aracın resmi belgelere güvenilerek satın alındığını, bu durumdan tescil yapan idareninkusurlu ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ifade ederek; 189,627.00 TL’lik zararlarının, araca el koymatarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müvekkiline verilmesi istemiyle 1-İçişleri Bakanlığı ile 2-Gümrük veTicaret Bakanlığına karşı 18.8.2016 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. Ankara 1.Vergi Mahkemesi: 5.9.2016 gün ve E:2016/1470, K:2016/1255 sayı ile, davanın 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Yasasının 15/1 -a. maddesi hükmü uyarınca davanın görev yönünden reddine, dosyanın görevli veyetkili Ankara İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine; Ankara 17.İdare Mahkemesi: 15.3.2018 gün ve E:2016/3511,K:2018/540 sayı ile, 2577 sayılı Kanunun 15/1-a maddesi uyarınca davanın yetki yönünden reddine, dava dosyasınınyetkili Kocaeli İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.Davalılardan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde; davanın adli yargınıngörev alanına girdiğini öne sürerek görev itirazında bulunmuştur.KOCAELİ 1.İDARE MAHKEMESİ: 5.6.2018 gün ve E:2018/377 sayı ile, “(…)2577 sayılı Yasanın 2.maddesinde; "İdari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı açılan davalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmaklagörevli olduğu kurala bağlanmıştır.İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının; idari dava türlerinden biri olduğu idarehukukunun bilinen ilkelerindendir.İdare, idare hukuku alanında kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis etmişolduğu işlemlere, hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıyla idari işlem kimliği kazandırmakta ve kural olarak buişlemler özel yasal düzenlemeler dışında, idari yargı denetimine tabi bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının mülkiyetinde bulunan 06 M ... plakalı aracın Perçin Oto. Tic. Ltd.Şti adına tescilli 6283 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilerek 14.08.2012 tarihinde davacının bu aracısatın aldığı, Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla davacıya ait araç da dahil olmak üzere adı geçen firmatarafından ithal edilen araçlara el konulduğu, bunun üzerine 18.08.2016 tarihinde Ankara Vergi Mahkemesi kayıtlarınagiren dava dilekçesiyle ortaya çıkan maddi ve manevi zararlarının tazmini için davalı idarelerin olayda hizmet kusurubulunduğundan bahisle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bakılan davanın, davacı tarafından 2012 yılında satın alınan araç hakkında, Ankara 2. Sulh CezaMahkemesi'nin 2015/4661 D. İş sayılı kararıyla el koyma kararı alınması üzerine söz konusu aracın ithalinde gereklidikkat ve titizlik gösterilmeyerek hizmet kusuru işlendiğinden bahisle araç bedelinin tazmini istemiyle açılan tam yargıdavası olduğu, bu niteliğiyle davacının davasını hizmet kusuru esaslarına göre açmış olması karşısında hizmet kusuru vedavacının davalı idarelerce tazmini gereken zararı bulunup bulunmadığı hususunun idare hukuku ilkelerine göre idaremahkemelerince belirlenmesi gerektiğinden bu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde görevli mahkemenin idari yargı merciiolduğu sonucuna varılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin görev itirazının reddine…” ve mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir.Davalılardan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yolunda verdiğidilekçesi üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: “(…) Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylemve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, aynı maddenin son fıkrasında ise idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiş; 129/5. maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerininyetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiş; 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 13. maddesinde de, kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı, bugörevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açacakları ve kurumun genel hükümlere göresorumlu personele rücu hakkının saklı olduğu hükme bağlanmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” kenar başlıklı2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülenimtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan hertürlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez, bölge, il ve ilçetrafik kuruluşları, görev ve yetkileri' başlıklı 5. maddesinin ‘kuruluş’ başlıkla (a) alt bendinde, araçlara ve sürücülereilişkin işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekligörülen ilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağı belirtilmiş; aynı maddenin ‘görev ve yetkiler' alt başlıklı (b) bendinin7. fıkrasında “Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek”, 8. fıkrasında “Ülke çapında taşıtların vesürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileritoplamak ve değerlendirmek görevleri, oluşturulacak bu şube ve bürolara bırakılmıştır.2918 sayılı Kanunun “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk'" başlıklı 20.maddesinde, ülkeye gümrük kanalı ile giriş yapan araçların ilk tescil işlemlerinin, araç sahiplerinin gümrükten geçişiyapılan araçların tescili için gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinebaşvurmaları gerektiği, bu sırada araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlü oldukları, tescil edilmiş araçların her çeşit satış vedevirlerinin, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının, vergicezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtlarıesas alınarak noterler tarafından yapılacağı ve araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı altbendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130,00 TL, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000,00 TL idari para cezası verileceği vetescil yapılmadan trafiğe çıkarılan araçların tescil yapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükme bağlanmıştır. AynıKanunun “Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar” başlıklı 22. maddesinde ise, 1. fıkrada bentler halinde sayılanistisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağı düzenlenmiştir.Bu düzenlemeler kapsamında dava konusu olay ele alındığında, davaya konu ve ilk kez kaydı yapılacak aracın,kaçak yollarla ülkeye sokulduğu, trafiğe tescili için gerekli işlemlerin 2918 sayılı Kanunun 5, 20, 22 ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerine aykırı şekilde yapıldığı, emniyet vegümrük görevlilerinin hukuka aykırı işlemleri nedeni ile hukuka aykırı şekilde trafiğe tescil edilen dava konusu aracakaçakçılıkla mücadele kapsamında başlatılan soruşturma sırasında el konulduğu, söz konusu aracı alan davacının bunedenle maddi zarara uğradığını iddia ederek zararını olayda kusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldekidavayı açtığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında, kanunun ve yönetmeliğin emredici hükümlerine aykırı şekildegerçekleştirilen işlemler nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemi ile açılan davada, yine aynı kanunungöreve ilişkin düzenlemesinin dikkate alınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.Bilindiği gibi, 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde, “İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan
doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. /... ” denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarındaadli yargı yerlerinin görevli olacağı açıkça belirtilmiştir.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler, Gümrük Müdürlüğünde görevlimemurlar tarafından araç ithalat ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, kamugörevlilerinin kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemlerise de, davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanunun 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerinde düzenlenen araçların tesciline ilişkin hükümlere aykırıhareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanundan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; bu düzenlemenin,genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bunedenle kamu görevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanmasıgerektiği sonucuna varılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve E.2014/834, K.2015/79 sayılı, 15/02/2016 tarihli veE.2015/926, K.2016/50 sayılı, 15/02/2016 tarihli ve E.-K.2016/29-65 sayılı kararlarında da "2918 sayılı Yasanın19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsigeçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanununuygulanmasından doğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu" denilmek suretiyle butür davaların görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu vurgulanmıştır.Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın da özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir.KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar…” vermiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…)T.C. Anayasasının 125'inci maddesinde, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 129'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasında,memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarına,5'inci fıkrasında ise, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminatdavalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhineaçılabileceğine işaret edilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2'nci maddesinin l'inci bendinde; idari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenlertarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerindenbirinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,idari dava türleri olarak sayılmıştır.İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarieylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumlulukilkeleri gereği tazmin edilmektedir.Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunundenetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağınınincelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamdahizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan birkusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel nitelik taşıyan"hizmet kusuru"nu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin ve gereklerinindeğerlendirilmesinde uzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır.Olayda, davacının satın aldığı 06 M ... plakalı aracın yurt dışından kaçak olarak ithal edildiğinden bahislemahkeme kararı ile el konulmasında gümrük denetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerekaracın satış tarihindeki değeri olan 189.627,00 TL'nin 27.11.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birliktemaddi tazminat olarak ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde açılan davada; kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınandavalı idarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, dolayısıyla hukukisorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedirBu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'inci maddesi uyarınca idari yargıyerlerine ait olduğundan, davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiile değişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında “İşleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk
davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır.Anılan Yasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümünün adli yargı düzenine aitolduğu belirtildiğinden, hangi sorumluluk davalarının 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; söz konusu Yasa hükmünde geçen bu Kanundan doğan ve adliyargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918 Sayılı Kanunun 85'inci maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalar olduğusonucuna varılmıştır.Uyuşmazlık konusu olayda, davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevlerigereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmekte olup; görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuruniteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesigereğince idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir.SONUÇ : Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13'üncü maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddigerektiği…” yolunda düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;davalılardan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilinin, anılan Yasa’nın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimde, anılan İdare yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, satın alınan araca, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen kaçakçılık suçuna ilişkin soruşturma kapsamındaSulh Ceza Hakimliğinin kararıyla el konulduğundan bahisle, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez, bölge, il ve ilçe trafikkuruluşları, görev ve yetkileri” başlıklı 5. Maddesinin ‘kuruluş’ başlıklı (a) alt bendinde; “(Değişik: 17/10/1996 - 4199/3md.) Bu Kanunla, Emniyet Genel Müdürlüğüne verilen görevler, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak kurulan TrafikHizmetleri Başkanlığınca yürütülür. Trafik Hizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, il ve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik Hizmetleri Başkanlığına bağlı olarakçalışır.Araçlara ve sürücülere ait işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.Tescil şube veya bürolarında emniyet hizmetleri sınıfı personelinden ayrı olarak teşkilat ve kadrolarındagösterilen sayıda genel idare ve teknik hizmetler sınıfında personel ile sözleşmeli personel çalıştırılabilir.” denilmek suretiile araçlara ve sürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;Aynı maddenin ‘ görev ve yetkiler ‘ alt başlıklı b bendinin 7. fıkrasında “Araçların tescil işlemlerini yaparakbelge ve plakalarını vermek”, 8. fıkrasında “ (Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerinsicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube ve bürolara bırakılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk” başlıklı 20.maddesinde,“Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içindetescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmeliktebelirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,Zorundadırlar.b) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleritescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler.c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta, yönetmelikte belirtilenniteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır. d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezasıborcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler
tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesinebildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılıMotorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergimükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkingeçici belge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılan maddedeve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkiliolup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun239 uncu maddesi uyarınca cezalandırılırlar.Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya EmniyetGenel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerekelden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malikesorumluluk yüklenemez.Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damgavergisi ve değerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyledüzenlenmesi gereken değerli kâğıtların bedelleri, satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512 sayılıNoterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlereherhangi bir pay veya aidat ödenmez.1512 sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücret uygulanmaksızın satış ve devre ilişkin her türlüişlem karşılığında toplam 20 Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusu ücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yenidendeğerleme oranında artırılması suretiyle hesaplanır.Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milliemlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışı yapılan araçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi vebelgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcılarıntescil belgesi almak için süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıkları yetkilidir.e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralıalt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari paracezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğe çıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadar trafikten men edilir.” denilmek sureti ile,ülkeye gümrük kanalı ile giriş yapan araçların ilk tescil işlemlerinin araç sahiplerinin gümrükten geçişi yapılan araçlarıntescili için gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmalarıgerektiği, bu sırada araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyanettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlü oldukları, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, satış vedevri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının, vergi cezası ve trafik idaripara cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterlertarafından yapılacağı ve araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine uymayanlar ile(d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 Türk Lirası, (d)bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezası verileceği ve tescilyapılmadan trafiğe çıkarılan araçların tescil yapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükme bağlanmıştır.Aynı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar:” başlıklı 22. maddesinde; “(Değişik: 18/1/1985 -KHK 245/8 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/8 md.)Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:a) Askeri maksatlarla kullanılan Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bütün araçlar ile çeşitli anlaşmalara göre askeriamaçla yurdumuzda bulunan kuruluşlara ait araçların tescilleri Türk Silahlı Kuvvetlerince,b) Raylı sistemle çalışan araçların tescilleri, kullanıldığı yerlere göre ait olduğu kuruluşlarca,c) İş makinesi türünden araçların tescilleri;1. Kamu kuruluşlarına ait olanlar ilgili kuruluşlarınca,2. (Değişik: 17/10/1996 - 4199/10 md.) Özel veya tüzelkişilere ait olanlardan; tarım kesiminde kullanılanlarziraat odalarınca, tarım kesiminde kullanılanların dışında kalan ve sanayi, bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanlarıntescilleri, üyesi oldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayi odalarınca,d) Tarım kesiminde kullanılanlar hariç, İl Trafik Komisyonlarından karar alınmak şartı ile motorsuz taşıtlardangerekli görülenlerin tescilleri belediyelerce,e) (Mülga: 13/2/2011-6111/57 md.)Yapılır, belge ve plakaları verilir.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan bütün araçların tescilleri, araca ait
belgelerin düzenlenmesi, kişiselleştirilmesi, kişiselleştirilen belgelerin basımı ve ilgililerine elden veya posta aracılığı ileteslimi işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılır. Emniyet Genel Müdürlüğü; ilktescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmak üzere,elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süre ile geçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzerekamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirebilir. Yetkilendirilen bu gerçek veyaözel hukuk tüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarında düzenleyecekleri protokol çerçevesinde başka gerçek veya özelhukuk tüzel kişilerine de yaptırabilirler. Araca ait kişiselleştirilen belgelerin basımı ve ilgililerine elden veya posta yoluylateslimi, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen kamu kurum veya kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırılabilir. Bu işlemlerin yapılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescil belgesinin bir ay içinde teslim edilememesi hâlinde, buna ilişkinolarak araç sahibine sorumluluk yüklenemez.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Genel hükümlerden kaynaklanan sorumlulukları saklı kalmak üzere, ikincifıkra hükmüne göre yetkilendirilmiş gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine, belirlenen usul ve esaslara aykırı hareketetmeleri halinde tespitin yapıldığı yerin mülki amiri veya bu konu ile ilgili olarak yetkilendireceği trafik tescil birim amiritarafından on bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescile ilişkin geçici belge, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunununuygulanmasında resmî belge sayılır” denilmek sureti 1. fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlarailişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımıyoluyla yapacağı düzenlenmiştir.Davanın açıldığı 18.8.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 01.05.2010 gün ve 27568 sayılı Resmi Gazetedeyayınlanan yönetmelikle değişik 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girenKarayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Yeni Kayıt” başlıklı 31. maddesinde;İlk defa tescili yapılacak araçların tescil işlemi, sahiplerinin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü AdresKayıt Sisteminde belirtilen yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki trafik tescil şube veya bürosunda yapılır. Kamu kurumveya kuruluşlarınca finansal kiralama yoluyla kiralanan ve ilk defa tescili yapılacak araçlar, kiracının bulunduğu yerintrafik tescil kuruluşunda da tescil ettirilebilir.Araçların ilk tescilleri, araç sahiplerinin, kanuni temsilcilerinin, vekillerinin veya kamu kurum veya kuruluşları iletüzel kişiliklerce yetkilendirilen kişilerin ibrazı mecburi belgeleri göstererek üzerindeki bilgiler tam, okunaklı, örneğineuygun olarak doldurulmuş, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan "Araç Trafik Tescil Müracaat ve İşlem Formu” (Ek-1)’nuveya işlemi yapan trafik tescil kuruluşunca elektronik ortamda düzenlenen “Araç Tescil İşlem Formu” (Ek-43/A, Ek-43/B)’nu trafik tescil şube veya bürolarında yetkili memurun önünde imzalaması suretiyle yapılır.Trafik tescil kuruluşlarına müracaat sırasında sahiplik belgesi, uygunluk belgesi, zorunlu mali sorumluluksigortası poliçesi ile özel tüketim vergisi ödeme belgesinin aslının ibraz edilmesi zorunludur. Ancak, bu belgelere aitbilgilerin trafik tescil kuruluşlarınca, ilgili kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya diğer tüzel kişilerinden elektroniksistemle alınabilmesi halinde, ibraz zorunluluğu aranmaz.Araç sahibince beyan edilen bilgilerden araca ait olanlar ibraz edilen belgelerle, kişiye ait olanlar ise nüfushüviyet cüzdanı ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi kayıtlarındankarşılaştırılarak yetkili memurca tasdik edilir.Araca ait ibraz edilen belgelere "............... plakaya tescil yapılmıştır" kaşesi vurulur ve bu belgeler muhafazaedilmek üzere araç sahibine iade edilir.Yaşı itibariyle Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliktebelirtilen ilk muayene süresini geçirmiş araçların muayenesinin yaptırılması zorunludur.Araç Tescil Belgesi ile Motorlu Araç Trafik Belgesi araç sahibine veya kanuni vekiline veya kamu kurum veyakuruluşları ile tüzel kişiliklerce yetkilendirilen kişiye elden teslim edilir.Araç Tescil Belgesinin Emniyet Genel Müdürlüğünce elektronik sistemle gönderilen bilgiler esas alınarakDarphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünce düzenlenmesi halinde, belge gerçek kişiler için araç sahibinin Nüfusve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Adres Kayıt Sisteminde belirtilen yerleşim yeri adresine, tüzel kişiler için ticaretsicil gazetesi, tüzük veya diğer resmi kayıt belgelerinde belirtilen adreslerine posta aracılığı ile teslim edilir. Yabancılar içinise belgelerin gönderileceği adrese ilişkin hususlar Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir ve Darphane ve DamgaMatbaası Genel Müdürlüğüne bildirilir.Araca ve tesciline dair bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğünce elektronik ortamda tutulur. Ayrıca, tescile dairmüracaat formları (Ek-1, Ek-43/A, Ek-43/B) ve gerekli diğer belgelerin saklanacağı dosya oluşturularak, tescil plakanumarasına göre arşivlenir.Tescili yapılan araçların tescille birlikte aynı anda trafikten çekilmesi talebinde bulunulması halinde, öncelikletescil işlemi yapılır, ancak motorlu araç trafik belgesi düzenlenmez ve tescil plakası bastırılmaz. Tescil işlemini takiben 41inci madde hükümleri doğrultusunda trafikten çekme işlemi yapılır.” denilmek sureti ile, ilk kaydı yapılacak araçlara ilişkinusuli prosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescil işlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesi gereğinceoluşturulacak trafik tescil şube ve büroları aracılığıyla gerçekleştirileceği bir kez daha ortaya konulmuştur.Tüm bu yasal mevzuat ve yargı kararları kapsamında dava konusu olay ele alındığında, davaya konu aracınWAUZZZ4L08D012592 şase, BUG069127 motor numaralı, 2008 model Audi marka aracın Allcan Otomotiv İnş.Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 31/08/2007 tarihli faturasına istinaden aynı tarihte 06 BJ 4714 plakada 0680774538vergi numaralı Ana-Kent Planlama Yapı Yatırım Turizm Eneriji San. Ve Tic. A.Ş. Körfez Şube adına tescil kaydınınyapıldığı, kayıtları devam ederken Ankara İcra Müdürlüğünün 03.04.2009 tarihli icra satış yazısına istinadenKızılcahamam ilçesine nakil giderek 07/04/2009 tarihinde 06 HBD 17 plakada N.C. adına tescil kaydının yapıldığı,
kayıtları devam ederken Ankara 45. Noterliğinin 13/04/2009 tarihli Noter Satış Sözleşmesine istinaden 16/04/2009tarihinde 06 MRT 96 plakada Murat İlik adına tescil kaydının yapıldığı, kayıtları devam ederken Kızılcahamam ilçesinenakil giderek Ankara 45. Noterliğince 13/08/2012 tarihinde 06 HBT 57 plakada N.C. adına “online” olarak tescilkaydının yapıldığı, kayıtları devam ederken Ankara 45. Noterliğince 14/08/2012 tarihinde davacı M.D. adına 06 M ...plakada tescil kaydının yapıldığı ve kayıtların halen aynı şahıs/davacı adına devam ettiği; dava konusu aracın, dava dışıkişilerin hukuka aykırı işlemleri ile idare yanıltılarak ülkeye sokulduğu; trafiğe tescilleri için gerekli işlemlerin 2918 sayılıKanun ve bu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliğine aykırı şekilde sağlandığı; davacı vekilitarafından; müvekkilinin aracı, satış sözleşmesine istinaden 189.627,00 TL’ye satın aldığını, iyi niyetli malik olarak aracıkullandığını; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müfettişleri tarafından düzenlenen rapora istinaden Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca, Alkan Otomotiv hakkında yapılan soruşturma ile, Ankara 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 27.11.2015 tarih ve2015/4661 D.İş sayılı kararı ile araca el konulduğunu; Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/4 esasında kayıtlıolarak açılan kamu davasında aracın kendilerine iadesi taleplerinin, müsadere edileceğinden bahisle reddedildiğini, bukarara süresinde yaptıkları itirazın da reddedildiğini; aracın ithali sırasında gümrük görevlilerinin gerekli dikkat ve özenigöstermediğini; kullanılmış ikinci el olan aracın kullanılmamış sıfır araç olarak ithalinin ve ülkeye girişinin sağlandığını,aracın ülkeye farklı statüde girişinde ve tescil edilmesinde ilgili kamu görevlilerinin ve idarenin sorumluluğununbulunduğunu, ifade ederek; 189,627.00 TL’lik zararlarının, olayda kusuru bulunan davalı idarelerden tazmini istemiylebakılan davayı açtığı anlaşılmıştır.Bu açıklamalar ışığında, mevzuatın emredici hükümlerine aykırı şekilde gerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemi ile açılan davada, bu konuyu düzenleyen 2918 sayılı Kanunun göreve ilişkindüzenlemesinin dikkate alınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.Nitekim 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür” Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarındaadli yargı yerlerinin görevli olacağı ayrıca ve açıkça belirtilmiştir.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare yanıltılarak ülkeye sokulduktan sonra, trafiğe tescilleri için gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekilde
gerçekleştirilmesi sebebiyle, idare çalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bukanunun uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareketedilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; bu düzenlemenin,genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bunedenle idare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanmasıgerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Ayrıca davaya konu araca ilişkin olarak hukuka aykırı olarak gümrük kabul ve trafik tescil işlemlerinin ilkolarak gerçekleştirildiği 2008 yılında 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesi yürürlükte değil ise de; görev kuralları kamudüzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasaylakabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.Belirtilen nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile Kocaeli 1.İdareMahkemesinin, 5.6.2018 gün ve E:2018/377 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Kocaeli 1.İdare Mahkemesinin, 5.6.2018 gün ve E:2018/377 sayılıGÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.12.2018 gününde, Üyelerden Süleyman Hilmi AYDIN,Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ’un KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ
KARŞI OY Uyuşmazlık Mahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılı kararındaki karşı oy gerekçesindebelirtildiği gibi; "Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrük mevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisle emniyetyetkililerince el konulması üzerine uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın yasal faizi ile birlikte tazmini istemindendoğmuştur.Adli ve İdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerinesayın çoğunluk görüşü doğrultusunda “Uyuşmazlığın çözümünün 2918 sayılı yasanın 110. maddesi gereğince adli yargınıngörev alanında bulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099 sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.Eldeki uyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamında kalmamaktadır.Zira, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzere yasa motorlu araçların işletilmesinden doğanzararlar nedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı, noteryoluyla satın aldığı araca gümrük mevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince elkonulduğunu ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyle uğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ilerisürmektedir.Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğubelirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarieylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumlulukilkeleri gereği tazmin edilmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli
bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.Davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı kamu tüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır.Somut olayda, bu davalının yasa ile kendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmedikleri ilerisürülmüştür. Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundandoğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerindetam yargı davası açılması gerekir.Trafik tescil ve büro amirliği tarafından araç tesciline ilişkin olarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetimine tabi bulunmasınagöre 2577 sayılı İ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olan eldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.Bu gerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.24.12.2018
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ